kyoto protokolü

1 /
skin skin
beklenen doğal afetler,göç,açlık,kasırgalar,el nino,atıklar,su/hava kirliliği gibi konuların görüşülmesi üzerine toplanan uluslararası bir çevre toplantısıdır.
whopper whopper
her ülkenin belli bir ödeme karşılığında karbondioksit üretme hakkı satın alabilmesi esasına dayanan protokoldür. eğer bir ülke daha fazla karbondioksit üretmek istiyorsa, önce parasını verip karbon üretim kotası almak zorunda kalacaktır. bu yüzden abd, bu protokolü imzalayamamıştır.

ayrıca türkiye de protokole çok masraflı olacağı nedeniyle karşı çıkmış ve bunu abd ile birlikte imzalamamıştır.

protokolün faydaları birkaç yıl içinde kendisini gösterecektir. örneğin daha şimdiden bir çok japon şirketi co2 emisyonu olmadan üretim yapabilmek için ar-ge bütçelerinin çoğunu bu konu üzerine ayırmıştır. son olarak fuji, bacalardan çıkan co2 yi neredeyse sıfıra indiren bir filtre geliştirmiştir. japonlar çılgındır.
comatose comatose
imzalamayan ülkelerin halkalarının da en az siyasetçileri kadar suçlu olduğu protokoldür. zira halklar eğer imzalaması için siyasilere baskı yapmıyorsa, hala gidip programında imza lafı geçmeyen siyasetçileri seçiyorsa en az onlar kadar suçludur.
mavio mavio
dünya karbondioksitinin 1/3'ünü üreten abd'nin imzalamama nedeni çin'in imzalamamasıdır. çin gelişmekte olan bir ülkedir ve ağır sanayisini arttırmaktadır. bu sebeple karbondioksit üretimini azaltması mümkün değildir. abd ise "büyüyen güç çin" karşısında güç kaybetmemek için protokolü imzalamamıştır.

türkiye de aynı çin gibi gelişmekte olan bir ülkedir. anlaşmaya imza koyabilmesi için rafinerilerini kapatması gerekmektedir. bu ise ülkenin gelişimini kat be kat yavaşlatmak demektir. bu yüzden imzalayamamıştır
la mer la mer
bush un imzalamayıp, abd deki "sanayicileri" mutlu ettiği protokoldür. ayrıca bu mutualist ilişki adamın tekrar seçilmesinde etkisi olmuştur. tabii onlar mutlu mutlu yaşarlarken dünya kan ağlamaktadır o da ayrı mesele.
lazarushadow lazarushadow
(bkz: kyotoyuimzala.com the kyoto protocol is an effort between countries of the united nations to come to a consensus on the reduction of greenhouse gas. we're well aware... kyotoyuimzala )
dr. ümit şahin adını iki hafta önceki televizyon makinası nı seyredenler hatırlayacaktır; bütün zırvalıklara inat, okana herkesi "küresel ısınmaya hayır!" diye bağırttıran adamdı kendileri. iki ayda 100bin imza hedeflemişler, çok ciddi bir rakam ve umut. basın bildirisini bir zahmet okuyunuz. ya da hiç bir şey yapmayanız. geri dönüşümü sallamayın; minimum zamanda maksimum enerji tüketin. sonra neden barajlarda su yok diye şikayet edin.. (bkz: bu dünya küresel ısınma ile ısınmaktadır)
azwepsa azwepsa
imzalamak türkiye için henüz çok erkendir ve imzalanması aslında türkiye açısından hiç olumlu değildir. bu protokolü bizden önce imzalaması gereken ülkeler vardır ki onların imzalaması bizim imzalamamızdan daha çok faydalı olacaktır dünya için. yine de bu konuda bir bilinç oluşması ve bunun zamanla artması çok güzeldir. bizim şartlarımızın da bu protokolü kaldırabileceği bir döneme geldiğimizde geçiş çok daha kolay olacaktır.
wondrous wondrous
görüldüğü kadarıyla abd başta olmak üzere protokolü imzalamayan birkaç güçlü ülkenin ve türkiye de dahil olmak üzere birkaç gelişmekte olan ülkenin konuyla ilgili çok güçlü bir argümanı var:

abd, protokolü imzalaması sonucu atmosfere yapılan sera gazı salınımının pek de durumdan etkilenmeyeceğini, zira bu cinsten sanayi tesislerinin bugüne dek inek osuruğu dışında pek sera gazı yaratmamış gelişmemiş ülkelere kayacağını, dünya bu işten karlı çıkmazken abd ekonomisinin sarsılacağını söylüyor. türkiye'nin de durumu pek farklı değil. dünyanın tüm ülkeleri bir fikir birliği içinde protokolü imzalamadıkça protokolü imzalayan ülkelerin sanayi faaliyetlerine darbe vurulacak, işin çevresel kısmıysa zerre değişmemekle beraber protokolü imzalamayan ülkeler leyhine bir avantaj ortaya çıkacak.

çözümün tüm dünya ülkelerinin protokolü kabul etmesinde olduğu oldukça açık. içinde bulunduğum bir sektörden bahsetmek gerekirse, denizcilik sektörü ulusal düzenlemelerden ziyade onların üzerindeki uluslararası düzenlemelere riayet ettiği için örneğin frigorifik gemilerde (bilhassa balıkçı gemilerinin soğutma sistemlerinde) kullanılan hcfc'nin 2010'da tüm dünyada yasaklanacak olması sonucu sektör büyük bir ilerleme çalışmasına girmiş durumda. denizcilikte olduğu gibi kara şartlarında da bu türden bir topyekün uluslararası mutabakata varılması, konuyla ilgili bilimsel çalışmaların da birkaç bilinçli ülkenin keyfine kalmasını engelleyip bu çalışmaları fiili bir mecburiyet haline getirecektir.
frock frock
kyotoyuimzala.com the kyoto protocol is an effort between countries of the united nations to come to a consensus on the reduction of greenhouse gas. we're well aware... kyotoyuimzala adresinden aşağıdaki metin imzalanabilir.

"türkiye büyük millet meclisi başkanlığı’na,

biz aşağıda imzası olanlar,
türkiye’nin iklim değişikliğine neden olan gazları hızla artan oranda üreten bir ülke olarak, dünya üzerindeki yaşamı tehdit eden küresel ısınmayı durdurmak için üzerine düşenleri yapmasını, ilk adım olarak da sera gazlarında indirim hedeflerini belirlemek için gerekli çalışmaları yaparak, kyoto protokolü’nü en kısa zamanda imzalamasını istiyoruz."
azwepsa azwepsa
dünyayı kurtaracak mucizevi bir protokol olmasının yanı sıra maddelerinin ekonomik sonuçları devletlerin belini bükecek niteliktedir. türkiye için de imzalasın imzlasın deniliyor da o imzayı attıktan sonra olacaklar pek düşünülmüyor. sanılıyor ki imza atılan ülkelerde mevsimler anında normale dönüyor. herkesin yüzü bir anda gülüyor. minik kız çocukları heidi gibi dağlarda kırlarda koşuşturuyor.

evet kyoto protokolü uzun vadede çok olumlu sonuç verebilecek bir uygulamadır. ama sonuç verene kadar pek çok fabrikaya kepenk kapattırıp, çok canlar yakabilecek bir anlaşmadır hem.

bu sebepten başta amerika olmak üzere devletler bunu bir parça sulandırıp yeni bir protokol hazırlama çabasına girmiştir.
sycrone one sycrone one
hayata geçtiği anda yeni bir ekonomik düzeni de beraberinde getirecek protokoldür. evet iktisatçıyım ve ekonomik koşulları ilgimi çekiyor çevresel boyutunun yanında.

kısaca özetlemek gerekirse, özellikle sanayisi gelişmemiş ülkeler hemen atmışlardır bu anlaşmaya imzayı, çünkü imzalandıktan sonra hayata geçecek kota uygulaması, özellikle bu kotayı aşacak sanayisi gelişmiş devletlerin bu iş olanaklarını bu sanayisi gelişmemiş ülkelere kaydıracaktır. bu ülkeler tabiri caizse kota satacaklardır diğer ülkelere. özellikle amerika'da; ki amerika, türkiye ve küçük bazı afrika ülkeri hariç imzalamayan kalmamış, belki de binlerce fabrika kapanacak, müthiş bir durgunluk meydana gelecek o kapitalizmin anavatanında ve normaldir ki tüm dünya ekonomilerini etkileyecek bu durum...

haa, derseniz ki eğer imzalanmazsa bilmem kaç yıl sonra yaşanamayacak bir dünyamız olacak, o zaman bir şey diyemem, haklısınız çünkü... ama ne yazık ki bu ekonomik buhranın da en az çevresel faktörler kadar etkisi olacaktır. 1929 buhranı gibi olacak belki de, bilemiyorum.
ibrik ibrik
kyoto ve türkiye

kaynak: www.kyotoyuimzala.com

türkiye çerçeve sözleşmenin imzaya açıldığı rio zirvesinde başbakan süleyman demirel tarafından üst düzeyde temsil edildiği halde sözleşmeye imza atmamıştır. bir oecd ülkesi olduğu için çerçeve sözleşmenin ek-1 listesinde yer alan türkiye, sözleşmeyi imzalamak yerine listeden çıkmak için lobi yapmayı tercih etmiş, ne var ki ek-1 listesinden çıkarılmamış, ancak 2001 yılında ek-2 listesinden çıkarılmıştır (ne var ki yükümlülük altına girmek için ek-1’de olmak yeterlidir). sözleşmeye imza atmadığı için kyoto görüşmelerinde aktif olarak müzakerelere katılmayan, bu yüzden de otomatik olarak ek-b’ye girmediği için protokol dışı kalan türkiye, bu şekilde kyoto protokolü’ne taraf olmamış ve herhangi bir yükümlülük altına girmemiştir.

türkiye küresel ısınma konusunda her zaman çok yavaş davranan, uluslararası mekanizmaların çevresinden dolaşmaya ve zaman kazanmaya bir ülke olmuştur. imzaya açık olduğu süre içinde çerçeve sözleşmeyi imzalamamış, ancak 2004’de doğrudan doğruya meclis’ten geçirerek onaylamıştır. sözleşmenin getirdiği en önemli yükümlülük olan sera gazı envanterini ancak 2006 yılında, yani sözleşmenin imzalanmasından 14 yıl sonra birleşmiş milletler’e sunabilen türkiye’nin, bu envanterle 1990-2004 yılları arasında sera gazlarını 170 milyon tondan 357 milyon tona çıkardığı, yani %110 artışla rekor kırdığı ortaya çıkmıştır.

bu rakamlarla %1,3’lük paya sahip olduğu ve dünyanın en fazla sera gazı üreten 13. ülkesi olduğu ortaya çıkan türkiye, hala çerçeve sözleşmede ek-1 ülkesi olduğu halde abd ve avustralya’ya birlikte kyoto protokolü’nü imzalamaktan kaçan 3 ülkeden biri olmayı sürdürmektedir
1 /