lost in translation

1 /
spyder spyder
2003 yapımı, sofia coppola'nın yönettiği, bill murray (bob harris) ve scarlett johansson'un (charlotte) başrollerde olduğu, en iyi özgün senaryo oscarını almış film. 27 günde çekilmiş.*
bob harris, yaşını başını almış, evli ve çocuklu bir film yıldızıdır. tokyo'ya bir viski reklamında oynamak için gelir. kocasının fotoğrafçılık işi dolayısıyla japonya'da bulunan charlotte ile tanışır. tanışmalarına kadar ikisinin de hayatı tatsız ve umutsuzdur. bu yabancı ve iletişim kuramadıkları ortamda* birbirlerine yakınlaşmalarıyla olaylar gelişir.
yalın bir anlatıma sahip, melankoli yüklü, etkileyici bir film. ağır temposu birçok insana sıkıcı gelebilir ama güzel bir soundtrack'i var. özellikle scarlett johansson'un filmdeki masum güzelliği büyüleyici.* bill murray'nin anlamsız sabit surat ifadesi de unutulmazlar arasında.
"bob, charlotte'un kulağına ne fısıldadı?" bu da filmin merak konusu.
for relaxing times, make it suntory time.
argon argon
insanın kültürü, dili, giyinişi, mizahı, yaşayışı farklı olan bir toplum içinde nasıl yok olduğunu ve kalabalık içindeki yalnızlık hissini; her şeyin dışarıdan göründüğü gibi olmadığını ve mutsuz insanların nasıl mutlu gibi görünebildiklerini oldukça dokunaklı sahneler eşliğinde izleyice gösteren bir film.

kimse yalnız kalmak istemez, herkes bir şekilde ilgi çekmek ister; fakat bu yalnız insanların azıcık ilgi için çığlıkları duyulmaz, onların yalnızlığını anlaşılmaz: "everyone wants to be found"*
soulforged soulforged
başrolünü scarlett johansson'ın pembe külodunun oynadığı, yüksek tempolu, oldukça sürükleyici bir psikanalitik bilimkurgu. 2176 yılında geçen, sevgiye aç körpecik yüreklerin duygu yüklü süpersonik hikayesi. modern tüketim toplumundaki yozlaşmadan platonun mağara alegorisine kadar pek çok mühim konuya göndermelerle bezeli empresyonist bir resital.

bu girilik komikliğimizi de yaptığımıza göre asıl konumuza dönebiliriz. before sunriseı çağrıştırdı mütemadiyen, bilmedikleri bir şehirde kendilerini sorgulayan iki yabancının varoluşçu hikayesi olması bakımından. japonyanın özgün kültürünün dingin ve huzurlu duruşuyla bol neon ışıklı batı özentisi kültürünün yapay ve kitsch duruşu arasındaki tezatı da net bir şekilde gözlemleyebiliyoruz. belirgin bir olay akışı yok filmde, sürüncemede ilerliyor çoğu zaman, bu yüzden herkese göre değil. kimi 100 dakka boyunca üfleyip püfleyebilir, kimiyse doğallığına kapılıp "ne çabuk bitti" diyebilir. artsy bir şeyler arayanlara tavsiye edilir. şahsen ben pembe külodun karşı konulmaz cazibesine aldanarak izledim, orası ayrı. *
hobbitt hobbitt
çok yavaş ilerliyor, çok sıkıldım ben bu filmde.yada belki de verilmek istenen mesajların, göndermelerin hiçbirini anlamadım bilmiyorum ama gene de katlanılmaz buluyorum.
fakespeare fakespeare
öncelikle sofia coppola için şannsız bir dönemde yayınlandığını düşünüyorum.çünkü aynı sene oscar ödül töreninde yüzüklerin efendisi ödülleri topluyordu..peter jackson en iyi yönetmen seçilirken sofia coppola adaylıkla yetindi..ben olsam(kimsenin umurunda değildir ama) ödülü sofia coppola'ya verirdim..neden?çünkü gayet sanatsal bir film..27 günde çekilmiş..bilgisayar efektlerine makyajlara boğmadan çekilmiş gayet mütevazi bütçeli bir film..ve üstelik insani değerler üzerine yaşamdan bir film..belki biraz ben geri kafalılıyımdır...
film kimilerine gayet sıkıcı kimilerine ise gayet eğlenceli gelmiştir..çok uç noktalarda tepkiler almıştır muhtemelen..gerçekten çok iyi bir bunalım filmi olduğuna inanıyorum...çünkü henüz filmin 20. dakikasında kendimi filmdeki bill murray ile bütünleşmiş hissetmeye başlamıştım..
filmin oyuncuları da gayet başarılıydı zannımca...bill murray ile ilgili birşey demeye gerek yok ama bu film scarlett johansson'un starlet olmadığını kanıtladığı film olmuştur zannımca...
rafael rafael
kafayı yedirtecek derecede ağır bir ortamı var filmin..
bunalımlardan bunalımlara atlamalar yapıyorsunuz film boyunca.."allahım bir hayat böyle olamaz, olmamalı.." ya da "japonya'ya gitmem abi ben bu ne yaa yazık adama* kıza* bu ne dünya kardeşim.." şeklinde haklı tepkiler veriyorsunuz..

ama çok güzel bir film mutlaka izlenmeli..
1 /