mahur

1 /
sükun sükun
yansımalar'ın çalışmalarından biridir.

ney/bendir - aziz şenol filiz
tanbur - birol yayla
ud - samim karaca
keman - kemal caba
kanun - taner sayacıoğlu
kemençe - lütfiye özer

1 mahur sazsemaisi
2 muhayyerkürdi sazsemaisi
3 nihavend sazsemaisi
4 suzidil sazsemaisi
5 kürdilihicazkar sazsemaisi
6 hicaz sazsemaisi
7 mahur sazsemaisi
8 şehnaz sazsemaisi
9 hicazkar sazsemaisi
10 çeçen kızı
eşeğe mi inanıyorsun bana mı eşeğe mi inanıyorsun bana mı
aynı zamanda bir attila ilhan şiiridir, deniz gezmiş,huseyin inan ve yusuf aslan için yazılmıştır.ahmet kaya tarafından da yorumlanmıştır.sözleri aşagıdaki gibidir

şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız
o mahur beste çalar müjgan'la ben ağlaşırız
gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız
yalnız kederli yalnızlığımız da sıralı sırasız
o mahur beste çalar müjgan'la ben ağlaşırız

bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
gittiler akşam olmadan ortalık karardı

bitmez sazların özlemi daha sonra daha sonra
sonranın bilinmezliği bir boyut katar ki onlara
simsiyah bir teselli olur belki kalanlara
geceler uzar hazırlık sonbahara
lenineli lenineli
ahmet kaya çok da güzel yorumlamıştır attila ilhan'ın bu şiirini ve yıllar var ki klasikleri arasına girmiştir. ahmet kaya, bugüne değin karşılaştığım en güzel şiir okuyan sanatçılardan birisi. öyle ki; muhtemel bu cihetten bu şiirin tılsımına ve imgesine vakıf olabilmiş ve şiirin ruhuna hayli uygun bir yorum getirmiş, 8/8'lik gibi eğlenceli bir ritm üzerine ne güzel oturtmuştur bu kederli elfazı.

bir şiir üzerine, hele okuyanda öznelleşmiş bir şiir üzerine yazmak ne denli zor. düğüm düğüm oluyorum. şiiri müjgan(!) üzerinden algılayanlar ise gaf içerisindeler; "gidenler"i akıllara getirmekten, yüreklere düşürmekten başka bir yol bırakmıyor ki bu şiir.


"bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
gittiler akşam olmadan ortalık karardı"
lumiere lumiere
ahmet kaya'nın yorumladığı bu atilla ilhan şiirinde atilla ilhan'ın anlattığına göre müjgan uğruna ağlanan güzel bir kadın değildir.
"....12 mart sonrasının kahır günleriydi. bir sabah radyoda duyduk ağır haberi: deniz'lere kıymışlardı. karşıyaka'dan izmir'e geçmek için vapura bindim. deniz bulanıktı; simsiyah, alçalmış bir gökyüzünün altında hırçın, çalkantılı... acı bir yel esintisinin ortasında aklıma düştü ilk mısra... vapurda sessiz bir köşe bulup yüksek sesle tekrarladım. vapurdan indikten sonra da rıhtım boyunca bu ilk mısraları tekrarlayarak yürüdüm. bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı. güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı. hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı. gittiler, akşam olmadan ortalık karardı..."
bir kadın ismi sanılan "müjgan’’eski dilde "kirpik" anlamına geliyormuş ve "müjganla ağlaşmak"la anlatılan "denizlere" ağlamakmış.
kelebekler kayısı yemez kelebekler kayısı yemez
o mahur beste çalar

şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız
o mahur beste çalar müjgan'la ben ağlaşırız
gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız
yalnız kederli yalnızlığımız da sıralı sırasız
o mahur beste çalar müjgan'la ben ağlaşırız

bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
güneşten işık yontarlardı sert adamlardı
hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
gittiler akşam olmadan ortalık karardı

bitmez sazların özlemi daha sonra daha sonra
sonranın bilinmezliği bir boyut katar ki onlara
simsiyah bir teselli olur belki kalanlara
geceler uzar hazırlık sonbahara

atilla ilhan


atilla ilhanın denizlerin idam edildiği sabah rıhtımda yürürken aklına düşen şiirdir..
sanıldığı gibi şiir müjgan adlı kadına yazılmamıştır..müjgan kirpik demektir eski dilde...müjganla ağlaşmak "denizlere" ağlamaktır..
ferix ferix
taksim'de cafe pandrossa'da buluşmuş üçü: attila ilhan, ahmet kaya ve gülten kaya...
pandrossa, şair'in vazgeçilmez mekânı o sıralar...
ahmet kaya'nın, -ilhan'ın deyimiyle "o deli kara çocuk"un- elinde bir kaset... kasette yeni bir şarkı:
"mahur..."
yine şair'e haber vermeden bestelemiş şiirini...
"böyle bir sevmek"te, "yangın gecesi"nde "cinayet saati"nde, "jilet yiyen kız"da yaptığı gibi...
sonra da eşi gülten'e ricacı olmuş yine:
"attila bey seni benden daha çok seviyor. dolayısıyla usta'ya şarkının haberini vermek yine sana düşüyor".
gülten çevirmiş telefonu... ertesi güne randevulaşmışlar.
şiir, bir tablo gibi önlerinde duruyor:
"şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız
o mahur beste çalar müjgan'la ben ağlaşırız
gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız
yalnız kederli yalnızlığımızda sıralı sırasız
o mahur beste çalar müjgan'la ben ağlaşırız".
***
ahmet kaya lafa girmeden attilâ ilhan, "dur ben sana bu şiiri nasıl yazdım onu anlatayım" demiş:
"12 mart sonrasının kahır günleriydi. bir sabah radyoda duyduk ağır haberi: deniz'lere kıymışlardı. karşıyaka'dan izmir'e geçmek için vapura bindim. deniz bulanıktı; simsiyah, alçalmış bir gökyüzünün altında hırçın, çalkantılı... acı bir yel esintisinin ortasında aklıma düştü ilk mısra... vapurda sessiz bir köşe bulup yüksek sesle tekrarladım. vapurdan indikten sonra da rıhtım boyunca bu ilk mısraları tekrarlayarak yürüdüm".
"bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
gittiler akşam olmadan ortalık karardı".
***
o anlattıkça ıslanmış kirpikleri gülten'le ahmet'in...
bir kadın ismi sandıkları müjgan'ın eski dilde "kirpik" anlamına geldiğini orada öğrenmişler. şair'in "müjganla ağlaşmak"tan kastını da orada çözmüşler.
"mahur", ahmet kaya'nın en sevilen şarkılarından biri oldu sonradan...
geçenlerde postadan çıkan "ahmet kaya nota kitabı"nda notaları vardı ve öyküsü orada yazılıydı.
sadece o da değil; kaya'nın bütün türkülerinin notalarıyla yazılış öyküleri bir araya toplanmıştı.
kitabın üzerinde "gam yayınları" imzası vardı:
gülten, ahmet ve kızları melis'in isimlerinin baş harflerinden doğmuştu gam...
gülten kaya'nın, eşinin adını yaşatmak için kurduğu yapım şirketine isim olmuştu.
***
gam, şimdi de ahmet kaya'nın pir sultan abdal şiirlerinden derlediği türkülerini yayımlıyor.
"kalsın benim davam divana kalsın" adlı albüm ahmet kaya'nın 5. ölüm yıldönümünde yayımlanacak.
yani yarın...
"o deli kara çocuk", küllerinden yeniden doğan zümrüdüanka kuşu gibi, gömüldükçe ses veriyor, öldükçe notalar yağdırıp türküler söylüyor.
buluştular ya; belki usta'yla pandrossa'dakine benzer bir sohbettedirler şimdi... kendilerini "gam"a sevk edenlere veriştirip sonsuzluk rıhtımı boyunca "mahur" şiirler okuyorlardır:
"bitmez sazların özlemi daha sonra daha sonra
sonranın bilinmezliği bir boyut katar ki onlara
simsiyah bir teselli olur belki kalanlara
gün döndü geceler uzar hazırlık sonbahara...
o mahur beste çalar müjgan'la ben ağlaşırız"

kaynak: milliyet
tikulti ninurta tikulti ninurta
attila ilhan'ın şaheseri.
şiir, yalnızlığa yazılmıştır. müjgan (kirpik) attila ilhan'ın çok sevdiği kedisinin adıdır. yanlızlığını kedisiyle paylaşıp, ağlaştığını yazmıştır.
1 /