les 120 journees de sodome

uykusuz uykusuz
yavaş yavaş alınmadığı takdirde bünyede onulmaz yaralar açabilecek marquis de sade kitabı.insan muhayyilesinin almayacağı fanteziler,işkenceler ve ağır tahrik içerir. belli bir yaştan ve tecrübeden sonra okunması gerekir , aksi takdirde psikolojik dengelerin sarsılmasına ,kimyanın bozulmasına yol açar. acaba bunun nedeni, yepyeni bir şeyle karşılaşmanın kültür şoku mudur yoksa bilinçaltının peçesini kaldırıp ,dipte köşede kalmış şeyleri surata çarpması mıdır kavrayamadım?

ayrıca, yönetmeni pierre paolo pasolini'nin linç edilip öldürülmesine yol açan, 1940ların faşist italyasına uyarlanmış aynı isimli filmi de mevcuttur.
comtesse de lautreamont comtesse de lautreamont
sade, sodom'un 120 günü'nde, en hafif ifadesiyle şok edici olan, 'basit'ten başlayıp partnerin ölümünü gerektiren 'cinai'ye kadar varan altı yüz tutku menüsünü sıralar: güçsüzün asılması, boğulması, haşlanması, bağırsaklarının deşilmesi ve başının kesilmesi yoluyla doyuma ulaşılır. sade'ın işkencecileri istisnasız zengindirler ve servetlerini, cezalandırılmadan doğrayabilmek, işkence edebilmek ve öldürmek için kullnırlar: kurbanlarının kurtulma şansı yoktur. bir başka deyişle, cinsel haz güce dayanır. güç, işkencecinin hücresinde, ormandaki bir aslanın avı misali bir nesne haline gelen kurbanı insanlıktan çıkarır. sade’ın en büyük başarısı, 'seksi, müstehcen zulüm ile despot gücün en mükemmel ifadesi' yapmak olmuştur.

david coward/sade: bir vaka

işkencelerden bir hatırladığım, dört heriften birinin küçük kızın kalçasında kızgın yumurtayla omlet yapıp afiyetle yemesidir. güleyim mi, korkayım mı, kusayım mı bilemedim.
nastasya filippovna nastasya filippovna
marquis de sade'ı anlamak için okunması gereken ilk kitap. hayalgücünü zorlayan anlatımlar var kitapta; döneminin en aykırı yazarının bu enfes kitabının günümüze ulaşabilmiş olması büyük nimet.

kitabı okuyunca, film oldukça "yavan" geliyor; çünkü kitapta anlatılanların çok az kısmı filme aktarılmış. bu belki de hiçbir yönetmenin, marquis de sade'ın sunduğu imge bahçelerini canlandıracak yetide olmayışındandır.
my only friend my only friend
marquis de sade'ın -bana kalırsa- baş yapıtıdır.
lakin ne acıdır ki filmi ancak 'vasat' olabilmiştir.
tabi ki kitaptan esintiler de vardır ama bir "les 120 journees de sodome" değildir.
kitap okuyanı bazen "aslında bunlar doğal şeyler" demeye götürürken bazen de "hayır bu asla doğal olamaz" diye bağırttrıyor.
işte öyle bir şey.
okunmalı mı ? bence okunmalı.