kutuplaşma

sekisdedektoru sekisdedektoru
polarizasyon kutuplanma demektir.optikte ışığın kutuplanması söz konusudur.ışık titreşen elektromagnetik dalgalardan oluşmuştur.ışığı kutupladığımızda yalnız bir yönde titreşen dalgaların geçmesine imkan sağlamış oluruz.kutuplamayı sağlamak için özel filtrelerden yararlanılır.mesela hesap makinelerimizin üstünde bu filtrelerden vardır,eğer bir tane daha kutuplayıcı filtre daha bulup bunların arasındaki açıyı doksan derece olacak şekilde ayarlarsak,ışık ekrana düşemeyecek dolayısıyla biz de ekran üzerindeki işlemleri göremeyeceğiz.
pink caterpillar on a mushroom pink caterpillar on a mushroom
herhangi bir birimin olumlu ve olumsuz yönlerdeki karşıt uçlarının belirlenmesi yani kutuplanmadır. aslında bir bütünün iki farklı ucu, tarafı. olumlu ve olumsuz taraf yinede bir bütünü oluşturmaktadır. felsefenin yanında bir çok bilimde geçen bu kavrama fizik dilinde polarma olarak rastlayabilmekteyiz.
saksı çiçeği saksı çiçeği
kutuplaşma, sosyal manada, aynı görüşlere sahip insanların kitleleşerek "diğer"leştirdikleri insanları uzaklarına itmeleri, itmeye çalışmaları sonucu zuhur eden olgudur.

kitleler arasındaki uçurum giderek derinleşmekte ve kutuplar belirginleşmektedir.insanlar çok farklı vasıflarla kalıplara sokulmaktadır.bazı şeyler birikmekte ve patlama haddine dayanmak üzeredir.

öte yandan sadece kitleler arasında olan değil, bireyler arasında olan; iki şahıs arasında olan dahi topluma yansımaktadır.
kutuplaşma zarar vermekte ve çözümsüzlük kaos üretmektedir. insan, şahsı adına bir çıkar görmedikçe gerçeği kabul etmez.bu yüzden ona kılıf bulur, etrafına kendine benzeyenleri toplar.şekilsiz, mantıksız mantık üretir;kutuplaşır.
birey ve devlet bir bütündür(en azından öyle olabilmelidir).birey zarardaysa devlet, devlet zarardaysa birey zarardadır.devlet yoksa birey de yoktur, bireylerin hiçbir özgürlüğü de yoktur.
tabii bu görüş kitlelerin devlet, birey, özgürlük, zarar kavramlarına göre çok farklı yönlere çekilebilir, çok farklı şekillerde yorumlanabilir, farklı çıkarımlara sebep olabilir, zira bunlar kutuplaşmanın temel gereklerindendir...
delphin delphin
öyle kesin sınırlarla kutuplaştık ki ; gökten taş yağsa bi taraf akp nin yağdırdığını düşünürken , akp gökten taş yağdırsa diğer taraf rahmet yağdı diye seviniyor...
butch butch
türkiye'nin son beş senedir içine girdiği ve git gide artan gerçektir. en kötüsü de bu kutuplaşmanın getirdiği hoşgörüsüz ortamdır. artık sağ,sol,ateist,dindar,kemalist,komünist,kürt,türk,kadın,erkek ve daha niceleri. bu şekilde kutuplaşmaya ayrışmaya devam edersek güzel bir ülke sadece ama sadece fotoğraflarımızda anılarımızda kalacak. sonumuz hayır olsun.
cakaboo cakaboo
akp ile gelmiş değildir kesinlikle. 70 li yıllarda sağ-sol davasına insanlar birbirini öldürmüş. 80 li yıllardan itibaren özellikle 90lı yıllarda da türk-kürt, sünni-alevi ve laik-muhafazakar kutuplaşmaları hep var olmuş. günümüzde de aynı oranda devam ediyor ne yazık ki. akp aldığı oy desteğiyle bunu azaltabilirdi, bu gücü vardı. ama onlar çoğunluk bizden nasıl olsa diye kutuplaşmayı ve nefret dilini hiç azaltmadılar, aksine hep canlı tuttular. geçmişte ulusalcılar, sağcılar, solcular nasıl buna katkı sunduysa son 10 yıldır da akp kutuplaşmayı sürdürdü.

bu nasıl çözülür, bilemiyorum. sanırım her kesime yakın olabilecek bir parti bir gün çıkar da iktidar olursa o gün azalabilir. öyle bir parti de yok sanırım.
mr chavez mr chavez
türkiyedeki kutuplaşmayı çok daha geriye 2. abdulhamid dönemine kadar götürebiliriz. nefret ve kendinden olmayanı dışlama o günlerde başlamış. o günlerde devletin bekası için?! ülkenin farklı düşünen aydınları hain ilan edilerek sürülmüş ve vatanımız işbirlikçilerden!? kurtarılmış.
sonra zaten uzun süren savaşlar dönemi başlıyor ve ayrışmaya dermanımız olmayan çok uzun bir zaman dilimi yaşıyoruz. istiklal savaşı sonucu atatürk türkiyeyi laik ve modern bir hukuk devleti haline getirmek için devrimlerini bir bir uygulamaya geçiriyor. atatürkü eleştirmek belki haddimize değil ama atatürkte eleştirilmeli. bugünkü özellikle kürt sorunun ,kürt sorunundan biraz da farklı bir biçimde cemaatler sorunun temelinde atatürkün sorunları asker kafasıyla çözmeye çalışmasından kaynaklanıyor. örneklerimize gelelim.
(bkz:zilan katliamı )
(bkz:dersim katliamı )
bunlar özellikle kürt sorunun fitilini ateşleyen fazlası ile gereksiz hamleler.
(bkz:ezanın türkçe okunması )
(bkz:kılık kıyafet kanunu )
(bkz:istiklal mahkemeleri )
(bkz: gericiler)
bunlar da ülkenin cemaatleşmesini yada saçma sapan tarikatlardan kurtulamamasının temel sebepleri.

şimdi özgürlüklere müdahale ve hatta daha kötüsü olan katliamla ülkemiz toplumu birbirine ve bazıları cumhuriyete düşman 3 ayrı kısma ayrılmış oldu.
şimdi bu grupların birinin içerinden ülkenin amına koyan bir siyasi parti ,meclisi bombalayan bir terör örgütü ve işidi destekleyen insanlar çıktı.
kürt katliamından ise birkaç terör örgütü çıktı.
kısa türkiye tarihi turumuza devam edelim.
sonrasında yaşanan sorunlara bir göz gezdirelim.özgürlüklere yapılan müdahalenin ülkemize ne kadar çok zarar verdiğini görelim.

(bkz:diyarbakır cezaevi)
(bkz:kürtlerin göç ettirilmesi )
(bkz: 3000 kürt köyünün haritadan silinmesi)

(bkz:said nursi )
(bkz:said nursinin hayatının hapislerde geçmesi )
(bkz:türbanlıların askeriyeye alınmaması )
(bkz:türbanlıların üniversiteye alınmaması )
(bkz:milli selamet partisinin kapatılması )
(bkz: refah partisinin kapatılması)
(bkz: fazilet partisinin kapatılması)
(bkz:adalet ve kalkınma partisi kapatma davası )
(bkz: postmodern darbe)
(bkz:e muhtıra)


önce kürtlerle ilgili olan durumları inceleyecek olursak 1984 yılında pkk kuruluyor. pkk yine kurulabilirdi ancak bir anda bu kadar çok sempatizan toplamasının sebebi yukarıda yazdıklarım veya yazamadıklarımdır. bir topluluğun bir örgütün fanatiği olması için gerekli olan en önemli şart nefrettir. bu nefretin sebeplerini açık açık görüyoruz.

cemaatlerle ilgili konuya gelecek olursak 2002 yılına kadar yaşananları hatta 2002 den sonra yaşanan bazı olayları yazmaya çalıştım. bu yazılanlara baktığımızda direk olarak özgürlüklere müdahale olduğunu görebiliriz. mesela bu konuya cuk oturan bir örnek var. türbanlı kadınların üniversitelere sokulmaması sonucu fettullah gülenin bir açıklaması ile türbanlıların başlarını allah rızası !? için açıp okumaya devam edebilecekleri. şimdi islam ,ılımlı islama dönüştürülmeye çalışılıyor derken bunun sebeplerine neden değinmiyoruz?
bu gibi hareketlere devlete daha doğrusu cumhuriyete olan düşmanlığı arttırdı ve fettullah gülen bundan yararlandı. yine özgürlüklere müdahalenin bir terör örgütü ile sonuçlanmasını görüyoruz.

2002'den sonrasına aslında dahada ileri sararak 2008 den sonrasına bir bakalım.
(bkz:gezi hareketi )
(bkz: kızlı erkekli kalınmaz)
(bkz:kürtaj cinayettir )
(bkz:türkiyede basın özgürlüğü )
(bkz: ergenekon ve balyoz kumpası)

2002 sonrasına yine çok fazla örnek verebiliriz. 2002den sonra bu kez eline gücü alanlar kendileri harici olan kesimi dışladılar. kendi seçmenlerinden aldıkları güçle diğer kesimlere baskı uyguladılar. bugün herhangi bir tv kanalında akp eleştirilemiyor. muhalif olanlar devletten çeşitli bahanelerle tasfiye edildi.(bkz: balyoz) (bkz: ergenekon)
bir süre cemaatten olamayanlar daha sonrasında ise akpye yakın olmayanlar devlet kurumlarına alınmadı. muhalif yani özellikle atatürkçü kesim her alanda dışlandı. bugün ortada kurulmuş veya kurulacak bir örgüt gözükmemekte. ama bu baskılar sistemleşmeye devam ederse bu kesiminde içinden bir örgüt çıkmayacağı ne malum?

kendimi herhangi bir siyasi görüşün fanatiği olarak hiçbir zaman görmedim. ama gayret ettiğim bir şey varsa objektif olmaya çalışmak. ne kadar objektif olduğumu zaten atatürkü dahi eleştirerek gösterdiğime inanıyorum. bölünmüş toplulumuzun başına gelenler ortada iken biz sadece siyasileri bu durumdan sorumlu tutuyoruz.
eğer bir ülkede devlet özgürlüklere müdahale ediyorsa halk hangi kesimden olursa olsun buna tepkisini koymalıdır.
çünkü benim gözlemlediğim kadarı ile özgürlüklere yapılan her müdahalede ortaya çıkan bir terör örgütü,ortaya çıkan nefret. işte iç savaşlar buralardan körüklenir. şu sıralar doğuda yaşanan bir iç savaşımız var. 15 temmuz günü neredeyse aynı şey batımızda da başlıyordu.
ama bugün hala birileri (bkz: topçu kışlası)nı inşa edeceğini söylüyor.
nargilefilozofu nargilefilozofu
bu ülkede bir taraf olmayıp, her zaman haklının yanında durursan, yanlış yapana yanlışını, doğru yapana doğrusunu söylersen başına şunlar gelir;

1) eğer bir sağcı ile konuşuyorsan kesin solcusun!
2) bir solcu ile konuşuyorsan kesin sağcısın!
3) bir milliyetçi ile konuşuyorsan pkk'lısın!
4) bir pkk'lı ile konuşuyorsan ırkçısın!

dün yanlış yapana bugün doğru yaptığında övgüler diziyorsan;

1) senin de ne olduğun belli değil; bir o taraftasın, bir bu tarafta!
2) eskiden eleştiriyordun, ne oldu başarılı olunca yanaşmaya başladın?

dün doğru yapan bugün yanlış yapmaya başladıysa ve sen bunu dile getiriyorsan;

1) yine; "senin de ne olduğun belli değil; bir o taraftasın, bir bu tarafta!"
2) davaya ihanet ediyorsun!

kültürümüzde "eleştiri" ve "geri bildirim" gibi kavramlar hiç olmadı. "oturmamış!" bile diyemiyorum. zaten bu kavramlar hiç yoktu.

ülkelerin, şehirlerin, kurumların ilerleyebilmesi için objektif bakabilen, sürekli eleştirel düşünebilen insanlara ihtiyaç vardır. ancak bu insanlar bizim ülkemizde, şehirlerimizde ve kurumlarımızda hiç sevilmezler! bir an önce bertaraf edilirler. "bi taraf olmayan, bertaraf olur!" sözü bu topraklardan çıkma değil midir?

bir insanın siyasi düşüncesinin karşılığı bu ülkede bir siyasi partide vücut bulmamış olabilir! insanların dini düşünceleri mevcut dini kural ve kaideler içerisinde yer almayabilir! bir insan herkes gibi düşünmeyebilir!

bırak o insanı o siyasi görüşe, bu siyasi görüşe çekiştirmeyi! bırak bu dinin kurallarına uyacaksın diye zorlamayı! bırak senin gibi düşünmesini beklemeyi!

farklılıklardan öğrenmeye, bu farklılıkları potansiyele dönüştürmeye odaklan! yorulmadın mı bu topraklardaki hiç bitmeyen kavgalardan, tartışmalardan, boşa vakit öldüren zırvalardan?

ben ne sağcıyım, ne solcu... futbolcuyum futbolcu!
gulhane parkindaki ceviz agaci gulhane parkindaki ceviz agaci
tr'de olmayandır, kesin bilgi. sosyal medya sayesinde sesini duyuran ve şöhret kazanan bağğğzı arkadaşlar (özellikle liberaller) aksini söyleyecektir, ama, gerçek şu ki türkiye'de kutuplaşma yoktur. tek taraflı bir saldırganlık, tecavüz ve ona karşı koyma çabası vardır. buna kutuplaşma denemez. kutuplaşma diyenler, şeriat ülkelerinde tecavüze uğrayıp zinadan hüküm giyen kadınları mahkum kılanlarla aynı zihniyettedir. özellikle liberaller.




sizi imha etmek isteyenlere tartışma kültürüyle, argümanlarla yaklaşamazsınız. hatta bunu yapmamalısınız. buna kalkışırsanız sizi üzerler, hem de kuran kursu oğlanlarına yaptıkları gibi "tersten" üzerler. tolerans eşiğini gözden geçirmelisiniz bu konuda.

müslümanlara tolerans kesinlikle sorgulanmalı, gözden geçirilmeli.

www.timesofisrael.com

***

tr'de kutuplaşma var filan... böyle zırvalarla kendinizi üzmeyin. uruguay başta olmak üzere kendinizi kalıcı şekilde g. amerika'ya atacak yolları arayın.