mad max

1 /
sinefilolog sinefilolog
george miller'in avustralya'da çektiği müthiş üçleme ve bu üçlemenin filmle aynı adı taşıyan karakteri. bilimkurgu sinemasının izleğini değiştiren ve disütopya kavramı üzerinden modern dünyanın eleştirisine soyunan miller, yarattığı karakterin travması ve giderek bu dünyada hayatta kalma mücadelesi yanında bir kıyamet senaryosu da ortaya koyar. cyber punk filmlerin kendine has bir atası olarak da karşımıza çıkan bu yapım serüveni, 1979'da mad max adıyla başlamıştı. geleceğin dünyasında artan suç oranı ve kontrolsüz yaşam koşulları içinde yaşayan sert bir polisin, karısını öldüren serserilere haddini bildirdiği ilk film çok beğenilince, 1982'de daha da iyisi "mad max 2: the road warrior - yol savaşçısı çekilir. (devam filmleri arasında en başarılı olanlar listesi yapılsa mad max 2 o listede muhakkak yer almalıdır.) bu ikinci film genel olarak serinin en iyi çalışması olarak değerlendirilir. gibson'un canlandırdığı karakter bu kez iyice oturmuş ve bir çeşit anti-kahramana dönüşmüştür. tuhaf bir gelecek karmaşası kuran ilk filmin ötesine geçen yol savaşçısı, bize petrol için birbirini boğazlayan ve yeniden ilkel yaşam biçimlerine dönmüş, tuhaf grupların çatışmaları içinde gidecek ve saklanacak hiçbir yerin olmadığı muazzam bir kayboluş mekanı sunar. bu mekanda gerçekleşenler en az korkulu gelecek kadar ürkütücüdür. şiddet sahneleriyle göz dolduran ve nefes kesen anlatımıyla bilimkurgu sinemasını büyük ölçüde aksiyon türüyle de harmanlayan mad max 2, serinin en başarılı halkasıdır.

1989'da çekilen üçüncü bölüm ise mad max 3 beyond thunderdome adını taşımaktadır. bu bölümde giderek çölleşen bir dünyada insan ırkının kurduğu son şehirlerden birine yolu düşen ve burada istenmeyen adam olan max, çöle bırakılr ve nasılsa hayatta kalmış bir gençler grubu tarafından kurtarılır. bu grup nasılsa zorlu dünya koşullarından kendini soyutlamış ve arayış içindedir. max, başta itiraz etse de gruba yol gösterecektir. üçüncü bölüm serinin sonunu hazırlamıştır. konuyu yenileyici herhangi bir unsur bulunmaz. tina turner'ın varlığı ise sadece tebessüm ettirir.

fakat genel olarak 80'ler sinemasından gelerek, 90'ların kült bazı filmlerini hazırlayan bir seri söz konusudur. bilimkurgusal düşlemlerin, oldukça sert şiddet sahneleri ve acımasız bir dünya tasarımıyla sunulması ve bunun çıkışsız bir aksiyon düzleminde verilmesi bile filmin bunca yıldır eskimediğini ve yeniden izlenebilir olduğunu kanıtlar.
dexterity dexterity
mel gibson'ın karısını öldürülmesi sonucu gaza geldiği ve katillerden öc aldığı ilk filmdir. ne zaman mel gibson filmine denk gelsem, aksiyonun başlaması için dört gözle karısı öldürmelerini beklerim.
(bkz: braveheart)
desperate0082 desperate0082
döneminin efsanesi. 1979 yılında çekildiği düşünülürse, izlerken vay be adamlar neler yapmış düşüncesine kapılır insan. hala izlenir. izlenebilir.
keyif pezevengi keyif pezevengi
rtük diye göt bir kurumun olmadığı, özel kanalların yeni filizlendiği zamanlarda ufakken hem çılgın atarak* hem de hafif acayip çocuksu korkuyla izlediğim sanırım benim için ilk *sağlam* bilimkurgulardan. normalde gündüzleyin benim rambo fragmanı izlediğimi bile gören ebeveynlerim akşama filmi izlememe izin vermez doğru yatağa yollarlardı. ama yalvar yakar rambo 3'ü parental guide şekilde babamla izlemiştim.
zaman geçer bizimkiler misafirliğe götürür beni, ama gece geç olunca "yat" derler ama kontrol etmezler. bende gider oradaki tv'nin başına geçerim. o gece de tv'de (sanırım show tv çılgın max` vardır. şimdiye göre bile öküz şiddet, cinsellik (hafif ama, ben daha o yaşımla iki çıplak insanın tarlada ne yaptığını anlamaya çalışıyorum hindiler gibi), kaos, deri ceket + `mel gibson`, anarşi...vaheeey vaheeey...resmen çivilenerek izlediydim filmi. beni filmden ufak süreliğine koparan reklamlara da deliler gibi hiddetleniyordum. dün markette sepetlerde dvd'sini görüp kelepire aldım gene izledim...hiçbirşey değişmemiş neredeyse.

mpaa, rtük gibi gudik kurumlara not: çocuklar r rated film izlemeli (şeker de yemeli tabii)!
gilmour gilmour
serinin ilk iki filmini izledikten sonra söyleyebilirim ki üçüncü film, "beyond thunderdome" boktan olmuş.en iyisi ise tabi ki ikinci film "road warrior".

tina turner da tam hanımağa olmuş lan.*
rki rki
1979 yapımı george miller filmi.

alex delarge ve çetesi gibi takılan bir motor çetesine yönelik dümdüz bir intikam hikayesinin etrafında dönen kalitesiz oyunculuklar ve dönemin teknolojik yetersizliklerine ek olarak berbat kamera kullanımı. adeta bir b filmi.

mad max fury road'a gitmeden önce üçlemeyi izleyeyim belki eski filmlere atıfta bulunurlar dedim de kocaman bir pişmanlıktan başka bir şey geçmedi elime. kimse kusura bakmasın da sikerler kültlüğünü. sırf eskiden çekilmiş ve ilgi görmüş diye bir yapım fazladan saygı hak etmez. özellikle de böyle berbatsa.

mel gibson o zaman gerçekten berbat bir oyuncuymuş, gerçi şimdi de ilk ellime koymam kendisini ama yine de epey yol katetmiş. bu filmde toecutter karakterini canlandıran hugh keays byrne fury road kadrosunda da var, umarım 36 yıl önceki abartı oyunculuğunu düzeltmiştir. imdb'de belirtildiğine göre mad max'in talihsiz hanımı jessie rolünü oynayan joanne samuel kendinden önceki oyuncu kaza geçirince kadroya son anda dahil olmuş. bu kararı alan arkadaşları tebrik ediyorum mükemmel bir tercih olmuş, hayatlarında aldıkları en iyi karar diyebilirim. o oyunculuk nasıl oscar almaz hâlâ onu düşünüyorum.

ahahah ya sinirden mala bağladım. neyse efendim, filmde emeği geçen herkesin evine ateşler düşmesi ve bu filmin tüm kopyalarının toplatılarak yakılması dileğiyle yazımı sonlandırıyorum.
whiskeysour whiskeysour
fantastik ve aksiyon filmi denilince bond'dan otesini sevmeyen ben,herkesin cok guzel demesiyle ve arkadasimin davetiyle gittim. film 2saat 20 dk ama kesinlikle kafami sikti diyebilirim.bitmek bilmeyen bir cöl, surekli gurultu, surekli gerilim hakim ve benim gibi sanat filmi seven,mana ve derinlik arayanlara hitap etmeyen bir film. ben ana fikrini anlayamadim acikcasi. zaten o elemanin valhallaya geliyorum,tanidigim ol filan dedikce gulmekten kendimi alamadim. onlar savasirken arkadaki elektrogitarli mehter takimi da alevler puskurttukce gulesim geldi. film goruntu ve kurgu olarak iyi fakat kafami sikti atti.gece ruyamda bile charlize savasiyordu. yok anam ben anlamiyorum bu tiplerden insanlar 20dk birbirine konusmadan baksin daha iyi.
kedi mühendisi kedi mühendisi
aynı gün çıkan metal gear solid v the phantom painin gölgeinde kalmış oyundur.

filminden tanıdığımız dünyada, max olarak oynamaktayız. çöllerin arasında kurulan küçük kamplar, arazide arabalarıyla gezinen haydutlar, kum fırtınaları ve daha nicesi oyunda mevcut. arabamızı modifiye ederek daha dayanıklı, hızlı, çevik veya güçlü yapmak bizim elimizde. oyunda arabanın rolü oldukça büyük, arabanın yakıtı bile bulunuyor oyunda.
araba dışında dövüş ve patlayıcılarla dolu bir oyun. dövüş sistemi, batman arkham knighttakine benzer diyebiliriz. silah olarak sadece pompalı tüfek bulunuyor ancak mermi sıkıntısından dolayı sadece silahla dövüşü bitirmek mümkün olmuyor. yakın menzil silahlar ise geçici, birkaç kullanıştan sonra kırılıyor. patlayıcılar ise genellikle arazide bulduğumuz kampları ele geçirmek için kullanılıyor.

borderlands seven bünyelerin, bunuda seveceğini söylemek mümkün. kıyaslayınca silahtan çok arabaya ve dövüşe odaklı bir oyun olsada, temelinde aynı öğeleri barındırıyor. yan görevlerin yarısı yapıldığında, oyunun bitirilmesi için yaklaşık 22 saatlik oyun süresi bulunuyor.

--- spoiler ---

hikaye olarak, oyunda plains of silence (sessizlikler vadisi) isimli bir yere gitmeye çalışıyoruz. ancak belirtilen yere gitmek için çok hızlı ve çok dayanıklı bir araba olması gerekiyor zira yolda birçok tehdit, oraya ulaşmamız için engel. oyunun başında bir araba ele geçiriyoruz ancak istediğimiz özelliklerde değil. yani motoru zayıf, direnci düşük ve savunmasız bir araç. bu aracı geliştirerek istediğimiz seviyeye getirip, daha sonra plains of silence e gitmek oyundaki ana görevimiz.

oyunun başında, bizlere araba konusunda tamir, modifiye ve yardımcı pilotluk amaçlı chumbucket isimli birisiyle tanışıyoruz. kendisi yeni dünyada doğmuş, eski dünya hakkında bilgisi olmayan birisi. bizleri magnum opus isimli arabayla tanıştırıyor ve arabayı kutsal yeri olarak belirliyor. magnum opustan asla ayrılmıyor.

arabamız olan magnum opusu istediğimiz özelliklere getirmek için bazı malzemeleri belirlenen yerlerden almamız, bazılarınıysa bizlere verilen yan görevleri tamamlayarak elde etmemiz gerekiyor. ana hikayeyi etkilemeyen ama modifiyelerle oyunu kolaylaştıracak malzemeler içinse, bölgeyi dış tehditlerden temizlememiz gerekiyor, tehdit seviyesi düştükçe yeni parçalar açılıyor.

oyunda her bölgede bir sığınak mevcut ve bu sığınakların liderleri var. max bir sığınağa ilk girişinde, lidere giderken farklı bir odaya yönelir ve orada esirleri görür. bir kadın, kucağındaki çocuğu göstererek ateşinin çıktığını ve çok hasta olduğunu söyler ve maxten yardım ister. bu sırada sığınaktaki korumalar maxi görür ve o odadan çıkmalarını söyler. max, yere bir yelpaze atar ve odadan çıkar.

bir süre sonra başka bir sığınakta, max bir kadın tutsak görür. bu kadın, maxe ihtiyacı olan bir şeyin yerini söyler. max karşılığında kadın için bir şey yapmayacağını söylesede, kadın bunu önemsemez. max, denilen yere gittiğinde ihtiyacı olan şeyi bulur. daha sonra sığınakta tekrar kadınla konuşurken, kadın kendisi için bir şey yapmasını ister. max önceki sözlerini hatırlatır ve kadını bırakır.

maxin bir malzemeye ihtiyacı vardır ancak malzemeyi almak için bir yarış kazanması gerekir. yarışı mevcut şampiyona karşı yapar ve şampiyonu öldürerek yarışı kazanır. daha sonra karşısına scabrous scrotus isimli warlord gelerek max ile dövüşmeye başlar. max kazanacak durumdayken, scrotusun sağ kolu stankgum uzaktan maxi yaralar ve max yüksek bir yerden aşağı düşer.

maxi düştüğü yerden birisi alır ve muayene için bir doktorun yanına getirir. max toparlandığında, kendisini oraya getirenin daha önce kendisine malzeme konusunda yardım eden kadın olduğunu fark eder. kadının adının hope (umut) olduğunu öğrenir. hope tekrar bir yardım ister ve max bu kez kabul eder. hope un glory (görkem) isminde bir çocuğu vardır ve yaşaması için annesiyle yollarını bir yerde ayırması gerekmiştir. hope, kızının yerini söyler ve maxten getirmesini ister. max, ilk etapta yelpaze bırakarak yardım ettiği kişilerin, aynı kişiler olduğunu burada fark eder.

glory nin bulunduğu yer çok tehlikelidir. arabayla girilemediği için max magnum opusu, chumbucket ile bırakır ve tek başına ilerler. bir süre sonra chumbucket, arabayla birlikte gider, max yalnız kalır. gloryi bulduktan sonra annesine götüren max, arabasının peşine düşer. chumbucketin yerini öğrenmesinin üzerine, hemen yola koyulan max, gittiği yerde chumbucketi yaralı bir şekilde bulur. orada bulunan stankgum, scrotusun glory ve hope u öldürmeye gittiğini söyler. hemen sığınağa giden max, hope u ölü, glory i ise ağır yaralı şekilde bulur. glory, son sözlerini maxin kollarında söyledikten sonra ölür. bunun üzerine max, scrotusu öldürmek için yola çıkar.

scrotusu ağır korumalı ve güçlü bir kamyonuyla yakalayan max, öncelikle korumalarını öldürür. daha sonra scrotusun kamyonunu ağır darbeler verdikten sonra, kamyon kontrolden çıkar ve bir uçurumun kenarında yarısı dışarıda olacak şekilde kalır. son darbeyi yapmak için magnum opusla vuracak olan maxin karşısında chumbucket durur ve magnum opusun yok olmasını izlemeyeceğini söyler. chumbucket arabada olsada, max hızlıca scrotusun kamyonuna çarpar. çarpmanın etkisiyle yere dökülen benzin yanmaya başlar ve yanında bulunan chumbucket ile magnum opus patlar. kamyonun arka tarafından scrotus, arabasıyla geri gelir ve maxe saldırmaya başlar. max, scrotusu bu kez tamamen öldürür ve scrotusun arabasına atlayarak, tek başına plains of silence a doğru yol alır.

--- spoiler ---
1 /