londra

2 /
sorunsal sorunsal
nedenini bilmediğim şekilde beni kendine bağlayan hayallerimi süsleyen ve yapabilirsem hayatımın geri kalanını geçireceğim şehir
adenozin tri psikopat adenozin tri psikopat
göçler ve sosyal dengesizlik sonucu gitgide evsiz, göçmen, mülteci, hırsız, terörist dolmuş buna rağmen kalburüstü semtleri ihtişamını koruyan şehr-i abide. sosyal yapısıyla emsallerini andırır. * * * *
amy amy
notting hill filmini izlediğimden beri parklarını çok merak ettiğim şehir. neden bu kadar uzak diye isyan ettiğim, elimde olsa hiç düşünmeden koşa koşa gideceğim şehir. fakat şu da var ki easyjetin gelmesi sayesinde sabiha gökçen havalimanından oldukça ekonomik bi şekilde gidilebilecek şehir.
why georgia why georgia
hüzünlensem mi, mutlu mu olsam diye kararsızlığa düşüren, bir insana gün içinde devamlı mod değişikliği yaşatan, herşeye rağmen yaşayan güzel bir şehir...
badangel badangel
i̇ngiltere'nin başkenti olan, bir çok milletten insanı bir arada görebileceğiniz büyük ve kalabalık şehir. özellikle yağmuruyla ve karanlık havasıyla meşhurdur ama orda bulunduğum süre boyunca pek yağmura yakalanmadığım özlenesi şehir.
merkeze underground (metro) kullanarak gidip saatlerce pahalı mağazalarla dolu caddelerde boş boş gezinip eski binaların şehvetini izlemekle bütün bir gün geçirilebilir. üstelik geceleri bar ve club larda saatlerce zencilerin garip danslarını seyredip sarhoş tiplerin sadece oraya özgü sarhoşluklarına hayret edebilirsiniz.
gidilip görülmesi gereken ve belki de hep orada kalınması gereken sistemli şehir...
badangel badangel
hem yalnızlıklar şehridir, hem de yalnız kalınması imkansız olan bir cennet.. zaten hep çelişkilerle doludur. bi seversin bi sevmezsin o şehri.
yapmacık bi samimiyetle, heybetli, 800 yıllık binalar kucaklar seni şehre adım attığın anda. ve ne idüğü belirsiz bir insan ordusu...
sarışın mavi gözlü görmek için gidenlere inat, hindistanlı, japon ve türk akımıyla harmanlanmış ve dünya üzerinde en çok kebapçıyı barındıran ingiltere şehridir burası.
bi ara çekip gitmek istersiniz ülkenize, sonra yıllarca emek verdiğiniz çocuğunuzu terketmek gibi gelir. orda büyür insan. olgunlaşır. belki akıllanır bile. orda her şeyi görürsün çünkü.
orda türk olmanın gururunu daha bi derinden yaşarsın. milliyetçiliğin sınırlarını zorlarsın hatta. ama bi yandan da nasıl ingiliz vatandaşı olunur diye durmadan yollar ararsın kendine.
ordaki aşklar senin londraya karşı bitmeyen tutkuna inat kısa ve çelimsiz olurlar. türkiye'deki hep daha bi ağır basar. o da olsun istersin yanında. o şehri birlikte yaşamak. hep ağlarsın belki bu yüzden. bi yanın hep huzursuz ve eksiktir.
çünkü herkesten ayırandır seni aynı zamanda.. oranın renkli ışıklarına aldanıp herkesi unuttuysan ne mutlu sana, ama benim gibi unutamayıp döndüysen özlediğinde şikayet etme hakkının olmadığı nankör şehirdir londra...
platin24 platin24
ulaşım ve hayat son derece pahalıdır, herhangi bir ülkesinde euro olarak ödediğiniz tutarı burada pound olarak ödersiniz, ama kesinlikle görmeye değer. thy'nin son dönem stansted uçuşlarıda easyjet i aratmayabilir takip edin.
she she
havası ve yemekleri hariç herşeyini sevdiğim şehir, yapıları ve insanları harikadır. ayrıca kilo vermek için ideal bir şehirdir, tadı tuzu olmayan yemekleri sayesinde hemen kilo verirsiniz.
ayna i marziyye ayna i marziyye
babamın lenf kanseri olması sebebiyle tedavi olması için ben 5-6 yaşlarındayken gittiğimiz ve 6 ay kadar kaldığımız şehir. o zamandan bu yana ne değişmiştir bilmiyorum; fakat aklımda şunlar kalmış:

yolları olsun evlerin yerleşimi olsun son derece düzgündür. bahçeler, sokaklar her şey temiz ve düzenlidir. fakat bizim sokaklarımızdaki o renkli ve cıvıltılı hava yoktur. güneş nadir açar, hep bulutlu ve kasvetli bir havası vardır. bu yüzden içiniz daralır. mesela bizde müstakil villalar dairelere göre daha lüks ve pahalıdır. yerleşim biçimimiz daha çok bina şeklindedir. londra'da ise daha çok villalar vardır ve apartmanlar daha lükstür villalara göre.

londra'ya ait en güzel anım, babamın beni içinde sadece oyuncaklar olan kocaman bir mağazaya soktuğu andır. o zamana kadar hiç öyle oyuncakçı görmemiştim. şaşırmış bir şekilde oyuncaklara bakışımı şu anda güzel bir kitapçıya gittiğim vakitte yaşarım. o zaman nasıl oyuncaklara iç geçirerek bakıyorsam şimdi de raflardaki kitaplara öyle bakarım.

neticede hiç bir zaman özlemini çektiğim bir şehir olmamıştır, mükemmel yapılaşması olsa da yurdumun ruhunu bulabilmek mümkün değil.

belki şimdi görsem daha farklı düşüncelerim olur; ama londra denince aklıma yukarıda yazdıklarım geliyor.
kemancı cerenimo kemancı cerenimo
lise hazırlığı bitirdiğim yıl dil okulu amacıyla gittiğim şehir.kırmızı otobüsleri,
telefon kulübeleri,sürekli ''mind the gap'' diyen metrosu...güneşli başlayan günü,şiddetli bir yağmurda metro istasyonuna sığınarak tamamladığınız şehir.
oxford street,big ben,london eye,trafalgar square,leicester square,hyde
park...şu an özlediğimi anladığım şehir...
2 /