ludwig feuerbach

fempusay fempusay
(ludwig andreas) 1804-1872 yılları arasında yaşamış ünlü alman filozofudur. karl marx üzerindeki etkisi ve hümanistik teolojisi ile bilinir. ona göre tanrı, insanın kafasında yarattığı bir imgelenimdir.
sadomasochistic sadomasochistic
marx ve engels üzerinde çok derin etkiler bırakan alman filozoftur. dini inkar ederek, tanrının yerine insanı koyar ve insanlığa sevgi felsefesi önerir.

tanrı inancıyla düşüncelerini kaleme alan hegel'in ve spinoza'nın dine bakış açısını veya daha çok hegel'in felsefeyi ele aldığı dinsel tarzı oldukça eleştirir. çünkü, dünyada kendisini somutlayan ve hakikatine varmadan önce çeşitli görüntülerini katleden tin, aslında tanrıda haksız biçimde yansıtılan bir insandır ama tanrı değildir der. insanın sonsuza ilişkin bilinci aslında kendi sonsuzluğunun bilincidir. ''mutlak varlık, insanın tanrısı, kendi asli özüdür'' diye yazar.

lakin bu öz, sevgi üzerinde kurulması gereken insan topluluğundan başka bir gerçekliğe sahip değildir. onun kaleminde, bu yüce insan sevgisi, kutsallaştırılmış insan sevgisi ''başkası ve genel olarak benim dışımda varolan diğer insanlar'' olarak anlaşılan türün yeniden üremesine değer vererek cinsel birleşmede hesaba katılan bir sansüazlim yani duyumculuk üzerine temellenir.

marx ve engels kendilerine göre, insanlar arasında varolan gerçek üretim ilişkileri ile tarih ilişkilerine yeterince dikkate almayan bu insancıllığı biraz olsun eleştirecektir de. marx a göre, insanlar bu tarih aracılığıyla dünyayı dönüştirerek, dönüşürler. tarihin, savaşlarla çatışmalarla varolduğu bir dünyanın içine sokmaz kendisini feuerbach, marx ve engels ise karşı konulmaz bir devrimciler olarak bunu kabul etmezler. bu nedenle, kendisi hakkında dile getirdiği bazı açıklamalarına karşın feurbach'ta devrimci olarak nitelenebilecek bir öğeden sözedilemez. öyleyse burada karşımıza ne çıkar; feurbach, ne materyalist ne de idealisttir. özdeşlik filozof da değildir. o tüm diğer filozoflardan çok daha ayrı bir kulvarda düşüncelerini ele almıştır. toplulukçu insandır, hoşgörü bağımlısıdır, sevginin ta kendisidir, komünisttir!
mkh pleasure of lord mkh pleasure of lord
19. yy da yaşamış alman filozof. onun hegel eleştirisi, geist kavramı çevresinde dönen zamanın tartışma ortamından pek uzak sanılmasa da aslında onu hegel'i tartışmaya iten hegel'in devlet bahsi (!) ve bu devlet içerisinde din, ve pekala tanrının, kullanım alanları ve şeklidir.
feuerbach bu sebepten olacak ki "felsefenin reformu" ve "geleceğin felsefesi" terimlerini diline dolamıştır(kanaatimce). hegelci felsefenin insanlara uzak gelmesinin ve kendi kendini eritmesinin temelini onun soyutlaşma eğilimine(bilinçli bir tavır olma ihtimalini ben bilemeyeceğime göre, sıfatlarda zorlamaya gitmiyorum, anlayın artık) bağlar.
unutmadan söylemek gerekir ki marx'ın kafasını bulandıran( bir bakıma da durulaştıran) en önemli adamlardandır.
uykutulumu uykutulumu
memlekette marx ve engels kadar bilinmemektedir..oysa ki bi bilinse bu adam marx'ın akıl hocasıdır nice ortamlarda dillere dolanacaktır..
elektro kaval elektro kaval
"çağımızın, tasviri nesneye, kopyayı aslına, temsili gerçekliğe, dış görünüşü öze tercih ettiğinden kuşku yoktur... çağımız için kutsal olan tek şey yanılsama, kutsal olmayan tek şey ise hakikattir..."

ve bazı insanlar, diğerlerine karşı bu sözün içerdiği gerçekleri kullanır.. aydınlıktan uzaklaşan, birey olarak sürüleşenleri, kendimize bakarak ta görebiliriz..

(bkz: acımasız gerçekler)
runarer runarer
hegel'in çelişik ikili felsefesinin bir ürünü olarak, öğrencileri o hayatta iken, bir tarafta "sistem" öte tarafta da "yöntem"ini benimseyenler olmak üzere iki kampa bölmüştü. bunlardan "sistem", en özlü ifadesini "var olan her şey rasyoneldir; rasyonel olan her şey de vardır" şeklindeki ünlü formülde buluyor ve prusya devlet düzenini her yönüyle meşru kılan bir ideolojik kılıf oluşturuyordu. sonunda da mutlak doğru, "mutlak espri" şeklinde prusya devleti'nde somutlaşarak donuyor ve insanlık tarihi böylece son buluyordu.

buna karşılık diyalektik yöntem, "mutlak doğru" diye bir şey tanımıyor ve gerçeği düşünce akışıyla tarihsel sürecin özdeşliği içinde arıyordu.

hegel'in diyalektiğini benimseyenler öğrencileri düşünce tarihine "genç hegelciler" diye geçtiler. bu perspektifte hegel'e kadar tüm filozofların "mutlak gerçek"le noktalanan "sistematik felsefe" anlayışları da son buluyor ve düşünce tarihinde yeni bir sayfa açılıyordu.

binaenaleyh her türlü "mutlak gerçek"ten vazgeçiliyor ve bunun yerini pozitif bilimler ve bunların bulgularının diyalektik düşünce yardımıyla sentezi sayesinde ulaşılabilecek "göreli gerçekler"in araştırılması alıyordu.

felsefenin adeta hegel'in tekelinde olduğu sistematik dönem bitmiş, yerini yeni bir dönem almıştı. fakat bu hiç de kolay olmamıştı. çünkü hegel'in sistemi "hala değerini koruyan sayısız hazineler" içeren "mistik bir zarf" içinde sunulmuştu ve öncelikle almanya'da bütün tartışmalara damgasını vuran bu "dini" kılıfın yırtılması gerekiyordu.

işte kahramanımız feuerbach 1841'de yayınladığı hırıstiyanlığın özü başlıklı eserinde bu kılıfı yırtıyordu.

ona göre, "bir insanın düşünme ve tasarlama yeteneğine ters düşen bir şeye inanması olanaksızdı(heytt be!).

görüldüğü gibi feuerbach, felsefesine, daha önceki filozofların aksine soyut bir "töz"den değil, somut bir gerçekten("insan"dan) hareket ederek başlamış ve bu bağlamda "insanın özü"nü sorgulamıştı.

feuerbach tam da zamanında gelmiş ve "doğa"nın her türlü felsefenin dışında olduğunu, insanın da doğanın bir parçasını teşkil ettiğini ortaya koymuştu. böylece hegel'in büyüsü bozulmuş, "çelişki çözülmüş ve materyalizm tahtına oturtulmuş" oluyordu.