kürdistan

1 /
azureel azureel
kuzey ıraktaki bazı bölgelerde şu an için haritası bile basılmış asılı durmakta duvarlarda. güneydoğu anadolu bölgesi de nasıl oluyorsa dahil bu krokilerde. serbestçe dolanıyorlar istedikleri gibi girip çıkabiliyorlar ya, kendi devletlerinde, çizmişler.

üzgünüm ama,
nah kurulur bu devlet.

bazı güçlerin yalağı olup, yalaya yalaya onlara kurdurulsa bile "büyük kürdisyan devleti", türkiye'den alınmış bir miligram toprak olamayacaktır sınırları içerisinde. türk askeri siyasi kararlar ile geri çekilse bile, sivil direniş, her daim türklerin kanında bulunan savaşçılık sayesinde, tüfeğini kapan türk evladı, kıracaktır toprağına ayak basan her kürt askerini.
(ayy barbar evet, çok barbarız biz türkler. faşistiz falan ezelden)
tainakan tainakan
bu devleti isteyen insanların tavşanlar gibi ürediği ve 25-30 sene sonra azınlık sıfatından kurtulabilecekleri düşünüldüğünde, "ulan ver kurtulcu mu olsak yoksa kessek mi lan hepsini?" şeklinde şeyler akla geliyor. ama ikisi de doğru çözüm olmaz, milleti birleştirmek lazım, eğitim lazım eğitim...

edit: kötüleyen arkadaşlara selam olsun, eğitim önerisini kötülediğine göre amerikalısın herhalde evet evet belli
şerrefsiz...


----------
aylar yıllar sonra yazının yarabileceği yanlış anlaşılmalar düşünülerek yapılan bir ektir bu yazacaklarım.
"bir milletin azınlık sıfatından kurtulması" gibi ilginç bir cümle ile başlamışım geçmişte bu giriye. ee yani kurtuldular kurtulmadılar hem sonra azınlık ne ya? nasıl yani, benden senden ne farkları var bu azınlık ya da olmayan kişilerin ki? bana beş elma ona iki elma mı verecez? kimin aklı kesiyo bu duruma?
eşitliği sağlayamıyorsan vardır bir sebebi, yaşananları izah edecek yüzün yoksa eden yaşatıyorsun ki? sen saçmalarsan insanlardan mantıklı davranmalarını nasıl beklersin?
neden içimde bir nefret var diye soruyorum kendime.
bir nefret ki insanlara değil işleyişe doğru yönelmiş.
herkesi tek tek seven, ama küçük çıkarlarının sonucuna katlanamayan bir ruhun haykırışı bu...
neyse canım sıkıldı diferansiyel sınavı da var zaten, bitireyim bu giriyi:
son bi ek, bir yenilik tadında
eğer ki "yalnızca ve yalnızca kürtler, tamamen kendi egemenlikleri ve kararları ile" kurabileceklerse bu devleti,
eyvallah derim, ne diyeyim...
fempusay fempusay
bu husus hem kendilerine göre devlet kurmak isteyen bireylerce hem bunlara muhalif olanlarca ve hem de bu devletin kurulması için kıç yırtılmasını göze alanlarca bir türlü anlaşılamamıştır yahut anlaşılmak istenmemektedir. zira, devlet kurmanın birincil şartı bu devlete iradi olarak bağlanacak, gönüllülük esasına göre bu devlet için faaliyet gösterecek ve bu devlete kendi sahip olduğu gücü teslim edecek inanç düzeyine sahip bireylerin /vatandaşların varlığıdır. kurulmak istenilen devletin bu anlamda çok da tutarlı bir yanı bulunmamaktadır. hemen bu noktada israil devletinin kuruluşu hatırlanmalıdır ki; hali hazırda da devam eden politika iş bu devlete iman eden bireylerin ithalidir. işte böyle dostlarım. kürt devleti -adı her ne olursa olsun- kürt insanların yoğunlukla yaşamış oldukları kuzey ırak alanında kurulabilir.* ancak durum bizim memleketten toprak talebine doğru gelişirse, emin olun bu çok kolay olmayacaktır. zaten böyle bir talep de çok makul değildir. zira, talabani ve barzani kişilikleri ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar çeşitli inanç, ırk ve kültürel farklılıkları olan bireyleri bir arada tutmakta zorlanacaklardır/zorlanmaktadırlar. bu durumda kendi içlerinde birlik ve bütünlüğü sağlayamayan bu kişilerin kalkıp bir de memleketimizden toprak talep etmeleri akıl ve izan yoksunluklarını gösterecektir. öte yandan, memleketimizin bir takım oluşum ve kişilerce farklı bir ülke olarak gösterilen bölümlerinde salt kürt vatandaşlar yaşamamaktadır. bu alanlarda asuriler, yezidiler, kıptiler, maruniler, türkmenler, azeriler vd. her birlikte harmanlanmaktadır.
ben bu işleri böyle bilirim böyle derim ki; topraktan her türlü bitki, ağaç vs. yetişebilir. ancak kim toprağa kızabilir ki; neden bu kadar çeşitli şeyler dışarı atıyorsun kendi özünden diye. ve toprak, bütün bu dışa vurumlarını mutlak bir emir ile barış, huzur ve güven içinde birbirleriyle tutunmaları noktasında kodlamaktadır. * şu halde yaşamak, bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine * diyorum başka da bir şey demiyorum.
pehlonio pehlonio
kürt halkının yavaş yavaş kürt ulusuna doğru tarihsel bir seyir göstermesi ile birlikte yakın zamanda adı (türkiye içinde kalan bölgesi ile de birlikte)daha çok anılmaya başlayacak olan oluşum. ister apıralım ister köpürelim; kürtler şu anlık hiçbir anlama gelmese bile inanılmaz bir ulusal bilinç geliştirmeye başladılar ve bu konuda çok azimliler. şu anlık bunun meyvalarını almaları kolay olmasa bile türkiyenin kapitalist emperyalizme uzun vadedeki entegrasyonu düşünüldüğünde bütünlüğünü koruması pek mümkün görünmemektedir. yaşadığımız topraklar doğası itibarıyle her zaman istikrarsız olmuştur ve olmaya devam edecektir. bu da kürdistanı bir ütopya olmaktan çıkarmakta uzak gelecekte de olsa bir realite haline getirmektedir. avram noam chomsky'nin de belirttiği gibi kürtler bu yüzyılın geç uluslaşan iki toplumundan biridir ve çingenelerin böyle bir iddiası kalmadığı için muhtemelen sonuncusu olacaklardır. kürtler ulus devlet çağı trenini son vagondan da olsa yakalamışlardır ve her ulus gibi devletleşme haklarını kullanmak isteyeceklerdir. uzak gelecekte ucuz işçi pazarı, niteliksiz insan cenneti, abd uşaklığı ve ab korumalığı görevine soyunan türkiyenin ise bu talebe verilen cevapta inisiyatif üstlenme hakkı ise olmayacaktır. kürtlerin devletleşme talebi emperyalistler tarafından, kendi çıkarları gözetilerek cevaplanacaktır. bu durumda bize düşense sadece tersi bir karar için dua etmektir. şövenizmin ve faşizmin ise bu konuda zerre yararı dokunamaz çünkü ikisi de öz olarak emperyalizmin maşalarıdır. çok iddialı gelebilir ama bu durumda ülke bütünlüğünün korunması yıllarca bölücülükle suçlanmış olan komünistlerin elindedir. çünkü en kararlı anti-emperyalist güruhu kendileri oluşturmaktadırlar.
don quijote don quijote
resmi adı kürdistan olmamakla birlikte, osmanlı dan beri anadolunun güneydoğusunu ve mezopotamyanın kuzey bölümünü kaplayan alana verilen isimdir. ispanya'nın kuzeyindeki o bölgeye "bask" veya çin'in xin jiang eyaletine nasıl "doğu türkistan" diyorsak, güneydoğu anadolu veya kuzey ırağın bir bölümü için de "kürdistan" ismini kullanmakta bir sakınca görmemekteyim, bu orada bir devlet olduğu anlamına gelmez zira bölgenin adıdır. hatta kişisel fikrim "kürdistan" ve "kürdistan devleti" ayrı başlıklar altında incelenmelidir
esbjorn esbjorn
madde 117, 2inci bent : federal hukuk ile bölge hukuku ihtilafa düştüğünde bölge hukuku son sözü söyler.
yorum : ülkenin dış politikası, savunması, bütçesi ve tabi enerji kaynaklarının kullanılması konuları dışarıda kalmak koşuluyla ırak kürdistanı bir devlet içinde devlet gibi davranabilecek ve ırak kürdistanı bölgesel anayasasına göre karar alacaktır.

madde 117, 4üncü bent : ırak kürdistanı’nın, dış temsilciliklerde kültürel, sosyal ve bölge kalkınmasına katkı sağlamak amacıyla temsilcilikler açabilir.
yorum : ankara'daki ırak büyükelçiliği içinde bir kürdistan temsilciliği açılabilir ve kürtler ırakta yaşayan diğer halklara/gruplara/zümrelere göre ayrıcalıklı bir konum elde edebilirler.

durum böyle iken, yani ırak'ta toprak bütünlüğü ve ulusal birlik pamuk ipliğine bağlıyken, bugün bir eyalet görünümüne olan ırak kürdistanı’nın karmaşadan sıyrılıp yarışı kazanan sperm olması ihtimali pek uzak değil. artık ırak'ın tek bir devletle (federal bile olsa) yönetilebilmesi kolay görünmüyor ve bölünme(lerin) olması halinde bu başlık bir bölgeinin adı olmaktan çok bir devletin adı olabilir. dünya toz pembe değil, uluslararası siyaset hiç değil. kendimizi kandırmayalım, olacakları görüp planlarımızı ona göre yapalım.
radula radula
geçmişten beri anadolunun güneydoğusunu ve mezopotamyanın kuzey bölümünü kaplayan alana verilen isim olduğu doğrudur. fakat, ispanya'nın kuzeyindeki o bölgeye "bask" veya çin'in xin jiang eyaletine "doğu türkistan" diyoruz çünkü bu iki bölge de -en azından kağıt üstünde- özerk bölgelerdir. güneydoğu anadolu veya kuzey ırağın bir bölümü için "kürdistan" ismini kullanmakta ki sakıncaları bir insanın görememesi ise beni hayrete mi yoksa dehşete mi düşürsün, işte ona bir türlü karar veremiyorum. belki kürdistan denilince insanların yüzde kaçının bir bölgeden ve yüzde kaçının bir ülkeden bahsedildiğini bilseydim zihnim açılırdı, ferahlardım. ne bileyim?
aldiantes aldiantes
şöyle bir çağırımı doğurur beraberinde "kurdıştan"!dışarıdan müdahele ile olmalı galiba.içerden yemiyor anlaşılan.zamanın bol olduğu ve cömertçe tüketildiği ülkemizde ve civar ülkelerde uyuyan zihniyetlerin bilinç dışında kurdukları rüyanın toprakları,ama biri dürterek uyandırınca ne olacak!welcome to türkiye!görüp görülecek ülkenin adı bu. ya sev ya terket bayatladı artık,sev ki huzur bulasın,sev ki huzur bulalım! ya da uyu ve iyi uykular
1 /