le dernier jour d un condamne

mustafa mustafa
bir idam mahkumunun, idam kararı verildiği günden idam edilinceye kadar gecen sürede neler yaşadığını, düşündüğünü ve hissettiğini anlatan victor hugo'un bir kitabıdır.

mahkum, idam ediliği zamanlarda bir idamın nasıl bir gösteri olduğunu sürekli vurgular. halk, infazı eğlenceli bir gösteri olarak görür. kitap, özellikle bu durum üzerinde yoğunlaşmıştır.

baş kahraman, mahkum, suçtan hiç bahsetmemektedir. fakat suç işlediğini, kan döktüğünü de gizlememektedir. ona göre verilen idam kararı yerinde bir karardır. suçu işlemişti, cezasını çekecekti.

başlarda idam edilmekten pek korkmamaktadır. zaten avukatının, idam cezasını kürek cezasına çevirmeye çalışmasını da istememiştir. fakat vakit yaklaştıkça, mahkumun düşünceleri değişir gibi olur ama çok geçmeden yine aynı şekilde düşünmeye devam eder, ta ki son gün gelene kadar.

son günde, son dakikalarda kurtulmanın bir yolu olduğuna kendini inandırmaya çalışır. çünkü kendisi çok iyi, öldürülemeyecek kadar iyi bir insan olduğunu düşünür, affedilmemesi için hiçbir neden yoktur.
atalante atalante
victor hugo'nun 1829 yılında giyotin infazlarının bir tiyatro gösterisi gibi sergilendiği paris'teki greve meydanı'ndan geçerken gördüğü muazzam kalabalık, duyduğu alkışlar ve çığlıklar üzerine yazmaya başladığı, aslen idam cezasının tamamen kaldırılmasının gerekliliğini insanlara anlatmaya çalışan roman.

incelemesi için; ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba? 1829 yılının fransa'sı... 1789'da patlak vermiş ve o günden sonra tüm hızıyla yoluna devam edip karşısına çıkan her şeyi ortasında üçgen şeklinde k... atalante86
özde dantel sözde entel özde dantel sözde entel
idam eleştirisi victor hogo eseri.

"ölüm" denilen eylemin ya da eylemsizliği bu kadar çok kutsamak. sevgiyi de nefreti de "ölüm" ile ifade etmek oysa "yeryüzünün en kutsal şeyi olan yaşamı korumaktır asıl olan, gerisi mitoloji, bir yığın boş laf..."

biri "yaşam"ı kutsar bunu yazar;

"bu insanlar, acaba ortadan kaldırılmasına karar verdikleri bir insanda bir aklın, yaşama dört elle sarılmış bir aklın ölüme hazır bir canın olmadığı düşüncesini hiç mi akıllarına getirmiyorlar?
hayır, onlara göre bu yalnızca bir üçgenimsi bıçağın dümdüz aşağı düşmesinden başka bir şey değil!!!"

daha iyisi olamazdı dersin. victor hugo 26 yaşında bile böyle bir şey...
bisiklet ve kedi bisiklet ve kedi
radyo tiyatrosu ile çocuklara dinlettiğim victor hugo eseri. başta gülerek dinledikleri bu eser, ilerledikçe kendilerini içine çekti. mahkumun durumuna ağlayanlar oldu. amacıma ulaştım. sadist ruhlu değilim ama empati kurmalarını görmek her şeye değerdi.

kitap okumak istemeyenleri teşvik etti. victor hugo, paris, forsa, giyotin gibi gerçekleri gördüler. tarihi eğlenerek öğrendiler.

yani eğer öğretmenseniz ve çocuklara kitap okutturmak istiyorsanız böyle bir uygulama size başarı getirebilir. çünkü çocuklar malum bu devirde facebook vs yerlerde vakit öldürürken hic tecrübe etmedikleri/edemedikleri bir şey yaşadılar. sadece sesi gelen oyunu kalpleriyle izlediler.
suya tovbeli raki suya tovbeli raki
"rahipler tıpkı akbabalar gibi, ölünce yanında bitiyor insanın ancak. oysa ailem açlık çekerken, parasızlık yüzünden kızımı doktora götüremezken bana yardımcı olsalardı, ben bugün burda olmazdım."
rehab elite rehab elite
victor hugo'nun şaheseri. döneminde idam cezasını sorgulatmıştır. kitaptaki kahramanın iç konuşmaları, kızını son kez görüşü, ölüm korkusu okuyucunun içine işler ve okumak gerçekten zordur.
anarşistkedi anarşistkedi
victor hugo tarafından kaleme alınmış muazzam eserdir. 19. yüzyılın başlarında idam cezasına karşı bir direniş eseridir aynı zamanda. zira hugo ekseni itibariyle yanlış bir tutum takınıyor olsa da -idam cezası insanlığa yakışmamaktadır şeklinde hümanist bir minvalde- idam cezasına karşı net bir tavır almıştır. hümanizmin de ötesinde hiçbir canlının hayatının elinden alınması bu denli kolay olmamalıdır. hele ki şiddetin devlet tekelinde ve meşruiyetinde kutsanıyor olmasının tehlikeleri özellikle fransa'da yıllar yılı etüt edildi. bu eksende hugo avangart sayılabilir mi bu eseriyle bilemiyorum, ancak ölmek üzere olan bir insanın psikolojisini kaleme alabilmek zor bir iş zannımca. eserde de yer yer irrite edici düzeyde bu ruh halini yansıtabiliyor oluşu hugo'nun farklı bir etki alanını göstermekte. bu özelliğiyle hem avrupa edebiyatında bence önemli bir yere sahip bir eser yaratmakta, hem de siyasal anlamda tezlerimizi bir romanda somutlaştırmaktadır.
ravenhow ravenhow
ders niteliğinde bir önsöze sahip olan eser.

1832 yılında victor hugo; "... tüm idamların içinde siyasal nitelik taşıyanının en korkunç, en üzücü, en zehirli ve kökünün kazınması en gerekli olanı olduğunu belirtmeliyiz. bu çeşit giyotin, kaldırımlara kök salar ve kısa bir süre içinde toprağın her yanından sürgünler fışkırır.
devrim zamanında ilk düşen başa dikkat edin. halkın iştahını kabartacaktır." demiştir.

aynı özsözün sonlarında; "o rezil makine fransa'dan gidecek, buna inanıyoruz ve tanrı izin verirse, topallaya topallaya gidecek, çünkü bizler ona sert darbelerle vurmayı deneyeceğiz.
gitsin, başka yerlerden konukseverlik dilensin; uygarlaşan türkiye'ye değil, onu istemeyen vahşilere değil, birkaç barbar halka gitsin..." gibi bir kısım da vardır.

dediğim gibi, suç ne olursa olsun, idam cezasına karşı çıkan ve bunu doğrudan belirten bu metin 1832'de, kitap ise1829 yılında yayımlanmıştır.

(bkz: bir idam mahkumunun son günü)