kürklü venüs

djarum djarum
leopold von sacher masoch yazdığı 1974 yılında ilk türkçe çevirisi yayınlanan roman. mazoşizm irdelendiği bu roman yayınlandığı dönemde çok konuşulmuştur. kimilerine cinsel sapık olarak değerlendirelen bir çiftin üstüne kurgulanmıştır.

kısaca konusu:
vanda adında bir hanım ve kocasının avrupa'nın zengin kişilerinin kaldığı otellerdeki maceralarını anlatıyor. saplantının farklı bir yaptırımlarını bu kitapta bulabilirsiniz. vanda nın eşini hiç önemsemesin eşi üstünde yaratığı bağımlılığı inceleyen farklı bir kitap.
elvisintorunu elvisintorunu
roman polanski'nin 2013'de romandan uyarladığı filmidir. filmin tamamiyle bir tiyatro sahnesinde geçmektedir.
33 üncü istanbul film festivali'nde biletleri satışa çıktığı gün 5 saat içerisinde tükenmiştir.

-- spoiler --

filmde kitaba tamamen müdahale eden polanski, bir süre sonra seyirciyi de senaryoya hapseder. sado-mazoşist sahnelerde birçok simgesel anlatıma yer verilmiştir. filmde sahnede dekor olarak kullanılan kaktüs fallık bir sembol olarak, penisi sembolize eder ve filmin başında baskın rolde tanıdığımız yazar thomas, filmin sonunda o kaktüse bağlanmış bir şekilde bırakılır. aslında bu polanski'nin kitaba yaptığı çok büyük bir eleştiridir. replikler sayesinde dile de getirdiği gibi polanski, kitabı cinsiyetçi bulmaktadır. bunu da filmin sonunda erkeği bir penise hapsederek cezalandırır.

-- spoiler --
bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
leopold ritter von sacher masoch, 4 yıl süren ilk mazoşist ilişkisini yaşadığı anna von kottwitz'le; daha sonra da altı ay süren bir "kölelik sözleşmesi" imzalayıp, köle ve hizmetkar olarak başladığı(işe başlar gibi) fanny von pistor ile olan ilişkilerinde yaşadıklarından esinlenerek kaleme almış bu kitabı…

kitap her ne kadar özünde bu şekilde yazılmış olsa da kadın-erkek ilişkilerinden, kadınların iç dünyalarından çok önemli kesitler vermesi noktasında çok daha farklı ve önemli bir noktaya taşıyor kendini.

sade her ne kadar sadizmin isim babası ise masoch da mazoşizmin babası olarak kabul görmektedir. ancak bu sado-mazo ikilinin birlikte anılması aynılaştıkları anlamına gelmemekte ve bir çok noktada masoch zıt bir yapıya, söyleme ve yoruma sahiptir. sade ironiktir, masoch doğruca ve olduğu gibi, sade ofansif bir dile hakimdir masoch ise boyun eğmektedir. doğru bilinen yanlışı düzettikten sonra kitaba döneyim, kitabın ana karakteri severin aslında masoch'nun kendisidir. wanda ise gerçek yaşamda kölelik sözleşmesi imzaladığı fanny von pistor'dan başkası değildir. tasvir edilen wanda karakteri entelektüel, fazlasıyla güzel, bilge bir kişiliktir. severin, wanda'yla tanışınca ona aşık olur ve bu aşk, mazoşist boyuta ulaşır. wanda'yı bu mazoşist ilişkiye çekmek için yalvarırcasına uğraşan severin sonunda bunu başarır ve bir erkeğe hükmetme, onu istediği gibi kullanma güdüsü wanda'yı ele geçirir. nihayetinde ilişki başlar. kitabın muazzam kısmı da başlıyor tabi… i̇ki ana karakterin yaşadığı ilişkide kadının ortaya koyduğu yoğun tutkusu, o güne değin sakladığı veya farkında olmadığı duygularını yaşamaya başlaması severin'i daha da etkilemekte, severin'in arzulamaktan ve acı çekmekten ölmeye çalışması, ölümü düşünmesi noktasına kadar gelmesine neden olmuştur.

cinselliğin kendisinden çok doğasını, bedenin kendisinden çok varlık anlamını, partnerin benliğinden çok anlamını düşünen, bunları sorgulayan ve sorgulatan sarsıcı bir kitap. bugün aşkı nasıl tanımlıyor ve anlıyorsak bunun, çocukluğumuzdan gelen ilgi ve tecrübelere dayalı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. eğer siz çocukluğunuzda sevgiyi ve bağlılığı temsil eden kişi ve kişilerden sevgisizlik gördüyseniz ileride aşktan anladığınız da o olacaktır. sevgisizliğe dayalı bir sürü yansıma, yanılsama… kitap, mazoşist duygular üzerinden bu durumu muazzam şekilde anlatmış.