levent göktaş

2 /
dumrul dumrul
sedat peker başlığına yazacaktım ama başlık açılmıyor. onun için buraya yazayım.

peker diyor ki: "ben levent göktaşın ekibiyle telefonda konuştum, onlara dedim ki bu işi düzeltmezseniz dünya bu konuları değil farklı cinayetleri konuşur."

twitter.com

fevkalade, dört dörtlük bir itiraf. yalan söylemenin binbir türlü yolu var. en etkili yolu ise gerçeklerin bir kısmını söylemektir. ağzınızdan çıkan sözlerde yalan yoktur ama eksik bıraktıklarınız aracılığıyla yalan söylemiş olursunuz. niye? çünkü sen bir hikaye anlatırken fotoğraf çekiyorsun, bir tablo oluşturuyorsun. oraya koyduğun her şey gerçekten var ama oradan çıkardığın şeyler görülmediğinde gerçeği kavramak mümkün olmaz.

aga, dünyanın konuşacağı cinayetleri biliyorsun ve bu cinayetlerin failleri ancak senin hakkında olumsuz konuştuğu zaman bu cinayetlerin varlığını şöyle bir anıyorsun. eee o iş düzeltilince dünyanın konuşacağı cinayetlerin üstü rahatça kapatılabilir yani...

türkiyeye dair bilmeniz gereken ilk gerçek bu. sedat peker mehmet ağarın pisliklerini ne zamandan beri biliyor? en az 30 senedir değil mi? süleyman soylunun pisliklerini ne zamandır biliyor? ya binalinin pisliklerini?

bunların hiçbiri yeni olaylar değil. her seferinde bir parçasına tanık olduk. devlet içinde bir kavga çıkıyor, birileri çıkıp bazı gerçekleri söylüyor. kimse bir işlem yapmıyor, kimse bir bedel ödemiyor. sonra taraflar uzlaşıyor ya da konuşan susturuluyor ve biz de hayatımıza devam ediyoruz.

sözüm size... gerçeklere biraz sadakatli olun. gerçeklerin peşine düşün. açığa çıkan gerçekleri unutturmayın. bakın binalinin istanbuldan 1,5 milyar dolar çaldığını 2012de yeni şafak sürmanşetlerden duyurmadı mı? 1,5 milyar dolar lan... kişi başına vurun; beşikteki bebek dahil hepimizin cebinden çalınan 18,7 dolar eder bu. tek bir şirket üzerinden yaptığı vurgun buydu. açıklayan da akpli bir paçavra. ne oldu? bunun peşine düşen oldu mu? mehmet ağarın pislikleri 90lardan beri ara ara ortaya dökülür sonra unutulur gider... bu ülkede ahmet cem ersever çıktı. gerçeklerin bir kısmını anlattı ve öldürüldü. bunun karşılığında kim, ne bedel ödedi? pkk itirafçısı olarak jitem faaliyeti yapan abdülkadir aygan çıktı konuştu. yığınla cinayet anlattı ama herkes kulağının üstüne yattı. özel harekatçı ayhan çarkın çıktı "ben 1000 kişiyi bizzat öldürdüm" dedi, cinayetleri anlattı. bir tane cinayetin peşine düşülmedi vıttırı zıttırı işlerden cezaevine konulup susturuldu. adam uğur dündara dedi ki "bir siyasetçi sizin infaz edilmenizi istedi, cinayeti abdullah çatlı engelledi." herkesi bırakın uğur dündar bile "o siyasetçi kimdi" demedi.

şimdi sedat peker diyor ki "ben sedat pekere benzemem diyorsun, sözünü geri almazsan cinayetlerini açıklarım" aferin lan. çok iyi ya...

türkiyede faili meçhul cinayet diye bir şey yok. herkes her boku biliyor ama kimse bir şey anlatmıyor. bugünkü iktidar biliyor. dünkü iktidarlar biliyorlardı. yarının iktidarları da biliyor olacaklar. bu ülkede binlerce savcı var ama biri de çıkıp "ben adaleti arıyorum" diyemiyor. niye yaşıyoruz oğlum biz. sorun şunu kendinize.

bu olayların aydınlatılmamasından senin bir çıkarın var mı? siktiriboktan siyasi aidiyetlerinize yaslanarak gerçeğin bütününü görmeyi reddediyorsunuz. lan bir insan gerçeği bilmekten niye kaçınır?




burada tekrarlayayım: "insan, doğası gereği bilmek ister"

ama sen istemiyorsun. hatta gözünün önünde olan biteni bilmemek için çaba harcıyorsun.

sonra da diyorsun ki "niye biz böyle bok içinde yaşıyoruz"

niye acaba?
1
dumrul dumrul
ismail hakkı pekinin anlatımına göre yaşar büyükanıt kendisini ortamlardan kovalarken aytaç yalman kolluyormuş.

yaşar büyükanıttan hiç hazzetmem ama aytaç yalman denen şeye karşı duyduğum tiksintiyi pek az kişiye karşı hissetmişimdir.

aytaç yalmanın bu ülkeye yaptığı tek hizmet ölmüş olması. laf olsun diye söylemiyorum. kendisi 15 mart 2000 tarihinde covidden öldü. akpnin açıkladığı covid kaynaklı ilk ölüm vakası ise 17 mart 2000 tarihli. aytaç yalman bu şekilde akpnin covid vakalarını sakladığını da ispatlamış oldu. bütün hayatı boyunca türkiye lehine yaptığı başka en ufak bir hareket yoktur.

ergenekon operasyonundan önce buralarda olsaydım da aytaç yalman aleyhine konuşsaydım çok sıkı bir linç yerdim. aytaç da çok büyük kahramandı. aşırı milliydi. aşırı atatürkçüydü filan ama kendisi öyle bir göt korkusu ile doluydu ki bütün silah arkadaşlarını o süreçte sattı. ben kaynak gösterecek kadar dahi değer vermiyorum bu çöpe. dileyen kendisi araştırsın.

neyse levent denen çöpün ne olduğunu anlamak için salt ismail hakkı pekinin bu anlatımına bakmak bile kafi. iyi bir halt olsa aytaç yalman tarafından kollanmazdı.

bu arada arkadaşları tek tek bu levent göktaşı akpye, fetöye filan ittirmeye başladılar. ölü taklidini bırakmalarına sevineceğiz desem ona da sevinemiyoruz çünkü bu kendi malını ona buna ittirme olayı islamcılara has bir iğrençlikti. kemalistler de o toplara girdiğine göre ortamın ne derce boka sardığını anlayabilirsiniz.

lan hani çok kahraman türk subayıydı bu? hangi ara fetöcü oldu? hangi ara akpli oldu?

yok, ben biliyorum zaten. bana anlatılsın diye sormuyorum. "bu omurgasız sürüsü son 5 - 6 senedir yeni yetmez ama evetçilerdir" diyordum zaten buralarda. akpnin götüne yapıştıklarını biliyoruz da bu tipler son 5 - 6 seneyi söylemiyor. necip hablemitoğlu cinayetine kadar götürüyorlar işi.

bi yerde boş konuşuyorum. kendi dava arkadaşını öldüren adamın ne zaman kimin götüne takıldığını tespit etmemiz mümkün değil. ama dönüp de bir bakın lan. bunca zamandır bu pisliğe kahraman muamelesi yapanlar kimler? kahraman bildiğiniz başka hangi tipler ne bokların içinde hiç düşünüyor musunuz?
1
anabacı vokke anabacı vokke
düşünmüyorlar çünkü onları kahraman zannedenler de aynı bokun soyu. sadece kafaları daha az çalışıyor. üniformasız hallerini çok merak ettiğim yüzlerce faşist subaydan birisi...
2 /