kurs maceraları

güse güse
çocuğum ele avuca gelince her özgüven sahibi türk gibi onu, seveceği sporu bulması konusunda yönlendirme amacıyla farklı kurslara götürmem sonucu yaşadığımız maceralar.

1. buz pateni kursu

yerel bir dergide noel zamanına özel kısa buz pateni kursları düzenlendiğini okudum. normalde bu zamanlar ailemin yanına istanbul'a gitsem de o kış louvre'da özel bir leonardo da vinci sergisi var ve biz önden bilet aldık. yılbaşında paris'te olacağız ve almanya'dayız.
bu kursa çocuğu götüreyim dedim. telefon edip koşulları öğrendim. çocuk ilk kez deneyecek, kendi pateni yok. kurs görevlileri ellerinde ona uygun paten numarası var mı baktılar. vardı ve kaydı kabul ettiler. almanya'da yaşamanın verdiği garanticilikle bir teyit maili istedim. gönderildi. her şey sorunsuz.

kurs sabah erken bir saatte buz hokeyi stadında oluyor. vaktinde kapıdayım. önümde çocuklarıyla başka almanlar var. kapı açıldı. herkes sırayla girip, çocuğun ayak numarasını söyleyip, pateni alarak soyunma kısmına ilerliyor. ben de aynı şekilde yaptım. bir 5 dk sonra baya kalabalık artık. girişteki görevli yanıma gelip " siz kayıt oldunuz mu?" dedi.
"evet" dedim. " kime?" dedi. " frau h'ye. mail var göstereyim mi?" dedim. " gerek yok" diyerek gitti.
kadının arkasından şöyle bir soyunma odasına baktım. tek göçmen benim. kadın başka birine bu soruyu sormadı.
güzel bir kurstu.
sonrasında çocuk sevince bir paten alma hikayem oldu, onu da sonra anlatacağım. burası kurs başlığı.

2. tekvando kursu

çocuğum dayak yiyor ve korkuyor diye özgüvenini geliştirmek amacıyla bir tekvando kursu bulup, deneme dersi ayarladım. çocuk sevdi. ve kayıt oldum. ayda 65 euro ödüyorum. ilk üyelik ücreti ve dobok ücreti de 130 euro civarı.
üyelikten sonra ilk ders hoca " neden bu kurs? " dedi. " nasıl yani?" dedim. " neden benim tekvando kursum? neden başka bir tekvando kursuna gitmediniz?" dedi. " evime en yakın olan bu" dedim.

çok güzel bir kurstu.

bir de yüzme ve müzik hikayeleri var. onları da sonra yazarım.