levent bulut

1 /
haberci haberci
yazdığı yazılarda mükemmel tespitler yapan yazar. gafket uykusu adlı yazısı okunasıdır. türkiye'nin içinde bulunduğu durumu gözler önüne sermiştir.

yazı şöyledir;

13 vatan evladının şehit edildiği gün, 14 temmuz 2011'de diyarbakır'da toplanan sözüm ona demokratik toplum kongresi devlete meydan okuyarak özerklik ilan ettiklerini duyurmuştu.
türkiye şehitlerine ağlarken, şırnak'da özerklik kutlamaları yapılmıştı.

4 mart 2012'de ise açılımın mucidi bugünkü iktidar sayesinde bir hayal daha gerçek oldu.
diyarbakır'da kürt ulusal dil konferansı yapıldı.

türk bayrağı yerine salona barzani'nin bayrağı asıldı.
toplantıda istiklal marşı yerine ey ragip (rakip) marşı okundu.


bütün bunlar olurken, çok güzel şeyler olacak diyen cumhurun başı gül'den tık yok.

kahraman subaylarımızı, paşalarımızı ve gazetecileri sabah sabah ani baskınlarla içeriye alabilen, makam odalarının kapısının üstünde, cumhuriyet savcısı yazanlarda da tık yok.

her olaya müdahil olan, yeri geldiğinde savcı, yeri geldiğinde hakim olup 23 nisan'da yerine oturan öğrenciye şimdi başbakansın ister as, ister kes diyen recep tayyip bey ve açılımcı saz arkadaşlarından da tık yok..

oysa herşeye kükreyen dünyaya meydan okuyan, recep tayyip bey'den sağlam ve haklı bir van minıt duymamız gerekmez miydi?

ama tabi demokratik özerklik ilan etmişsin devlete meydan okumuşsun, türk bayrağı yerine barzani'nin resmini asmışsın, istiklal marşı yerine rakip marşı okumuşsun hepsi hikaye..

recep tayyip bey'in kükremesi için, hakkını ariyan memur, parasız eğitim isteyip şifreyi protesto eden öğrenci,
devri bitmiş bakkal,
esnaf, işçi ya da çiftçi olmanız gerekiyor.

demokrasi gereği yürüyüş yaparsanız, bolca yediğiniz biber gazı ve copla birlikte her türlü sözü hakareti de duymayı haketmişsiniz demektir.

öyle devlete meydan okumuşsun, özerklik ilan etmişsin, ciddiye almıyorlar böyle şeyleri, kendi kendilerine çalıp oynarlar deyip geçiştiriyorlar..

bilerek veya bilmeden yapılan bu söylem bile nasıl bir gaflet içinde olduklarını göstermeye yetmiyor mu?

yapılan devlete ve otoritesine açıkça meydan okumadır ki, bu, küçümsenecek bir olay değildir.

pkk ilk eylemi gerçekleştirdiğinde de dönemin başbakanı özal üç beş çapulcunun yaptığı iş deyip geçiştirmişti, bugün o çapulçular devletle müzakare edip, özerklik ilan ediyor.

küçümsedikçe, bana ne dedikçe, aman yahu bir şey olmaz dedikçe, olmaz denilen şeyler oluyor bu ülkede..

10 yıldır en fazla oyu ben aldım, ben yaptım oldu diyerek devletin kırmızı çizgilerini darma duman eden zihniyetin karşısına, bir başkası ben yaptım oldu sende tanı diye geliyor.

bugün gelinen noktada toplumda ve siyasette yaratılan bananecilik, aman canım ne olacak ki demeler yüzündendir.

her eylemlerinde şehirleri, mahalleri savaş alanına çevirip yakıp yıktılar.

pkk'nın ilk saldırısını kahramanlık destanı diye şenliklerle kutladılar.
karayollarındaki tabelaları değişip kürtçe tabelalar koydular.
belediyeler kürtçe afiş bastırıp astılar.
adım adım özerklik ilanın ön aşamasını tamamladılar.

bütün bunlar olurken devletin valileri savcıları, kaymakamları, polisi ve ülkeyi yönetenler sadece seyretti!.
oysa atatürk'ün dediği gibi vazifeyi ihmale sürükleyen merhamet de vatana ihanettir!

şunu da unutmamak gerek,
bdp'nin yaptığı açıklama ve etkinikleri tüm kürtleri bağlamadığı gibi, bu adamlar tüm kürtleri temsil etmemektedir.

ve nice bilinçli kürt vatandaşımız vatanına ve bayrağına bağlıdır.

bu olayı ciddiye almayanlar altını çizerek söylüyorum gaflet uykusundan halen uyanamamış olanlardır.

burası bir muz cumhuriyeti değildir
biz kanla, canla aldığımız bu vatanı sokakta bulmadık.

gerekirse bedel ödemekten çekinmeyiz.
bu vatan türkü,kürdü, lazı, çerkezi ile birdir, tektir.
türkiye cumhuriyetini kuran türk halkına türk milleti denir.
bizlerse bunu şerefle bilir, gururla söyleriz.
ve söyleyemeyenlere inat binlerce kere;
ne mutlu türküm diyene.

haber okur - türkiye`nin haber sitesi' türkiye`den ve dünyadan haberlerin ve okur yorumlarının yer aldığı tarafsız haber sitesi haberokur
haberci haberci
kaç mehmet daha şehit olmalı adli yazısıyla, ülkeyi yönetenlere sağlam giydirmiştir.

yazı söyledir;

akp genel başkan yardımcısı hüseyin çelik, birkaç mehmet şehit oldu diye meclis'i toplayamayız diye açıklama yaptı.

şehitlerine kelle diyen ve şehit cenazelerindeki tepkileri yaygara olarak değerlendirebilen başbakan erdoğan'dan sonra, çelik'in yaptığı açıklama sahibinin sesi olduğu için yadırgayamadım.


ancak dünyanın neresinde olursa olsun bir devlet, terör saldırılarından sonra bırakın sürekli şehit vermesini, bir askerinin kılına zarar geldiğinde kıyametleri koparır ve koparması da gerekir.

ama bugün ne hikmetse, ülkeyi yönetenlere göre şehit vermek sıradan ve değersiz.

tabi şehit olan mehmet’e alamıyor ki babası en kıyağından bir çürük raporu.

şöyle bir ticarete salınsınlar ya da iktidara yakın bir işadamından bursu kapsınlar da doğru yurtdışına, sonra gelsin yapsın bedelliyi.


tuzu kuru olanlar işte bu yüzden şehit haberlerini yaygara ve terörün propagandasını yapmak olarak değerlendiriyorlar.

e tabi maaşlar yetmiyor diye veryansın eden görme engelli vatandaşa, körsün ama iş vermişiz daha ne istiyorsun diyen zihniyetlere göre, hortlattıkları terör yüzünden gelen şehitleri de olağan karşılamaları normaldir.

öyle ya ne de olsa vatan için can verenler şehitlik mertebesine yükseliyorlar..

göçük altında kalıp hayatını kaybedenler için güzel öldüler diyen zihniyete bakılınca, şehit aileleri sevinmeli mutlu olmalıdır.
daha ne istiyor olabilir ki..

zaten onca şehit vermemize rağmen ülke iyi yolda , iyiye gidiyoruz demeleri bundandır.

yakında bitme noktasındaki terörü açılımlarla canlandırdık ama karşılığını da aldık, en çok şehitlik mertebesine bizim zamanımızda ulaşıldı derlerse şaşırmamak gerek.

terör saldırılarından dolayı şehit vermeyi kanıksamış bir ülke ve yönetiminde esirlerin lafı bile olamaz tabi.

son kaçırmaları da eklersek şu an 6 asker, bir polis ve bir kaymakam adayımızın bir yıldır pkk'nın elinde rehin olmasına karşın hükümetin o askerlerimizi kurtarmak için ne yaptığını bilen yok.

birşey yapıyorlarsa da koskoca türkiye cumhuriyeti hükümetinin aldığı bir netice yok.

ama hep yanlışlarını söylüyorsun da kardeşim bu adamlar hiç mi iyi bir şey yapmıyor diyenler için yukarıda allah var şimdi, doğruya da doğru demek gerek.

bir israil askeri hamas tarafından esir alındığında, başbakanımız nasılda esirleri kurtarmak için canla başla çalışmıştı..

öyle ki israil cumhurbaşbakanı erdoğan'a, çabasından dolayı özel olarak teşekkür etmişti.

uzatmayalım ülkeyi yönetenlerin zihniyeti ve yaptıkları zaten belli ama yine de sormak lazım.

şehitlerimizin hesabını sormak ve pkk'nın elindeki askerlerimizi kurtarmak için, askerlerimizin israil askeri ve yahudi mi olmaları gerekiyor? kıyametleri koparmak için türk ve müslüman olmak yetmiyor mu?

ve bakan çelik'e sorun bakalım, meclisi toplamak için daha kaç mehmet'in şehit olması gerekiyor?

haber okur - türkiye`nin haber sitesi' türkiye`den ve dünyadan haberlerin ve okur yorumlarının yer aldığı tarafsız haber sitesi haberokur
haberci haberci
habur rezaletini ve hükümetin yalnış politikalarını ha-bu'du'r yazısıyla bir bir sıralamıştır.

yazı şöyledir;

güzel şeyler olacakla başlayan, orada iyi şeyler oluyorla sonuçlanan, dağdan gelenlerin kahraman gibi karşılandığı habur rezaleti üzerinden üç yıl geçti.

peki ne değişti?
ne sonuç alındı?

pkk mı bitti ?
terör mü azaldı ?
hayır



aksine her gün şehit vermeye devam ediyoruz.

pkk eskiden vur kaç yaparken, şimdi vur kal yapıp alan savunması yapar oldu.
yani artık vurduğu yerde kalmaya çalışıyor. bunu şemdinli saldırılarında gördük.

pkk bugün artık çok rahat yol kesip arama yapıyor, köy basıp adam kaçırıyor.
aynı anda 3-5 karakolumuza her türlü saldırı yöntemini deniyor, kullanıyorken;

nerde bu devlet, nerde bu teröristlerle mücadele edecek asker diyorsanız eğer, hemen söyleyelim
akp devleti terörle müzakere yaparken, canları pahasına vatan millet aşkıyla görev yapan askerlerimizin nerede olduğunu ise oslo görüşmelerinde sizinle savaşan ordu şimdi içeride söylemiyle açıkça görüyoruz.

devlet müzarakede, teröristle mücadele eden kahramanlar ise içeride..
dışarda olanların ise eli kolu bağlı bir halde.

habur da ayaklarına hakim, savcı gönderilip,
"önderlik istedi geldim, pişman değilim" diyenler pişmansın denilerek serbest bırakılırken,
artık yol kesen teröristlerden canını savunmak için silahına davranan polise, askere soruşturma açılır oldu.


peki bütün bunların sorumlusu kim derseniz eğer;

başbakana göre, şehit cenazelerinde yaygara kopartanlar, bir kaç mehmet şehit oldu diye meclisi
toplamaya çalışan muhalefet partileri ve medya..
sanki ülkeyi ve devleti bunlar yönetiyor.

üstelik başbakan, terör politikası yüzünden muhalefet partilerinden eleştiri geldiğinde,
muhalefetin bizi suçlaması terör örgütüne güç verir diye açıklamalar yapıyor.


peki, başbakana sormak gerek bunları;


habur da dağdan inenlerin ayağına hakim ve savcı gönderip, yargılandıkları salonda rahatsız olmasınlar diye, türk bayrağı ve atatürk resmini indirip pişman değilim demelerine rağmen serbest bırakırken, sizinle mücadele eden ordu içeride itirafı kimin ekmeğine yağ sürüyordu, kime güç veriyordu acaba?


muhalefetin teröre güç vermemesi için, sizin emrinizdeki askeri mi suçlaması gerekiyordu.
şehit haberleri teröre güç verir derken, terörle mücadele eden paşaları, komutanları içeri almak,
o haberleri çarşaf çarşaf yayınlamak kime güç veriyordu?

yandaş gazetelerde özel'den önceki dönemde, askeri terörle mücadelede başarısız gibi göstermek, kime güç vermiş oluyordu acaba?

oysa asker elinde silahı olan ve karşısına çıkmış teröristle mücadele eder, terörle değil.

terörle mücadele devletin ve devleti yönetenlerin işidir. ekonomik ve siyasal boyutunu devlet,
doğal olarak devleti yönetenler planlar.

peki başbakan ve aynı dağın bülbülleri,bunu ne zaman anlayacak acaba!

şu açık bir gerçek ki, açılım safsataları terör örgütünü siyasallaştırmış, açılımın başladığı habur rezaletinden sonra, sanki yeni bir parti kuruluyor da iktidara gelecekmiş gibi,
örgüte katılımları arttırmıştır.


işte halet-i ruhiye ha-bu'du'r

haber okur - türkiye`nin haber sitesi' türkiye`den ve dünyadan haberlerin ve okur yorumlarının yer aldığı tarafsız haber sitesi haberokur
haberci haberci
utanın utan yazısıyla atatürk düşmanlarına giydirmiştir.

yazı şöyledir:

her yıl 10 kasım'da saat 9'u 5 geçe sirenler çalmaya başlıyor.
tüm halk, sadakat ve özlemle yolun ortasında duruyor.

okullar, işyerleri ve devlet daireleri bir dakikalığına sessizliğe bürünüyor.

ama elbette ki atatürk'ün değerini anlayamayanlar,
bu plansız fakat topyekün saygının kutsallığını da anlayamazlar.


dinci, özgürlükçü, demokrat gözüküp de atatürk'ü sevmeyen zihniyete neden çok kızdığımı şöyle anlatayım,

yokluklar içinde bir mahalleye ya da bir köye çeşme veya cami yaptırdığınızı düşünün.

çeşmeyi kullanan sana hayır duası edeceğine küfrederse, ibadet edebilmeleri için yaptırdığın camideki imam ve cemaati sana söverse, bunun adı nedir?

bu mudur ahde vefa.
bu mudur hayır bilirlik, bu mudur minnettarlık?

buna demokrasi demek mümkün müdür.
bu nankörlük değil de nedir?


vatan işgal altında, millet yokluk ve çaresizlik içinde.

padişah o'nu hain ilan ederken.

ingilizi, fransız'ı, yunan'ı, yedi düvel demokratik avrupa'lı vatanı işgal etmişken,

yorgun ve bitmiş hasta adamı diriltip, vatanı düşmandan kurtarıp cumhuriyeti kuran bir lidere minnet duyulması gerekmez mi?

milleti için, burada yazmaya kalksam sığmayacak ama sat sat bitmiyor denilecek kadar çok,
fabrikalar ve devlet kurumları kuran bir önderi, hangi akıl, mantık ve duygu ile eleştiriyorsunuz.

böyle bir dehaya;
salya sümük saldırmak, sinsi sinsi, sesli sessiz küçük düşürmeye çalışmak akılla, vicdanla, mantıkla nasıl izah edilir?

vefatından sonra atatürk için çok şey söylediler.

elin oğlu överken, bizim içimizdeydi atatürk'ü sevemeyen nankörler.

akıl izandan yoksun oldukları için de, değerini hiç bilemediler.

oysa bu millet, ne kör, ne de nankör.
bu millet atasını da bilir, satanını da.

ama kendine aydın, demokrat, özgürlükçü diyenler, menfaat gemilerine binip, küçük dağları ben yarattım edalarına bürünenler; atatürk'ü şükran ve minnetle anacaklarına, eleştiriyorlar ya;

siz önce imralı'dan terör üretenleri ve kollayıp, müsaade edenleri, silivri rezaletini, 21.yüzyılın satılık kalemlerini eleştirin.

ne mutlu türk'üm demeyi faşistlik ama polise, askere taş atıp, kurşun sıkmayı demokratlık sayan zihniyeti eleştirin..

okullarda andımız ve istiklal marşını kaldırmaya çalışanları eleştirin.

teröristin tanık, askerin sanık olmasını eleştirin.

atatürk, sarhoşken kurdu... dediğiniz ülkeyi,
ayıkken yönetemeyenleri..
atatürk'ün yokluklar içinde kurduğu kurumları ise, babalar gibi satanları eleştirin.

her şeyden önce dönün aynaya bir bakın da, kendinizi eleştirin.

utanın utan.

haber okur - türkiye`nin haber sitesi' türkiye`den ve dünyadan haberlerin ve okur yorumlarının yer aldığı tarafsız haber sitesi haberokur
haberci haberci
övelim de neyi? adlı yazısıyla, yandaşlara sağlam giydirmiştir.

yazı şöyledir:

10 yıl önce pkk terörü bitme noktasındayken, şimdi yandaşları iki ayrı dil, iki ayrı bayrak diyebiliyor.

oysa biz uyardık, ikaz ettik.
bir de meseleye bizim gördüğümüz yerden bakın dedik.

çoğulların demokratları takmadılar,üstüne bir de kızdılar.

hep eleştiriyorsun, övülecek işleri yok mu, doğru tarafları hiç mi yok dediler.
he dememi beklediler.

ama neyi öveyim kardeşim.
sınavlarda bile üç yanlış bir doğruyu götürürken;
ayrımcılığı mı?
ötekileşmiş türkiye'yi mi?
insanların hukuka karşı güven kaybedişlerini mi?

sosyal devlet ilkesinin sadaka devleti anlayışına çevrilişini mi?
kendi evlatlarımızdan oluşan ordunun, her fırsatta aşağılanmaya çalışılışını mı?
yoluna sağlam başlayıp, ağzı burnu dağıtılan öğrencilerin yediği demokratik dayağı mı?

habur'u mu?
teröristlerle görüşenleri mi?
dersimden özür dileyenleri mi?
yoksa istiklal savaşı olmadı diyenleri mi öveyim.

ekonomi ekonomi diyorlar.
vay efendim geçmiş dönem iktidarlarında, enflasyon şu kadardı.
görmüyor musun ?

ama o zaman telekom senindi
limanlar senindi
o zamanlar da işsizlik vardı ama
yarınlar öz be öz senindi.

şimdi yarının bir bilmece.
şimdi yarınların endişesi var.
şimdi yarınında sonumuzun nereye varacağı ve bölünme korkusu var.

övecek, övünülecek bir şey bulamadım ben ama;
10 yıl önce bugün yaşananlar türkiye'de ütopya bile değilken,
bu millete bugünleri yaşatanlar,
teröristi tanık, askeri sanık yapanlar,
yandaşlarıyla, kendileriyle ne kadar övünç duysalar azdır.

haber okur - türkiye`nin haber sitesi' türkiye`den ve dünyadan haberlerin ve okur yorumlarının yer aldığı tarafsız haber sitesi haberokur
haberci haberci
bugün utanıyorum başlıklı yazısı ile, vajina kelimesinden utanan arınç ve onun gibilere sağlam giydirmiştir.

efenim yazı şöyledir:

titreyen sesi ile anımsanan, şeyini şey ettiğimin şeyi sözü ile tanınan, iktidardayken mağdur olan, kozmik oda mı, kozmetik oda mı gibi söylemleriyle ciddi konuları bile sulandırabilen başbakan yardımcısı bülent arınç'ın konusu bu kez vajina oldu.


arınç, tbmm'deki bütçe görüşmeleri esnasında, chp'li vekil aylin nazlıyaka'nın başbakan vajina bekçiliğini bıraksın sözlerini hatırlatıp, bir evli bayan, çocuğu olan milletvekili kendisiyle ilgili bir organını nasıl böyle açıkça konuşabilir, nasıl bundan yüzü kızarmaz, ben asıl o zaman mahcup oldum dedi.

bir kadının literatürde var olan tanımlamayı söylemesini utanç verici bulan zihniyetlerin yönettiği ülkede, eşden şiddet görülmesi, tecavüze uğrayanın rızası vardı denilmesi, devletten koruma isteyen kadınların öldürülmesi elbette ki bir utanç sebebi olamaz.

kadın-erkek eşitliğinde türkiye'nin 135 ülke arasında 122. olabilmesi bile bu zihniyetler için bir anlam ifade etmez.
ama kendileri kadınların kaç çocuk doğuracaklarından, kürtaja kadar her şeye karışıp, kadın bedeni üzerini utanmadan ahkam kesebilirler.

herşeyi en iyi kendileri ve iktidarları bilir
millet kaç çocuk doğuracağını bilemez çünkü.

ama arınç'a şunları sormak gerek

10 yıldır iktidarda olmanıza karşın, kadınların tecavüze uğramasına engel olmak için caydırıcı hangi yasayı çıkardınız acaba?

dinimizce haram olan zinayı suç olmaktan çıkaran sizler değil miydiniz?

zinayı suç olmaktan çıkardıktan sonra siz ve partiniz hiç allah'dan utanmadınız mı?

söylenecek yazılacak çok şey var ama uzatmayalım, şahsen ben tecavüze uğrayan kadını tecavüzcüsüyle evlendirmeye çalışan, olmadı doğursun devlet bakar diyebilen zihniyetlerin ülkeyi yönetmesinden, mahcup oluyor utanç duyuyorum.

haber okur - türkiye`nin haber sitesi' türkiye`den ve dünyadan haberlerin ve okur yorumlarının yer aldığı tarafsız haber sitesi haberokur
haberci haberci
arınç'ın ben de olsam dağa çıkardım söylemine, teröre güzelleme başlıklı yazısıyla sağlam giydirmiştir.

yazı şöyledir:

başbakan yardımcısı bülent arınç'ın maşallahı var, her konuda bir düşüncesi, herkese söyleyecek bir sözü var.

bu aralar arınç fırtınası yaşar oldu memleket

vajina ile başlayıp, öcalan'ın imanından çıktı.



yetmedi, ben bir bdp'li kadın milletvekiline çok kızıyordum, çok beddua ediyordum. şimdi artık kızmıyorum. çünkü o kadarahlaksızca işkenceye maruz kalmış ki o kadar kendisini zorlamışlar ki ben de aklıma gelse dağa çıkardım dedi.



öncelikle şunu belirteyim, işkenceye karşıyım ve işkence bir insanlık suçudur.



ama bir hukuk devleti düşünün ve o devletin başbakan yardımcısının söylediklerine bakın.

bir yandan hukuk devleti olduğunuzu söyleyeceksiniz, diğer yandan ben olsam dağa çıkardım deyip dağa çıkan teröristleri masum ve haklıgöstermeye çalışacaksınız.



arınç'ın mantığına göre, işkence görülmesi dağa çıkmak için haklı bir sebep. peki ama arınç'a sormak gerek;

peygamber efendimiz taşlandığında, haksızlığa uğradığında ilk müslümanların mallarına el konulup, evlerinden yurtlarından sürüldüklerinde dağa mı çıktılar?



haksızlığa uğrayan ya da haksızlığa uğradığını düşünenlerin yapması gereken eline silah alıp dağa çıkmak mıdır?

yoksa hakkını, mahkemelerde mi aramaktır?



işkenceyi dağa çıkma sebebi olarak görüp de, on yılda demokrasi ve hukuk yolunda dev adımlar attık, çetelerle mücadele ediyoruz, hukuk devletiyiz derken, diğer yandan da mahkeme kararı ile işkenceden tescilli birini göreve getirmeyi nasıl izah edebilirsiniz?



iktidara geldiğinizde bitmiş bir terör varken, bugün terörün güçlenmesi pkk'nın siyasallaşması ve teröristlerle müzakere edilmesinin sebebi türklük alerjisi ile yaptıklarınız ve bende olsam dağa çıkardım gibi söylemleriniz değil midir?



siz ve zihniyetinize göre şehit haberleri terörün propagandası oluyorsa, ben de olsam dağa çıkardım söylemi ne oluyor acaba?



şehit haberleri verildiğinde medya terörün propagandasınıyapıyor, teröre destek vermiş oluyor derken, ne mutlu türküm diyene vecizesini dağlardan silerek, türk'üm demeyi faşistlik sayarak, okullardan andımız ve istiklal marşını kaldırmaya çalışarak, habur’da teröristleri kahraman gibi karşılatarak, bölücü başının imanından dininden bahsedip güzelleme yaparak ve son olarak ben de olsam dağa çıkardım diyerek dağa çıkmaları haklı göstermek teröre güç vermez mi?



sizinle mücadele eden ordu içeride söylemiyle, teröristlerin tanık, askerlerin sanık olduğu bir ülkede terör güç kazanmış olmaz mı?



gelinen süreçte açılım safsataları ile terör örgütü siyasallaştırılmış, açılımın başladığı habur rezaletinden sonra sanki yeni bir parti kuruluyor da iktidara gelecekmiş gibi, örgüte katılımlar artmıştır.



arınç terörü ve öcalan'ı güzellerken diğer yandan erdoğan, sanki kuvvetler ayrılığı varmış gibi konya da yav işte 326 milletvekiliniz var hala mı bahane? diyorlar. ama işte bu kuvvetler ayrılığı denen var ya...
o önünüze gelip engel olarak dikiliyor" diyerek kuvvetler ayrılığından dem vuruyor.



oysa yasama ve yürütme zaten kendi ellerindeydi, yargı da referandumla birlikte halledildi.
ortada kuvvetler ayrılığı diye birşey zaten kalmadı.



üstelik kuvvetler ayrılığının kalmadığına en son örnek, türkiye'ye gelecek yabancı asker konusunda anayasal zorunluluk olduğu halde meclisten tezkereye bile gerek duyulmadan patriotlarla birlikte yabancıaskerlerin ülkemize girmesi oldu.

milletimiz de halen erdoğan ve arınç'ın açıklamalarını tartışıyor.
ne diyelim sen büyüksün, uykunda büyük, ama artık uyan be türkiye'm.

haber okur - türkiye`nin haber sitesi' türkiye`den ve dünyadan haberlerin ve okur yorumlarının yer aldığı tarafsız haber sitesi haberokur
haberci haberci
bir ülke düşünün adlı yazısı ile, düşünemeyenleri düşündürmeye çalışmıştır.

yazı şöyledir:

nasıl bir ülkede yaşamak isterdiniz?
sizce her halk layıkıyla mı yönetilir?
yaslanın arkanıza ve düşünelim birlikte.

bir ülke düşünün;

şehitlerine kelle, teröristlere sayın diyenlerin yönettiği.

bir ülke düşünün;

anayasa mahkemesi kararıyla laiklik karşıtı eylemlerin odağı olan bir partinin iktidar olduğu.

bir ülke düşünün;

çözümsüzlük çözüm değil, deyip hiçbirşeyi çözemeyen
(kıbrıs, ekonomi, işsizlik, terör).

bir ülke düşünün;
214 milyar dolar borcu 500 milyar dolara çıkartan, ama ülkeye herhangi bir yatırımı double yol dışında olmayan.

bir ülke düşünün;
sanatı ve sanatçıyı korumak yerine, sanatı hor görüp tiyatroları kapatmaya çalışan.



bir ülke düşünün;

işssizlik ve terör yerine kürtaj ile uğraşan.

bir ülke düşünün;
adı türk olan ama ne mutlu türküm demenin faşistlik sayıldığı.

bir ülke düşünün;
grevin yasak, biber gazının serbest olduğu.

bir ülke düşünün;
okulunu bitirmiş atanmayı bekleyen onbinlerce öğretmen varken, okullara melle-molla atayan.

bir ülke düşünün;
üretim yapacak tesis ve fabrikalar kurmak yerine, var olanı da satıp makarna, kömür dağıtan?


bir ülke düşünün;
devletin kurumları arasında sürekli kavga olan.

bir ülke düşünün;
terörle mücadele yerine, teröristle müzareke edilen.

bir ülke düşünün;
gerekli gereksiz herşeye ağlayan.

bir ülke düşünün;
suçluluğu kanıtlanana kadar herkes suçsuzdur, hukuk ilkesinin, suçsuzluğu kanıtlanana kadar, herkes suçludura çeviren.

bir ülke düşünün;
milli birlik ve bütünlüğü sağlamak yerine, etnik köken ve mezhepleri kaşıyan.

bir ülke düşünün;
sel felaketinden doğayı sorumlu tutan.

bir ülke düşünün;
takım tutar gibi parti tutan


bir ülke düşünün;
vatan, millet, sakarya derken, toprak satışlarını görmezden gelenlerin olduğu.

düşünün devamını siz getirin.
düşündükçe varım demiş descartes.

ne düşüncesiz bir toplum olduk vesselam.

haber okur - türkiye`nin haber sitesi' türkiye`den ve dünyadan haberlerin ve okur yorumlarının yer aldığı tarafsız haber sitesi haber okur - türkiye`nin haber sitesi'
haberci haberci
nasıl güvenelim adlı yazısı ile, devletimize ve devleti yönetenlere güvenin diyenlere, güvenmemek için onlarca neden saymıştır.

yazı şöyledir:

imralı görüşmeleri için, cumhurbaşkanı gül, devletinize güvenin, devletinizin sorumlularına güvenin. hiçbir şekilde teröre taviz verilmez, bunu da bilin açıklamasında bulundu.

oysa artık milletçe bırakın güveni her geçen gün ülkenin geleceği hakkında daha çok endişe eder hale geldik.

zira devleti yöneten sorumlulara;

teröriste sayın, şehidine kelle dediği için mi.
işsizliği tarihi seviyeye çıkardıkları için mi.

paşalar, profesörler, askerler bir bir içeri girerken, dağdan inenleri çiçek verip bağırlarına bastıkları için mi.

teröristlerin tanık, askerlerin sanık olduğu bir ülke yaratıkları için mi.

şehitlerin kemiklerini sızlattıkları için mi.

alt kimlik üst kimlik dedikleri için mi.

iktidarları döneminde ifade ve düşünce özgürlüğü adı altında, serbestçe türklüğe hakaret edildiği için mi.

sanatı ve sanatçıyı korumak yerine, sanatı hor görüp tiyatroları kapatmaya çalıştıkları için mi.

işsizlik ve terörü yok edip, suçu önleyeceklerine ; kadına kıza tecavüzcüsünden çocuk yaptırmak derdine düştükleri için mi.

okulunu bitirmiş atanmayı bekleyen on binlerce öğretmen varken, okullara melle-molla atadıkları için mi.

üretim yapacak tesis ve fabrikalar kurmak yerine, var olanı da satıp makarna, kömür dağıtıkları için mi.

terörle mücadele yerine, teröristle müzakere ettikleri için mi.

milli birlik ve bütünlüğü sağlamak yerine, etnik köken ve mezhepleri kaşıdıkları için mi.

ben de olsam dağa çıkardım dedikleri için mi.

ölen pkk'lılar için üzüldüm dedikleri için mi.

zinayı suç olmaktan çıkartıp, domuzu kesimlik hayvanlar arasına soktukları için mi güvenelim?

devletimizin sorumlularına güvenin diyenlere soruyorum şimdi;
nasıl güvenelim?

haber okur - türkiye`nin haber sitesi' türkiye`den ve dünyadan haberlerin ve okur yorumlarının yer aldığı tarafsız haber sitesi haber okur - türkiye`nin haber sitesi'
haberci haberci
hangi türkiye adlı yazısı ile, ülkenin durumunu gözler önüne sermiştir.

yazı şöyledir:

eğer şehidine kelle diyen bir başbakan ve ona oy veren seçmen varsa

ülkeyi laiklik karşıtı eylemlerin odağı olan bir parti yönetiyorsa

demokrasiyi amaç değil araç edinenler, iktidara gelip demokrasiden bahsediyorsa

demokrasi, cumhuriyete ve geçmişe küfür etmek zannediliyorsa

hukuka aykırı dinlemeler ve gözaltılar yapılıyorsa

masumiyet karinesi, suçsuzluğu kanıtlanana kadar herkes suçludur sanılıyorsa.

iktidarın her türlü nimetlerini sonuna kadar kullanıp, mağdur ayaklarına yatılıyorsa

makarna, kömüre tav olunuyorsa


çıkarcı ve yalakalar her türlü yanlışta alkışlıyorsa

işsizlik çığ gibi büyüyüp, ekonomi çökerken; yandaşlar zengin ve ihya oluyorsa

bildiğin kara, ak pak olmuşsa

özelleştirme adı altında devletin kurumları tek tek satılıp, borç azalacağına daha da çok artmışsa



aya gitmek dururken imralı'ya gidilip geliniyorsa

şehitlerin kemikleri sızlatılıyorsa.

devletin bir yöneticisi ben de dağa çıkardım diyorsa.

teröristler tanık, askerler sanık oluyorsa.

ölen pkk'lılar için üzülen devlet yöneticileri varsa.

36 etnik kimlik var denilip, etnik milliyetçilik yapılıyorsa

türklüğe hakaret ve aşağılama düşünce özgürlüğü,
türküm demek faşistlik ve ırkçılık sayılıyorsa

yanlışı söyleyip eleştirdiğinde
yandaşlar tarafından acımasızca eleştiriliyorsan

teröristle müzakere, tsk ile mücadele yapılıyorsa

istiklal savaşı olmadı diyebilen kör cahiller varsa.

kadınların kaç çocuk doğuracaklarından, kürtaja kadar her şeye karışıp, kadın bedeni üzerine utanmadan ahkam kesiliyorsa.

tecavüze uğrayan kadın, tecavüzcüsüyle evlendirilmeye çalışılıyorsa.

ve bunun gibi bir dünya saçmalık ardı ardına yaşanıyorsa.

hiç düşünme birader burası hangi türkiye diye,

burası ileri demokrat türkiye.

haber okur - türkiye`nin haber sitesi' türkiye`den ve dünyadan haberlerin ve okur yorumlarının yer aldığı tarafsız haber sitesi haber okur - türkiye`nin haber sitesi'
haberci haberci
huzur ancak adlı yazısı ile, huzursuz ve karamsarlığa düşenlere umut vermiştir.

efenim yazı şöyledir:

okurlarımın bir çoğundan mail gelmiş.
kimisi beni yermiş, kimisi sevmiş.

çoğunun şikayeti artık haberleri seyredemedikleri ve toplumsal huzurun kalmadığı yönünde.

huzursuz ve karamsarlığa düşmüş okurlara buradan cevap vermeyi uygun gördüm.

şu bir gerçek ki, son dönemlerde ülkemizde yaşanan gerek ekonomik problemler, gerek siyasi kaos, gerekse de üniter devlet ve türk'lüğe yapıla saldırılar yüzünden insanlarımız haklı olarak huzursuz ve kaygılı.

peki ama huzur nedir, huzuru nasıl bulabiliriz ve ne yapmalıyız?

bir gün halkı tarafından çok sevilen bir kral, huzuru en güzel resmedecek sanatçıya büyük bir ödül vereceğini ilan eder.
yarışmaya birçok sanatçı katılır.
günlerce çalışırlar ve birbirlerinden güzel resimler yaparlar.

sonunda eserleri saraya teslim ederler.
tablolara bakan kral sadece ikisinden hoşlanır
ama birinciyi seçmesi için bir karar vermesi gereklidir.

resimlerden birinde;
sükunetli bir göl vardır.
göl, bir ayna gibi etrafında yükselen dağların görüntüsünü yansıtmaktadır.
üst tarafta ise pamuk beyazı bulutlar gökyüzünü süslüyorlardır.

resme bakanlar mükemmel bir huzur resmi olduğunu düşünür.
diğer resimde ise engebeli ve çıplak dağlar vardır.

üst tarafta öfkeli bir gökyüzünden yağmurlar boşanıyor, şimşekler çakıyordur.
dağın eteklerinde ise köpük bir şelale çağlıyor.
kısaca resim hiç de huzurlu gözükmüyordur.

fakat kral resme bakınca, şelalenin ardındaki kayalıklarda bulunan çatlaktan çıkan, mini minnacık bir çalılık görür.
çalılığın üstünde ise anne bir kuşun örttüğü bir kuş yuvası vardır.

sertçe akan suyun orta yerinde anne kuş, yuvasını kuruyordur.
harika bir huzur ve sükun örneği.
ödülü ikinci resim kazanır.

kralın açıklaması ise şöyledir:
huzur hiçbir gürültünün, sıkıntının ya da zorluğun bulunmaması ve sıkıntının olmadığı yer demek değildir.
huzur bütün bunların içinde bile yüreğimizin sükun bulabilmesidir.

işte bu yüzden, bir parça da olsun huzur bulmak istiyorsak, doğruları söylemeye, eleştirilerimizi yazmaya, aklın, vicdanın, adaletin, milletin ve cumhuriyetin sözcüleri olmaya devam edeceğiz.
bu büyük milletin inançlarına, sabrına ve dirliğine güveneceğiz.
biz yazacağız, siz, okuyup paylaşacaksınız. durmadan çalışacağız.
kenetlenip hep birlikte yol alacağız.
işte yüreğimiz ancak bunları yaptığımız sürece, huzur ve sükûnu bulacaktır.

haber okur - türkiye`nin haber sitesi' türkiye`den ve dünyadan haberlerin ve okur yorumlarının yer aldığı tarafsız haber sitesi haber okur - türkiye`nin haber sitesi'
1 /