lord voldemortun algı oyunları

5 /
güse güse
kuran'ın ne kadar gizemli bir kitap olduğunu bildiği ancak bir türlü muhteviyatını tam olarak anlayamadığı için çıldırıyor olması sebebiyle, kuranı anladıkları için asırlar öncesinden birçok bilimsel buluşa yol gösteren açıklamaları yapmış islam alimlerinden nefret eden ve onları müslümanlar gözünde itibarsızlaştırmak isteyen oyunlar.

şimdi kuranda allah şöyle söyler:

"kuşkusuz o, değeri çok yüce kur'an'dır.
korunmuş bir kitaptadır.
ona ancak tertemiz olanlar dokunabilir." vakıa suresi, 77-79

ne yazık ki buradaki temizlik abdest olarak algılanır. ama değildir. insanın kendi nefsini yenmesi ve çok iyi bir niyetle okuması halinde kuran gizemini açığa çıkarır.
imam ı gazali'nin ledün risalesinde ibn hibbân'dan sahih hadis olarak aktarıldığına göre peygamberimiz şöyle demiştir:

"kuranın her ayetinin bir zahiri, bir de batını vardır, ayrıca her bir batının da yedi veya dokuz batını vardır."

ayrıca gazali: kuran harflerinin her birinin bir anlamı ve bu anlamların işaret ettikleri hususlar olduğunu detay vermeden burada belirtir. bu harflerin gizemlerini de ibn arabi çok güzel anlatmıştır. ama anlamak için iyi niyet ve nefsi allah'tan satın almak şartı var.

voldemort ne yazık ki insanlığını yitirmiş bir şekilde olaya yaklaştığı için bir türlü gizemi çözemez. yani mürver asa, ölümsüzlüğün asası çalışmaz. bu yüzden ister ki müslümanlar kendi dinlerinden nefret etsin onlar da çözemesin. o yapamıyorsa kimse yapamasın.

kıskançlık çok fena hastalık, defalarca kez yazdım.

kuran kesinlikle canlı, her devre, her duruma, her olaya, her probleme çözüm sunan acayip bir varlık.

tüm dünya insanlarının bir an önce sevmeyi öğrenmesi, işlerini güçlerini bırakarak bu sırları el birliğiyle çözmeye odaklanması şart.

bakın allah dünya oyun yeri değil diye söyler. içkiyi yasaklar ama cennette de şarap ırmakları var diye vaad eder.
çünkü içki, cennetin o seviyesine ulaşana kadar haram. dünyada işi gücü bırakıp, kuranı anlayıp, allah'a canı gönülden iman edip yedi katlı cennetin o ilk seviyesine gitmeyi öğrenmen gerek. oraya ulaştıktan sonra iç.

ve allah yine cennetin ve cehennemin yaratılmış olduğunu da söyler. peygamberimize miraçta bu konuda detaylı bilgiler verilmiştir.

cennet ve cehennem şu anda mevcut.

neyse.

bu voldemortun nefret ettiği büyük islam alimlerinden biri muhyiddin ibn arabi'dir. 1165-1239 yılları arasında endülüs'te yaşadı. baruch spinoza kendisinden etkilenerek spinoza oldu.
ama batı hayranı olup kendi dinlerinden nefret edenler adı muhyiddin diye kendisini beğenmezler, spinoza adı ise daha karizmatik gelir. spinoza bir şey derse inanır ama muhyiddin ibn arabi'ye burun büker.

çok da fifi.

kendisi "beni tanımayan eserlerimi okumasın" demiştir. zaten sevmezseniz kafanıza girmez.

muhyiddin arabi şunu da söylemiştir:

" her asır büyük şahsiyetlerin adıyla anılır. bundan sonraki asırlar da benim adımla anılacaktır."

neyse kendisi varlığın oluş mekanizması, gezegen hareketleri, tutulmalar, optik, matematik gibi bir çok konuda bilgi verdiği gibi yemekten meditasyona her şeyi tek tek açıklamıştır. bunları allah'tan aldığı ilhamla yazdığını da sürekli belirtir.

öyle ki telgraf bulunmadan yüzlerce yıl önce çalışma tekniğini açıklamış ve ışığın hareketini de detaylıca anlatmıştır. thomas edison kendisine " üstadım" demiştir. ama voldemort bunları gizler. bunlar bilinmemelidir.

ayrıca kendisi istanbul'u fatih sultan mehmedin fethedeceğini ve yavuz sultan selimin de şam'a gideceğini bir güzel haber vermiştir.

kendisinin bir başka kehaneti ise:
(bkz: #18155470)

"osmanlıdan sonra kurulan devlet 100 yıl sonra, osmanlının 10 katı daha güçlü olacaktır."

muhyiddin ibn arabi

"asla şüphem yoktur ki türklüğün unutulmuş medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile âtînin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır. bu söylediklerim hakikat olduğu gün, senden ve bütün medenî beşeriyetten dileğim şudur: beni hatırlayınız."

gazi mareşal mustafa kemal atatürk

sevgili dostlar, muhyiddin ibn arabi kitaplarını alıp okuyun. öğrendiklerinizi de insanlarla paylaşın.

sevgiler
güse güse
bazen insanı hakikaten dehşete düşüren oyunlar.

arkadaşlar hey on beşli diye bir türkü var ve insanlar düğünlerde bunu çaldırıp oynuyor!!!

bu onbeşli ne demek biliyor musunuz? bilmeyenler için yazayım:

çanakkale savaşı sırasında askere alınacak erkek kalmayınca 16 yaşında askere alınan gençleri yani bir faciayı anlatıyor!!

bununla dans eden iflah eder mi?

bir tane daha böyle dehşet verici durum var.

eyüp'te zal mahmut paşa camii var. insanlar buraya gidip namaz kılıyor, bazıları da mimar sinan yapmış diye mimari değeri var diye gidiyor.

arkadaşım zal mahmut paşa kim? adı mahmut ve paşa lakabı da var diye mübarek mi?

sevgili dostlar, hürrem kanuni'yi şehzade mustafa'ya karşı doldurup da kanuni öz evladını, yeniçerilerin favori şehzadesi mustafayı öldürtmeye karar verdiğinde bu işi organize eden kişi mahmut!

padişah çadırında dilsiz ve sağır cellatlar, şehzadenin kanı akmasın diye sicimlerle ( inceliğe bak!) gizlenirken orada babasının yanında duruyor. ve mustafa'nın da sevdiği ve güvendiği bir insan bu mahmut!

şehzade mustafa başına geleceklerden habersiz çadıra giriyor. yiğit de bir insan. o cellatlardan kurtulup çadırın kapısına koşuyor. çünkü orada yeniçeriler var. bir işaret verse kurtulacak.
bu mahmut arkasından koşup sırtına balta saplayıp öldüren insan. bu yüzden de kanuni "zal" lakabını veriyor. öz oğlunu bir güzel öldürdü diye.
sonra zal mahmut, padişahın gözüne girerek kazandığı paralarla mimar sinan'a camii yaptırıyor.

burada namaz kılınır mı?

buraya bir hoca görevlendirilsin. 24 saat şehzade mustafa'nın ruhuna kuran okunsun.

kanuni kendi atadığı şeyhülislamlara yapmak istediği tüm işler için istediği gibi fetva verdirdi. olmaz diyenleri değiştirip, istediği fetvaları verenleri göreve getirdi. sonra da bu fetvalarla gömüldü. bu işler başına neden geldi, onu da daha önce yazmıştım. (bkz: #18156104)

sevgili dostlar, düşünmek ve sorgulamak öyle önemli ki…

voldemort düşünmeyin diye elinden geleni ardına koymuyor.

aynısını şanlı fatma seher erden'in lakabı olan kara fatma'yı böceğe söyleterek de yaptı.
sakın ola ki hamam böceğine kara fatma demeyin. (bkz: #18156254)

şimdi mübarek günlerdeyiz. zilhicce ayının ilk 10 günü. tövbe edin.
allah herkesi affetsin. ne diyeyim artık.
güse güse
insan oğlu insan türk halkını açıkça hedef almış oyunlar.

bu platformda sürekli " bu toplum şöyle kötü, böyle kötü" diyenler için gelsin:

antalya'da kedi su birikintisinden su içiyor diye tramvayı bekleten vatman. ne güzel insanlarla dolu bu ülke!

hayvanlar kutsaldır. allah'ın biz kullarına emanetleridir.

çok modern geçinenler bile sokak hayvanlarını istemez ve avrupa'da sokak hayvanı yok der. neden yok biliyor musun canım? olur da bulurlarsa barınaklara topluyorlar orada da belli bir süre sonra elektroşokla öldürüyorlar. bunu da bana bir alman anlattı! bu almanla bir tierheim yani hayvan barınağını ziyarete gittim. orada bir kangal gördüm. hayvan tüm asaletiyle ön patilerini tele koyup ayağa kalktı. sessizce "beni al buradan" dedi. almadım. ve o hayvan 8 yıl geçmesine rağmen aklımdan çıkmıyor.

sokak hayvanları bizim insan olduğumuzun kanıtı!

www.instagram.com
güse güse
instagramda insanların anlam veremedikleri kadar hız kazanmış oyunlar.

bir adet instagram hesabım var. bunu tracy anderson metodu ile çalışan, dünyanın farklı yerlerinde yaşayan insanları ( türk yok) ve beni motive eden bazı hesapları takip etmek için kullanıyorum. ailemden ya da arkadaşlarımdan kimse yok. sosyal medya kullanmayı sevmiyorum.
bunu da sadece yaptığımız egzersizleri paylaşalım ve motivasyon olsun diye açtım. ama yine de paylaşım yapamıyorum çünkü hakikaten sevmiyorum.
yalnız avustralya'da sabah kalkmış sporunu yapmış olanın paylaşımını, ben burada sabah kalkınca görebiliyorum. ve bazen spor yapmamak için bahane ürettiğimi hissedersem açıp bakarak anında motive oluyorum.

bu uzun açıklamadan sonra instagramda dönen oyunu anlatayım.
şimdi insanlar egzersizlerini paylaşırken ister istemez tracy'nin o derste kullandığı ya da kendi dinledikleri müzikleri de video ile yüklüyorlardı. sonra bir telif hakkı furyası başladı ve insanlar " ben bu müziğin telif hakkına sahip değilim." ibaresi düşerek paylaşmaya devam ettiler.

fakat artık eğer videoda fon olarak müzik varsa instagram otomatikman videoyu yüklemiyor.

arkadaşlar müzik dönüştürücü. sanat tanrısal bir olgu. biz hepimiz tekiz ve hepimiz allah'ın bana ait dediği ruhları taşıyoruz.
bu müziklerin ilhamları ortak bilinçten alınıyor.
ve gerçekten hissedilerek bestelendiğinde yeri geliyor insan ağlıyor, yeri geliyor motive oluyor.

ben instagramda çok müzik duydum ve beğenip listeme ekledim. çok hayati bir şey.

şu anda barbarca müzik erişimini engellemeye çalışıyorlar.

bu hakikaten korkunç bir durum.

covidle başlattıkları saçmalık müzikle devam ediyor.

ruhunuza iyi gelen, sizi iyi hissettiren, sözleri pozitif olan aşk, sevgi, dostluk şarkıları dinleyin.

nasıl dönüştüğünüze siz de şaşıracaksınız.

iyi bayramlar.
güse güse
türk müziğini deliler gibi kıskandığı için türlü türlü yöntemlerle yok etmeye uğraştığı oyunlar.

itü uçak mühendisliği mezunu, aynı bölümde master yapmış ve mükemmel bir sese sahip, çocukluğundan itibaren müzik eğitimi almış ve sonradan voldemort sistemine yeter diyerek konservatuar okumuş, şimdi de milano'da eğitimine devam eden üstün yetenekli türk kadını arkadaşıma ( evet türkler böyle işte! ) bu kış çocukluğumdan beri kanun çalmak istediğimi söyledim.
laf lafı açtı ve kendisi bana bildiğimiz piyanonun, kanundan esinlenilerek geliştirilmiş bir müzik aleti olduğunu söyledi!

şaşırdık mı? artık hayır.

biz çoluk çocuk toplanalım da piyano öğrenelim diye bakalım. kanunu unutalım.
bu arada ben de çocuğuma piyano dersi aldırayım diye düşünüyordum. hatta ingilizce müzik kursuna gidiyordu çocuk, alman olan müzik öğretmenine müzik kulağı var mı diye sormuştum. bana demişti ki hemen söyleyemem gözlemlemem lazım. halbuki benim kendi arkadaşım ne gözlemi, çocuk duyduğu ritmi çıkarıyorsa, dinlediği şarkıyı düzgün söylüyorsa vardır dedi. bu da böyle başka enteresan bir durum.

neyse.

şimdi bizim bir kanun üstadımız var ki kendisi bir itülü.

profesör doktor erol deran.
kendisi üstelik bir ressam. hem de değme ressamlar eline su dökemez. mükemmel istanbul manzaraları resmeder. türk ırkı işte böyle üstün yetenekli bir ırk.

bir dileğim var yüce allah'tan, erol deran'dan kanun öğrenmek. amin.

evim kitap, kalem, defter, dolu. bir kanun sesi kaldı.
güse güse
bir sırp olduğu için nikola tesla'yı açıkça hedef almış oyunlar.

sevgili dostlar, bilimin son peygamberi diye nitelediğim ve çok sevdiğim nikola tesla'yı öldürdü voldemort.

ayşe kulin'in adı: aylin kitabının kahramanı aylin devrimel'in gencecik yaşta, islamı en güzel anlamış ve açıklamış ali şeriati'nin 44 yaşında ölümü gibi tesla da öldürüldü. ama yaşı ileriydi kimse şüphelenmedi.

bakın thomas edison denilen adam tesla sayesinde edison oldu. çünkü tesla sırptı. edison ölüm döşeğinde helallik almak için tesla'yı çağırdı ama tesla boş işlerle vakit kaybedemem, insanlık için çalışmam gerek dedi.

hırsızlık sadece bu kadar mı? değil.

x ışınlarını röntgen mi keşfetti sanıyorsunuz? yanılıyorsunuz. mrı teknolojisi, lazer ışınları, ac akım jenaratörleri ve motorları, floresan lambayı, neon ışıklarını, hızölçeri, otomobillerdeki ateşleme sistemini, radarın temellerini, elektron mikroskobunu ve mikrodalga fırını… daha da var.

hatta çok önemli başka bir şey de, yıldırım, deprem gibi doğa olaylarını kontrol eden sistemler geliştirmişti tesla. deprem jeneratörü mesela. hatırlarsanız 17 ağustos depreminin bir garip olduğu, patlama gibi geliştiği söylenmişti.
düşünün…

evet. nikola tesla'nın hakkını böylesine yediler takmadı.

"fikrimi çalmaları mühim değil… asıl mühim olan kendi fikirlerinin olmaması." nikola tesla

haksızlığa uğramak insanı psikolojik olarak yer bitirir. ama tesla çelik gibi sinirlere sahipti. o sadece insanlık için çalışmak istiyordu.

"her gün keşfetme umuduyla – kim olursa olsun birilerinin, süregelen asıl sorunlarımıza çözüm bulacağı umuduyla- işimize gidiyor ve ertesi gün yeniden şevkle işimizin başına dönüyoruz; başarısız olsak bile çabalarımıza boşa değildir, çünkü bu gayretlerden, bu uğraşlardan, saatlerce tarifsiz keyif almış ve enerjimizi insanlığın yararına kullanmışızdır."

nikola tesla

para da nikola tesla'nın amacı değildi. voldemort buradan da yol bulamıyordu. kendini bilime öyle adamıştı.

"paranın başkaları için taşıdığı anlam, benim için bir şey ifade etmiyor." nikola tesla

arkadaşlar nikola tesla'nın kadınlarda da gözü yoktu.

" mucitlerin evlenmeye vakti yoktur." nikola tesla

voldemort yol bulamıyordu. adam yemiyor, içmiyor, uyumuyor ve ölmüyordu!!! ama sürekli bir şey buluyordu. para istemiyor, ün istemiyor, makam istemiyor!!! voldemort delirdi. ve nikola tesla'yı öldürüp çalışmalarına el koydu.

sevgili dostlar nikola tesla peygamber değildi ki allah onu korusun. öldürüldü.

böylesi bir dahiyi çıkardıkları için avrupa'nın ortasında avrupa birliği'ne girmeyen sırbistan'a saygı duyun. yalnız voldemort her yetenekli insana yaptığı gibi nikola tesla'yı da memleketinde barındırmadı.
(yalnız bosna'daki müslümanlara yapılan soykırım affedilemez. sadece sırpların değil tüm avrupanın hatta dünyanın özür dilemesi gerekiyor. bir bosnalı müslüman şunu söyledi: " sırp seni sevmiyorsa bunu yüzüne söyler ama hırvat yüzüne güler ve arkandan vurur." bu da aklınızda olsun.
ben olduğu gibi görünen biri olarak, düşmanımın da öyle olmasını isterim. zira bu karakter sahibi olduğunu gösterir. eğilip bükülen, yalaka, rüzgar ne tarafa giderse o tarafa gidecek cibiliyetsizle işim olmaz. düşmanım bile olamaz. )

sevgili dostlar neyse ki kuran mucize bir kitap. allah diyor ki:

"gaybın anahtarları allah'ın yanındadır; onları o'ndan başkası bilmez. o, karada ve denizde ne varsa bilir; o'nun bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez. o, yerin karanlıklarındaki tek bir taneyi bile bilir. yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır."
enam suresi, 59

biz müslümanlar için nikola teslanın gizlenen çalışmaları gizli değil. iyi niyetli ve nefsini allah'tan satın almış herkes ulaşabilir.

voldemort kendini de yırtsa o çalışmalardan bir şey anlamayacak. çünkü o kadar aşağılık ki nikola tesla adını basitleştirmek için bir araba markasına verilmesini sağladı. ve bu ismin bundan sonra bu arabalarla anılmasını ve nikola tesla'nın unutulmasını istiyor. ama çok yanılıyor!!!

"bırakın doğruları gelecek söylesin ve herkesi eserlerine ve başarılarına göre değerlendirsin. bugün onların olsun; ama uğrunda çok uğraştığım gelecek, benimdir." nikola tesla

unutulmayacak!!! unutturmayacağız!!

bakın bir de tesla ne demiş?

"nefretiniz elektriğe dönüştürülebilseydi, bütün dünyayı aydınlatırdı." nikola tesla

sevgili dostlar, sevginin gücü nefretten kat kat fazla. şimdi düşünün ki kalplerimiz sevgiyle dolarsa neler olabilir?

sevin!!! nikola tesla için sevin!!!

covidle başlayan, sizleri canavar robotlara çevirme projesine dur diyin! severek dur diyin!

öyle sevin ki, sevginizden gözleriniz yaşarsın.

iyi bayramlar.
güse güse
ünlü dahi john nash'i de kapsamış oyunlar.

sevgili dostlar daha önce voldemortun en baş narsist olduğunu söylemiştim. narsiste maruz kalmış insanlara da şizofreni teşhisi koyarlar.
bunlardan biri de john nash'tir ve hayatı önce kitap, sonra film yapılmış ve voldemort tarafından oscar ile ödüllendirilerek, dünyaya bu adam hastaydı imajı bir güzel verilmiştir.

hiç işkillendiniz mi?

einstein çok mu normaldi?

kitabın yazarı kim baktınız mı?

arkadaşlar john nash'i voldemort bizzat hasta etti. yetenek voldemortu deli eder, deha ayrı. yok etmek ister.

ama burada dünyaya ilan etme durumu var ki…işte anlayın john nash voldemortla ilgili bir şeyleri anlamış belli ki.

şimdi ben john nash'i tanımam bilmem. ama voldemortu çok iyi tanıyorum. kitaplar ne zaman çıktı piyasaya? uzun yıllar oldu tanışalı. ama john nash hasta edildi. zaten amerikadan avrupaya gelmiş ve avrupada da bir sürü garip tedavi sonrası hasta olduğunu kabullenip geri amerikaya dönmüş.

ben küçükken çok özel görevli polislere, askerlere inanılmaz ilgi duyardım. hatta erken yaşta araba kullanmayı öğrenince tank kullanmaya takmıştım, babam da düşünmüştü kimi bulsak da rica etsek bir öğrense diye. öyle ciddiydim. iyi ki öğrenmedim artık barış olsun. tanklar dönüştürülsün. iyi şeylere dönüşsünler. amin.

hatta polis teşkilatında vatan için böyle özel görevlerde çalışmış biriyle de tanışmıştım.
çok detay vermek istemiyorum ancak bana zihin kontrol yöntemleri olduğundan, insanların zihinlerini bulandırmak için bir sürü garip yöntemler kullanıldığından ve bu şekilde deliren çok insan olduğundan bahsetmişti.

sevgili dostlar maneviyatınız yoksa sizi bitirirler.
deha, bilgi hiçbir şeydir.
bu nedenle maneviyat öyle önemli öyle önemli ki…
ya nikola tesla gibi çok yüce bir amaca odaklanmış olmalısınız. insanlık hayrına çalışmak gibi. ya da maneviyat olacak.
bir insanın yanında allah varsa isterse dünya ona karşı dursun. kimin kazanacağı bellidir.
hele ki allah'ın sevdiklerini seviyorsanız, manevi olarak öyle bir destek görürsünüz ki… karşı taraf şaşırır. tıpkı çanakkale savaşından sonra ingilizlerin gelip bizim cepheleri gezmesi ve biz bunlara mı yenildik? demeleri gibi.
iman gücü bize milli mücadeleyi kazandırdı. bunu asla unutmayın.

ve eğer hem yüce bir amaca odaklanmışlık hem maneviyat varsa bu dünyayı şöyle bir alır sallarsınız evelallah. voldemort ve takipçileri uzay boşluğuna düşer. ilk kara delikte başka alemlere yol alır.

voldemort suçunu kabul edip john nash'in maneviyatından dünya önünde özür dileyerek itibarını geri iade etmeli ve bu korkunç muameleye sebep olan her neydiyse insanlığa açıklamalı. yoksa yok olacak.

bu şekilde mağdur edilmiş bir de sanatçı var. david helfgott. onu da başka zaman yazacağım.
güse güse
şu anda fark ettiğim üzere ünlü ingiliz filozof john locke'nin adını lost adlı dizide bir karaktere verdirmiş oyunlar.

ben lost'u izlememiştim. ancak bunun bir voldemort projesi olduğunu artık hepiniz biliyorsunuz.
bir arkadaş da tüm iyi niyetiyle ninja kaplumbağaların bile adının leonardo, michelangelo olarak özellikle seçildiğini böylece gençleri düşünmeye sevk etmek istediklerini yazmış.

arkadaşlar! leonardo da vinci'yi mona lisa'ya indirgemeye çalışmış ve michelangelo'ya papayla sevgiliydi o yüzden öyle meşhur oldu diye iftira takmış zihniyet mi bunu düşünecek?
(bkz:#18158963). (bkz: #18156689)

kendinize gelin!!!

john locke neden tıpkı nikola tesla (bkz:#18159999) gibi yok edilmek istiyor paylaştığım sözlerinden anlayabilirsiniz.

"isa insanlara, inanç ve dürüstlükle, sonsuz hayatı nasıl kazanabileceklerini öğretmiştir; ancak herhangi bir devlet kurmamıştır. takipçilerine hiçbir şekilde yeni ve özel bir yönetim biçimi tanımlamamış, siyasi yöntemlerin ellerine de, insanları eski dinlerini terkedip, kendisininkini kabul etmeye zorlamakta kullanacakları kılıcı teslim etmemiştir."

"şimdi, dini bahane ederek diğer insanlara zulmedenlerin, işkence edenlerin, onları mahvedip öldürenlerin vicdanlarına sesleniyorum, bunu dostluktan ve onlara duydukları merhametten dolayı mı yapıyorlar acaba?"

(bkz: 18160152) (bkz: #18160151)
(bkz: #18159979)
güse güse
küçücük yaşta "harika çocuk" olarak tanınmış david helfgott'u bir güzel hasta edip, bu durumu tıpkı john forbes nash'e yaptığı gibi filmini çekip bir de oscar vermek suretiyle dünyaya duyuran oyunlar.

arkadaşlar david helfgott avustralya'da yaşayan bir dehaydı. ne yazık ki babası bir narsistti ve voldemort bu durumu kullanarak david helfgott'u burs vererek avrupa'ya çekip orada hasta edip, sonra geri gönderip, ülkesinde 12 yıl hastanelerde zorlu tedavilerle, asla piyano çalmamasını söyleyen insanların esiri yaptı.

ama insanın anlam arayışı başyapıtında viktor frankl'ın söylediği gibi en ağır psikoz bile insanın çekirdeğine dokunamaz.

david helfgott içinde bir şeylere tutundu! bakın satranca meraklıydı çünkü bir dahiydi. size satranç oynayın, çocuklarınıza öğretin diyorum!
satranç bilmek sizi öyle güçlü yapar ki, kendiniz bile şaşırırsınız. ayrıca felsefeyle de ilgiliydi ve fit kalmaya takıntılıydı.

david helfgott bu sayede 12 yıl sonra hastanelerden kurtulup piyanosuna kavuştu….

asker payeniz olmayabilir ama bu bir başkomutan olmayacağınız anlamına gelmiyor! kendi kendinizin başkomutanı olacaksınız. spor yapacaksınız, sürekli okuyacaksınız, her şeyi bileceksiniz, maneviyatınız güçlü olacak… matematiğiniz çok kuvvetli olacak.
allah'ın ilk emirlerini yapacaksınız. okuyacak ve kalem tutacaksınız. o da bilmediklerinizi öğretecek.
öyle sizi köleleştirme amacı güden dizilerin karşısında oturup uyuklayarak bu amaca ulaşamazsınız.

evet david helfgott'un ruhu ve sanatı inanılmaz bir etkiye sahipti. bu nedenle voldemort onu yok etmek için her şeyi yaptı. üstün yeteneğini bir sürü saldırıyla zayıflatmak için her şeyi yaptıktan sonra da gitti filmini çekip, bakın bu da böyle bir hastaydı diye dünyaya ilan etti.

hatırlıyor musunuz ispanyadan gelen bir uçağı manyak bir pilot, yolcularla birlikte alp dağlarına düşürerek intihar etmişti? size almanların favori intihar şekillerinde buna benzer diğerlerini de yazmıştım. david helfgott hasta değil, onun hasta olduğunu iddia edenler hasta!!

neden hem john nash hem david helfgott avrupa'da hastalık raporunu ellerine aldılar?

algılara yenik düşmeyin arkadaşlar.

voldemort çıksın david helfgott'tan tüm dünyanın önünde özür dilesin. "bu inanılmaz yetenekli bir insandı öyle kıskandım ki hasta etmek için her şeyi yaptım" desin. leibniz'in adını bisküvilere, tesla'nın adını arabalara veren voldemort!!!

david helfgott, racmaninoff piano concerto no:3


güse güse
çok ama çok sevdiğim, dünya iyisi michael jackson'a bu dünyada rahat vermemiş oyunlar.

arkadaşlar michael jackson'ın babası bir narsistti ve daha küçücükken onu çok zorlayarak çalıştırıyordu. abileriyle beraber jackson 5 adlı bir grupları vardı ve minicik michael bu grupta şarkı söylüyordu. çok yetenekliydi, ruh gücü vardı. daha o zaman popüler olmuştu.

kendisi hayattayken yapılmış bir belgeseli izlemiştim ve orada ağlayarak yaşadıklarını anlattı. sadece çocuklarla sokakta oynamak istediğini ama posta kutusuna gelen, üzerlerinde yüklü meblağlar yazan çekler yüzünden babasının onu, karşı çıktığında kemerle döverek saatlerce prova yapmaya zorladığını söyledi.
ergenliğinde babasının " şu burna bak, sen benim çocuğum olamazsın." dediğini, sivilceleri çıktığında " git kafanı tuvalete sok, iğrenç gözüküyorsun" dediğini de…

şimdi anladınız mı burnuyla neden o kadar oynadı? neden yok olma noktasına gelene kadar estetik yaptırdı? babasını yok ediyordu. bir sürü estetik yaptırıyordu çünkü babasına benzemek istemiyordu.

değerli yazarlar, anne baba hakkından allah kuranda bahsediyor ama ne yazık ki sadece doğurmakla anne baba olunmuyor. ve sadece bunu yaptığı için çocuğu üzerinde her hakka sahip olduğunu düşünen psikopat insanlar var. üzgünüm ama cennet bu annelerin ayakları altında değil ve babalar da baba değil.

eğer böyle bir anne babanız varsa, dini ve toplumsal öğretiler sebebiyle kendinizi sorumlu hissetmeyin. bu insanları nazikçe hayatınızdan çıkarın. siz başka bir aileye aitsiniz. kıymetinizi anlayacak insanlara aitsiniz, sizi gerçekten sevecek insanlara aitsiniz.

michael jackson'ın hem üstün ruh gücü, hem de daha küçücük yaşlardan başlayan -zorlu da olsa- disiplinli adanmışlığı ona dünya çapında bir ün getirdi.
ama o iç dünyasında sadece bir çocuktu. bu çocuğu koruyordu. malikanesinin bahçesine lunapark yaptırdı ve fakir çocukları toplayarak onlarla beraber oynamaya başladı. bu çocuklara, ailelerine yardım da ediyordu.

voldemort bu ailelerin içinden paraya tapmış olanları satın alarak michael jackson'ı iğrenç suçlamalarla yordu.

bu adam ergenliğinde aynı odada kaldığı abisinin seks düşkünlüğü yüzünden, michael yatağındayken yan yatakta, odaya getirdiği kadınlarla sevişmesi ve michael'a da ses çıkarmamasını öğütlemesi yüzünden seksten de nefret etmiş bir adamdı. zaten çocuklarına da taşıyıcı anne ile sahip oldu. belki de evlatlık aldı, detay bilmiyoruz. ileride sorun yaşamasınlar diye böyle dedi.

sevgili dostlar michael jackson çok iyi bir insandı. abilerinden biri müslüman olmuştu ve o da açıklamasa da ölmeden önce müslüman oldu.

hakkında açılmış tüm davalardan aklandığını duydunuz mu? duymadınız çünkü voldemort sistemi davaları cümle aleme ilan ettiği gibi bu dünya iyisi insanın aklandığını ilan etmedi.

kesinlikle üstün yetenekli ve harika kalbi olan bir insandı michael jackson. ölmemiş ve bir yerlerde yaşıyor olduğuna inanmayı çok istiyorum. bu yöndeki haberleri takip ediyorum. onu çok ama çok seviyorum.
babası, babası ona bunları yaparken sessiz kalan yakınları, iğrenç suçlamalarla yargılanırken parasını ve ününü kıskandıkları için içten içe her şeyin gerçek olduğuna inananlar adına ben ondan özür diliyorum.

seni çok seviyorum michael. sen bir meleksin. bizleri sanatınla şifalandırdın, ruhlarımızın sana olan borcunu asla ödeyemeyiz.

bu şarkıyı hep onu düşünerek dinliyorum:

you are not alone


güse güse
hepimizin çok sık kullandığı dijital müzik uygulamalarıyla ruhumuzu tüketmeyi planlayan oyunlar.

arkadaşlar apple müzikte bir sanatçının sayfasına girdiğinizde en beğenilenleri listesi var, ya da bir albüme girdiğinizde en beğenilenlerin yanına yıldız konuluyor.

bu hem sanatçıyı hem dinleyiciyi yanlış yönlendiren bir durum oluyor çoğunlukla.

zira genelde o sanatçının daha iyi şarkıları var ama bu popülarite bağımlılığı yüzünden insanlar diğerlerine şans bile vermiyor. sanatçı da en popüler olanların beğenildiğini düşünerek o yönde üretime gidiyor.

genelde bu popüler şarkılar ruha hitap etmeyen şarkılar oluyor.

müzik dönüştürücü bir güce sahip. insan ruhunda büyük etkisi var. dinlediğiniz müziği sıradanlaştırmak demek sizi daha da robotlaştırmak yani köleleştirmek demek.

daha önce güzel müzik yapan insanların şarkılarını shazamla bulamadığımı, bu insanların müziklerinin aylık belli bir ücret karşılığı üyelik yapılan sitelerde fon müziği olarak pazarlandığını yazdım.

sevgili dostlar
lütfen belli isimlere, popülariteye takılmayın.
bu devirde artık herkes popüler olanın peşinden gitme hastalığına yakalanmış durumda.
siz deccal yani voldemort sisteminde tersini yapacaksınız. popüler olana bütün önyargınızla yaklaşın.

kolay gelsin.
güse güse
türkiye'nin gelmiş geçmiş en kıymetli devlet adamlarından biri olan saygıdeğer adnan kahveci, eşi füsun kahveci ve kızları aslıhan kahveci'nin canını almış oyunlar.

sevgili dostlar, adnan kahveci bizzat bu ülkenin bağrından çıkmış, çok değerli bir halk insanıydı.
inanılmaz zekiydi. kabataş erkek lisesi mezunuydu ve istanbul üniversitesi'ne birincilikle girmişti.

bakınız voldemortun bir projesi vardır. bu, bizim ülkemiz gibi nefret ettiği ülkelerdeki zeki insanları daha iyi anlamak için kendi yanına alır. o arada nedir, ne değildir anlar.

sayın adnan kahveci de çok zeki olduğu için hemen dikkati çekti ve amerikada eğitimini tamamladı. mühendislik alanında doktora da yaptı. yani bir allame i cihan olarak ülkemize döndü.
voldemort onu hemen ileride kullanmak üzere siyasete soktu. fakat adnan kahveci helal süt emmiş, vatanını milletini seven insan oğlu insan bir adamdı. bir yerde voldemort kendisini kullanmasının mümkün olmadığını bilakis başına bela olabileceğini anladı ve bir bakan olduğu halde uçak kullanmayan, karayoluyla, eski arabasıyla seyahat etmekte olan bu kıymetli insanı öldürdü.

şimdi değerli adnan kahveci'nin bir sözünü paylaşayım da anlayın neden voldemort onu kullanamadı:

"devlet adamları fakir ölmelidirler ki, idare ettikleri milletler zengin ve mesut olsunlar."

voldemort bir zaafınızı bulamazsa sizi öldürür efendim. bu dünyada en büyük zaaf paradır.
sayın adnan kahveci öldüğünde bankada parası yoktu, evi, banka kredisi yüzünden ipotekliydi. halk para toplayıp borcunu ödedi. sümerbank'ı hatırlar mısınız? oradan giyiniyordu, çocukları da devlet okullarında okuyordu.

arkadaşlar, adnan kahveci kimin en yakın arkadaşıydı biliyor musunuz? kıymetli valimiz recep yazıcıoğlu'nun. çocukluk arkadaşlarıydılar. o nasıl öldü? o da bir kaza süsü ile öldürüldü.

sizce vatanını seven, kul hakkından korkan bu iki insanın da benzer şekilde ölmesi tesadüf müydü? pek tabii değildi. ikisinin de kanı voldemortun ellerinde.

bu iki değerli insana yüce allah'tan sonsuz rahmet diliyorum. bizim ülkemizin ne kıymetli insanları var.
5 /