l appel du vide

vliegende nederlander vliegende nederlander
ingilizcesi de "call of the void" yani "boşluğun çağrısı" olan enteresan bir deyim. üç dilde bir kelimeyi yazıp, anlamını yazmayacak değilim.

durduk yere, herhangi bir sebebiniz yok iken balkondan veya yüksek bir yerden atlama hissine, dürtüsüne verilen isim imiş l'appel du vide.
raskolnikovdogrudansamanpazarinayonelmisti raskolnikovdogrudansamanpazarinayonelmisti
fransızların pek de açıklanamayan hisleri adlandırmalarından biridir. bir uçurumun kenarındayken içinize dolan o tuhaf ürpertiyi tanımlamak için kullanılır. nietzsche severler bunu daha bi' anlayacaktır.

-kim uçurumun derinliklerine bakarsa, uçurum da onun derinliklerine bakar. *nietzsche
harley davutoğlu harley davutoğlu

Boşluğa Çağrının ve Yüksek Bir Yerden Atlama Dürtüsünün Ardında Ne Var?


"hani bazen yüksek bir yerde durursun da birden içinden aşağıya atlamak gelir ya ? o bana olmaz işte!" - jack sparrow (karayip korsanları, dünyanın sonu)
cherry wine cherry wine
türkçesiyle "boşluğun çağrısı", terimsel adıyla "high place phenomenon (hpp)"; yüksek bir yerden aşağıya bakıldığında aniden gelen atlama isteğine verilen edebi ve etkileyici bir isim.

insanların çok büyük kısmının deneyimlediği bu his, başta sadece yüksekten atlama isteğine özgü gibi görünse de; elini ateşe tutmak, yolda giderken direksiyonu aniden tehlikeli bir yöne kırmak, bir trenin önüne atlamak, çok yüksek bir yerden denize atlamak isteği gibi durumlarla da ilişkilendirilir. bunun, teoride kalmış öğretileri deneyimlemek isteğinin bir zuhuru olduğunu düşünmekteydim ancak anladığım kadarıyla, beyindeki anlık bir bozukluğun sonucuymuş.

ve bu hisse bir defasında kulak vermiştim de; derinliğinden rengi siyaha gömülmüş suların, sirenlerin çağrısıydı bu. bir anda, kendimi muhteşem bir yükseklikten bu hareketli, canlı ve karanlık boşluğa bıraktığımda hiçbir şeyi sorgulamıyordum. insanlık tarihinin ay ve güneş kadar ortak bir olgusuna, yerçekimine kendimi koşulsuz şartsız teslim etmiştim. attığım her adımı planlarken, yaşamı şansa bırakmamak adına kendimi yıpratırken aniden hücrelerimde patlayan bu duygu, doğadaki işleyişin benim ölçüp biçmelerimden fersah fersah üstün olduğunu suratıma çarpmıştı. buna da ihtiyacım vardı sanırım.