lviv

1 /
korialstrasz korialstrasz
ukrayna'da uzunca bir süre kaldım, birçok şehrini gezdim dolaştım ama lviv başkadır benim için. hemen gezi rehberimiz tadındaki girimize başlayalım..

ilk başta lviv ukrayna dilindeki ismidir. rusça lvov'dur. türkçe olarak da livov olarak okunur. ukrayna'nın kuzey batısında yer alan muhteşem ötesi bi' şehirdir.

2 gün kaldım bu şehirde ama ukrayna'da geçirdiğim en güzel 2 gün diyebilirim. bu kadar dolu dolu 2 gün geçirmedim ben hayatımda. şunu belirtmek isterim şehrin %85'i kadın falan değildir. erkek var yani bu şehirde, hemen lvov biletlerini almaya koşmayın. kızları ise ukrayna geneline göre güzel sayılmaz. benim sıralamam odessa > kiev > lvov şeklinde olur. odessa güzel kız bakımından ezer lvov'u ağlatır. ama kızlarımıza güzel bi' haber ukrayna'da gördüğüm en yakışıklı çocuklar lvov'daydı. klasik rus kazağıyla (enine koyu renkli çizgili) takılmayan hepsinin kendine göre bi' tarzı olan cool erkeklerdi. gece diskoya gittiğimizde yanımda gittiğim arkadaşımla komplekse girmedik desek yeridir. harbiden yakışıklılar. hazır insanlarına değinmişken şunu da belirtmem de fayda var. lvov'lular ırkçıdır. bir kere ukraynaca konuşurlar rusça sorduğunuz bir soruya ukraynaca cevap alırsınız, sizin turist olduğunuzu bilmelerine rağmen. allahtan iş yerinde ukraynaca konuşan kızlarla çalıştığımdan kulak aşinalığı vardı. türk ve araplardan haz etmezler. bu yüzden sağlığınız açısından ulu ortada kendinizi belli etmezseniz özellikle gece klüplerinde iyi olur. tip olarak lvov'daki erkeklerden daha bi rusa benzediğim için hiçbir sorun yaşamadım.*

şehrin kendisine gelirsek. ilk başta şehrin göbeğindeki opera binası gayet güzel ama odessa'nın opera binasının yanında sönük kalıyor. her yer kilise ve muhteşem kiliseler var. görsel olarak (iç - dış) aşırı iyiler hatta ukraynadaki en iyi kiliseler buradadır diyebilirim. her yer tarih kokuyor binalar eski ama ukrayna'nın diğer şehirlerindeki gibi eski ve bakımsız değilller. gayet restorasyon yapılmış hepsine. ve şehrin asıl olayına gelirsek "kafeler". bu şehir kafeleriyle ünlü çünkü her kafenin kendine göre bi' konsepti var. sıradan başlarsak.


sado mazo kafe: favorim bu kafedir. iki gün kaldım ve 2 günümün hatta 2. günümün neredeyse tamamını burada geçirdim. bu kafenin özelliği nedir? neden bu kadar çok takıldın dersen şöyle ki; sadizt ve mazoşistlerin ana vatanı bu şehirdir burada doğmuştur. kafenin olayı şudur. içeriye girersiniz ilk başta elektirik çarpan güzel bi menü verirler size çarpılırsınız bi güzel daha sonra siparişinizi eline kırbacıyla gezen (o zaman kadar sadece dekor olarak var olduğunu sanmıştım o kırbacın) hatun siparişlerinizi alır. siparişler geldikten bir müddet sonra elinde kelepçeler ve boyunlukla gelir. siz daha olayın ne olduğunu anlamadan boynunuza ellerinize ve ayaklarınıza kelepçeler vurulmuş olur. o sırada şakalar gırla gider tabi resimler falan bi' yarım saat öyle geçer, artık rahatsız etmeye başlar takılan kelepçeler ve yanınıza hatun gelir bir müddet sonra ya da siz çağırırsınız çıkarması için elinde kırbaçıyla gelir ve eğer kelepçeleri çıkarmak isterseniz kırbaç yemeniz gerektiğini tatlı dille anlatır. kırbaç yemem canım tatlı derseniz ise kafenin ortasına sandalye gelir ve oraya çıkıp "ben erkek değilim" demeniz gerekmektedir. ben türk erkeğiyim demem öyle diyerekten yattım kızın önüne yerde emekleme pozisyonunda yatırdı, tişörtümü belim tamamen açık olacak şekilde sıyırdı kabeye doğru domalttı beni. "içimde hala ulan hızlı vuracak değil ya" diye düşünceler dolanırken kız sektirmeye başladı. sırtıma inen her kırbaç sonrası beynime kan fırladı 13. kırbaç darbesinden sonra soluğumu kesti sağ olsun. kelepçeleri çıkardı masama oturdum sırtımı yaslayamadım pek sandalyeye ama güzeldi. arkadaşım ibneliğe vurdu, kısaca götü yemedi sandalyenin üstüne çıkıp "ben erkek değilim" dedi. eversi gün de zaten onu erkek yapmak için gittik kız tanıdı ve sokağın ortasına çıkarıp pantolonunu indirdi arkadaşın (bokser vardı lan o kadar da değil) arkadaşı kırbaçladı. ikinci gün ise daha bi kendimi kasarak 25'ten sonrasını sayamadım dayandım ve kafedekilerin alkışları eşliğinde masama oturdum. rekor ise 100 küsürdü hatırlayamıyorum götüm yemedi o kadarına *

ps: tek capsi buradan vericem vermezsem ölürüm;




ikinci mekana gelirsek kesinlikle bu kriyivko

kriyivko: 24 saat açık olan bi kafe. hemen şehrin merkezinde bir hanın içersinde zaten önündeki uzun kuyruktan anlarsınız. ilk gün yer bulamadığımızdan eversi güne sabah 10'a masa rezerve ettirdik. girişte kuyrukta sıramızı beklerken koca kapının ardından elinde ak47'siyle bir amca beliriyor ve 3-4 kişiyi alıyor içeri. sıra bize geldiğinde parolayı sordu parolayı bilmeyeni bildiğin almıyorlar yanımızdaki kızlar bize önceden söylemişlerdir "slava ukraina" (kutsal ukrayna) diyorsun ve adam sana heroim slava (kutsal kahramanlar) diye karşılık veriyor ve bi shot ballı votka dolduruyor (o kadar votka içtim hayatım boyunca bu votka gibisini içmedim, el yapımı votka ve sadece orada yapılıyor) içtikten sonra merdivenlerden aşağıya doğru iniyorsun. eski bi sığınağı (2. dünya savaşı sırasında kullanılan bi' sığnak) bu kadar güzel dekore edilebilir tuvaletine kadar konsepti sonuna kadar hissediyorsunuz her yerde savaşta kullanılan haritalar, silahlar, elbiseler, yemek takımlarına kadar 2. dünya savaşı konseptivar. muhteşem bi' kafe. tek eksi yönü yemeklerinin hepsinin sala (domuz yağı) ile yapılması. yemek yiyemedik o yüzden votka ve patates kızartması yetti zaten bize. *

yevreyski kafe: (yahudi kafesi): her yerde olduğu gibi ukrayna'da da bolca yahudi bulunmakta ve bir kafe yahudileri ancak bu kadar iyi anlatır. her şeyini geçtim dekoru falan bu kafenin özelliği menüsünde. menüde fiyat listesi bulunmamakta. misal et yazıyor o kadar fiyat yok. yiyorsun içiyorsun sonra sıra hesaba gelince garson geliyor elinde bi hesapla. itiraz ediyorsun doğal olarak sonra başlıyorsun pazarlığa ne kadar indirebilirsen. pazarlıkla hesap ödüyorsun muhteşem bi' kafe.

bir başka kafe gitmediğimden daha doğrusu gidemediğimden ismini hatırlamıyorum. bu kafe kriyivko'nun hemen 2 kat üstünde yer alıyor aynı handa. bu kafenin özelliği dünyanın en pahalı kafesi diye geçmesi. gitmediğimden çevremdekilerin anlatması şu şekilde bir bira bu mekanda 800 dolar falan diye geçiyor menüde ama olayın asıl yönü öyle değil. kafenin kartına sahipseniz veya sahip birini tanıyorsanız %99 indirim yapıyorlar ve çok cuzi bi fiyat ödüyorsunuz. bizde kart olmadığından götüm yemedi açıkçası gitmeye. *

lvivska maysternya shokoladu: sado-mazo kafenin hemen yanında bulunan bu kafede ise yiyebileceğiniz en güzel çikolataları yiyebileceğiniz bi mekan. cidden güzel yapıyorlar

zolotiy dukat: girişinde altından bi altın heykeli ve yanına kılıç saplanmış bi kafe. çikolatalarıyla meşhurmuş. gittik o kadar da hoşuma gitmedi çikolataları ama mekan oldukça güzel. eski şato tarzı bi' konsepti var. kocaman bi' kum saati var mekanda ufak ama güzel. gidilesi ama sadece mekan için.

zolotoy vepr: (altın yabani domuzu) pek bi olayı yok girişinde altından domuz heykelleri falan var pek bi olayı yok. oturmadım bile öyle dolandım içinde çıktım.

bir de silah müzesi; osmanlıdan da oldukça kılıç topuz top falan fişman var. gitmişken gezilesi bir yer.

her şeyi anlattıktan sonra şehir oldukça ekonomik. oldukça pahalı gibi duruyor böyle bakınca kafeler ama bi' bira 1,5 - 2 dolar arasında değişiyor oldukça ekonomik bir yer. taksiler ile eğer anlaşabilirseniz (turist olmadığınızı çaktırmadan -ki o da zor yanınızda bi' ukraynalı olmadan) gayet makul fiyatlarda istediğiniz bi yere gidebiliyorsunuz ki gecenin bir vakti tam yarım saat yol yaptığımız bir yere 50 grv ile gitmiştik 6 - 6,5 dolar arasında bi para yapıyor ki çok ucuz dönüşünü ise 40 grv.'dan yaptık.

ama dediğim gibi lvov ukraynanın en ırkçı şehridir biraz dikkat etmek lazım nereye gittiğinizi bilmeden gitmemek lazım. sakata gelmeyin sonra. ağzınızı burnunuzu kırıp atarlar sokağın bi kenarına *
road and trip road and trip
unesco tarafından koruma altına alınmış bölümleri olan şehirdir.

binaların yüzde 80'i ortaçağ'dan kalmadır. yani görüntü bakımından mükemmel bir şehirdir. kalan yüzde 20 ise sovyetler döneminden binaların. yeni bina hiç görmedim. böyle yüzdeler vermişken kadın erkek oranı yüzde 85 mevzusuna da değinelim, genel nüfus oranı o kadar uçuk değil diyorlar ama sokaktaki oranın 7'ye 3 şeklinde olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

şehirde taksi ile her yere ulaşım, mesafe gözetmeksizin 40 ile 60 grivna arası değişmektedir. havalimanından çıktıktan sonra hemen karşınızda taksileri göreceksiniz. turist olduğunuz için size 100 grivna diyecektir, pazarlık yapın ama çok ısrarcı olmayın. anlaşamadığınzda taksiyi kullanmayacağınızı söyleyip ayrılın, pazarlık kültürleri pek yok bir noktadan sonra sinirleniyorlar. ama çekip gidince taksiciler arkanızdan geliyor tamam diye. lakin bu genellikle taksicilerde geçerli olan bir şey, diğerleri pek sallamıyor.

havalimanı demişken ülkeye girişe de değinelim. öncelikle türkiye'den geldiğiniz için size uyuzlar. sebep belli neden olduğuna değinmeyeceğim. eğer ilk kez giriyorsanız pasaportunuzu sayfa sayfa sayfa inceliyorlar. eviriyor, çeviriyor, bir pasaporta bir size bakıyorlar sonra gel bizimle diyerek sizi odaya alıyorlar. odada soruyorlar neden geldin, ne kadar kalacaksın, nerde kalacaksın falan filan. bu yüzden siz giderken; dönüş biletinizin çıktısını alın rezervasyon ekranından, bir adet otel rezervasyonu yapın internetten ve bunun çıktısını alın otel voucher istiyorlar çünkü, gezilecek yerlerin listesini yapın, biraz bilgi edinin buraları gezeceğim diye anlatın. yanınızda nakit para da olsun, para görmek istiyorlar bazen. sakın kredi kartım var diye güvenmeyin adamlar sonuçta pos makinası değil. dolu mu boş mu nerden bilsinler. siz nakit koyun cüzdana. yani son gittiğimde hala durumların böyle olduğunu gördüm.

şehir merkezine geldiniz taksi ile. oteller ucuz ama benim tavsiye edeceğim otel, george otel. hemen meydanda, her yere yürüme mesafesinde. geceliği 45 dolar, kahvaltı dahil. bina 17.yy'da inşa edilmiş, 1793'de de otel olmuş. enfes bir bina, bizim pera palas'ın hallicesi gibi bir bina. burada kalabilirsiniz. hemen altında bir gloria jean s var. sahibi türk imiş. hemen yanında da türk hava yolları ofisi var. hani yardıma ihtiyacınız olursa yardımcı olacak vatandaşlar bilgisi bu size.

süpermarket gibi yerler yok. varsa da ben bulamadım, hep butik yapılar. her şeyi yol üstü alıyorsunuz.

her yerde müze, kilise, anıt bulunmakta. high castle'a mutlaka çıkın. şehrin panoromik görüntüsünü seyre dalarsınız. sonra barut kulesi var *, altını cafe yapmışlar. kiliseleri mutlaka gezin, hepsine girin ama fotoğraf çekmek yasak. bu üzücü bir durum, müze yapmamışlar hiç, koyu katolik olduklarından takıntılılar. oysa 15.yy, 16.yy'dan kalma o kiliselerin, katedrallerin iç fotoğraflarını çekememek üzüntü verici bir durum.

hemen hemen her şeyin müzesi var. restorant müzesi, cam müzesi, magnet müzesi, kültür müzesi, mezarlık müzesi, silah müzesi, ecza müzesi, sanat müzesi gibi gibi gibi. aklınıza ne gelirse sorun müzesi var mı diye mutlaka vardır. osmanlı ile ilgili merakınız varsa silah müzesine gidin, 5-10 parça osmanlı ile ilgili silah var, maşallah dersiniz.

osmanlı demişken, sovyetler birliği sanırım bütün belleklerini silmiş bu arkadaşların. osmanlı devletinin kendileri ile olan yaklaşık 350 yıllık münasebetten haberleri yok. peki her milletin bir miti var sizinkisi ne, nasıl çıkmışsınız ortaya diyorum, yüzde 90'ı bizim tarihimiz sovyetler ile başlar diyor. okulda yok mu tarih diyorum yok diyorlar. timoşenko diyorum, nerden biliyorsun diyorlar, stalin için sizin buğdayları aldı, 6 milyon kişi öldürdü diyorlar, sizde ne diyorlar diyorum, sen bunu nasıl biliyorsun diyorlar, dostoyevski, turgenyev, tolstoy diyorum yuh sen nasıl bir insansın, bu kadar şeyi nasıl bilebilirsin diyorlar. anlıyorum ki bunların kafaya reset atmışlar, en basit şeyleri bile bilmiyorlar diğer ülkelere dair. o yüzden kendilerine ait bu kadar basit şeylerin bilinmesi karşısında bile şaşırıp sana insanüstü bir varlık muamelesi yapıyorlar. hani kitaptan bir kaç alıntı yapsanız aforizmik direkt orda soyunup atlayacaklar size.

gelelim cafelere falan filan.

kryjivka adlı bir cafeleri var. meydandan yukarı doğru çıkan caddede, hemen sağ tarafta 14 numara. giriş iş hanı gibi, dibinde büyük bir kapı var tahta, sertçe tıklıyorsunuz 2 defa, kapıyı bir amca açıyor askeri üniformalı, elinde de size doğrultulmuş bir tüfek. parolayı soruyor, eğer söyleyemezseniz içeri almıyorlar sizi. parola; "slavia ukraine". bunu söyleyin yüksek sesle ve kapı size açılsın. mekan 2. dünya savaşında kullanılmış bir sığınak. 24 saat açıklar. içerisini çok güzel dekore etmişler. garsonların hepsi de asker kıyafetli, etrafta silahlar, bombalar falan var. lviv'deki hemen hemen her mekan gibi bunların da kendi ürettikleri bira var. bu bira biraz acı su gibi ki düşünün en sert biraları bu. diğerleri su gibi. şimdi oraya kadar gittin de bira mı içtin demeyin her şey sırayla.
eğer çerez için oradaki garsona sen öner bir şeyler derseniz çok güzel olduğunu iddia ettiği bir şey getiriyor. evet onlar için güzel olabilir ama bizim için papara nerdeyse. bir tabak içinde kurutulmuş, tuzlanmış kepek ekmeği, yanında da sarımsaklı güzel bir sos. batırıp batırıp kuru ekmek yiyorsun bira ile. onlar pek severlermiş bunu. sonra bu adamlar neden göbekli falan. neyse bir yemekleri daha var, kendi yemeğimiz diyorlar ama bildiğin tortellini. fakat bunlarınki daha güzel. çünkü makarnaya değil mantara sarıyorlar. mantarın içine çeşit çeşit şeyler koyuyorlar. patates, et, sebze falan. yine yanında güzel bir sos. bir de akşam 22:30'dan sonra bir mevziye stalin resmi asıyorlar ve ona ateş ediyorsun tabanca ile. böyle bir oyunları var. oynadım mı? tabi ki hayır.

masoch cafe adlı mekanları var. yukarıda bahsettiğim cafeden düz devam edip ilk sağa dönünce, sokağın sonunda bir heykel göreceksiniz sol tarafta, heykelin cep tarafı delik, elinizi sokup küskü okşuyorsunuz falan. işte o heykel bu cafenin heykeli. cafenin konsepti sado-mazo. içeride her yerde tangalar, sütyenler, jartiyerler var. menü ise süper, hele isimleri yarmış durumda. bir de televizyon var mekanda, file geçirmişler üzerine. lakin televizyondan verilen mesaj çok manidar. sürekli sado-mazo porno film gösteriliyor lakin şu şekilde; 5 dk sado-mazo porno, 2-3 dk ukrayna parlamentosu, tekrar 5 dk sado-mazo porno. adamlar alkolün dibine vurmuşlar ama enteresanlar. mesela bu mekanda absinthe istediğin zaman bar tarafında bir "oooo absinthe mi" telaşı yaşanıyor, masaya gelince içki gözler falan bir masaya dönüyor, nasıl içeceksin diye sana bakıyorlar. bir de ilk defa bir içiş şekli denedim orda. neyse. bu absinthe ve absinthe kokteyllerinin dibine vurdum, her siparişte tamam dostum bu son olsun falan diyorlar bir ara ben de tırsmadım değil bunlar böyle davranınca. lakin sonuç olarak öğlen içmiştim gece 11'e kadar falan leyla gibi dolaştım, 1 galon su bitirdim.

metro club işletmecisi türk burasının. o yüzden sortaç falan çalıyor sık sık. mekanda her milletten insan var, turistlerin ve lviv'lilerin ortak buluşma yeri gibi fakat tüm kaynaşma türkçe müzik çalana kadar. diğer müziklerde insanlar dans edip türkler izlerken, türkçe çalmaya başlayınca bildiğin işgal ediyorlar pisti. sağa sola sarkıp salça oluyorlar transa geçip, malum herkes kaçıyor. kulüpte, türkçe müzikte sadece türkler dans eder diye yazılı olmayan bir kural var gibi. ama yine de gidilesi bir mekan.

gidilebilecek diğer mekanlar fashion club ve 25 yaş sınırı olan strip bar. evet ergen basması yaşanmasın diye 25 yaş sınırı koymuşlar. ucuz, 2. sınıf da değil bildiğin striptiz şov izliyorsun. öyle iki jartiyer çıkarıp, size sallayıp, asıl derdi dans etmek değil geceyi fazladan para kazanacağı biri ile birlikte geçirmek olanlar gibi değil. pek modern ki striptiz bir danstır. bir de zeynk var güzel olan.

galician restaurant var. burası dünya'nın en pahalı restorantı. ama üye kartınız varsa ya da yanınızda üye kartı olan biri yüzde 99 gibi bir indirim yapıyorlar size. yoksa kimse 1 biraya 1000 dolar vermek istemez.

lviv opera house underground burası da gece 2'ye kadar canlı müzk yapılan bir mekan. river tunnel deyin size göstereceklerdir. mutlaka gidilmesi gereken güzel bir yer.

yazdıkça yazasım geliyor amma bütün şehirin yazılası varmış bunu anladım şimdi tekrra. o yüzden siz siz olun giderseniz her gördüğünüz deliğe girin demek isterdim fakat girmeyin. lviv, ukrayna'nın en milliyetçi kenti. adamlar çok netler, ara sokakta denk gelmeyelim sıkıntı yaşarız diyorlar türkler ile araplara. o yüzden ara sokak falan kullanacaksanız götü başı fazla oynatmadan kullanın derim ben size.

gelelim çoğu insanın merak ettiği kısıma. insanları çok sıcak diyemem ama bu kadınlar için tamamen coğrafyalarından kaynaklı. erkeklere soru sorduğunuzda pek sıcak kanlı değiller ama kadınlar öyle değil, ellerindne geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorlar.

ülke açık hava fashion tv gibi. açık hava podyumu. kahve içmeye giderken bile boyunda inci kolyeler, saçlar fönlenmiş, güzel bir elbise, güzel bir ayakkabı, o şekildeler. yani 1 tane bile saçlarını alelade toplamış, ya da ne bileyim saçı böyle kabarmış, elektriklenmiş birini görmedim. saçlar hep sanki kuaförden şimdi çıkmış gibi. at kuyruğu falan da pek yok, hepsi modelli.

o yüzden oraya giderken ya tatile gidiyorum zaten diyip öyle yazılı, mesajlı t shirtler, boyasız, tozlu ayakkabılar falan filan gibi gidip gezmeyin. dilenci gibi kalırsınız diyeceğim ama gerçekten ben öyle şık dilenciyi bile orada gördüm ilk kez. yani demem o ki kılık kıyafete dikkat edin.

öyle kulüpten bakışıp, kesişip sonra da dans edip tamam bu bende bu akşam diye düşünmeyin. bakışıyorlar, kesişiyorlar, daha da ileri gidiyorlar ama gecenin sonunda hadi diyip gidiyorlar. ee noldu falan diye sorunca da sen şaşırıyorlar. burada önemli olan nokta telefonunu almak, ertesi gün kahvaltıya çağırın, akşam da bir yemek veya bir yere gidin falan. çünkü hem akıllarında sadece eğlenmek var hem de kendilerine öyle muamele yapılmasından bıkmışlar. o yüzden değer verin, 1 gün sabredin.

eğlenmek ile ilgili problemleri yok zaten sadece eğlenmek istiyorlar. örneğin şöyle bir şey yaşadım ben; gece otelin karşı köşesinden ses geliyor; happy birthday ... diye. otel odasında da 1 milyoncu kadar ucuz olduğundan ilk defa gördüğümüz votka çeşitleri, tanesi 1.5 tl'ye geldiğinden içmeye değil sırf patlatma zevkine alınmış şampanyalar dolu. sesler duyulup cama çıkılır ve içmenin verdiği duygu ile kutlamaya balkondan katılınır. kızlar da aşağıdan balkona doğru reveranslar yapınca şampanyalar kapılıp sokağa inilir. kimin doğumgünüydü, neydi falan derken sokakta 2-3 şişe şampanya patlatılır. -lümpenliğe gel.- 5 dk sonra bir bakmışsın otel odasında 7 tane kız parti yapıyor. yani böyle şeyler de olabiliyor eğlenmeyi bildikten sonra.

gibi gibi, paranızı bozdurmaya gayret edin, lviv'de para üstü geri getirme alışkanlığı yok. mesela 130 grivna tutan bir şeye siz 150 grivna uzattınız, o öyle kalır. son aklıma gelenler bunlar. başka şeyler gelırse eklerız, maksat turistlere ve gezginlere yardımcı olmak. bir sonraki gezilerde görüşmek üzere.
silestor silestor
gitmekle gitmemek arasında kararsız kaldığım ukrayna kentidir. ukrayna'da yüksek öğrenimini yapmış bir arkadaşımdan aldığım bilgilere ve okuduğum bazı kaynaklara dayanarak %85'i kadın olan bu şehirde gece klübüne bazen dişiler alınmıyormuş içerideki dişi nüfusunun fazlalığından. bilgileri aldığım arkadaşım da bazen sadece gece dışarı çıkmak için bu şehre gidiyormuş. şu giri de beni bu şehre gitmeye zorluyor: (bkz: #10652335)

vikipedia ve şu giri de çok sikimsonik bi şehir olmadığını söylüyor. (bkz: #6538107)
`http://en.wikipedia.org/wiki/Lviv`

bilgisi olan mesaj kutumu yakabilir.
karasazo karasazo
çok güzel ukrayna şehri.
gündüzleri o müze senin bu klise benim gezip, akşamları da o kafe bu restoran şu gece klubü şeklinde dolu dolu geçirebileceğiniz eski görünümlü bir yer. gitmeden önce boyunluk alınmasını tavsiye ederim. zira sokakta hass o ne öyle, oha şuna bak, laaan, allaaağğğh diye kafanız sağa sola ani hareketlenmeler yapacak ve boyun kaslarınız kafanızın ataletine yenik düşüp iç zedelenmelere sebep olacaktır.

bunun dışında gidiş dönüş uçak bileti 200 liraya kadar düştüğü için amele kaynıyor. sokakta bir sürü türkle karşılaşıyorsunuz. oranın insanı da bu durumdan kısmen bıkmış durumda. demokraside çareler tükenmez tabi. kendinizi italyan, kıbrıslı, ispanyol, yunan vs olarak tanıtır ve o dillerin aksanıyla konuşursanız hiçbir problem olmuyor.
(bkz: yaptım oldu)
hadi hayırlı traşlar.
ahmeths ahmeths
değerli arkadaşlar, lvivde 2014 yılbaşını geçirdim, tüm gece mekanlarını gezdim... metro club diye bir yer var... normal gecelerde %70'i erkek, %20 si kız kalan %10 nu da çalışan zaten... arkadaşlar ukrayna da tüm kadınların gelen türklere ilgi duyacağını sanıyorsanız yanılıyorsunuz. kadınlara türk deyince ingilizce bilenler hate kelimesini kullanıyor...yani nefret ediyorlar.... türkleri bir gecelik adam olarak görüyorlar...kıvanç kadar yakışıklı değilseniz hayal kırıklığına uğramanız muhtemeldir.... malesef oralara da kötü namımız gitmiş...eğer amacınız kadınlarla gece eğlenmekse lviv gidilecek son yer... tanışırsınız içki ısmarlarsınız dans edersiniz... bir daha zor görüşürsünüz... ama orada uzun kalacaksanız gerçekten kızları çok güzel ve güzelliklerinin farkındalar...yılbaşında burayı bilmeden gelen bir çok arkadaş gördüm kaldı ki %99 unun eli boş döndü... çünkü buranın halkı katolik ve çok tutucu... 1-2 hafta takılmadan bir şey olacağını sakın düşünmeyin...bir kızla türkiye de nasılsa burada da böyle hatta ben tevazuyu bir kenara bırakarak yakışıklılıkta 10 üzerinden 8 falanım, ben burada zorlandığımı hiçbir yerde zorlanmadım... ingilizce bilseler dahi konuşmak istemiyorlar... gece hayatının 20 yıldır içinde olan biri olarak, işletmecilik yapmış biri olarak burası o amaçla gelinecek son yer...gelmeden sakın üzerinize kızlar atlayacak diye düşünmeyin...alakası yok :).. hayal kırıklığına uğrarsınız... tarihi ve romantik bir şehir... kesinlikle gitmeyin demem ancak amacınız farklı ise sakın gitmeyin...o kadar tutucu bir yer ki paralı asker bile yok... anlayan anladı... saygılarımla...
yalnızlık anlatılmak ister yalnızlık anlatılmak ister
her itü sözlük başlığında erkek kadın oranlarıyla cirit atan şehir. kardeşlerim, canlarım, sevgili arkadaşlarımın dilberleri; şehirlere pipi ve kuku yöntemiyle bakan gözleriniz beynimi eritiyor, benzin almış başını gitmiş, hayat pahalılığı sırtımızda, sevişecekseniz kilometelerce yol kattetmeyin, yazık, germencik yolunda elini tutması 5 lira.

(bkz: türk için dünya global bir kerhanedir)
wondrous wondrous
kefenimle çıktığım ukraine international airlines macerasından canlı çıkınca geçen hafta bu kez karayoluyla lviv'e gittim. polonya ile ukrayna'yı birbirine bağlayan hrebenne sınırında pek de ne zaman ortaya çıkacağı belli olmayan bir sıra mevcut, gidiş yolunda gece 2:30'da 2 saat sıra beklerken dönüşte ise toplam geçiş yarım saatte tamamlandı. sınır kapısında aslında avrupa birliği sınırı olmasına rağmen polonya polisleri epey gevşekken ukrayna'nın kamuflajla gezen polisleri insana nereye geldik dedirtiyor. içeri girebilmek için lenin bıyıklı bir teyzenin, nereye gidiyorsun, neden ukrayna'ya geldin, bu fotoğraf sana benzemiyor diğer kimliklerini çıkar, ne iş yapıyorsun gibi derin bir sorgusuna maruz kaldım. teyze sorması ayıp schengen alanından çıkıyorum, dünya alem memleketinin hava sahasından geçmeye korkarken turist olmaya niyetlenmişim kırmızı halı sermen lazım diyesim geldi ancak kahvaltıda yürek yememiştim. sınır işlemleri tamamlandıktan sonra 70 kilometrelik yola koyulduk. yollar muhtemelen ikinci dünya savaşı'ndan beri pek bir modifiye görmemiş. geçilen ilk durak nava ruska isimli bir kasaba. köstebek yuvası, tabelaları olmayan, her an ayı çıkıp taş düşebilecek yolları atlattıktan sonra lviv'e vardık.

ukrayna'nın para birimi bilindiği gibi grivni. savaştan sonra değerini iyiden iyiye kaybeden grivni'nin 22 tanesi 1 dolar ediyor. ülkede 95 oktan süper benzin yazıyı yazdığım tarihte 20.5 grivni. lviv ikinci dünya savaşı'ndan sonra polonya batıya kaydırılmadan önce bir leh şehri olduğundan şehirde polonya mimarisi hakim ve gerçekten şehir merkezi güzel bir mimariye sahip. tramvay sistemi sovyetlerden kalma ve o zamandan beri pek kimse dokunmamış. şehirde fiyatlar herhangi bir türk insanını zengin hissettirecek derecede ucuz durumda. iki adet kocaman bira ve çok çok iyi bir biftekten oluşan (bizde anca nusr-et'te yersin) bir menüye 4 dolar verip çıktım ve bir yanlışlık var mı diye tekrar tekrar baktım. keza avrupa'nın herhangi bir yerinde ancak hostelde kalınabilecek paralara dört yıldızlı bir otelde konaklamak mümkün. şehirde dil sorununun mevcut olduğunu söyleyebilirim, ingilizce çoğu insanda hak getire ancak ukraynaca lehçe'ye epey benzediğinden biz bir sorun çekmedik. mekanlarda hizmet kalitesini oldukça beğendim, avrupa'nın herhangi bir turistik şehrindeki kaliteyi bulmak mümkün. şehirde çok güzel parklar, yeşillik alanlar mevcut insanlar sanki dünyanın geri kalanından haberleri yokmuş gibi mütevazi yaşantılarına devam ediyorlar. otelde orada burada koca ülkeye sadece kerane muamelesi yapan türkleri görmek çok olası ve insanların arkasından konuştukları şeyleri duymak gerçekten utanç verici.

ve son olarak da son yıllarda gördüğüm en güzel sahnelerden biri ile giriyi kapatmak isterim


2
sultangaliyev sultangaliyev
%85'i kadın yalanını atarak abaza turistleri kendi şehirlerine çeken kurnaz turizmcilerin bulunduğu şehir.ukrayna'nın batısında yer alan güvenliği yüksek bir şehirdir.unesco'nun dünya kültür mirası listesinde yer alır.
oraya gitme şansı bulunan arkadaşlar muhakkak rynok square ve opera binasını görsünler.sanat anlamında bayağı gelişmiş bir şehir çünkü.





herze herze
iki günlüğüne giden kendine hazret diyebilir. 1 usd yaklaşık 26 uah değerinde. aşağıda saydıklarımın haricinde birçok kafe ve restorana girdik, 7-8 müze gezdik, bir kule ve bir tepeye çıktık ve fakat nispeten küçük bir şehir olan lviv'i bitiremedik. vaktimiz kısıtlı olduğu için gece kulüplerinde vakit öldürmedik. sokaklarda gezdik ve türk muhiplerince defalarca bağırlara basıldık. halkı aşırı milliyetçi. kızların ortalaması istanbul'un çok üstünde değil. erkeklerin alayı tüysüz. sakal oranı <%1. şehre dair beğenmediğim tek şey içme suyu. morşinko mu ne boksa premium diye dayadıkları gazlı/gazsız yeşil cam şişeli suları var. her mekanda aynısı. musluk suyu daha güzel bana göre. aylık 1000 usd geliri olan biri lviv'de türkiye'ye oranla kral gibi yaşar.

baczewski restaurant'ta kahvaltı yapabilirsiniz. 90 uah karşılığı açık büfesi var. bizdeki kahvaltılar kadar göz doyurucu değil fakat gurbet ellerde bir hayli tatmin edici. mekanın asıl güzelliği atmosferinde saklı. genişçe kış bahçesinde kuş sesleri ve canlı piyano dinletisiyle yapıyorsunuz kahvaltınızı. garsonların hal ve hareketleri bir nebze aristokrat hissetmenize yol açıyor. domuz eti hassasiyeti olanların yediğine içtiğine dikkat etmesinde fayda var.
baczewski restaurant, lviv - restoran yorumları - tripadvisor baczewski restaurant, lviv: tripadvisor sitesinde 5 üzerinden 4,5 puanla derecelendirilmiş ve lviv bölgesindeki 349 restoran arasında 1. sırada lis... tripadvisor

lviv coffee manufacture'a kahve içmeye gidin. osmanlı ay yıldızını görünce şaşırmayın. türk kahvesiyle osmanlı zamanında tanışmışlar. kendilerine has seramik cezve ve fincanlarla servis yapıyorlar. biz birkaç kez uğradık ve deneyebildiğimiz kadar çok çeşit denedik. likör, brendi vb ile kahve 45 uah civarında.
coffee manufacture, lviv - restoran yorumları - tripadvisor coffee manufacture, lviv: tripadvisor sitesinde 5 üzerinden 4,5 puanla derecelendirilmiş ve lviv bölgesindeki 349 restoran arasında 2. sırada liste... tripadvisor

lviv'de çok sayıda pastane ve fırın var. biz bir hayli yaygın olan strudel için ismine ve yorumlara güvenip strudel haus'u seçtik. cevizlisini insan gibi yapmıyorlar. kahveyle beraber kişi başı 100 uah civarında. cevizlinin hatrına %20-25 bahşiş bıraktık. doyamadık, ertesi gün de kahvaltıya gittik.
strudel haus, lviv - restoran yorumları - tripadvisor strudel haus, lviv: tripadvisor sitesinde 5 üzerinden 4,5 puanla derecelendirilmiş ve lviv bölgesindeki 349 restoran arasında 7. sırada listelenen ... tripadvisor

öğle ya da akşam yemeğini cellat celal'in mekanında yiyebilirsiniz. the first lviv grill restaurant of meat and justice cellat konseptiyle işletilen bir restoran. önünde devamlı kuyruk oluyor ve mekanın müşteri kitlesi genellikle yerli. şansımıza iki dakika bile beklemeden girdik. dana şaşlık hem güzel hem ucuz. kıvamında pişmiş ala kanlı 200 gram löp et 115 uah. sosisleri damak tadımıza göre olmadığından pek beğenmedik. lviv'de zaten içki satmayandan ruhsat istendiği için içki de ucuz. ambiansa değinmek lazım. ortaçağ işkence aletleriyle dekore edilmiş. cellat abimiz müşterilerden etlice bir ablamızı kafese koyup kuyuya indirerek işkence ettiği için bir ara sikmeseler bari dedik. hesabı kütüğün üstüne nacakla vurup getiriyorlar. kesinlikle gidilmeli.
the first lviv grill restaurant of meat and justice, lviv - restoran yorumları - tripadvisor the first lviv grill restaurant of meat and justice, lviv: tripadvisor sitesinde 5 üzerinden 4,5 puanla derecelendirilmiş ve lviv bölgesindeki 349 ... tripadvisor

kryjivka kendi dillerinde sığınak anlamına geliyor. yerlileri bu kafeyi biraz kolpa ve turist işi bulsa da turist olduğumuz için beğenimizi ifade etmekte beis görmedik. girişte otomatik silahlı dayıya parolayı söylemeniz gerektiğini daha önce duymuşsunuzdur zaten. mataradan bir shot ikram ettikleri votka ya da benzeri anzarotun tadı damakta kalıyor. baştan aşağı milliyetçi ve dönemi yansıtan öğelerle dekore edilmiş. dediklerinin yarısını anlamadığımız 3 ayrı sarhoş müşteriyle hasbihal eyleyip slava ukrain tezahüratı yaptık. ucuz. büyük herze olduğum için fiyatlara bakmadım diyebilirim.
kryjivka, lviv - restoran yorumları - tripadvisor gittiğiniz de mutlaka gitmeniz gereken bir destinasyon, çok orjinal ve yıllarca anlatabileceğiniz bir giriş hikayesi olabilen restorant...bu arada ... tripadvisor

pravda beer theater'a akşam 8 gibi uğrayın. kendi adını taşıyan orkestrası hit parçaları bakır nefeslilerle yorumluyor. meze ve çerezleri pek bizlik değil. yemekler idare eder. biralar unfiltered ve aynı binada craft üretim. günlük 4 çeşit tap bira servis ediyorlar. fiyatı 18 uah. şişeler de azami 35 uah gibi komik rakamlara satılıyor. şehirdeki milliyetçi havayı ürünlere de yansıtmışlar. putin merkel ve obama'ya özel giydiren biraları mevcut. dağıtılan pet şişelerle orkestraya ritim tuttuğunuz atraksiyon hoş bir detay.
pravda beer theater : beer theatre pravda, lviv, ukrayna - tripadvisor bu işletmenin sahibi mi yoksa müdürü müsünüz? yorumlara yanıt vermek, profilinizi güncellemek ve bunun gibi pek çok şeyi yapabilmek için kaydın siz... tripadvisor
1 /