linç kültürü

1 /
wondrous wondrous
canlar, bu mevzuyla ilgili bugüne kadar bir şeyler karalamış dört ayrı yazar hakkın rahmetine kavuşmuş, kısmet bize kaldı.

linç kültürü, sözde olaylara tepki olarak galeyana gelmiş toplulukların, içlerinde barındırdıkları en düşük seviyede insanın dimağ derecesine inmesi (ki genelde 0'a yakındır), refleks ve bilinçlerini kaybederek kontrolsüz bir şiddete eğilim göstermesi durumudur. linç münferit olayları temsil ederken, linç kültürü alışkanlıktır, yaşam biçimidir.
leopold leopoldoviç leopold leopoldoviç
sözlükte karşılaşılan güzel bir çeşidi vardır. bilinçaltında yatan kimi homofobik etkenlerden olsa gerek*, kendi görüşüne, kendi inancına, kendi dogmatik faşizan fikrine(kendini sosyalist sanan bazı arkadaşlar üstüne alınmazsa dipçikle vururum) uymayan bir yazı gördü mü, ilk önce devreye bir refleks olarak söyleyecek şeyim yok ama ben de buradayım bakınızı giriyor. ardından da ilgili yazarın nickaltısına yazarın ne kadar 'vatan haini, ne kadar bölücü, ne kadar faşist, ne kadar yobaz' olduğunu kanıtlayan giri/giriler sıralanıyor ve bekleniyor. ne bekleniyor? bekleniyor ki, başkaları da bu soysuzun başka girilerini ifşa etsin, bekleniyor ki bu soysuz eksilere gelsin en eksi oy verilen ibne olsun bu, bekleniyor ki başkaları da arkasından gelsin bu kişiye sövsün, bekleniyor ki kendi girisi en beğenilen olsun.

siktiriniz bi saniye. sen beğenmediğin birşeyi eksileyip geçmeyi bilmiyorsan ya da hakaret etmeden, insanlığın getirdiği temel hak ve özgürlüklere(ki anayasada bile var lan, hem de 82 anayasasında bile var ilginç) saldırmaktan başka çare bulamıyorsan, siktiriniz bir saniye.
seninbuellerindenevarbilmiyorum seninbuellerindenevarbilmiyorum
suçlunun tepki sahibi güruh tarafınca haksız olarak cezalandırılmaya çalışılmasıdır.

her ne suçu işlemiş olurlarsa olsunlar, eğer bu güruh yönetimi olan bir kara parçası üzerinde yüzüyorsa, hiç bir şekilde öfkelerini bu suçlu üzerine kusma hakkına sahip değillerdir. hatta ve hatta türkiye cumhuriyeti devleti'nde bile olsa bu olay, devlet bu suçluyu bu kültürün öğelerinden korumak zorundadır.

kendi devletinin polisleriyle beraber bu güruhun suçluya kafa göz dalması, o güruhun bu yaptığı zorbalığa meşruluk kazandırmaz.

olsa olsa saygıdeğer polis teşkilatının bok yemesidir. elbette bahsi geçen bu örnek muz cumhuriyeti vilayetlerine mahsustur.

allah türk polisini bu tür iftiralardan korusun... amin filan işte...
gera gera
hoşgörüye dayanmayan bir kültür anlayışıdır.

eskiden atalarımız kavgada yere düşen oldu mu durup kalkmasını beklerler yada birileri bir şekilde araya girip ayırırlardı, şimdi ise öyle mi? yerde düşene bir tekme de kalabalık vuruyor bir iki değil beş on demeden vuruyorlar. sadece sopalarla, tekmelerle, yumruklarla mı? hayır… sözleriyle, bakışlarıyla..

medyanın olumlu (!) etkileriyle katiller üreten bir toplum haline dönüşme yolunda emin adımlarla ilerlerken, yeni hedefler gösterilip yeni hrantlar yitirilip yeni samastlar yetiştiriyoruz. hatta bu işi yaparken cinayetleri meşrulaştırıp "türkiye seninle gurur duyuyor" diyebilecek kadar ileri gidebiliyoruz.

fethullah gülen ve çetesinin abd de, fakir afrika ülkelerinde hatta türkiyenin merkezinde yaptığı inanış ve milli misyonerliği görmezlikten gelip, islamiyeti terkedip hristiyanlığı benimsemiş bir türkiye cumhuriyeti vatandaşının katledilmesini doğal karşılayabiliyoruz.

insanların farklı fikirlere, kültürlere, renklere sahip olmasına yapılan bu tahammülsüzlüğün doğurduğu linç kültürüne yeni kurbanlar vermemek dileğiyle…
galaktika halk fırkası galaktika halk fırkası
kuyuya bir taş atılır. o taş hakkında birileri bir şeyler söyler. diğerleri bunları duyar ve ötekilere söyler. bu kulaktan kulağa oyunu sonucunda artık herkes bir fikre sahiptir. kolay ve hızlı yayılan, egemen görüş haline gelir. son olarak egemen görüş yanlıları ellerinde meşalalerle diğer görüşleri linç etmeye çalışır. sadece üçüncü dünya ülkelerine özgü değildir. mustafa filmi iyi ve güncel bir örnek olabilir buna.
poisonx poisonx
cehaletin kültürel ifadesidir. bu kültürde insanlar tanımlayamadıklarının varlığını kabul etmeyerek ve hatta imha ederek hayatlarını çok daha basit bir eksende yaşarlar. bu bağlamda pratik olsa da uzun vadede "geri kalmak" paralelliğinde seyreder yoluna linç kültürü.

en basitinden örneklemek gerekirse bir yaratıcının varlığını kabul edenler, etmeyenleri linç eder; kabul etmeyenler de kabul edenleri...

x siyasi görüşünden olanlar y görüşlüleri, y görüşlüler ise x görüşlüleri linç ederler...

anlamak zor ki bu kültürde sanat bile linç edilebilir bir olgu olmuş durumdadır. misal izlemediği bir filmi körü körüne eleştirebilir pek entelektüel bir arkadaş "ben izlemedim ama..." diye başlayarak yargılarına.

sevdiğim bir arkadaşımın deyimi ile "linç kültürü bizi yaşatmaz" insanları vardır azınlık olan bu topraklarda. kelamımız işte bu yaşayan ölüleredir...
komiknickbulamadim komiknickbulamadim
karşıt görüşlülerin birbirine saldırması.

evet efendim yaptık mı tanımı? oldu mu? olmadı. açıklayamadık aslında bahsetmek istediklerimizi. bu ironi dillere pelesenk olacak bir şey değil. "linç kültürü" derken bir edep, medeniyet, ahlak mı arıyoruz ki teknik kurallara göre olacak diye umuyoruz...neyse dil olarak incelemeyi kenara atalım da biraz daha psikolojisine inelim olayın.

linç "kültürü" kadar doğal bir şey yoktur. iddia ediyorum! fikir beyan ettiğiniz her ortamda muhalif düşünceler olacaktır. sanırım buna da sözde "demokrasi" deniyor. eğer siz muhalif düşüncelere maruz kalmayı kaldıramayacak bir halet-i ruhiyedeseniz düşünce beyanlarını , düşünce şeklinizi, düşünce beyan ortamlarınızı bir daha gözden geçirecek, ya düşünmeyecek ya da düşündüklerinizi kendi kendinize yahut fotokopi gibi insanlarla paylaşacaksınız. hiç olmadı susacaksınız...

herhangi bir iddia ile ortaya cengaver gibi giriştiğinizde, fikrinizi savunacak doneleriniz yok ise , savunduğunuz doneler yetersiz ise, savunma şekliniz komik ise, muhalif taraf tabi ki bu fırsatı kaçırmayacak. ne demiş düşünür : iyi orta gol getirir! bu linçe karşı siz beni anlamıyorsunuz, siz beni anla(ya)mıyorsunuz, siz beni anlayacak kadar seviyeli değilsiniz gibi çemkirmeler sizi daha da komik hatta abartılırsa zavallı taraf ilan eder.

linç kültüründen nasibini alıp da gitmek akıllıca olabilir. gerçek anlamda anlaşılmadığınızı düşünme özgürlüğünüz dahilinde haklı bile olabilirsiniz. ancak bu tespiti yaptığınızda linç kültürüne sahip kitleye de bir veda etmeyeceksiniz. zira nasıl olsa sizi anlayamayacak , değil mi? ne diye bir "hoşluk(!)" içine giriyorsunuz.

linç kültürüne muzdarip kişilerin ağlak hale gelmeden önce, düşüncelerini savunduğu o gücü kullanmayı bilmek de gerekiyor. hiçkimsenin karşısına mağlup, muzdarip, haksız yere değeri bilinememiş mükemmel kişi profilini çizdirmemek gerekir. her şeyden öte ilk çizenin siz olmaması gerekiyor. [böyle bir literatür yok, ben kıçımdan uyduruyorum]

öyleyken böyle. bu linç kültürü de çok kötü bir şey diye bağlayıp kaçarım ben de. yallah!!!
zd99 zd99
yargılamasız, sorgusuz karar vermedir.

söyleyecek herhangi bir sözü olmayan, acziyet halinde kıvranan bir adamın sağa sola saldırması anlaşılabilir bir durum. bazen kendini ortaokul münazaralarından birinin ortasında bulursun. hödö'yü savunan adama karşı hede'yi savunurken bir an hödö'nün de haklı tarafları oldugunu farkedersin. hele bir de hede'de açıklar bulmuşsan bir telaş durumu hasıl olur. çünkü şüpheler, münazaraların reel politikte demogojiler kiısır döngüsün sebebi olduğunu fark etmeni sağlar. kendini saçma olduğuna kani olduğun bir tartışmanın tarafı olarak bulursun ve tüm bunlardan kurtulma gereği istekle buluşurken diğer taraftan davaya ihanet etmenin vicdani rahatsızlığı dengeleyici bir faktör olarak ortaya çıkar. başta sadece galip gelme, kazanan taraf olma sorunsalı gittikçe rahatsız etmeye başlayan bir dizi açmaza dönüşmüştür. başlangıçtaki misyonunu hatırlamalar dengeyi "dava savunucusu sen" lehine çevirirken, iman tazelemiş bir birey olan sen savunduğun fikrin şoveni haline gelirsin.

bu kontrol edilmesi güç bir enerjidir ve sonrasına ilişkin bir fikrinin olmadığı bir eyleme sürükler seni. işte bu sürüklendiğin yerde karşına çıkan, çıkması olası şey "linç"tir.
malin malin
mustafa kemal, kendisini alkışlayan kalabalığa yaklaşırken yaverine söylediği "biliyorum ki bugün bizi alkışlamak için burada toplanan kalabalık yarın linç etmek için de toplanır." sözleriyle özetlemiştir.
wulfgar wulfgar
popülizmle mükemmel bi' kombo oluşturur. sözlükte örneklerini bol bol görebilirsiniz. birbirinden gaz alıp 21 yaşındaki insanlarla 13 yaşındaki mağdurları bir tutanını mı istersin, ota boka anlam atfedip onu eleştirene saldıranını mı, hepsi var, hepsi linç için pusuda bekliyor.
1 /