madison square garden da bir türk

karahisari karahisari
<<başlığa bakıp da size all star’da oynayan ilk türk basketbolcu mehmet okur’dan bahsedeceğimi zannetmeyin sakın. nba’den, detroit pistons’tan da bahsetmeyeceğim. grammy ödüllerinden de… size madison square garden’da 20 bin kişiyi kendisine hayran bırakan avrupalılarla güreşmeyi cihad kabul eden ve cihan şampiyonu meşhur pehlivan koca yusuf’tan bahsedeceğim. koca yusuf’un ata binmek için bir binek taşı varmış. onunla antrenman yaparmış. o taşları kaldırıp indirirmiş. yetmez köydeki camışları kuyruğundan tutarak durdururmuş…’’ diye övdükçe överdi dedem koca yusuf’u. küçük dayımın ismi de bu yüzden yusuf zaten, dedemin koca yusuf hayranlığından.

1856 yılında şumnu’nun deliorman köyünde dünyaya gelir koca yusuf. daha doğduğu zaman bellidir ‘koca’ lakabını hakkıyla taşıyacağı. alnına yazılmıştır sanki pehlivan olacağı. çocukluğundan itibaren güreşe merak salan yusuf on altı yaşında ayağına kisbet geçirerek er meydanında boy göstermeye başlamıştır. koca yusuf

dönemin ünlü pehlivanlarından nasçıköylü kel i̇smail pehlivan'ın çırağı olarak çok ufak yaşta güreşe başladı. yirmi yaşına geldiğinde kendisine antreman verecek pehlivan bulamayan koca yusuf çoğu vakit tek başına çalıştı. kırkpınar’da güreşmek için hazırdı.

er meydanları koca yusuf'u, güreş tarihimizin en büyük pehlivanlarından biri olan ve 26 yıl kırkpınar'ın başpehlivanlığını elinden bırakmayan ünlü kel aliço'nun karşısında tanıdı ilk kez. 27'inci yılda da başpehlivanlığı rakipsiz alacağını umarak kırkpınar'a gelen kel aliço burada “başa güreşeceğim” diyen deliormanlı yusuf isminde körpe bir çocukla karşılaştı.

herkes er meydanlarının pek yaman kurdu kel aliço'nun bu “tüysüz kızan”ı karşısına çıktığına pişman edeceğini umuyordu. ancak deliormanlı yusuf, öylesine yaman bir güreş çıkarıyordu ki, buna kel aliço da şaşırmış ve güreş alemindeki meşhur gaddarlığını dahi ortaya koymaktan çekinmemişti. ama koca yusuf’un sırtını bir türlü yere getiremiyordu. bir türlü yenişemiyorlardı. akşam ay çıkana kadar güreştiler. sonunda koca yusuf kel aliço’nun elini öperek yarıştan çekildi, ama kel aliço altın kemeri koca yusuf’un beline takarak güreşi bıraktığını açıkladı.

koca yusuf, kel aliço dışında dönemin bütün ünlü pehlivanlarını dize getirdi. adalı halil, kara ahmet, katrancı, karagöz ali, memiş, filiz nurullah, kurtdereli mehmet ve hergeleci i̇brahim’i yendi. adalı halil'i iki kez ardarda yendi. sultan abdülaziz, sultan v.murat ve sultan ii.abdülhamit döneminde pek çok güreş yaptı. hiç yenilgi almadı.
ünü tüm ülkeye yayılan koca yusuf’un hayatını o sırada saraya gösteri yapmak için türkiye’de bulunan fransız sirk cambazı doublier değiştirdi. doublier koca yusuf’un tüm rakiplerini bir dakikanın altında tuş ettiği bir müsabakayı izledikten sonra onu fransa’ya götürerek güreştirmek istedi. ama önünde iki engel vardı. birincisi koca yusuf minder güreşi bilmiyordu. bu kolaydı, koca yusuf kısa bir eğitimden sonra minder güreşini öğrenebilirdi. i̇kincisi ise koca yusuf ‘un ülkesini terk etmek

istememesiydi. bunu da kısa zamanda çözdüler. koca yusuf, ulemâların "darül harp"te güreş tutmanın ve müslümanların maddeten de güçlü olduklarını isbat etmenin de bir cihad olduğu yolunda beyanları üzerine doublier’in önerisini kabul etti.

1897'de iki 3 arkadaşı ile birlikte gittiği paris'te minder güreşinin kurallarını öğrendi. bu dönemde güreştiği ve döneminin önemli sporcuları olan olsen, pons, fournier ve sabes gibi isimlerin hepsini yendi. hatta dünya şampiyonu sabes’i tam dört saniyede tuş etti. yusuf peşpeşe yaptığı güreşlerde rakiplerini bir dakika bile beklemeden tuş yapmaktaydı. ünü tüm paris’te yayıldı.

organizatörlerin tek sıkıntısı koca yusuf’ın rakiplerini birkaç saniyede tuş etmesidir. saatler öncesinden güreş izlemek için salona gelen seyirci sadece birkaç saniye süren karşılaşmalardan memnun kalmamaktadır. bu yüzden organizatörler koca yusuf’tan birkaç dakika dayanmasını isterler. koca yusuf bunun üzerine rakipleriyle kurdun tavşanla oynadığı gibi oynar. canı sıkılınca sırtlarını yere vurur. organizatörler buna da bir çare bulurlar. koca yusuf’la peşpeşe güreşecek iki ünlü güreşçi ayarlarlar. bu talihsiz güreşçiler gambier ve raul’dür. koca yusuf’un ikisini peşpeşe tuş etmesi 12 dakika sürer.

artık koca yusuf’u yenmek avrupalı güreşçiler için bir gurur meselesi olur. i̇ki kişi aynı anda koca yusuf’la güreşmeye başlar. rum pierri ve i̇ngiliz tom cannon bu güreşçilerden sadece ikisidir. koca yusuf’un karşısında sadece 14 dakika dayanabilirler.

oluk oluk para kazanan organizatörler koca yusuf’u yenecek güreşçiye büyük para ödülü verileceğini açıklarlar. ama kimse koca yusuf’u yenemez. sonunda koca yusuf’un karşısına memleketinden bir rakip çıkartırlar. hergeleci i̇brahim.


güreş minder güreşi değil kırkpınar’daki gibi pehlivan güreşi olacaktır. buna uygun bir sahne hazırlanır. koca yusuf ve hergeleci i̇brahim kıspetleri ile meydana çıkarlar. tam 2 saat güreşirler. koca yusuf tam hergeleci i̇brahim’i kurt kapanına almıştır ki seyirciler ve organizatörler hergeleci i̇brahim’in öldüğünü zannederler ve maçı yarıda keserler.

organizatörler koca yusuf’un paraya minnet etmemesini bildikleri için inanılmaz paralar kazanırlar. yusuf için ise önemli olan türk’ün gücünün tüm dünyada duyulmasıdır. o cihad için gitmiştir avrupa’ya.

nihayet koca yusuf’u yenebilecek güreşçi amerika’da bulunur. bu güreşçi zincirkıran leitner’dir. fransızlar leitner’e o kadar güvenirler ki oynanan bahislerin büyük çoğunluğu leitner’in galibiyetine dairdir. fakat leitner sadece 7 dakika dayanabilir.

koca yusuf’a hak ettiğinin çok altında para verilmesine vermesine organizatörleri en fazla sıkıntıya sokan koca yusuf’ın inancıdır. koca yusuf beş vakit namaz kılar. ola ki maç namaz saatine denk geldi.


koca yusuf’u ringe çıkartmak mümkün değildi. bir gece akşam yemeğinde organizatörlerin yaptığı bir eşek şakası yüzünden koca yusuf’un avrupa macerası sona erer.

para kokusu alan diğer organizatörler koca yusuf’un peşini bırakmazlar. üç yıl içinde çalıştığı organizatörlerini milyoner yapan yusuf’u bu sefer amerikan organizatörler gözlerine kestirirler ve yusuf’u new york’ta güreşmeye ikna ederler. böylece cihan şampiyonu koca yusuf’un amerika macerası başlar.

amerikan basını koca yusuf'un gelişine büyük ehemmiyet vermiş ve yaptıkları neşriyatlarla yusufu methetmişlerdir. gazeteler aynı zamanda yusufun meydan okumasına cevap vermeyen amerika'lı güreşçilerle de alay etmektedir.

"güreş âleminin i̇skender'i, napolyon'u geldi" diyen amerikan basını yusuf tan şöyle bahsetmektedir:


"tırnağının ucuna kadar namuslu bir adam ve ne miktar olursa olsun para onu satın alıp cambazlık yaptıramaz."
"bizim sporculara pek tuhaf gelecek bir gerçek var. bu türk paraya hiç önem vermiyor."
"yusuf geldi. güreş etmek istiyor ve isteğinde gayet samimi. parasını da yatırdı. gelgelelim karşısına çıkacak amerikalı bulunmuyor. bundan çıkan mânâ bizimkilerin müthiş ziyaretçinin kuvvetinden ürktükleridir."
"müthiş türk yusuf, maçlarını nev york'a gelmeden evvel ayarlamadığı ve güreş etmek istediğini uluorta söylediği için hata etmiştir. böyle bir açıklama amerikalı güreşçileri paniğe uğratmak için kâfiydi.
anlaşıldığına göre, şimdiye kadar şampiyonuz diye poz veren adamlar, türk bu memlekette kaldıkça meydana çıkmayacaklar."

3 şubat 1898. koca yusuf, new york madison square garden salonunu tıklım tıklım dolduran seyircilerin önünde, amerikan şampiyonu roeber’i eze eze yener. 5 mart’ta yine aynı salonda bu kez amerikalı jenkins ile karşılaşır. karşılaşma fazla uzun sürmez; amerikalı kısa sürede tuş olur.

yusuf amerika’da 33 karşılaşma yapar ve hepsini kazanır. george bothner, roeber, ewan lewis, dan mcleod, tom jenkins, mccormick, yorgo heraklides gibi güreşçiler karşısında 10 dakika bile dayanamazlar.

1898'de amerika'da fırtına gibi esen yusuf amerika turuna çıkar ve her gittiği yerde rakiplerini perişan eder. zaman olur 41 derece ateşle güreşir. artık ünvanı ‘terrible turk’tur.

amerikalıların hayranlık duyduğu yusuf artık ailesinin ve vatanının özlemine dayanamamaktadır. ve kesin kararını verir. son bir maç daha yapıp yurduna dönecektir. yusuf’u bu kararından hiç kimse döndüremez. amerika'da son maçını serbest güreş dünya şampiyonu lewis ile yapar. chicago'da yapılan güreşte lewis'i üst üste iki defa yener. bu onun amerika macerasının sonu olur.

bu esnada amerikalı bir kadın milyoner koca yusuf’a aşık olur. bu kuvvet ilahından çocuk sahibi olmak istiyordu. yusuf bunu işittiği zaman, “ben buraya damızlık gelmedim” diye kükredi. kadının önerdiği parayı elinin tersiyle itti.

avrupa ve amerika'daki güreşlerinden 800 altın kazanmıştı koca yusuf bunları kemerine yerleştirip türkiye'ye dönmek üzere 21 mayıs 1898'de fransız bandıralı la bourgogne transatlantiği ile yola çıktı. fransız bandıralı la buorgogne varupu ile yurda dönerken bindiği gemi atlas okyanusu'nda sis yüzünden i̇rlanda bandıralı cromartyshre gemisiyle çarpıştı.

721 yolcunun bulunduğu la buorgogne, kaşla göz arasında sulara gömülüvermişti. bu kez denizin içinde bir panik başlamıştı. denize dökülenler, filikalara atlayıp canlarını kurtarmak istiyorlardı. koca yusuf da can havliyle bir filikanın kenarına yapışmıştı. filika'da bulunanlar onun heybetli vücudu ile sandalı devirmesinden korktular. önce yüzüne, kafasına kürekle vurmayı denediler. fakat dev yapılı adamın çelik pençeleri sanki filikaya kilitlenmişti. yarılan kafasından ve suratından akan kanlar posbıyıklarının üzerine doğru iniyordu. onun bu hali filikada bulunanlara daha büyük bir dehşet vermişti. i̇çlerinden canavar ruhlu bir tanesi filika içinde bulunan ve ipleri kesmek için kullanılan ufak bir baltayı kaptığı gibi o çelik pençelere vahşi bir ihtiras içinde rastgele indirmeye başladı. bileklerinden kesilip kopan o çelik pençeler gevşedi ve koca yusuf'un o dev vücudu atlantik okyanus'unun derinliklerine doğru gümülüp gitti... tarih 5 haziran 1898’di.

koca yusuf’un ölümü hakkında çeşitli rivayetler vardı. bunlardan en ilgi çekeni koca yusuf’un bilerek gemiden atılmasıydı. diğeri ise suya düşen koca yusuf’un kemerindeki altınlar yüzünden denizin dibine battığıydı. her ne olursa olsun koca yusuf ‘türk gibi güçlü’ sözünü tüm avrupa’ya ve amerika’ya belletmiş bir pehlivandı. var ol, sağ ol pehlivan!>>>>

eser baykuş