lord voldemortun algı oyunları

1 /
güse güse
gücü ele geçirmemize nasıl da engel olduklarını bilseniz, uykularınızın kaçacağı oyunlar.

lord voldemort daha önce canan hocamıza yaptıklarını anlatırken yazdığım gibi bir zihnefendardır. zihin gücüyle sizi kontrol altına alır. (bkz: #18155528)
harry bile bunu kendisine uygulanmaya başladığında anlamıştır. öğretmenler haricinde başka kimsenin de bundan haberi yoktur.

lord voldemort düşünce gücünü çok kullandığı için düşman bilsin istemez ve bu konudaki kitapları, bilgi veren insanları… halkın gözünde değersizleştirmeye çalışır. (bkz: #18157526)

astrolojiyi oldukça sık kullanır. mesela bazı ülkelerde paravan olarak kullandığı örgütlerin kuruluş haritaları özene bezene seçilmiş zamanlara işaret eder. (bkz: #18155314)

bu nedenle astroloji gibi oldukça kapsamlı, karmaşık, emek isteyen ve insanın çok vaktini alan bir kadim bilgi bile itinayla değersizleştirilir.

"astroloji mi bırak ya… " demeniz işte bundandır. bir insan bir burç değildir. bir burca indirgenemeyecek kadar karmaşık bir şeydir.

satranç bir başka değersizleştirilen, size çok güçlü bir düşünme ve zihin gücü sağlayan önemli bir oyundur. (bkz: #18155259)
güse güse
islam peygamberinin çocukla evlendiğine ve uçkuruna düşkün bir sapık olduğuna kesinlikle emin olan insanların, lord voldemort tarafından popüleştirilmiş bir kitaba, buldukları her fırsatta " çok edebi bir eser", " bir pedofiliye empati yapıyoruz" gibi yorumlar yapmasını sağlayan oyunlar.

(bkz: #18156334)
güse güse
kendisi içsel olarak tatminsiz olduğu için ve bu sebeple de çok mutsuz olduğu için, diğer insanların da mutsuz olmalarını sağlamaya yönelik oyunlardır.

barbie bebeklerle başladığı ulaşılması mümkün olmayan, ulaşılsa da korunması oldukça zor olan vücut algısı tepkileri çekince, hiç belli etmeden oldukça saçma ve boş bir vücut kitle indeksi kavramı geliştirip, sonra bunda ideal kilo sınırını 28 olarak belirlemiştir. bir süre sonra bunu bir gecede 25'e çekerek bir sürü insanı fazla kilolu kategoriye sokmuştur. bu durumu çok sevgili doktor habib sadeghi within kitabında güzelce anlatır. (bkz: #18154937)
doktor habib size oldukça mantıklı bir örnekle de ispat eder.
dünyaca ünlü ve güzellikle ilgili kült kabul edilmiş resimler ve heykellerin listesini verir kitapta.
bu eserlerdeki hiçbir kadın incecik değildir.

nasıl olmuştur da bir anda kadının beden algısı sıfır beden seviyesine çekilmiştir?

vücut kitle indeksi denilen kavram kendisi tamamen boş bir değerlendirme. yağ oranınız önemli arkadaşlar. kilonuz değil. aynı kiloda ve aynı boyda olan iki insanın biri çok daha zayıf gözükebilir. çünkü yağ oranı düşüktür.

ayrıca her insan birbirinden benzersiz. neden tek bir vücut imgesini hedefliyoruz? kendi bedeninizin doğal yollarla ulaşabileceği zirveyi hedefleyin. başka birinin bedenini değil. mutluluğun sırrı bu.

erkeklere de bunu protein tozu gibi fabrikasyon üretilmiş tozları ve farklı takviye ürünlerini kullanmak suretiyle korunması oldukça zor olan vücutları hedef göstererek yapar.

insanlar kendilerini tüketen döngülere girer, bunu sürdüremeyince mutsuz olur, kendini yetersiz hisseder. depresyon gibi hastalıklara yakalanır, voldemortun bizzat kendi ürettiği çeşitli ilaçlara mahkum olurlar.

zira güsenin okuduğu bilimsel araştırmaya göre; ilaç firmaları sattıkları ana ilacın yan etkilerinin sebep olduğu semptomları gidermek için kullanılan ilaçlardan, ana ilaçtan ettikleri kardan daha fazla kar elde etmektedir.

dostlar, kendinize gelin! siz algıyı aşabilecek zekadasınız!
güse güse
kendi ahlaksızlığını topluma empoze etmek için elinden geleni ardına koymadığı oyunlar.

çok iyi bir eğitimi olan psikolog bir türk bana açıkça swing hakkında ne düşündüğümü sordu.

yani evliyken başkasının karısıyla ya da kocasıyla beraber olma.

ayrıca belli bir süre sonra insanlar evlilikten sıkıldığı için herkesin özgürce istediğiyle olması ve çocuklar için de evlilik birliğinin korunması durumunu da.

kusmak istedim.

arkadaşlar bir psikolog bu algının kurbanı.

ahlak öyle önemli bir kavram ki…

bakın bir insanı artık istemiyorsanız istemiyorsunuzdur ve boşanırsınız medenice yolunuza devam edersiniz. bunu yapmadan başkalarının eşleriyle ya da başka insanlarla beraber olma özgürlüğü istemek açıkça ahlaksızlıktır. bu işin içine giren herkese de hakarettir.

ahlak bir kez gitti mi geçmişler olsun.

bir yastıkta kocayın diye bir deyiş vardır. ne güzel, ne manalı.

tüm bu heyecan arayışları ruhunuzu yok saymanızdan… kendinize yatırım yapsanız sürekli değişirsiniz. ve insan sürekli değişen biriyle asla sıkılmaz. yeni heyecan aramaz.

ama siz paraya, kariyere, güce taparsanız bir süre sonra robot oluyorsunuz ve her kavram sizin için duygusunu ve ruhunu yitiriyor. doyumsuz makinelere dönüşüyorsunuz.

insanlığın bir an önce bu kısır döngüden çıkması ve dolayısla algı kurbanı olma durumundan kurtulması dileğiyle…
güse güse
bazen kendisine gayet güzel meydan okuyan korkusuz cumhurbaşkanımızı da etkisi altına alan oyunlar.

sevgili dostlar bahardaki kapanmada alkol yasağı geldi ve hepiniz ayağa kalktınız. hiç satılmadığı kadar alkol satıldı.

çünkü bu bir algı operasyonuydu. sizler içip içip beyninizi uyuşturmaya, covid nedeniyle kaçan keyfiniz, sevdiklerinizle buluşamayınca tek başınıza içmek istemeyişiniz, bağışıklığınızı güçlendirmek gibi sebeplerle ara vermiştiniz. eskisi kadar içmiyordunuz. bu tüm dünyada böyleydi.
bence kesinlikle voldemort pandemiyi planlanmıştı ama bir şeyler plan dışı gitti. yanlış anlaşılma olmasın bir mühendisim, mistik bir insan olsam da bilimi takip eder, mantıklı her şeyi dinlerim. virüs pek tabii var ve tüm tedbirleri almalıyız. bu konuya da değindim. çünkü covidin çözümü elimizde. (bkz: #18156831)

2020 sonbaharında almanyada vakalar arttığında bayernde belli bir saatten sonra alkol satış yasağı, açık havada alkol tüketme yasağı ve 7 günlük vaka ortalamasının nüfusa oranı 100'ün üstünde olan yerlerde yaşayanların 15 km'den uzağa gitmesinin yasaklanması gibi yasaklar getirildi.

bunlar oldukça saçma değil mi?

yasaklar insanları kışkırtır.

pandemi yüzünden evde spor yapanlar, sağlığına dikkat edenler, derin derin hayat üzerine düşünenler… pandemi insanları özüne döndürmeye başladı. insanlar işlerini kaybetme riskleri nedeniyle alışveriş yapmamaya başladılar. (almanyada) alkol tüketimi inanılmaz azaldı ki almanlar su gibi bira içer.

aynısı türk insanı için de geçerli olmuş belli ki…
voldemort kafayı çekip çekip uyuşmanızı ve düşünmemenizi ister. allah da sırf bu sebeple, yarattığı kulların tüketim dengesinde sorun yaşayacağını bizzat bildiğinden son dinde içkiyi haram kılmıştır. allah son dinde düşünüp öğüt almanızı, verdiği aklı kullanmanızı ısrarla söyler. bunu başarmak için ayık olmalısınız.

almanya'da vatandaşlar direk mahkemelere gitti ve bu yasakları kaldırttı. bizim şehirde alkol yasağı sadece kalabalık olarak belirlenmiş eski şehir merkezi gibi yerlerde geçerli olmaya devam edip, bunun dışında serbest oldu. belli saat sonrası satış yasağı aynen devam etti.
15 km yasağı da kaldırıldı. bunun amacı da insanları kışkırtarak azalan benzin tüketiminin artmasını sağlamaktı.

ben bunu sosyal medyada ülkeye ateş püsküren çok zeki arkadaşıma anlattım inanamadı. aklı almadı.
almanlar gibi sürekli içki içen bir topluma tabii ki tamamen yasak getirilemiyor ama müslüman ülkede voldemort bunu direk yasaklatma şeklinde uyguladı. zihnefendar olduğu için cumhurbaşkanımızı etkiledi. siz de ona nefret kustunuz. o da insan, yoruluyor ve bazen gücü kaybediyor. hep meydan okuyamaz, bazen siz de düşünmelisiniz.

ne oldu? siz nefret kusup inadına içki aldınız.
voldemort daha zengin oldu.

haydi geçmiş olsun.

ilgili haberi paylaşıyorum. almanca bilenler baksın. ayrıca internette aratıp daha bir sürü bu konuda haber bulursunuz.


www.br.de
güse güse
insana töresini unutturabilen oyunlar.

sevgili dostlar türk töresinde, ölü gömülünce tüm eşyası verilir.

bu nedendir düşündünüz mü?

anısını bir nesneye indirgemek ruhunun ve anısının gücünü yok eder, bu nedenle kalbinizle, ruhunuzla anmanız gerek. bu konuda yaşadığım tecrübeden şurada bahsettim. (bkz: #18154783)

aynı şekilde bazı başarılar vardır bunları madalyalarla basitleştirir voldemort. bazı şeylerin maddi karşılığı yoktur.

jonas salk'ı tanıyor musunuz? çocuk felci aşısını bulup insanlığa armağan eden ve patent çıkarmayan amerikalı doktor. milyarlarca dolar kar edebilirdi, etmedi. bazı şeylerin maddi karşılığı olmaz.

holokost'un olamayacağı gibi. (bkz: #18154336)

bazı şeyler gönüllerde kalmalıdır. ruhlarla yaşamalıdır. eğer allah'a yakin imanıyla inandıysanız bilirsiniz ki ebediliği yaratıcı tarafından korunur. sizi unutturmaz. hiç bilmediğiniz tanımadığınız bir kuluna sizi andırır ve dua ettirir.

hz. muhammed ve atatürk'ü hiç görmedim. ikisini de babamdan çok seviyorum. onlara ve onları sevmiş insanlara yapılmış haksızlıklara tüm gücümle isyan etmek istiyorum.

neyse.

evet sevgili dostlar, sosyal medyada bu fotoğraf paylaşma hastalığı da bu maddeleştirmeye güzel bir örnek. fotoğraf çekmekten anı yaşamıyorsunuz. ruhunuz hep huzursuz ve tatminsiz. sürekli daha da çok çekmek, daha da çok paylaşmak istiyorsunuz.

gittiğiniz yerlerden, o şehri, ülkeyi gösteren anı objeleri alıyorsunuz. neden?

çünkü evinize gelen insanlara ben buraya gittim demek istiyorsunuz.

her şeyi ama her şeyi maddeleştirmek sizi tüketip ruhunuzun huzura ermesini engelleyen çok tehlikeli bir algı oyunu.

çok dikkat etmeniz gerek.

kolay gelsin.
güse güse
bir ses getirmesi uğruna çok uğraştığı oyunlar.

aynı topraklarda kardeşçe yaşadığımız ermenilerle bizi birbirimize düşürmeyi başarmış ve zorlaya zorlaya bir soykırım teması oluşturmuştur. bu unutulsun istemez.
bu sebeple 2021 yılında amerikan başkanı bile çıkar bunu anar.
asırlardır istanbul olan şehirden konstantinapolis olarak bahsedilir….

burada, voldemort'a, ayasofya'yı cami yaparak bizzat meydan okumuş cumhurbaşkanını anın!
ilk başta ben de tepki duymuştum ama iyi ki de öyle yapmış o zaman!

bu sırada türk ermenileri patriği sahak maşalyan link verdiğim girideki açıklamayı yapmıştır.

demiştir ki biz türklerle dost olmak istiyoruz. bizimle ilgisi olmayan ülkelerin politik sebeplere bunu kullanmasından rahatsızız.

(bkz: #18153965)

bu arada sözde medeni ülkelerin bilerek isteyerek yaptıkları soykırımlar hiç anılmaz!

amerika'da 26 yaşında profesör olmuş ilk ve tek türkiye cumhuriyeti profesörü oktay sinanoğlu bu soykırımları çok iyi bilir. bizlere anlattı.

(bkz: #18156582)

ayrıca aborjinleri de unutmuyoruz!

(bkz: #18156709)

ve çinde zulüm gören kardeşlerimiz uygur türklerini de!

(bkz: #18155462)

bosna'da burnunun dibinde müslümanlara zulmedilirken insan haklarını unutmuş voldemort, kendi elleriyle yaptığı adını da ermeni soykırımı verdiği olayı nedense unutmuyor!

voldemort bir soykırımı sadece çıkarlarına hizmet ediyorsa mı anıyor?

kıymetli yazarımız ayşe kulin, robert kolejde batı hayranı yetiştiğini fakat sevdalinkayı yazmak için araştırma yaparken hayat görüşünün değiştiğini armağan çağlayan'a anlattı. daha önce paylaştım.

(bkz: #18153373)
7
güse güse
voldemortun tam olarak kim olduğunun ve gücünün bilinmemesinden dolayı, kendilerini süper güç sanan devletlerin bile kurbanı olduğu oyunlar.

(bkz: #18156183) bence tam olarak kim olduğunu prof.dr. oktay sinanoğlu biliyordu ama açık seçik söyleyememiştir.

voldemort sizi öyle bir kullanır ki güç sizde sanırsınız , her şeyi kendi hür iradenizle yaptığınızı düşünürsünüz. öyle de yön verir zihninize.
narsist olduğunu söylemiştim değil mi?

evet lise hayatı çok başarısız geçen fakat mükemmel bir ressam olan hitler, viyana güzel sanatlar akademisinden defalarca kez olumsuz cevap aldıktan sonra, bir yerlerde yahudilerle ilgili olumsuz düşüncelerinden bahsetmiş olmalı ki ya da bir yerlerde zihni bükülerek ona bu düşünceler sanki kendi düşünceleriymiş gibi empoze edilmiş olmalı ki… almanya bile hitler suçlu gösterilerek oyunlara kurban gitti diye düşünüyorum.

iyi bir hatip olan hitlere, belli bir kesim kendini beğenmiş ve ırkçı olan almanlara daha büyük ülke, üstün ırk gibi, kendilerinin de duymaktan ve hayal etmekten zevk aldığı şeyleri söyletmek suretiyle bugünkü israil'i ve hala ödenmekte olan paraları ayrıca sürekli holokostu bahane ederek de ülkede istedikleri insanların sorgulanamaz güç sahibi olmaları sağlandı. nasıl iş?

şimdi google'da almanyanın birinci dünya savaşı öncesi haritasına bakın, ve şimdiki haritasına…

ben açıkça böylesi büyük bir katliamın hitlerin tek başına planlayamayacağı kadar profesyonel olduğunu düşünüyorum.

şüphe duymama sebep olan şeyler var. biri:

bazı yahudi bilim adamları türkiye'ye kaçtı.

bazılarıysa direk amerikaya gitti. biri einstein ki atom bombasını yaptı diğeri de wernher von braun

özellikle bunlar neden amerikaya gitti? neden diğerleri de gitmedi?

voldemort narsist demiştim. almanyanın topraklarını, bilim insanlarını, sanatını kıskanmaması mümkün mü?

öyle uzun üzerine düşünmüş ki kimler işine yarayacak kimler yaramayacak… planlamış.

olan gariban sıradan yahudilere, çingenelere, hastalara, özürlülere… sıradan halka olmuş.

bakın yalnız voldemort o zaman bile türkiye'den korkuyormuş. türkiye bir sürü yahudiye pasaport düzenleyerek kurtardı kamplardan.

muhtar kent kim biliyor musunuz? peki babası necdet kent? babası oskar schindler misali bir sürü yahudiye türk pasaportu vermiş.

şimdi biraz düşünün…

bu girimi okuyun. (bkz: #18153573)

ali şeriati'nin sartrenin durumunu özetlediği yazıyı da bir daha okuyun. (bkz: #18156553)

kolay gelsin.
güse güse
bazen bazı paravanlarla insanların kafalarını karıştırarak, kendilerini yetersiz hissetmelerine ayrıca bu vesileyle zaman ve emeğin boşa harcanmasına neden olan oyunlar.

basitçe görebileceğiniz bir şey sanki çok zor havası verilerek ya da avrupa yakasında volkan'ın farklı kitaplardan kopyalayıp yapıştırarak ben yazdım dediği kitabın anlaşılamayınca çok önemli bir baş yapıt kabul edilmesi misali…insanlara kesin çok önemli olmalı imajı veren işler.

etrafa biz aştık sizin anlayamayacağınız noktalardayız algısı kasılmaya çalışılan oyunlar.

ama pandemide amerika, avrupa… ingiltere hepsi çok kötü durumlara düştü. bu kadar bilimde aşmış ülkeler nasıl oldu da aşıyı hemen bulmadı? her fırsatta burun büktüleri türkiye bile yardım gönderdi avrupa'ya. çin, italya ve çek cumhuriyeti gibi ülkelere uçaklarla yardım yolladı. küba bile italya'ya yardıma gitti.
bunların hepsinin haberlerini internette bulursunuz.

bence pandemi turnusol misali her şeyi ortaya serdi. oldukça düşündürücüydü.

çin ve güney kore pandemiyi en iyi yöneten iki ülke oldu. (uygur türklerine yaptıklarına son verip, özür dileyene kadar çin'e küsüz. )

ben bir türkten almanyada ilk vaka çıkınca şunu duydum: "şimdi almanlar aşıyı bulur."

aşıyı iki türk buldu.

her iddiasına varım, böylesi manipülatif oyunlar olmasa türkiye'de aşı geliştirecek binlerce bilim insanı var.

defalarca kez yazdım: avrupa'da kendimden zeki insan görmedim ama türkiye'de çok gördüm.

bu girimi lütfen okuyun. ilhan koman hk. (bkz: #18157112)

(bkz: #18155752)
9
güse güse
kendisine daha en baştan "one minute" diyerek meydan okuyan,
pandeminin başında sınırları açarak, avrupa kapılarında mültecilere yapılan haksız muameleyi ortaya çıkararak neyin ne olduğunu gösteren,
bizzat voldemort yönetimindeki yöneticilere kafa tutan,
ayasofya'yı korkmadan cami yapan sayın cumhurbaşkanımızın, yılların verdiği yorgunlukla bazen fark edemediği oyunlar.

allah mülk suresinde şöyle der:

"yedi göğü birbiriyle tam bir uygunluk içinde yaratan o'dur. rahmânın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun?
sonra gözünü tekrar tekrar çevir de bak; (kusur arayan) göz aradığını bulamadan bitkin olarak sana dönecektir." 3-4

dünya da coğrafi yapısıyla bu tanıma girer.

kanal istanbul projesi açıkça sayın cumhurbaşkanımızı tuzağa düşürmek için planlandı bence.

çünkü coğrafi bir yapıyla oynamak demek, allah'a bir yerde "sen yanlış yarattın, böyle olsa daha iyi" demektir. bu durumda önü alınamaz felaketler olacak ve bunların sorumlusu da pek tabii sayın cumhurbaşkanımız olacaktır.

ben çocukken babamın dini kitaplarından birinde islam dünyasında din müceddidi olarak bilinen imam ı rabbani'nin, peygamberimizin fethini müjdeleyerek adını andığı istanbul'un coğrafi yapısının bozulması nedeniyle 2022 yılında büyük bir felakete uğrayacağını okumuştum. bu doğru mudur değil midir bilemeyiz, biz önce tüm ilimlerin sahibi allah'ın kelamına ve bilime bakarız pek tabii ama bu da bilimsel gerçeklerle örtüştüğüne göre, tedbirli olmak gerek.

çok küçüktüm şimdi hangi kitaptı hatırlayamıyorum ama ben istanbul'da doğdum büyüdüm ve istanbul'u çok seviyorum, bu nedenle de aklımda kalmış.

beklenen büyük istanbul depreminin periyodunun da geldiği göz önünde bulundurulursa ve tsunami olasılığı da hesaba katılırsa, allah'ın mükemmel yarattım dediği bir coğrafi yapıyla oynamak geri dönülemez sonuçlar doğurur.

umarım sayın cumhurbaşkanımız bunu tez vakitte fark eder.

voldemort ince ince planlar yapar, dün bahsettiğim üzere insana sanki kendi fikriymiş havası verir.
güse güse
insanların beslenmelerine kadar el atılan oyunlar.

öncelikle türkiye'nin en büyük şanslarından biri olan araştırmacı gazetecimiz soner yalçın'ın bunları saklı seçilmişler kitabında bir güzel yazdığını belirteyim. satılık olmayan ruhu ve kalemiyle soner yalçın, voldemortun bir numaralı nefret ettiği kişilerdendir. ancak halkın kitap okumayı sevmemesi sayesinde etki alanı dar diye enerjisini harcamıyor. bir ara popülerleşince darladı. ama soner yalçın peygamber torunu ismi taşır. o hüseyin soner yalçın'dır. siz ona dokunursanız zalime karşı bir avuç insanla canını vermiş hz hüseyin'in haksızlığa uğramış o mübarek ruhu gelir karşınızda durur. ben soner yalçın'ın kitaplarından ve köşe yazılarından neler neler öğrendim. kendisine borcumu asla ödeyemem. bilgi, bir insanın bu hayatta sahip olabileceği en kıymetli hazinedir.

gelelim beslenme oyunlarına. benim ilk olarak ayırdına varmam şöyle oldu: 2010 yılında ayağımda ana lif koptu ve bir yıl koltuk değnekleri ile gezdim. sürekli asansör kullandım. ayağım işteyken şişiyordu, akşam gelip yükseğe koyup yatıyordum sabaha kadar düzeliyordu. sabah bir daha şişiyordu. öyle acıyordu ki debriyaja basamıyordum.

bu süreçte kilo almadım ama nedense kilolu hissediyordum ve iş yerinden bir arkadaşımın yemek yerken yaptığı konuşmalar üzerine sorduğum sorularla çok ünlü bir diyetisyene gittiğini öğrendim. "ben de gideyim" dedim.

daha önce yazdığım üzere (bkz: #18156702) bu tamamen saçma vücut kitle indeksine ben de inanmış ve kendimi normal kiloda sanıyordum. ama gelin görün ki bu nişantaşı'nda ofisi olan, çok iyi eğitimli diyetisyen "yağ oranın çok yüksek" dedi, "kilolusun şu anda" dedi ve beni şok etti.

beslenme konusunda hiçbir şey bilmediğimi o zaman anladım. bu tatlı diyetisyenle hızlı bir şekilde ideal yağ oranını yakaladım ve sonrasında da karbonhidrat hesabını öğrendim. bu sırada kocamla tanıştım. beslenme listelerine bakıp çok yanlış olduğunu söylüyordu. ben de içimden "hacettepe mezunu diyetisyenden iyi bildiğini sanıyor." diyor ve aptal olduğunu düşünüyordum.

sonra almanya'ya taşındım. bu diyetisyen bana kahvaltıda voldemort markalarından birine ait bir mısır gevreğini süt ve balla karıştırarak yememi önermişti ve ben de bu karışımın adeta bağımlısı olmuştum.

aynı marka almanya'da da vardı. aynı marka, aynı ürün. gidip aldım. ama yediğimde tadı tamamen farklıydı.
sonra internetten içeriklere baktım. türkiye'dekinde yok yoktu ama almanya'dakinin içeriği çok daha farklıydı. alman halkına türkler kadar zulmedilmiyordu.
zaten tadı bambaşka bir şeymiş gibiydi.

sevgili dostlar yıl 2012. beslenme konusunda deliler gibi araştırmaya ve okumaya başladığım zaman. o kadar çok şey öğrendim ki…

size daha önce de yazdım prof.dr. canan karatay'ın, rahmetli prof.dr. ahmet aydın'ın sözlerinden dışarı çıkmayın!!

gidin kitaplarını alın, okuyun.

soner yalçın'ın saklı seçilmişler'ini alın okuyun.

tayfun uzbay kitaplarını okuyun. cehalet bilimi ve görünmeyen beyin.

şeker yemeyin, türklere şeker araplardan geçti.

ne yerseniz ona dönüşürsünüz, ne kadar çok hareket ederseniz beyniniz o kadar iyi çalışır.

vücudunuzun durumu beyninizin işleyişinin kalitesinin bir göstergesidir. bu, şişmansanız aptalsınız demek olmuyor ama beyninizin gücünü tam olarak kullanamıyorsunuz demek oluyor. her gün ama her gün 1 saat vücudunuzu sevdiğiniz bir spor yaparak hareket ettirin.

çok dikkat edin! çok!
1 /