mahmut hoca

gudu bet gudu bet
can yakıcı olay aşağıdaki gibi gelişmiştir:

mağdur ben ders kaydı için bulunduğum odada ilk kez gördüğüm hocadan kayıt formunu alıp hangi dersi seçsem diye düşünürken o esnada:

- hangi dersi seçiyim?
+ kim giriyo? hocasına göre seç.
- aa bu dersin yanında maaaamut hoca yazıyo. haydaaa! kim bu maaaamut hoca yaa?

arkadan davudi bir sesle irkiliş!
- mahmut hoca benim !!! (formu aldığım kayıt yapan hoca)

abooouu nidalarının ardından o alandan koşarak uzaklaştım ama heyhaat! 1 senedir o hocadan aldığım dersleri veremiyorum.. budur mahmut hocaların akıbeti!
eskiunited eskiunited
üçüncü nesil omasına rağmen hakkında hiç yazı girilmemiş olan yazar. şaşkınlık verici. bu saatten sonra hoşgelmiş demek olmaz galiba...
halloeverybody halloeverybody
hababam sınıfının mahmut hocasıyla bizim lise zamanının mahmut hocası arasındaki farkları söylemek istiyorum,başlıyorum:
1)hababam sınıfının mahmut hocası öğrencileri hayata hazırlayan bir hocaydı;bizimkide inadına hayattan soğutan.en belirgin örneği sürekli aldığı maaştan yakınır niye yaşıyorum ben deyip geometri derslerimizin ağzına ederdi.neyseki onuncu sınıfta gitti rahatladık.
2)hababam sınıfının mahmut hocası babacan,öğrencilerine bir baba edasıyla yaklaşır,öğrencilerinin kalbini kazanırdı;bizim mahmut hocamız öğrenciler özellikle benden nefret etsin,sürekli emekli olayım diye bir dönem boyunca beynimizi yiyen tipti.
3)hababam sınıfının mahmut hocası için öğrencileri önemliydi;bizim mahmut hocamızdaysa hiçbirşey anlatmaz üstüne zor sorar,28 kişilik sınıfta 13 kişi kaldı lan onun yüzünde.sınıfta en yüksek not 50 idi düşünün.hocam kurtarın yardım edin size soru soracağım denildiği zamanda sürekli bahane üretir,namaz kılacağım diye hepimizi yerdi.sana burdan sesleniyorum mahmut hoca madem namaz kılıyorsun sevap arttırıyorsun peki ama birsürü insan senin vurdumduymazlığın yüzünden kaldı,birsürü insan senin yüzünden istediği üniversiteleri,bölümleri belki 0.5 puanla dahi kaçırdı.müslümanlık bu mu?bir insana yardım etmek,bilmeyene öğretmek senin görevin değil mi?
üç hürellerin dördüncüsü üç hürellerin dördüncüsü
olmaktan aslında bir bakıma korktuğum rıfat ılgaz karakteri. üstelik öğretmen olarak değil (istesem öğretmen de olurum o sorun değil), mühendis olarak.

mahmut hoca karakterine baktığım zaman, idealist, evet fazla idealist, mesleğini hakkıyla, adam gibi icra edebilmek için kendinden feragat eden bir karakter görüyorum. ne evlilik yaşamış hayatında, ne kendi çocuğu olmuş, saçları dökülmüş, en ufak bir gurur kırıklığında adamın yüreğine iniyor. ne için, kendine faydası olmayan çöplerden ülkeye faydası büyük saygın şahsiyetler çıkarmak için. değiyor mu bunca eziyete, o da emin değil.

korkuyorum hocam, rulo sacı, kauçuğu, plastik granülü, camı, yağı benzini ve kabloları alıp onlardan insanları alıp uzak diyarlara dört tekerleğinin üstünde uçuracak ve belki o insanlara para kazandıracak makineler yapacağım kısa bir zaman sonra, sonsuz bir idealle, aşkla, şevkle, ama kendimi mahmut hoca gibi yıpratmaktan korkmuyor değilim be hocam. ne kendi ailem olacak, ne sağlığım, varsa yoksa iş, meslek, ama nereye kadar gider böyle bilmiyorum. değecek mi yıllar boyunca çekeceğim sıkıntıya, emin değilim. yolun o kadar başında hissediyorum ki kendimi.

allah geçinden versin, ailem bugün var yarın yok. onlardan sonra halim ne olur, yalnız kalırsam ne olur diye düşünmüyor değilim bazen. işimiz olacak iyi kötü ama, ya ben ne olacağım diye düşünmüyor değilim bazen.

mahmut hoca nasıl düşünürdü acaba.
hayaletin garip huyları hayaletin garip huyları
gerçek karakterini " hababam sınıfı tatilde " filminde eski öğrencisi, sivas lisesinden 317 şeref'e karşı olan tutumundan anlayabiliriz.

okul binasını satın alan işadamıyla görüşmek ister ama "müsait değilim" cevabını alır. devamlı kurallara uyulmasını salık veren mahmut hoca ne yapar? paldır küldür patronun odasına dalar. ya adam o esnada utandırıcı bir eylem içinde olsaydı? mahmut hocanın böyle bir hakkı var mı?

bunu geçelim. süklüm püklüm içeri dalan mahmut hoca, patronun eski öğrencisi şeref olduğunu öğrenince iyice yayları gevşer, rahatlar ve yüzsüzlüğü ele alır. imalı imalı ofise bakıp ağzını yüzünü eğerek adeta zenginlikten tiksinir gibi " ama maaşallah sen durumunu bayağı düzeltmişsin " der 317 şeref'e. sanki şeref pezevenklik yaparak zengin olmuştur. ama tabi mahmut hoca gibi devlete sırtını dayayarak degil, devlete ve bürokrasiye rağmen binlerce çalışan istihdam ederek ülke ekonomisine can verip riske giren, mahmut hocalar daha rahat etsin diye ekonomi çarklarına katkı sunan 317 şeref mahmut hocadan daha mütevazı ve komplekssiz oldugu için bu götü kalkmış hocasının iğneli imasını görmezden gelir. " doğrudur hocam" demekle yetinir.

ama mahmut hoca durmamaktadır. biraz önce içeri kaçak yolcu gibi daldığını unutup, şeref' in iyiniyetini ve vefa duygusunu suistimal ederek kendisini yüceltmek ve belli ki durumdan haberdar olmayan eski öğrencisi ve yeni patronu iyice gömerek egosunu rahatlama peşindedir. bu yüzdendir ki durumu insan gibi izah edip şeref'i yaptığı yanlıştan döndürmek için iki cümle yeterliyken illa gözüne sokayım, iyice utandırayım diye " gel benimle " der şeref'e ve ormandaki okula götürür. şeref tabi garibim vefa ve minnet duygusuyla eski hocasinı kırmaz ve başına geleceklerden habersiz takip eder.
ormana gelip öğrencilerin halini gösterdiginde artık mahmut hoca coşmuştur iyice. şeref'in ne haysiyeti ne adiliği kalmıştır.
" gözünü para hırsı bürümüş, üç kuruş daha fazla kazanmak için öğrencileri sokağa atan biri yaptı bunu " diyerek şeref'i ima etmektedir. şeref " hocam bilmiyordum" dese de mahmut hocanin sikinde değildir. çünkü şeref'in olayı bilmediğinin mahmut hoca da köpek gibi farkındadır, izleyiciler de. mahmut hoca kendi şovu için ögrencilerin gelecegini riske atmıştır artık. şeref orda galeyana gelip " ulan amcık eski hocamız dedik saygıda kusur etmedik, gel dedin geldik, yap dedin yapıyoruz, daha ne götün başın oynuyor, vermiyorum lan malımı ne bok yerseniz yeyin" deseydi ne olacaktı acaba?

sonuçta şeref, insanlık bende kalsın diyerek okulu bağışlar ama bu olayda kârlı çıkan beleş kiraya devam edecek olan okul müdürü olmuştur. mahmut hoca kendisini yüceltmeye ve pohpohlatmaya dalmamış olsaydı öğretmenlerden oluşan bağımsız bir dernek gibi bir şey kurup okul mülkiyetini bu derneğin üzerine alıp, öğrencileri müdürün ticarethane baskısından kurtarabilirdi. ama tabi bir ayağı çukurda olan mahmut hocanın egosu daha önemliydi o an için.

edit: arkadaşların uyarısıyla şeref'in okul numarası düzeltilmiştir.
hayaletin garip huyları hayaletin garip huyları
âdi bir manipülasyoncudur.

bilirsiniz hababam sınıfı sınıfta kaldı filminde genç ve tecrübesiz selma hoca, kendisine aşk mektupları yazan haylazları okuldan attırmaya kararlıdır.

kendinden emin ve özgüveni arşa değen mahmut hoca için bu genç öğretmeni kararından döndürmek çocuk oyuncağıdır (?) . fakat selma hocadan beklemediği bir tepki alınca disiplin kurulunu toplamaya razı olur.

bu genç, çaylak, sümüklü kiz çocuğunun kendisini siklememesi mahmut hocanın egosuna ciddi bir zarar vermiştir. üstelik selma hoca, mahmut hocanın yapamadığını yapmış, açgözlü okul müdürüne postayı koymuş, kuralları hatırlatmış ve bunu yaparken kalp krizi geçirme gibi ucuz numaralara başvurmadan kuyruğu dik tutmasını bilmiştir.

mahmut hocanın bu meydan okumayı sindirmesini beklemek fazla saflık olurdu. disiplin kurulu kararını vermiş, öğrenciler ara dönem karnesini alarak okuldan şutlanacaktır. herşey bitmiş görünürken mahmut hoca yemeyip içmeyip planladığı sinsi manipülasyonunu dantel gibi işlemeye başlamıştır:

karneleri dağıtmak için velileri istemiş, bunun için de hesapta karnelerin bir sorumlusu da velilermiş gibi planını kamufle edecek yüce bir misyon sıçmıştır ortaya. onun tarzı buydu.

tabi ki veliler, karneler, velilerin vicdanına dokunmak falan mahmut hoca için sadece yaralanmış egosunu tamir edecek yolda basit birer araçtı. sırf bu yüzden velilere söylev verirken sümüklü, çaylak, kendisine asi olan selma öğretmenin de sınıfta hazır bulunmasını istemiş, kizım sana söylüyorum gelinim sen dinle hesabı son defa bu genç ve idealist, insan gibi insan ögretmenin vicdanına oynamayı denemiştir.

sonuçta planı başarıya ulaşmıştır. selma hoca öğrencileri affetmiş, mahmut hocanın dediğine gelerek hizaya çekilmiştir.