latife hanım

1 /
anosias anosias
atatürkün eşidir fakat iddialara göre sevdiği kadın değildir. iddialara gçre mustafa kemalin gönlünde fikriye hanım vardır.
latife hanım, halit ziya uşaklıgilin yeğenidir.
söylentiye göremustafa kemal atatürk'ün tüm halka anlatmaya çalıştığı hayatta kadınların yeri büyüktür ve erkeklerle aynı haklara sahiptirler. atatürkün bu anlatımlarını desteklemesi, modern dünyadaki aile ilişkisini de göstermesi için bir eşe ihtiyacı vardır. bir izmir seyahatinde tanıştığı modern latife hanımda bu iş için biçilmiş kaftandır. fakat ne yazık ki mutlu olamazlar ve ayrılırlar.
püskül püskül
bazı kaynaklarda kendisinden gururlu, onurlu bir kadın olduğu şeklinde bahsedilirken bazılarında fikriye hanımın intiharına sebep olduğu yazar. fikriye ve latife hanımla ilgili konular her daim biraz karanlıkta kalmıştır. ancak yaşadığımız ülkeyi kuran büyük önderinde elbette bir özel hayatı vardır ve kanımca bu derece irdelenip, bu kadar yazıya dökülmemelidir.
labirent labirent
"latife hanım" ipek çalışlar'ın kaleme aldığı biyografi kitabının adı... latife hanım'ı bugüne kadar kendisiyle ilgili yazılmış olanlardan daha detaylı ve çok yönlü bakış açısıyla değerlendirme ve tanıma fırsatı veren güzel bir biyografi kitabı...
ccuk ccuk
şaka hanım, şakacı hanım olarak da değerlendirebilir
-bizim bey çok üç kağıtçıdır!
-haha! bizim hanım latife yapar böyle arada bir.
rita rita
türkiye büyük millet meclisine giren ilk türk kadınıdır, modern ve kültürlüdür, mustafa kemal atatürk'ün eşidir, kadına seçme ve seçilme hakkının verilmesinde öncülük etmiş, ilk bağımsız türk kadını bir devrimcidir. atatürk o'na uşaki soyadını vermiştir, anlamı aşıklardır. sonradan harbiyede safir apartmanının 7. katını satın almıştır, bunun sebebi, tam karşısında duran ve aslını tam olarak yansıttığını düşündüğü atatürk heykelidir.
ipimlekusagim ipimlekusagim
ilk ‘first lady’ de diyebiliriz.

mustafa kemal, uşşaki'lerin kızı latife hanımla evlendiğinde devletin 'first lady'sinin kim olacağı sorusu da yanıtlanıyordu. paris ve londra'da hukuk eğitimi görmüş latife hanım çankaya köşkü'nün hanımefendisi olarak değişim başlatacaktı. köşk'teki kadınsı dokunuşlar hemen rengini belli edecekti. latife hanım'ın mustafa kemal'le fırtınalı ve alengirli ilişkisi biliniyor, ama ya diğer kadınlarla ilişkileri?

misal latife hanım'la 'başvekil' eşi mevhibe hanımın ilk kez izmir'de karşılaşması son derece yayvan, gereksiz bir samimiyetle şekilleniyor. kanımca bu diyalog karaktere dönük kimi ipuçlarını da barındırıyor. ama dönem yazıcıları her iki 'lady'nin ilerki dönemde daha sıkı bir dostluğa giriştiğini söylüyor. neyse; latife hanım, ömer inönü'nün doğumunu kutlamak için mevhibe hanım'ı izmir'deki evlerinde ziyaret eder. gülsün bilgehan'ın kaleme aldığı "mevhibe" kitabında bu karşılaşma şöyle anlatılıyor:

"avrupa'dan alınmış şık tayyörü, kaliteli ayakkabıları ile latife hanım ayrıcalığını belli ediyordu. lohusa şerbetini yudumlarken, çocuğu kucakladı. “maşallah. allah bağışlasın efendim. ben bu kadar güzel çocuk görmedim" diyerek doğumu kutlar.

gülsün bilgehan'a göre iki kadın arasında o gün hayatlarının sonuna dek sürecek bir dostluk başlar. hiç bir zaman birbirlerine rakip olmayacaklardı. hatta bu arkadaşlıkları latife hanım'ın boşanmasından sonra da sürecekti. mustafa kemal'in de 'oluruyla' inönü ailesi dostluklarını latife hanım'dan esirgemiyeceklerdi.

latife hanım kısa süre de olsa çankaya köşkü hanımefendiğilini canı gönülden benimsemişti. hepsi kocalarının rollerinden mutluydu ve destek veriyorlardı. ancak 'kadınsı' çekişmeler de olmuyor değildi. latife hanım 'üstünlüğünü' vurgulamaktan hoşlanan bir hanımdı. özellikle baskın kimliği zaman zaman tartışmaları alevliyordu. gülsün bilgehan'ın kitabında yer verdiği tartışmalardan biri oldukça kayda değer:

latife hanım yine bir cumartesi günü köşkte konuklarını ağırlıyordu. birden konuklarına dönerek şöyle dedi: "eğer saltanat geri gelseydi. ben sultan olurdum" ve ardından da bolu mebusu cevat abbas bey'in eşine dönerek, ekledi: "sen de iyi bir 'dame d'honneur" olurdun!" cevat abbas bey'in eşi ise saltanat gelirse, ne olacağını anlamayınca da açıklamış: "hani saraylarda olur. kraliçelere yardım eden kadınlar vardır. onlardan."

gördüğünüz gibi her ne kadar devletin başındaki kadın da olsa, bir insan olarak latife hanım; ayar konusunda fevkalade bir direnç gösterebiliyor. mevcut konumunun getirdiği 'sonsuz hak' bilmeyi dahi yetersiz bulup, adeta kapak niyetine tepki verebiliyor. olmadı latife hanım, çok ayıp. geç yerine, sıfır.
kira kira
atatürk'ün ''sen latife değil latifsin'' ,'' sen benim ayaklı gazetemsin'' , ''bizim yaver'' gibi iltifatlarda bulunduğu 5 ağustos 1925'te ayrıldığı eşi.

ilk karşılaşmaları da şöyle olmuştur:

mustafa kemal izmir karargahındadır.saat 14:30.mustafa kemal'in ikinci yaveri muzaffer kılıç,yaverler odasında telefonla konuşmaktadır:
-evet efendim.içerde,ingiliz delegeleri var.şu anda bağlayamam.evet.sonra da ,sanırım italyan delegesi.bi dakika,bi dakika efendim.(dışarıyı dinler)sanırım ingiliz delegesi çıktyı.evet,öbür kapı kapandı.müsaadenizle,ben arzedeyim efendim.

yaver muzaffer ayağa kalkıp,tam bir adım atmışken odasının kapısı hızla açılıyor ve içeriye siyah mantolu,mor pelerinli,peçesiz,şık,zarif bir genç kız giriyor.yaşı 22 ya da 23.yaver muzaffer'in o an,''heyecanlı,cüretli,kararlı ve ateş gibi''diye nitelendiriverdiği bu davetsiz misafire şaşırmış yüzü dona kalır.

genç kadın olanca zarifliğiyle yaver muzaffer bey'e doğru yürüyor ve onu heyecanla selamlıyor.
-bonjur efendim.ben gazi mustafa kemal paşa ile görüşmeye geldim.
genç yaver,duyduklarınıa inanamamıştır:
-nasıl?
genç hanım,bir adım daha yaklaşarak isteğini yineliyor:
-gazi ile efendim,görüşmek istiyorum.
-ama bu imkansız!
-neden imkansızmış efendim?
yaver başını çaresizlikle sallayarak ve şaşkınlığı biraz daha artarark yutkunuyor.
-imkansız çünkü.çünkü savaş henüz devam ediyor hanımefendi.başkumandan paşamız su anda yabancı delegelerle konuşuyor.birkaç gün bekleyin.ortalık yatışsın.belki o zaman,o zaman size söz veriyorum..başkumandan paşayla sizi mutlaka görüştürmenin imkanlarını hazırlayacağım.
genç izmir'li hanımın bu açıklamaya cevabı kesindir:
-çok teşekkür ederim.ama ben,birkaç gün bekleyemem yaver bey.bugün,hemen kendilerini görmem lazım.çok önemli.
-anlatamadım galiba?
-anlattınız!ama asıl ben size anlatamadım herhalde.yaver bey çaresiz bir ifadeyle boynunu bükerek soruyor:
-ne görüşecektiniz?
-müsaade ederseniz bunu paşamızla görüşeceğim.ama lütfen,önce bir kere kendisine ricamı bildirin.beni peşin peşin reddetmeyin.
muzaffer bey'in artık iyice canı sıkılmıştı ve tereddütler içindeydi.kendi kendine söyleniyor:
-laf anlatmak ne güç!
sonra genç hanıma dönerek:
-pekala,deneyelim...işin sonunda azar işitenin ben olacağım kein ama,haber vereceğim,diyor.
muzaffer bey,kapıyı vurup içeri girdiğinde mustafa kemal yorgun,çalışma masasında değil,ayaktadır.elinde sigarası,masanın ucunda kahvesi:
-ne var çocuk?
hazırolda bekleyen genç yaver kızgın ve tereddütle başını sallayarak:
-paşam dışarıda genç bir hanım var.bir türlü lakırdı anlatamadım.ne desem ''mutlaka gazi'yi göreceğim,çok önemli''diyor.sigarasını tablaya bastıran mustafa kemal düşüncelidir,yorgun yorgun soruyor:
-ne istiyormuş?
-ne istediğini yalnız size söyleyebilirmiş.
kaşları çatılan,yüzü asılan mustafa kemal'in cevabı tam yaverinin beklediği gibidir:
-tam sırası!görmüyor musun çocuk ,benim başımı kaşıyacak vaktim yok.sal gitsin!
işte tam bu sırada o genç hanım aralık kapıdan sanki kayar gibi,heyecanlı,mutlu ve uçarcasına odaya girdi ve mustafa kemal'in önünde durdu.muzip bir gülüş,sevinç,zafer!
-savamaz paşam!adım latide.uşakizade muammer bey'in büyük kızıyım.izmir'e hoşgeldiniz efendim.
büyük bir şaşkınlık içinde genç kızla göz göze gelen paşa,hemen kendini toparladı ve latife'yi yanıtladı:
-öyle mi?muammer bey'in böyle yetişkin kızları mı vardı?
-üç kızının en büyüğü benim efendim.
mustafa kemal nedense bir anda yumuşamış,çözülmüş,gözleri gülmüştü.muzaffer ise hayretler içinde.ağır ağır çekilirken genç hanımın mustafa kemal'in eline sarıldığını gördü,mustafa kemal çekmek istiyor ama elini öperken sözüne devam ediyordu:
-ahdım vardı paşam...elinizi mutlaka öpecektim.
-pekala,buyrun ourun latife hanım.emriniz?
davetsiz konuk tam oturacakken yerinden fırlıyor:
-estafurrullah,ne demek?
-oturun lütfen.
-teşekkür ederim efendim.
ilk anlar birbirlerini süzen ev sahibi ve onun davetsiz konuğu,birbirnin gücünü kontrol ediyor gibiydiler.sonuçtan ikisi de memnun kalmıştı sanki.sonunda uşakizadelerin genç kızı bir selli sağanak gibi konuşmaya başlıyor.
-paris'te hukuk okuyordum.güzel izmir'in işgali beni kahretmişti.ne yapacağımı şaşırmıştım.hemen her gece sizi rüyamda görüyordum.saçlarımı okşuyor,bana''latife korkma,ben memleketi de ,izmir'i de kurtaracağım''diyordunuz.beni bu amansız bunalımdan,inanın sakarya zaferiniz kurtardı paşam.
-öyle mi?neden?
-sakarya zaferini fransız gazetelerinden okuduğum zaman sevinçten deliye dönmüştüm.yemiyor,içmiyor,uyuyamıyordum.sonra lion'a,anneme telefon ettim.küçük erkek kardeşim tedavide olduğu için ailem de orada.''anne ben izmir'e dönüyorum.artık buralarda duramayacağım''dedim.önce,izin vermek istemediler.ama biraz sonra beni fransa'da tutmanın artık mümkün olmadığını anladılar.bavulumu kaptığım gibi ,önüme ilk çıkan gemiye binip izmir'e geldim.siz nasıl olsa izmir'e girecektiniz.söz vermiştiniz.sizi burada karşılamak benim borcumdu.izmir gümrüğünde bana çok eziyet ettiler.valizlerim didik didik arandı.boynumdaki şu madalyonu bile açmamı istediler.açınca da kıyamet koptu.
-öyle mi?neden?
genç hanım madalyonunu açarak gösterdi:
-bakın,içinde isizn fotoğrafınız var.bu fotoğrafı bir frnsız gazetesinden kestim.
mustafa kemal madalyonu eline alıp baktı.altın bir zincire takılı olan madalyonun içindeki resmi görmek isteyince aşları birbirine yaklaşmıştı.genç kızın görünür heyecanı mustafa kemal'in çok hoşuna gitti:
-bu güzel şey yüzünden neler geldi başıma,bilemezsiniz paşam.
mustafa kemal,madalyonu hemen bıraktı,sıcak bir gülümsemeyle sordu genç kıza:
-neler geldi?
-madalyondaki resmin size ait olduğunu anlayınca yer yerinden oynadı.adamın biri üstüme yürüyüp ''yoksa sen mustafa kemal'in casusu musun'' demez mi?''onuhenüz hiç görmedim''dedim.üstüme gürledi adam:''yoksa görmeye niyetli misin?''''niçin olmasın beyler''dedim.''ben öz be öz bir türk kızıyım.her vatansever gibi onu seviyorum.o benim vatanımı kurtarmak için canını ölümlere atıyor.yoksa siz onu sevmiyor musunuz?''dedim.
mustafa kemal ince bir alayla ve gülümseyer sordu latife hanıma:
-demek sen seviyorsun?bunca tehlikeyi göze alacak kadar?heyecanlı konuk kıpıpr kıprp kaynıyor gibiydi:
-aman paşa hazretleri!sizin kahramanlığınızın yanında benim lafım mı olur?
-sonra ne oldu?
-sonra beni tevkf etmeye karar verdilerç
-demeyin!sonra?korktunuz mu yoksa?
-ben mi?yapamazsınız bunu! diye haykırdım.onlardan korkmuştum,yalan değil.tevkif edilirsem sizi görmem tehlikeye girecekti çünkü.benim korktuğum buydu.ama neyse ki beni iki efzun askeriyle evimize yolladılar ve orada gözaltında tuttular.
-vah canım.ne kadar üzmüşler sizi.şimdii..bu ziyaretiniz için teşekkür ederim.bana bütün yorgunluğumu unutturdunuz.inşallah yakın zamanda yine görüşürüz.
latife boynunu büktü,kendine güvenen bir kadının çocuksu şımarıklığıyla:
-ama paşam!ama ben daha sözümü bitirmemiştim ki.
-özür dilerim latife hanım,yandaki odada yabancı misyon temsilcileri beni bekliyor.biliyorsunuz..(güler paşa) izmir'e daha bugün geldim.
-beş dakika daha beklesinler efendim.lütfen!sizi görmeden önce ahdetmiştim.
-evet,neye?
-izmir'e giren ordunun başkumandanı uşakizadelerin evinde ,ben misafir edeceğim, diye.
mustafa kemal heyecanla ayağa kalktı:
-oo..işte bu olmadı!ailenizin lyon'da olduğunu söylediniz.ayrıca..savaş henüz bitmedi.daha önemlisi..buradaki ilgililer benim için bazı hazırlıklar yaptılar herhalde küçük hanım.şimdi,sizi tanıdığıma çok memnun oldum.izin verirseniz beni bekleyen acil işlere dönmeliyim.
genç kız çok mahzun olmuştu.bunu saklamadı:
-tabii efendim,dedi.beni kabul ettiğiniz için çok teşekkürler.
sonra muzip muzip güldü:
-aslında,siz kabul etmediniz,ben baskın yaptım amma.yine de davetimi düşünün lütfen paşam.sizi misafir etmekten şeref duyarız.büyükannem böyle söyledi.büyükannem izmir'de.evimiz büyük,personel emrinize amade.bendeniz de!sizi rahat ettiririz ümit ediyorum.
mustafa kemal,konuğunun eline kuvvetle ve şefkatle sıktı,bırakmadı,kapıya kadar birlikte yürüdüler:
-teşekkür ederim,çok teşekkür ederim.
sonra kapıyı açtı:
-devlet-i ikbal ile,güle güle,dedi.latife:
-gene görüşmek ümidi ile,diyerek eğildi.mustafa kemal'in elini öptü:
-evimin adresini ve telefon numaramı nazik yaverinize bırakacağım efendim,dedi.ama o anda dayanamayarak ,birden mustafa kemal'in boynuna sarıldı ve yanaklarından öpüverdi.
mustafa kemal bu olana çok şaşırmıştı.hatta genç kızın cüretinden korkmuştu biraz da.

mustafa kemal le 1000 gün adlı kitaptan alıntıdır.*
gennosuke gennosuke
kendisi cumhuriyetimizin ilk first lady'sidir.mustafa kemal atatürk'le evlenmiş fakat geçinemedikleri için-fikriye hanımın intiharının da etkisi vardır-boşanmışlardır.halit ziya uşaklıgil aile büyüğü olarak:"latife'nin uşakizade ailesinin güzel ve temiz taraflarından ona kadar gelen meziyetlerin yanında,muammer'in(latife hanım'ım babası)kötü yaradılışından,özellikle de adviye'nin(latife hanım'ın annesi) türlü türlü yozlaşmış miraslarından geçen sakatlıkları vardır.paşa'nın latife ile izdivacını haber alır almaz kendi kendime 'eyvah' demiştim,'m.kemal'in bütün hayatı zehirlenecek'" kaynak:turgut özakman,cumhuriyet:türk mucizesi,s.419
imkanatutuldum imkanatutuldum
ipek çalışlar'ı hazırladığı bu harika biyografiden dolayı taktir ediyorum. açılmamış yüzlerce belge, konuşmamış onlarca tanık olmasına rağmen kitap, eldeki kaynakları çok iyi değerlendirerek yazılmış.
hızır idi yunus idi hızır idi yunus idi
ismet bozdağın kitaplarında bolca kötü olarak bahsedilen şahıstır. arkadasından konuşmak gibi olmasın ama hakikatten kimse iyi diye bahsetmiyor kendisinde. ayrıca o kadar güzel bir kadın değildir kendisi. zübeyde hanım tarafından da istenmemiştir.
pire pire
atatürk ile ayrılmalarının ardından ölene kadar hayatını ata'nın heykeline bakan evinden hiç çıkmayıp kitap okuyarak geçiren ve hiç bir gazeteye konuşmayan, pek çok konuda eleştirdiğim, ancak bazı konularda nihayetinde onun da bir kadın olduğunun unutularak hakkının yendiğini düşündüğüm hanım efendi.
lordofthething lordofthething
o dönemin en iyi tahsillerini almış ilk first lady.

şu ana inat, şu anda ki kendi konumdaşlarına inat, tersine geçirilen evrimi kanıtlarcasına aydın bakışı ve duruşu ile simgedir latife hanım gözümde.
tommy girl tommy girl
anılarını yazması için kendisine servet değerinde paralar teklif edilen ama tüm bunları geri çeviren asil kadın.

öldüğünde boynundaki kolyesinde atatürk'ün fotoğrafı olduğunu öğrendiğimde beni gerçekten çok etkilemiş olan first lady.
1 /