kürtçe

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR
7
bilebilebiikikere
polisle doğudaki gençlerin birbirine kaynaşması için yaptıkları dostluk maçında kürt bir gencin dayak yeme sebebi olan dil. olay van'ın muradiye ilçesinde yaşanmış. emniyet müdürlüğünden bir kaç polis -hani şu 1 mayısta yeri göğü inleten cerrah'ın askerleri- ve lise öğrencileri arasındaki dostluk maçında bi liselinin takım arkadaşına kürtçe ''bave lo'' yada ''bıde mın'' (at hadi yada bana ver) demesi yüzünden bu olay çıkmış. ya yaa bu kadar mühim sebep yani valla öyle. polis kürtçe pas isteğini duyunca ''sen misin ulan'' diyerekten bi kaç jop darbesi bi kaçta maçın verdiği hazla topa vurma niyetine kıça tekmeler savurmuş. maç sonucu mu dostlar? hemen diyeyim; 4 yaralı liseli var bi de polisimiz yaralanmış(vah vah) ve tabi kaçınılmaz olarak emniyet müdürünün ''üzücü bir olay ilgileneceğiz'' sözleri. daha çook ilgileneceksiniz siz anlaşılan.

ahan da bu:
chubbchubb
kürt olduğum halde ana dilim olmayan dil. yaşadığım coğrafyadan ötürü türkçe benim ana dilim. annemin ve babamın ana dili bu dil. ama benim değil.

annem de babam da doğunun bir köyünde doğmuşlar, orda büyümüşler. babam önce okumak için gelmiş istanbul'a. annem ise evlendikten sonra gelmiş. köyde yapacak bir şeyleri yok, göç etmek durumunda kalmışlar. zaten o dönemin koşullarında herkes aynı şeyi yapmak zorundaymış. şu an ise köyün nüfusu yalnızca 42.

bizimkiler istanbul'a gelince biz orda doğup büyüdük haliyle. türkçeyle yetiştik. okulda türkçe öğrendik. ihtiyaç duymuyorduk kürtçe'ye, buna inanıyorduk. yalnızca anne babalarımızın evde konuştuğu kadarını anlamakla yetiniyorduk. zaten dilimiz de dönmüyordu artık bu dilin kelimelerine. yarım yamalak anlıyorduk sadece.

böyle yetişti şu an 20li yaşlarında olan bir nesil. göçe zorlanan anne babalarının yerleştiği büyük memleketlerde eksiksiz bir türkçe öğrendiler. ana dilleri bu oldu. çünkü "dil birliği" denilen bir şey vardı ülkede. ülkedeki herkesle anlaşabilmek için bir dil birliğine ihtiyaç duyuyorduk ve bunun gereklerini yerine getiriyorduk.

evet, ben de şu an ülkedeki herkesle anlaşabileceğimin söylendiği dili konuşuyorum. fakat bu ne yazık ki doğru değil. birçok kişiyle anlaşıyorum evet. ama babaannemle anlaşamıyorum. onun bildiği türkçe birkaç kelimeden ibaret. kışları istanbul'da, yazları köyde kalıyor. ve o yanımızdayken ben onunla konuşamıyorum. bana söylediklerini yarım yamalak anlıyorum. o da benimkileri.

babaannem gibi köyün diğer büyükleriyle de konuşamıyorum. bazen bir kalabalık toplanıyor bizim köylülerden. eskilerin hikayeleri bol olur ya, anlatıyorlar. sonra bir kahkaha kopuyor, anlayanlar gülüyor. biz yeni nesil, suskun oturuyoruz. ya da birkaç kelimesini anladıysak tamamını anlamış gibi yapıp gülüyoruz. geçmişimizden koptuğumuzun farkında olmadan izliyoruz büyükleri.

bizim onları da anlıyor olmamız gerekmez miydi? sözde herkesle anlaşıyorum, benim babaannemle de konuşabiliyor olmam gerekmez miydi?
bulletproof
noterden onaylı olmadığı için dil değildir. dil dediğin bi kere noterden onaylatılacak. tabi dil dediğine bir de ikametgah lazım, onun için de devlet kurulup ikametgah çıkartılacak. ikametgahsız, onaysız mühürsüz dil mi olurmuş, bak sinirlendim şimdi.
çikolata parçacıklı bol kremalı düşes
nasıl ki türkiye de türkler azınlık olmaya başladıysa kürtçe de güzel türkçemizin yerini almaya başlamıştır. mantar gibi türemeye devam etmektedir. maşallah artık her yerde sokakta, pazarda, cafede, kuaförde vs.. duyulmaktadır.

türkiye de yaşayan laz, boşnak, arnavut, çerkez, tatar, vb.. alt azınlık toplumlarından sadece kürtlerin türkçeyi saymayıp kendi dillerini diledikleri gibi konuşup resmileştirme çiyanlığına da dikkat edilmelidir!

lisedeyken edebiyat hocamızın bir söylemini hatırladım şimdi. demişti ki; bir devleti ele geçirmek isterseniz ilk önce dilinizi yaygınlaştırmak gerekir!
seyyar satıcı
televizyonların türkiye’de kürtçe programlar göstermesi, özellikle kürtçe müzik ve kültür yayınları yapması yerindedir. bu yayınlar halkımızın ihtiyaçlarına cevap verecek, esenliğine hizmet edecektir.
trt şeş’in bu anlayışla yayına başladığı belirtildi.

kürtçe türkan şoray filmi
trt şeş’in “kürtlere kürtçe tv, türklere tüürkçe tv” gibi, türkiye gerçeğiyle bağdaşmayan yapay ayrılıkları zorladığı görüldü.
türkan şoray’ın “al yazmalım” filmi oynuyor, kürtçe. oysa kürt kökenli yurttaşlarımız, o filmin türkçesini çok daha iyi anlarlar. türkan şoray’ın filmlerini bir televizyonda türkçe, diğerinde kürtçe gösterin, kürtçe bilen yurttaşların büyük çoğunluğu türkçesini izler. çünkü çoğunluk, türkçesini daha iyi anlar. türkçe, kürt yurttaşlarımızın büyük kesiminin de ortak yaşam ve kültür dilidir.

türkçeye yabancı dil muamelesi
bir programa tanık oldum. değerli müzikçimiz cahit berkay’la söyleşi yapılıyor. berkay türkçe anlatıyor; trt şeş’in değerli sunucusu ve sanatçı nilüfer akbal, kürtçeye çevirmeye çabalıyor. oysa televizyon izleyicileri, cahit berkay’ın türkçesini, kürtçe çevirisinden çok daha iyi anlıyor. ama trt şeş’in yöneticileri öyle buyurmuşlar.
trt şeş’in en büyük yanlışı, türkçeye yabancı dil muamelesi yapmalarıdır. oysa türkçe, kürt yurttaşlarımız için yabancı dil değildir; ortak yaşam dilidir; yalnız türkiye ölçeğinde değil, kürt yurttaşlar arasında yerelliğin ötesindeki anlaşma dilidir.
geçen hafta aydınlık’ta belirtmiştik. abdullah öcalan, “benim birinci dilim türkçedir; ikinci dilim kürtçedir” diyor. rüyalarını türkçe gördüğünü söylüyor. hatta bağımsız bir kürdistan kuracak olsalar, 50 yıl türkçeyle yönetim yapacaklarını belirtiyor (doğu perinçek, abdullah öcalan ile görüşme, ekim 1990, kaynak yayınları, s. 30 vd; 81; 120)

kürdümüzü türkçeye yabancılaştırma gayretleri
trt şeş’te türkçe niçin ingilizce gibi dışımızdaki bir dil uygulaması yapılıyor? kürt yurttaşlar, niçin türkçeye yabancılaştırılıyor? kürdümüze niçin yapay olarak ‘türkçe sana ait bir dil değil, türkçe başkasınındır’ iletisi veriliyor?
bu soruların cevabı anlamlıdır.
çünkü trt şeş’i kuranlar ve yönetenlerin amacı kürdümüzü kucaklamak değil, uygulama bunu kanıtladı.
amaç, kürdü zorla kendi yerelliğine itmek, oraya hapsetmek, kürdü türkiye’den koparmak, kürdümüzü türkiye’ye yabancılaştırmaktır. bu, ortaya çıktı.
bu uygulama, hayata uymuyor; kürt gerçeğimize uymuyor. türkçe, kürdümüzün büyük çoğunluğu için yabancı bir dil değildir; meramını en iyi anlatabildiği, toplumla, iletişimini en iyi kurduğu dildir.
pkk’nın yönettiği roj tv bile bir çok programını türkçe yaparken, trt şeş’in türkçeyi yasak dil gibi görmesi anlamlıdır. roj tv, kürde yalnız kürtçeyle ulaşamayacağını biliyor. kürtlerin çoğunluğunun türkçeyi daha iyi anladığını da biliyor.
peki trt şeş?
trt şeş, abdullah gül anlayışında. zoraki ayırma misyonuna bağlanmış. kürdü türkçeye yabancılaştırma peşinde.

yapaylıkların yabancılaştırmaların
zoraki ayrılıkların alemi yok
kürtçe radyo ve televizyon yayınları olmalıdır. gönül birliği için buna ihtiyaç var. ancak “kürtlere kürt televizyonu, türklere türk televizyonu” anlayışı, bizim gerçeğimize uymuyor; en başta kürt gerçeğimize uymuyor.
trt şeş en geniş olanaklarla yayın yapsın, kürt kökenli olmayan yurttaşlarımız de trt şeş’i izleme ihtiyacı duysun. orada deng bej’leri (kürtçe destan okuyucuları) feryatlarıyla duygulansın, anadolu’nun güzelliklerini tatsın. türkçeyi kürtçeye çevirmek gibi yapaylıkların, yabancılaştırmaların, zoraki ayrılıkların ne alemi var? türkçe konuşmalar ve programlar da olsun.
öte yandan yalnız trt şeş’te değil, diğer televizyonlarda da kürtçe türküler, uzun havalar, halaylar, govendler (“güvendiler”, halaylar), çeşitli kültür ve halkbilimi programları olmalıdır. kürtçe, kürtçe müzik ve sanat, bizim gerçeğimiz olduğuna göre, bütün televizyonlar buna yer vermelidir.

halkın çözümü
halk, bu meseleyi halletmiştir. edirne’den artvin’e kadar düğünlerde derneklerde kürt havası vurulur; insanlarımız içten gelerek ve duyarak, birbirinin koluna girer, omuz omuza coşkuyla halaya durur. aynı gerçek zeybek, horon, kolbastı, karşılama, çiftetelli için geçerlidir. cizre’den haymana’ya kadar hepsi aynı coşkuyla, aynı mutlulukla paylaşılır.
abd’nin projeleri bu halk gerçeğimize karşı savaş açmıştır. bu savaşın galibi de mağlubu da bellidir.

(bkz: doğu perinçek)
yenisekme
çok üzgünüm ama resmi olarak olan bir dil. bir dilin "resmi olarak varolması" ile ne anlatılmak isteniyor anlamıyorum fakat milyonlarca insanın konuştuğu bir dile "resmi olarak yok" demek epey aziz nesinlik bir malzeme. bir devletin resmi dili olmadan da varolan bir sürü dil var. dil dediğin zaten doğal bir oluşumdur, resmi veya gayrıresmi olabilecek bir şey değildir ki dil. dünyadaki dil sayısını ülke sayısına böl bakayım kaç çıkıyor?

yok da yok. yok deyince tepki koymuş oluyorsun çünkü, bravo. var yahu işte böyle bir dil, inkar edecez, görmezlikten gelecez diye kıçınızı yırtınca elinize ne geçiyor ki?
7
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak ücretsizdir ve yalnızca saniyeler alır. hemen üye olun:

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın