lion

1 /
kunduz kunduz
1-line'ın sesdeşi ingilizce aslan anlamına gelen kelime
2-ünlü alman elektronik şirketi
3-bir singapur hava yolu şirketi
sözlüğün en güzel kızı sözlüğün en güzel kızı
holywood undead grubunun notes from the underground albümünden oha dedirtecek sözlere sahip başarılı bir parça. şu rap kısımda söylenen sözleri al, nakaratlara ve alt yapıya dokunmadan başka şekilde uyarla şarkıya al sana tam komalık şarkı. bu haliyle bile etkileyici, kafayı duvara çarpmalık bi histerik nerden geldiği belirsiz tuhaf hisler geliyor insana.

dinledikçe fark ediyorum enstrümanları ne güzel kullanmış adamlar. geçişler filan harika.

şu kısma da ayrıca bayıldım,

hey!
i never meant to let go
all i want and you're all i ever wanna know
can’t hide in the attic of a pretty home, of a pretty home, of a pretty home


nothing suits me like a suit nothing suits me like a suit
başrollerinde sunny pawar isimli muhteşemler yaratan ufaklık, dev patel, nicole kidman ve david wenham'ın oynadığı 6 dalda oscar'a koşan film. gerçek hikayeye dayanıyor olması filmi daha da vurucu hale getiriyor.

müzikler ayrı efsane, (filmin ana müziği açılış sahnesinde çalıyor o an anladım bir hauschka baş yapıtı olduğunu) kurgusu filmin başından itibaren tamamen konsantre izlemenize yardımcı oluyor. konu o kadar yalın ve gerçeğe yakın işlenmiş ki film direk sizi içine alıyor hiç bir abartı yok. moonlight dışında bu yıl ki bütün aday filmleri izledim şu ana kadar en iyisi buydu.
1
sun moon truth sun moon truth
güzel bir hikaye ama söylendiği kadar "bana" göre etkileyici ağlatmalı olmayan bir film.
daha önceden daha etkileyici filmler izlediğim için beni o yüzden etkilemediğini düşünüyorum.
sıkılmadan izledim ve büyük beklenti içinde ama dediğim gibi söylendiği kadar değildi.
bir sanem teri kasam, bajrangi bhaijaan, ek villian, 3 moono değil.
sosyal medya uzmanı sosyal medya uzmanı
başrolünde sunny pawor gibi bir harika bebenin, dev patel'in, nicola kidman'ın, rooney mara'nın ve david wenham'ın olduğu dram filmi. tabi genç saroo'nun abisi guddu'yu da unutmayalım.

----spoylıra maruz kalabileceğiniz alana girmektesiniz---

dev patel'in şimdiye kadar üç filmini izledim. slumdog millionaire, the man who knew infinity ve bu lion. dev patel'in başrolünde olduğu bu üç dram filminde de kötüleyecek bir şey bulamadım. adamın tüm dram filmleri harika.

filmin hakkında öyle uzun uzadıya yazmayacağım. based on a true story olması bile benim için ilgi çekici ki böyle dram yüklü bir film, insanın boğazına takılır, yutkunmayı zorlaştırır.

yetişkin seru, lucy yani sevgilisine beni bekle demişti neden gitmedi kafama takıldı. insan, ikinci gidişinde yani biyolojik olmayan ailesini hindistana götürürken kız arkadaşını da götürürdü.

ayrıca o nasıl bir google earth viralidir amk?

brierly ailesi, siz de iyiki varsınız. dünyanın dönme sebebisiniz.

o, eski evine giderken ben gerildim bilgisayar başında. gerçekte saroo nasıl yaşamıştır hayal bile edemiyorum.
mesaisaati mesaisaati
" işbu yazı 2016 yapımı film lion'la ilgilidir. "

basit bir hikaye ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.film baştan sona kadar duygulara vurdukça vuruyor. sulu gözlüyseniz, göz yaşı damlaları banko.

oyunculukların hepsi çok başarılı.

fakat oyunculuklardan çok anlatılan hikayenin gerçekliği filmi kült hale getiriyor. her ne kadar yaşadığımız topraklarda da fakirlik ve sefalete tanık olsak da dünyanın önemli bir bölümünde durum çok daha kötü. herkes gözlerini avrupa'ya çevirmiş durumda ve maalesef izlediğimiz filmlerden dünyadaki herkesi o şekilde yaşıyor zannediyoruz. oysaki dünyadaki pek çok insan maalesef bu filmde gösterildiği gibi hayatlarına devam etmeye çalışıyor.

vel hasıl kelam filmden sapmadan belirtmek isterim ki mutlaka izleyiniz efenim.

bu arada. dünyaya yeniden gelsem yine sana aşık olurdum nicole kidman. buraları okuyosan bul beni.

8.1/10

ürkek ürkek
enfes ötesi film.

en azından gecemi böyle bir film seçerek güzelleştirdiğim için kendimi kutluyorum.

ne kadar basit görünen bir film olsa da bir yaşanmışlık anca bu kadar güzel anlatılabilirdi. gerçek bir hikaye olması zaten insanı inanılmaz bir duygu selinin içine itiyor. biyografik konu üzerine kurulan dram filmlerinde herhangi bir beklenti içinde olmadığım için keyif vericiydi. olabildiğince duru olmasına rağmen film bitene kadar sıkıldığım bir saniyesi bile olmadı. film boyunca çalan müziklerin vurgusuna kaptırdım kendimi.

kaybolan hintli çocuk saroo'nun hikayesi. avustralyalı bir kadının çocuk sahibi olmak yerine, artan nüfusu göz ardı etmeyip evlat edinerek bir çocuğun hayatını kurtarmak istemesi. bir yerlerde hala güzel insanlar var. beni en çok etkileyen kısmı, filmin sonunda evlat edinen anne ve biyolojik annenin birbirlerine sarıldıkları karelerin paylaşılması.

izlemediyseniz şiddetle tavsiye ederim. lütfen izlerken beklentilerinizi dışarıda bırakın.
1 /