lamb of god

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR
5
dis
new american gospel, burn the priest gibi miksaj bakımından başarısız, müzikal açıdan başarılı albümlerle piyasaya girmiş, zirve dönemini as the palaces burn ve ashes of the wake albümleriyle yaşamış, randy blythe gibi adeta öfke kusan bir vokale, chris adler gibi teknik olduğu kadar da atik bir davulcuya, ve psikopatlıklarından ötürü konserlerde birbirlerine bakarak çalma oyunu oynayan (gözlerini gitarın sapına ilk götüren oyunu kaybeder) gitaristlere sahip taş gibi gruptu bir zamanlar...

daha sonra ne mi oldu, "daha progressive takılacağız, herkes bizim yetekenklerimizin farkına varmalı" anlayışı baş gösterdi. sacrament ve wrath gibi fanları tarafından yine dinlenme katsayısına sahip, sıradan bir metal dinleyicisi tarafından ise "bu heriflerde boka sürülecek akıl yok" tepkilerinin yükselmesinin doğal karşılanacağı iki albüm yapmışlar, gözden düştükçe düşmüşlerdir piyasada.
gory
ilk tanışmamız laid to rest ile olmuştu. randy'nin vokaller girene kadar "vay kaliteli bir grupmuş" diyordum ki "the blood's on the wall..." diye öküzleme bir şekilde şakımaya başlayan randy (askerde hep böyle seslenirdim kendisine) bütün düşüncelerimi yıktı geçti.

şimdi, grubu dinlemeden önce, dönemin gruplarını ister istemez önüne alıyorsun. ne bileyim bir devildriver, killswitch engage ve hatta slipknot falan. kıyaslamaya başlıyorsun. tamam diyorsun bu adamlar kesinlikle farklı ve yeni bir şeyler katıyorlar diyip işin içinden sıyrılıyorsun.

daha sonra biraz eskilerle kıyaslayalım derken buluveriyorsun kendini. pantera, sepultura, slayer o bu şu derken, bu adamların en az bu babalar kadar potansiyeli olduğunu farkediyorsun.

işte orada sarmaya başlıyor bu grup. istediği kadar öfke kussunlar, istediği kadar yüksek volüm olsun kulaklıklarımda, koymuyor arkadaş. kulaklıkları çıkarttığımda belki bir çınlama oluyor lakin verdiği hazzın ve boşalmışlığın yanında hiçbir şey bu...

ayrıca, yolda yürürken kavga etme güdülerimi dürtebilen bir arkadaştır randy. tabi anselmo'dan sonra...

not: grace'i, edirnekapı şehitliği'nden geçerken dinlemenizi tavsiye ederim.
yata yata paslandık
lamb of god'ın yaptığı müziğin bu kadar gaz ve bodoslama olmasına rağmen kulağa çok hoş gelmesinin sebebi, kalın tonlardan hayvan gibi güzel melodiler çıkarmalarıdır bana göre.

bu şekilde hayvan güzel müzik yapan bir grup daha vardı: pantera. pantera da dimebag darrell'ın kalın tonlardan yakaladığı mükemmel riffler ve melodilerle farkını yaratmıştı.

lamb of god'ın müziğini gaz yapan faktörlerden diğeri de davul tonları tabii. grup davula epey yaslanıyor diye gözlemledim (ya da dinlemledim?!). edit: (bkz: dinlemlemek)

sonuç olarak dinlemesi, çalması zevkli müzik yapıyorlar. devam etsinler. akıllı olsunlar akıllı!
5
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak ücretsizdir ve yalnızca saniyeler alır. hemen üye olun:

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın