kurtuluş savaşındaki vatan hainleri

tekil kişilik tekil kişilik
meseleyi kendi meselesi görmüyordu bunlar.
benim meselem değil diyorlardı.
bir çoğu işgalden mutluydular.
karıları, kızları tecavüze uğrayınca bile uyanamadılar.
bir gün geldi ki boğazlarına dayandı bıçak.
geç kaldılar.
çok şükür ki vatanını sevenler onlar için bile savaştılar.
benim meselem değil diyenler bugün ecdadın vakfı olan kudüs'ü kaderine terk ederler etmesine ve onlara bir şeycik olmaz.
ama sonra diyarbekir, urfa, mardin gider.
niye üzülesin ki sana mı dokunuyorlar.
sonra bakmışsın ne ankara kalmış ne de anadolu.
hatta belki kaybedersin izmir'i ve istanbul'u.
hain unutandır, meselesini unutan.
sesimizde mi çıkmasın yani.
evet gidemeyiz oralara.
ama sizin gibi dilsiz mi olalım.
ey hain utan be utan!
şehit dolu toprağından, seni besleyen vatanından, çilekeş insanından özür dile,
af dile!
the darknick returns the darknick returns
bugüne evrilenleri vatanı koruyan anadolu insanlarının torunlarını çomar diye güya aşalayan aslında vatan nedir bilmeyen cahil cüheladır ki aslında çomarlığın zihniyette olan bir kene olduğunun kanıtı kimselerdir aynı zamanda. hani türkü deve üstünde, esmer tenli ,sakallı insanlar olduğunu zannedenler gibi bi haberdirler ülke insanının kimliği, kültürü ve mücadeleleri konusunda.
anabacı vokke anabacı vokke
kim oluyor bunlar diye bir checklist çıkartsak türk-islam geleneği adına pek hayırlı bir sonuç çıkmaz. o dönem benim meselem değil diyenler monşerler değil derviş galip'ler, anzavur paşalar falandı. mesela bir anzavur paşa kayıtsız kalmakla yetinse iyi... bolu'da, sakarya'da parayla ordu toplayıp farmason uşakları diye mustafa kemal'in üzerine yürümüştü. baya bir müslümandı sarı paşa'nın aksine...

ama gene de o zaman "benim meselem değil" demekle bugün demek arasında temelden bir fark var, kimin dediğinden bağımsız olarak..

bir kere o zaman işgal altında olan bir ülke vardı. bugün ise neredeyse 100 yıldır bağımsız olan, üstüne üstlük yakın coğrafyalarında yayılmacı emelleri de olan bir devlet. bu pek saklanmıyor da...

yani o zamanki mesele türkiye'nin sürüp sürmeyeceği meselesiydi. türkiye sürerdi elbette ama türk-müslüman unsurun egemenliğinde olmayacağı açıktı. orada dinsiz ve farmason uşağı addedilen bir kadro çıktı ve türkler bu coğrafyayaya egemen olacak dedi. bir varlık yokluk savaşıydı yani o...

ama bugünkü durumun bununla zerre ilgisi yok. laiklik, parlementer sistem gibi kurucu değerlerinin çoğundan vazgeçmiş bir bağımsız devlet var ortada. kendi halkının refahı pahasına kah suriye'de kah libya'da fetih maceraları peşinde... bu sürekli güvende değilsiniz diye korkutulurak yapılıyor. bu insanlar sizinle de güvende değiliz zaten, çoluğumuzun çocuğumuzun geleceğinden endişeliyiz diye bu çıkışı yapmış. bugün bir kurtuluş savaşı varsa budur. iktidarın suriye maceraları değil...