lamb of god

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR CC:bu fonksiyonu kullanarak girinizi doğrudan seçmiş olduğunuz sosyal platformda da yayınlayabilirsiniz
3
idja
sene 2002,olay hellfest'de gelişmekte. grup sahneye çıkmış black label çalmakta. grubunda vokali nedendir bilinmez,çıktığı yeri unutmuş olacak ki seyirciyle etkileşime girmiyor. ula senden önce hayvani hardcore grupları çalmış,hepiciği seyirciye mikrofon uzatma işine girmiş. nedir bu parça piç olmasın,en iyi çalalım inadı? dayanamıyor bir seyirci, zıplıyor kapıyor vokalin elinden mikrofonu,başlıyor çığırmaya. ulan vokal çekiyor çekiyor gelmiyor. artık nasıl abandıysa elinde kalıcak diye korktum mikrofon. o bu değilde orda bunu bir türk'e yapsaydı " oğlum artizlenme bunun çıkışı var" tarzı diyaloglara mağruz kalabilirdi. gerçi gevur seyircide öyle bir bakış attı vokale ama,yinede bizimkinin etkisini yaratamadı.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
the crestfallen
marilyn manson şarkısı.'nothings going the change the world' der,haklıdır.


there was christ in the metal shell, there was blood on the pavement
the camera will make you god, that's how jack became sainted
if you die when there's no one watching, and your ratings drop and you're forgotten
if they kill you on their tv, you're a martyr and a lamb of god
nothing's going to change, nothing's going to change the world
there was lennon and a happy gun, there were words on the pavement
we were looking for the lamb of god, we were looking for mark david
if you die when there's no one watching, and your ratings drop and you're forgotten
if they kill you on their tv, you're a martyr and a lamb of god

nothing's going to change the world, nothing's going to change
nothing's going to change the world, nothing's going to change
the world

it took three days for him to die, the born again could buy the serial rights
lamb of god have mercy on us, lamb of god won't you grant us

nothing's going to change the world, nothing's going to change
nothing's going to change the world, nothing's going to change
the world

if you die when there's no one watching, and your ratings drop and you're forgotten
if they kill you on their tv, you're a martyr and a lamb of god
nothing's going to change the world

buyrun bu da türkçe çevirisi :

metal kabuğun içinde isa vardı,
kaldırımlarda kan
kamera seni tanrı yapacaktı
işte jack böyle aziz oldu
kimse izlemiyorken ölürsen
reytingler düşer
ve unutulursun ama seni
televizyonda öldürürlerse
sen bir aziz olursun ve tanrının bir koyunu
hiç birşey deyişmeyecek
hiç birşey dünyayı deyiştirmeyecek
mutlu silahta lenon
vardı kaldırımda kelimeler
biz tanrının koyunlarını arıyordul biz mark david i arıyorduk
ölmek üç gününü aldı,yani yeniden
doğmak
bazı şeyleri satın alabilirsin
koyunların tanrısı bize acıyor
koyunların tanrısı bizi
onaylamıyacak mısın?
hiç birşey değişmeyecek...
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
lamb of bass
geçen sene yaptığım biyografi tarzı bir yazı (trockya dergisinden alıntıdır.)



lamb of god

randy blythe: vokal
mike morton: gitar
willie adler: gitar
john campbell: bass gitar
chris adler: davul

grubun kuruluşu 1990'lara dayanıyor. mike morton , chris adler ve john campbell'in aynı üniversitede okudukları ve birbirleriyle tanışmalarıyla grup kurulup çalışmalara başlanıyor. okuldan mezun olduklarında mike morton master yapmaya giderek gruptan ayrılıyor. onun yerine gitarist bulunarak yola devam ediyorlar. bu sırada gruba brutal ve scream vokalleriyle ünlü randy blythe katılıyor. ''burn the preist'' albümü çıkıyor. bu sırada çalışmalar hızla devam ederken mike morton master dan dönüyor ve gruba yeniden katılıyor. boşalan 2. gitara da chris adler in kardeşi willie adler geçiyor. 1 yıl sonra isim değişikliği yaparak lamb of god adıyla çıkıyorlar.
işte tüm bu olaylardan sonra ''new american gospel'' isimli albimleri piyasaya sürülüyor ve albüm heavy metal dünyası için patlama yapıyor ve ''metalcore'' tarzı için büyük bir devrim yaratıyor. ardından ''as the palaces burn'' isimli albümleri çıkıyor. bu albümde yer alan '''11th hour'' isimli parçalarına klip çekiyorlar ve amerikanın irak'a yaptığı zulümleri gösteriyor. bu klip birçok kanal tarafından sansürleniyor.
evet yanlış duymadınız lamb of god amerikalı bir grup olmasına karşın amerikaya yaptığı zulümler dolayısıyla karşıdır. bu şekilde olupta amerikaya karşı olan kaç grup tanıyorsunuz? hatta ''terror and hurbis'' isimli dvd lerinide bu arada çıkarttılar. ve ardından ''ashes of the wake'' albümünü... işte bu albüm beni lamb of god ile tanıştırdı. şarkılardaki gitar riffleri olsun, davulun atakları ve vokalin brutalleri beni çok etkiledi. sonrada bütün albümlerini dinledim. o zaman işte şok olmuştum çünkü bambaşka riffler bambaşka ataklar kullanıyolardı. metalcore'un farkına işte o zaman vardım. bambaşka soundlar elde ediliyor ve heavy metalin dengesini bozmuyor. bu konuda ''death'' grubuda mükemmeldir. kullanılan gitar riffleri hiçbir metal şarkısına benzemiyor.
bu arada philadelpia da verdikleri konserdeki kayıtları ''killadelphia'' adlı bir cd de hayranlarına sunuluyor. bu konserde ''ashes of the wake'' albümünden birçok şarkı bulabilirsiniz. konseri tamamen dinledim ve gerçekten o riffleri birebir yapıyorlar. yani kayıtta başkası çalmıştır olayı yok kesinlikle :). gerçektende mükemmel bir konser olmuş ve hayranların sesleri yeterince duyuluyor. ardından daha yeni olan ''sacrament'' adlı albümleri çıkıyor. şiddetle tavsiye ederim...
genellikle turnede olan bu grubun konsrleride çok heyecanlı geçiyor. ''black label'' adlı şarkılarıyla deliren seyirci wall of death adlı bir pogo ile eğleniyorlar. wall of death pogosunu kısaca şöyle açıklayabilirim:
seyirci ikiye ayrılıyor. yani sahnenin önü bomboş oluyor ve herkez iki yanda oluyor ve şarkının başlamasıyla ikiye ayrılmış seyircinin birbirlerine doğru koşarak hızla pogo yapıyor. eminim orda olmak istemezsiniz. ama ben öyle çok istiyorumki...
dinlenmesi kesin gereken şarkılar:
-now you've got something to die for
-laid to rest
-11th hour
-what i've become
-black label
-ashes of the wake
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
weirdlola
bir psyclon nine şarkısıdır ki icra ettikleri müzik türüne göre bu şarkı mind blowing'dir. altın nallıdır. dinlerken; ıslak insanlarla dolu beyaz ışık yanıp sönmeli bir ortam canlanıyor gözde. damlalar havada uçuşuyor falan. ağır çekim.

the children will suffer underneath a cold black sky
a testament to their heathen destruction
broken teeth on blood soaked soil
from the smiles of religious seduction
wretched disease only foreplay to pain your fates pre-ordained
broken soul of a time before time
put to death but i cannot die
refuse called from a life of anguish
spreading disease to kill the sacred lamb of god
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
ceyyar kermit
grubun diskografisi;

2000 - new american gospel;

black label
a warning
in the absence of the sacred
letter to the unborn
the black dahlia
terror and hubris
the subtle arts of murder and persuasion
pariah
confessional
o d h g a b f e

2003 - as the palaces burn;

ruin
my redemption your demise
purified
11th hour
take you away
boot scraper
in defense of our good name
a devil in god s country
blood junkie
vigil

2004 - terror and hubris (dvd)

2004 - ashes of the wake;

laid to rest
hourglass
now you ve got something to die for
the faded line
omerta
blood of the scribe
one gun
break you
what i ve become
ashes of the wake
remorse is for the dead

2005 - killadelphia (dvd ve konserde yer alan şarkılardan oluşan cd)

2006 - sacrament;

walk with me in hell
again we rise
redneck
pathetic
foot to the throat
descending
blacken the cursed sun
forgotten (lost angels)
requiem
more time to kill
beating on death s door

2008 - walk with me in hell (dvd)

2009 - wrath;

the passing
in your words
set to fail
contractor
fake messiah
grace
broken hands
dead seeds
everything to nothing
choke sermon
reclamation

wrath bonus:

we die alone
shoulder of your god
condemn the hive

edit: ekleme.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
3

sneaker tarihinin ikonik ailesi the air max

instela
air max 1 modelinin başını çektiği nike air max ailesi, kendi kişiliğini yansıttığı birkaç kuşağa dayanıyor. her biri birbirinden farklı özellikleriyle sneaker tarihine damga vuran air max modelleri; cesur renkleri, enerjik desenleri ve görünür hava konseptinin evriminde oynadığı kilit rolleriyle öne çıkıyor. nike, 2. air max günü için geri sayıma devam ederken, geçmişe doğru zamanda yolculuk ederek air max ailesinin ikonlarını hatırlıyor.



air max 1

devrim yaratan hava taban inovasyonunu görünür hale getirerek sneaker tarihini değiştiren nike air max 1, 1987 yılında tanıtıldı. bir yastıklama sistemi olarak geliştirilen nike air, bir anda kendini ifade etmek, stilini cesurca ortaya koymak ve performans göstermek için adeta bir fırsat penceresine dönüştü. 28 yıldır evrimini sürdüren air max ailesi şimdiye kadar yüzlerce unutulmaz versiyonunu geliştirse de, her yeni modelin varlığını bir ölçüde nike air max 1'e borçlu olduğu bir gerçek?

air max'i hayata geçiren nike baş tasarımcısı tinker hatfield, "nike air, o zamanlar bir yenilik değildi. 1978 sonlarında nike air tailwind modelinde ilk kez kullanılan air taban ünitesi, köpüğün içine etkin bir biçimde gizlenmişti. bir gün, paris mimarisinin sıradışı yapıtlarından esinlenmek adına, şehri ve özellikle pompidou center'ı görmek için paris'e gittim. orada, mimarlık eğitimi almış olmamın verdiği bakış açısıyla, daha önce hiç karşılaşmadığım ters yüz edilmiş pompidou center binasında esinlenerek oregon'a geri döndüm. almış olduğum ilhamdan ortaya çıkardığım fikirleri, daha büyük air tabanlar üzerinde çalışan teknisyenlerle paylaşarak, onlarla, air taban teknolojisinin görünür hale getirebileceği ve benzeri olmayan bir ayakkabı yaratabileceği üzerine görüşmeler yaptım. o zamanlar birçok insan, bunun tuhaf bir fikir olduğunu düşünüyordu. ancak ben ve ekibim, dönemin koşu ayakkabılarından daha farklı olmak ve görünürlük mesajını iletmek amacıyla köpük tabanın orta kısmını kestik. böylece daha büyük bir air taban ünitesini açığa çıkararak, görünürlüğü artırdık. bununla birlikte ilk nike air max'te, dikkat çekici ve cesur bir renk paleti kullandık." dedi.



air max 90

durduğu zaman bile hareket halindeki bir şaheser gibi görünen nike air max 90, kendine has duruşuyla fark yaratıyor. 1990'da sahneye çıkan ayakkabı, air max ailesinin dördüncü modeli olma özelliği taşırken, öncekilerden daha büyük nike air hacmine sahip. modelde, ayağa mükemmel bir uyum sağlamak için çıkıntılı paneller kullanılırken, çeşitli bağcık seçenekleri sunuluyor. ayrıca modelin daha sonra "infrared" olarak adlandırılacak canlı kırmızı rengi, görünür havayı vurgularken, tıpkı modelin formu gibi nike air max 90'la birlikte hatırlanıyor.

kendinden sonraki yıllarda ilk formunun çeşitli kombinasyonları geliştirilse de, ilk günden itibaren popüler olan ve yeni bir 10 yılı sembolize eden nike air max 90, her zaman için en sevilen ve temel formlardan biri olmaya devam ediyor.



air max 180

nike air max 180, hatfield ile air force 1 tasarımcısı bruce kilgore'un ortak zekâsının bir ürünü olarak doğdu. iki efsanevi ismin max air ünitesini dış ve orta tabanda görünür hale getirmek ve ayakkabının 180 derecelik yastıklamasına vurgu yapmak için yola çıktığı modelde, ayakla birlikte esneyen yeni ve dinamik bir iç kılıf yer alırken, kalıplı topukla ayağa destek sağlanıyor.

modelin, kısa zamanda dünyanın her yanında tanınmaya başlanan görünür hava konsepti, air max 1'de olduğu gibi efsanevi çizerler, özel efekt ustaları ve sinema yönetmenleri tarafından yaratılan reklamlarla desteklenerek büyük bir üne kavuştu.



air max 93

nike air max 93'ün itici gücü görünürlüktü. defalarca şaşırtılmış bir kitlenin nasıl yeniden şok edileceği üzerine düşünen hatfield, topuk kısmının her zaman odak noktası olduğu bilinciyle hareket ederek en yeni eserini air max 90'ın esnek kanalları üzerine inşa etti. bu kapsamda bu yeni modelde; ayağa ve bileğe ekstra destek vermek için dinamik, uyumlu neopren iç kılıf kullanılırken, plastik süt şişelerinden ilham alınarak geliştirilen şişme kalıplı air taban ünitesi yer aldı. böylece model, görünür hava konusunda dünya çapında bilinir hale geldi.



air max 95

1995 yılında tanıtılan ve cesur formuyla öne çıkan nike air max 95, görünür air tabana ayakkabının ön bölümünde yer veren ilk ayakkabı olarak dikkat çekti. yastıklamaya yepyeni bir yaklaşım getiren bu uygulama, çift hava ünitesiyle koşuculara üstün konfor ve destek sunuyordu. siyah orta tabanlı ilk air max modeli olma özelliği taşıyan nike air max 95, bu özelliğiyle geleneksel koşu ayakkabısı tasarımlarından ciddi anlamda farklılaştı.

insan vücudundan esinlenilen bir silueti tanımlayan özellikler, air modellerinin yaygınlaşmasına yol açtı. omurgaya dayanan orta taban, tasarımın belkemiğini oluşturuyordu. modelde yer alan naylon ip delikleri kaburgayı, üst yüzeyin katmanlı panelleri ve file dokusu ise kas lifleri ile vücudu temsil ediyordu. üst kısımda koyudan açığa degrade renk kullanılarak, modelin arazi koşularında bile temiz kalması amaçlanıyordu. markanın göze çarpmayan bir şekilde kullanılması ise başka bir özellik olarak öne çıkıyordu.

nike air max 95, tasarımda dünyaya bir pencere açarak küresel bir hareket başlattı. bu kapsamda new york'tan londra ve tokyo'ya kadar her yerde yeni jenerasyonun gelecek olarak tanımlanan modeli ayağına giymek istemesi sağlandı. model, pek çok versiyonun ardından hala baş döndürmeye devam ediyor.



air max 97

ilk tam boy max air taban ünitesinin kullanıldığı model olarak bilinen nike air max 97, çığır açan bu sıra dışı inovasyonla, diğer air max modelleri arasından öne çıkmayı başardı. modelde yer alan reflektif çıkıntılar, air max 97'ye ışıkta dikkat çeken bir görünüm kazandırırken, ilham kaynağını tokyo'nun yıldırım hızındaki kurşun renkli trenlerinden alan ayakkabının, gümüş tonuyla başlayan akıcı tasarımı göze çarpıyor. bu özellikleriyle öne çıkan model, her şeyin daha maksimalist olduğu bir dönemde; müziğe, sinemaya ve modaya en uygun ayakkabı olarak, o yılları tanımlayan bir tasarım klasiği haline geldi.



air max 2003

minimize edilmiş bir üst yüzle maksimum yastıklama yaklaşımını buluşturan model olarak tanımlanan nike air max 2003'de, daha önce air max 97'de kullanılan air taban ünitesi ödünç alınırken, kalıp, üretim ve yastıklamadaki yeni gelişmeler sayesinde ayak, zemine yaklaştırılarak ilave esneklik sağlandı. daha önceki air max modellerinin cesur renkleri yerine daha pastel tonlarda sunulan air max 2003'e, 2000'li yılların başında yeni bir estetik kazandırıldı. üst yüzde atletizm ve futbol ayakkabılarında kullanılana benzer bir teijin performans malzemesi tercih edilirken, ayakkabıya hafif ve agresif bir görünüm kazandırıldı.



air max 360

orijinal air max tanıtıldıktan 20 yıl sonra, kullananı havada yürüyormuş gibi hissettirme misyonu, nike air max 360 ile gerçekleşti. nike, daha fazla hava yastıklı denge sunan yepyeni bir max air taban ünitesi geliştirerek, termo-kalıplı bir yapı sayesinde ilk kez, köpük katmanların yerine 360 derece yastıklama sistemi kullandı. modelde, orijinal air max renklerine saygı niteliğinde bir renk paleti kullanılırken, üst yüzde görülen lazer kesim degrade etkilerle, air max 95'in görünümü yeniden canlandırıldı. bir defaya mahsus üretilen sınırlı bir seride ise bu yeni taban üzerine bazı ikonik air max üst yüzleri uygulandı.



air max 2015

hem keşif, hem de bir devrim özelliği taşıyan nike air max 2015, 2013 yılında lanse edilen esnek ve ultra rahat max air yastıklamanın dinamik hareketiyle uyumlu bir üst yüzle sunuldu. performans koşu ayakkabısı olarak yaratılan model; nefes alan, hafif, teknolojik ve neredeyse kesintisiz bir file üst yüze sahip olma özelliği taşıyor. ayakkabı, nike flywire teknolojisiyle birlikte ayağı saran bir yapıya da sahip. boru tipi yastıklama yapısı ve esnek kanallarla konforlu ve enerjik bir koşu deneyimi sunan model, standardını yeniden tanımlıyor. nike logosunun ters yönde kullanımı bile alışkanlıkları değiştirirken, stilde yeni bir dönemi müjdeliyor.

http://inste.la/nikeairma...
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın