manastır

srce srce
makedonyalıların bugün "bitola" diye isimlendirdiği kente osmanlı imparatorluğu döneminde, çevresindeki manastır kalıntılarından ötürü "manastır" adı verildi.
manastır'ın osmanlı devleti'nin topraklarına katılması, sultan 1. murat döneminde oldu. 1378'de kara timur paşa tarafından ele geçirilen şehir, rumeli eyaletine bağlı bir sancak merkezi yapıldı. balkanların dağlık bölgelerine yapılan seferlerde, müstahkem bir üs olarak kullanıldı. tanzimat fermanı'nın ilanından sonra, makedonya'yı oluşturan üç vilayetten (vilayet-i selase) birisi olan manastır, aynı zamanda üçüncü ordu'nun da merkezi yapıldı.
üçüncü ordu'nun merkezinin manastır'a alınmasıyla birlikte, şehre birçok okul yaptırıldı. 1882'de yatılı okula dönüştürülen manastır askerî idadîsi de aynı dönemde açıldı. mustafa kemal'in 1895'ten itibaren okuduğu manastır askerî idadîsi osmanlı devleti'nde önemli roller üstlenecek yöneticileri yetiştirdi.
20'inci yüzyılın başlarında dönemin en modern şehirlerinden birisi haline gelen manastır, 33 yıl osmanlı devleti'ni yöneten padişah ii. abdülhamit'e karşı oluşan muhalefet hareketinin askerî kanadının toplandığı yerdir. ittihat ve terakki cemiyeti'nin yayın organı neyyir-i hakikat gazetesi de burada yayınlandı. 1908'deki ii. meşrutiyet ilanına yol açan gelişmeler de burada başladı. birinci balkan savaşı sırasında 18 kasım 1912'de sırpların eline geçen şehir, 10 ağustos 1913'te bükreş'te imzalanan anlaşmayla resmen sırbistan'a bırakıldı.
manastır'da, osmanlı'dan günümüze kadar ulaşan eserlerin başında; saat kulesi, 16'ıncı yüzyılda yapılan yeni cami, ishakiye camii, manastır bedesteni, tarihî postahane ve manastır askerî idadisi binası bulunuyor. diğer taraftan bugün müze olarak kullanılan manastır askeri idadisi binasında, bir de "atatürk anı odası" açılmış durumdadır. bina girişindeki tabelada; "çağdaş türkiye'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı mustafa kemal atatürk 1898 yılında askerî idadi'yi bu binada bitirdi" ibaresi yer alıyor.
attırmayın makedonun kafasıni attırmayın makedonun kafasıni
osmanlı döneminde manastır vilayeti, ümparatorluğun balkanlardaki başkenti olarak sayılırdı. mustafa kemal atatürk'ün askeri idadi'yi bu şehirde bitirmiştir. atatürk'e saygı göstermek adına makedonlar manastır şehrinde atamız için bir müze açmıştır.
avivalı sta teresa avivalı sta teresa
keşişlerin yalnız ibadet etme ve tanrı'yla bütünleşme adına münzevi yerleri tercih etmeleriyle başlayıp zamanla dini anlama,anlatma,öğretme gayreti düşüncesi ile genişleyen yapı kompleksleridir.
clitor eastwood clitor eastwood
tarihi temelleri mısır'a dayanan yapılanma.
bizdeki külliye gibi, sınırları içinde bir yaşam idare edilecek etmenler bulunur.
hristiyanlığın 325'te iznik konsiliyle bizans ve roma dünyasında yer edinmesiyle, sonraki birkaç yüzyıl içinde yavaştan kilit bir temel taşı haline gelir. ibadet amacıyla bilinen dünyayla ilişik kesmek arzusunda olan inananlar, keşişler, rahibeler burada toplanırlar; ağır suç işleyenler, toplumdan uzaklaştırılmasına karar verilenler, çeşitli fitne kişiler ıslah amacıyla gerek görüldüğü takdirde ömür boyu manastır hizmetiyle cezalandırılırdı. buralarda sert tutum izlenirdi, manastır hayatı zordu. asketik keşişler, yörede tapınak şövalyesi olabilecek derecede yetenekli dövüşçüler, yetimler, kimsesizler manastırlarda ikamet eder, eğitim görürlerdi.

bulundukları bölgede, bizdeki kervansarayvari bir anlayışla kapısına geleni boş çevirmez, her yardımı yapar ve ihtiyacını giderirdi. bu yüzden halk tarafından oldukça sevilmiş, bir dönem rahiplerin altın çatal, bıçak ve tabaklardan yemek yemelerini sağlayacak kadar çok yüklü bağışlar alarak güçlenmişlerdir. öyle güçlenmişlerdir ki, manastıra ait askeri birlikler, özel bir donanma, sayılamayacak kadar arazi vakıf olarak kendilerine sunulmuştur asiller ve zenginler tarafından. lakin güçlenmeleri kilise tarafından hoş karşılanmamış, rakip görülmüş ve baskı üstüne baskılarla sindirilip bu gücünden arındırılmıştır. kilisenin sert tavrı ve politikaları sebebiyle etkisiz hale gelen manastırlar, orta çağın sonlarından itibaren küçük ve önemsiz derecede yapılanmalar olarak kalmışlardır.
bugün hala dünyanın her yerinde sade, uzak, gösterişsiz arazilerinde ve kendilerine ayrılmış yerlerde dünyevi işlerden ve politik güçten uzak halde varlığını sürdürmektedir. tamamen ibadet ve eğitim amaçlı kurumdurlar artık. bünyelerindeki asketik keşişler eski, ölü dilleri bilir ve tercümeler yaparak ibadet harici vakitlerini geçirirler.