la dolce vita

enfazlaellikarakterolabilir enfazlaellikarakterolabilir
1960 yapımı, federico fellini'nin yönettiği bir klasik..çapkın gazeteci marcello'nun gözünden italya sokaklarında ve roma'da geçen ilginç olaylara tanık oluyorsunuz..o yıllarda magazin dünyasını, şöhretin nasıl bir boyutta olduğunu, hırsın insana neler yaptırabileceğini, cahillikleri ve aşkı marcello'nun gözünden çok güzel filme aktarmış..izlemeyen varsa mutlaka görsün, izlesin derim..ayrıca cannes'da birçok ödül de almış bir filmdir..italyan yapımı ilk 3 saatlik filmlerden birisidir ayrıca..siyah-beyaz olmasıda filme ayrı bir değer katmakta.
hülya çokyiğit hülya çokyiğit
a href="http://www.sanatlog.com/sanat/federico-felliniden-bir-burjuvazi-guzellemesi-la-dolce-vita-1960-tatli-hayat/" target="_blank">http://www.sanatlog.com/sanat/federico-felliniden-bir-burjuvazi-guzellemesi-la-dolce-vita-1960-tatli-hayat/
insomniacşımakdentist insomniacşımakdentist
sonunu bir türlü hatırlayamadığım ve bu nedenle bir kez daha izlemem gerektiğini düşündüğüm ünlü fellini filmi.bu film aklıma her geldiğinde marcello nun hayatındaki kadınların,özellikle de anita ekberg'in ona seslenişleri, o an izliyormuşum gibi canlanır zihnimde nedense.
albus dıngledore albus dıngledore
federico fellini'nin bayağılığı anlatan bu destansı filmi, roma'da moda olmuş parti gençliğinin tarzının ve davranışlarının 1959 yazı boyunca çizilmiş portresidir ve bu gençlerin hepsini büyük asalaklar olmakla suçlar.

paparazzi tabiri bu filmdeki karakterlerden biri olan paparazzo'dan gelir. paparazzo ise yoldan geçen her ünlünün etrafına kümelenen, devamlı flaş patlatan ve en iyi yere yerleşip en iyi pozu yakalamak isteyen gazetecilerin somut bir örneğidir.
josephine k josephine k
çok akıcı olmayan, şifrelerini çözebilmek için filmin öncesinde -bir entertainment event için- sıkı bir okuma yapmak gereken beni bir gün önce izlediğim breakfast at tiffany s'le kıyaslamalar yapmaya sürüklemiş film... mesela her gün doğumunda kendime ihtiyaç ve uyku molaları verdiğimi bu nedenle filmi izlemeye sabah başlayıp akşam bitirebildiğimi anımsıyorum.

pek çok sahnesi bana çok fotografik gelmiş olmakla bu roma'nın güzelliğinden mi fellini'nin başarısından mı, karar veremedim. ettiğim bu orta karar laflardan sonra zihinlerde oluşan soru işaretlerine yanıt niteliğinde "filmi sevdim mi," evet sevdim. ama izleyeceklere şiddetle tavsiyem zihnin yerinde olduğu, konsontrasyon sıkıntısı çekilmeyen, dinamik ve "iyi" günde izlenmesi yönünde.
jouissance jouissance
sabun köpüğü formundaki yaşamlar şerbeti fazla kaçmış bir tatlının midede yaptığı etkiyi tekrarlar ruhta; bunaltır. nihilizmin/ dante'nin inferno'sunun fellini yorumudur la dolce vita.
faj faj
tahrik edici bir film... insanın arzuları ile huzuru arasında gerili bir ipte yürümeye çalışan bir karakter olan marcello; direkten dönen onca şutuna rağmen içindeki şeytana yenilecektir. içindeki manevi boşluğu doldurmaya çalışan insanların gürültülü yalnızlıkları; hiç de havalı olmayan gerçek sevginin paçavra muamelesi görmesi; iyi ile kötünün kılık değiştirdiği maskeli bir balo ve daha nicesi...

filmin açılış sekansında isa heykelini şehirden uzaklaştıran helikopter, başımıza gelecekleri önceden haber veriyor zaten; tüm zamanlara hitap eden bu öyküyü kaçırmayın...