kuşak çatışması

1 /
goyathlay goyathlay
yaşın ilerlemesi ve değişmeyen tek şeyin değişim olmasının ortak sonucu olarak genç kuşağın yaşantı şeklinin ve değer yargılarının yaşlı/yetişkin insanlar ile asla uyuşmaması.

bunun tarih boyunca böyle devam etmiş olması da ayrıca ilgi çekicidir. mesela milattan önceye ait bir metinde, sadece adının x'le başladığını hatırladığım bir düşünürün "gençlik çürüyor, din kalmadı, saygı kalmadı, değerlerimiz ayaklar altında, kıyamet çok yakın" diye bayağı bir şikayet ettiğini okumuştum. demek ki 2000 yıldır değişen bir şey yok.
smg smg
insanlar, fikirler, nesiller çatışır. zaman gelir zaman geçer ve yenilenmeyen yenilenemeyen fikirler çatışır. güzel olan her şeyi bilmek değil herkesi dinlemekken birden anne-babalar büyüklüklerini küçültemez ve söyledikleri, yaptıklarıyla küçülürler. bu türkiyede de böyledir avrupada, amerikada da.. umulur ki gün gelip roller değiştiğinde biz başrolde iken küçüklerimizi, çevremizi dinleyebiliriz.. umulur, umulur ama bilinmez..

http://img407.imageshack.us/img407/565/kusakcatismasizh0.jpg
first born unicorn first born unicorn
spor salonunda antrenmanları aynı saate denk geldiği için birbirlerini salondan atmak isteyen yeşil kuşaklı judocularla mavi kuşaklı judocuların çatışması. salonun bekçisi olayı emniyet güçlerine 'salonda kuşak çatışması var' diyerek bildirmiştir.
venom venom
yemek yenir, sofradan kalkmaya yakın annenin midesine biriken gazdan ötürü:
~gaaaaaaaaark!~ (geğirme)
anne: elhamdürillah.

aynı şey evladın bünyesinde:
eeeiiirrrğğğ + hamdürillah
izanagi izanagi
yedi yılda bir neslin değiştiği söylenir. en büyük nedeni şu anda teknolojidir. kimse kendi oğlunu, kızını, torununu beğenmez. sizi beğenen varsa korkun kendinizden.
kiya kiya
neden kuşak çatışması vardır sorusunun yanıtı arandığında karşımıza eski/yeni ayırımı çıkar. yani bir doğum eskiyenin yerine gelenin habercisidir tıpkı her yıl yenilenen doğa gibi yeninin tercih edilme zorunluluğu eskinin yerini almak istemesiyle yeni bir savaş anlamına gelir

ancak eski için yapılacak hiç bir şey yoktur, yeninin gelip kendi yerini almasını beklemekten başka ancak yeni eskinin yerini alırken, eskinin geçtiği yollardan farklı bir biçimde geçer ve eskinin tüm hatalarını değişik biçimde yineler. burada asıl sorun, eskinin bunu bilmesine karşın söyleyerek bir sonuca varamaması. sadece olaya seyirci kalarak yeninin saygısız olduğunu söylemesi ile yetinmesidir. genç bilebilse, yaşlı yapabilse sözünün anlamı da burada değerlendirildiğinde, deneyimin aslında bir birikim olarak kabul edilmesi için, deneyimsizini bu konuda yeterince aydınlatılması gerektiğinin kabulü ortaya çıkar. bu durumda kuşak çatışmasının hiç bitmeyecek bir yenilenme süreci olduğunu, aslında doğanın kendisini yenilemesi olarak kabulü gerektiği ortaya çıkar. yani aslında bu durumu iyi olarak değerlendirmek ve korkmamak gerekir.

kendinden yaşça küçük insanları anlayan ve onlarla iyi iletişim kuran insanların bunu nasıl başardığının tek yanıtı ise empatidir. empati sadece kuşaklar arasındaki iletişim değil, cinsler arası, sosyal gruplar vb. insanlarda kullanılması zorunlu bir kavramdır..
1 /