mantık ut tayr

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR CC:bu fonksiyonu kullanarak girinizi doğrudan seçmiş olduğunuz sosyal platformda da yayınlayabilirsiniz
ayçiçeği
tasavvufi düşünceleri "mürşid, hikmet, vahdet i vücut, hakikati bulma" boyutuyla insanlara ulaştıran ve birçok dile çevrilmiş eserdir.

insan yerine sembolik olarak kuşlar kullanılmıştır. uzun ve zorlu yolculuğa çıkan kuşlar kaf dağını geçip simurg'a ulaşmayı amaçlar. içimizdeki en büyük arayışın yolculuğudur bu eser. yaşayan her canlının inancıyla ilgili soruların nedeni olan bir yolculuk...

bu yolculuk da -günümüzde de olduğu gibi- bazıları kendini kaptırıverir dünyevi olaylara ve işlere diğerleri ise istikrarlı ve inançlı bir biçimde yolculuğa devam eder.
tasavvuf felsefesinin temelleri atılmıştır böylece. ahmed gülşehri tarafından türkçeye çevrilen eserdir.
kesinlikle at gözlüğü takıp okunmamalıdır. belki de çoğu kişinin iç dünyasında içini kemiren boşluğun dolmasına yardımcı olabilir...
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
seyrengiz
feridüddin-i attar, otuz kuşun yolculuğunu anlatırken, geride, aşka dair asudeliğinden yüzyıllar sonra bir şey yitirmeyecek metinler bırakır. mantık al-tayr’ın gönlü ve aklı sarsan derinliği, aşka işaret eder her dem. bu aşkın sırrı, hüthütün öteki kuşlara verdiği cevaplarda saklıdır gören için. bu sırlı deryadadan bir katre; “can, sevgiliye verilmek içindir.. ancak bunun için işine yarar. can verirsin de bir an olsun sevgiliye kavuşursun. âb-ı hayat istiyorsun, fakat canını da seviyorsun.. yürü be… canını ne yapacaksın? ver sevgiliye!”
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
mihman
feriduddin attar ın şaheseri. tasavvuf felsefesini çok anlaşılır bir dille anlatıyor. kaknüs yayınlarından çıkan bir çevirisi var türkiyede. ayrıca söylenir ki mevlana daha çocukken bu kitap kendisine feriduddin attar tarafından hediye edilmiştir. mevlanaya ilham olmuştur derler.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
ben yildiz gece cikip bakin
iranlı şair gülşehri'nin kaleme aldığı, feridüddin-i attar'a ait eserdir. zümrüd-ü anka efsanesini, tasavvufta mutlak gerçeğe ulaşma yolunda olanların hayat yolunda karşılaştıkları zorluklar ve yanılsamalar bu hikayede sembollerle anlatmıştır...

türkçede kuş dili ya da kuşların dili anlamına gelmektedir. bektaşi geleneğiyle yetişmiş olan edip harabi'nin kaleminden çıkan vahdetname'nin bir kıtasında:
"bu sözleri sanma her insan anlar
kuş dilidir bunu süleyman anlar
bu sırrı müphemi arifan anlar
çünkü cahillerden pinhan eyledik"
bu evrensel dilin edebi sanatlar yoluyla zamanın ve farklı coğrafyaların uzak mesafelerine rağmen nesilden nesile, insandan insana aktarılması kendi masalsı görülebilecek büyülü yapısının bir parçasıdır. anka kuşunun hikayesinin bir çok farklı kültürde efsane olarak anlatılmasını da anlaşılır kılmaktadır.

mantık-ut tayr:
". . . günlerden bir gün, dünyadaki bütün kuşlar bir araya gelirler.
toplanan kuşların arasında hüthüt, kumru, dudu, keklik, bülbül,
sülün, üveyk, şahin ve diğerleri vardır. amaçları, padişahsız hiç
bir ülke olmadığı düşüncesiyle, kendilerini yönetmek üzere bir
padişah seçmektir.

hüthüt söze baslar ve hz.süleyman'ın postacısı olduğunu belirttikten sonra; kuşların simurg adında bir padişahları olduğunu söyler. ama, hiç bir kusun haberlerinin olmadığını, herkesin padişahının daima simurg olduğunu belirtir. ancak, binlerce nur ve zulmet perdelerinin arkasında gizli olduğu için bilinmediğini ve onun "bize bizden yakin, bizimse uzak" olduğumuzu anlatır. simurg'u arayıp bulmaları için kendilerine kılavuzluk edeceğini ilave edince; kuşların hepsi de hüthütün peşine takılıp onu aramak için yollara düşerler. kuşların hepsi de simurg'un sözü üzerine yola revan olurlar. . .

ama, yol çok uzun ve menzil uzak olduğundan; kuşlar yorulup hastalanırlar. hepsi de, simurg'u görmek istemelerine rağmen, hüthütün yanına varınca "kendilerince geçerli çeşitli mazeretler
söylemeye" başlarlar. çünkü, kuşların gönüllerinde yatan asil hedefleri çok daha basit ve dünyevî'dir (!) örnek olarak, bülbülün isteği gül; dudu kuşunun arzuladığı abıhayat; tavus kuşunun amacı cennet; kazın mazereti su; kekliğin aradığı mücevher; hümânin nefsi kibir ve gurur; doğanın sevdası mevki ve iktidar; üveykin ihtirası deniz; puhu kuşunun aradığı viranelerdeki define; kuyruksalanın mazereti zafiyeti dolayısıyla aradığı kuyudaki yûsuf; bütün diğerlerinin de başka başka özür ve bahanelerdir.
bu mazeretleri dinleyen hüthüt, hepsine ayrı ayrı, doğru, inandırıcı ve ikna edici cevaplar verir. simurg'un olağanüstü özelliklerini ve güzelliklerini anlatır.
hüthüt söz alır ve şunları söyler. söyledikleri, ayna ve gönül açısından ilginçtir:

simurg, apaçık meydanda olmasaydı hiç gölgesi olur muydu?
simurg gizli olsaydı hiç âleme gölgesi vurur muydu? burada gölgesi
görünen herşey, önce orada meydana çıkar görünür. simurg'u görecek
gözün yoksa, gönlün ayna gibi aydın değil demektir. kimsede o
güzelliği görecek göz yok; güzelliğinden sabrımız, takatimiz
kalmadı. onun güzelliğiyle ask oyununa girişmek mümkün değil. o, yüce
lûtfuyla bir ayna icad etti. o ayna gönüldür; gönüle bak da, onun
yüzünü gönülde gör!

hüthütün bu söylediklerine ikna olan kuşlar, yine onun rehberliğinde simurg'u aramak için yola koyulurlar. ama, yol, yine uzun ve zahmetli, menzil uzaktır" yolda hastalanan veya bitkin düsen kuşlar çeşitli bahaneler, mazeretler ileri sürerler. bunların arasında, nefsanî arzular, servet istekleri, ayrıldığı köşkünü özlemesi, geride bıraktığı sevgilisinin hasretine dayanamamak, ölüm korkusu, ümitsizlik, şeriat korkusu, pislik endişesi, himmet, vefa, küskünlük, kibir, ferahlık arzusu, kararsızlık, hediye götürmek dileği gibi hususlarla; bir kusun sorduğu "daha ne kadar yol gidileceği" sorusu vardır.
hüthüt hepsine, bıkıp usanmadan tatminkâr cevaplar verir ve daha önlerinde aşmaları gereken "yedi vadi" bulunduğunu söyler. ancak, bu"yedi vadi"yi aştıktan sonra simurg'a ulaşabileceklerdir.
hüthütün söylediği, "yedi vadi" şunlardır.

vadıler
merhaleler
1.vadi
istek
2.vadi
aşk
3.vadi
marifet
4.vadi
istiğna
5.vadi
vahdet
6.vadi
hayret
7.vadi
yokluk (fenâ)

bekâ

kuşlar gayrete gelip tekrar yola düşerler...

ama, pek çoğu, ya yem isteği ile bir yerlere dalıp kaybolur, ya aç susuz can verir, ya yollarda kaybolur, ya denizlerde boğulur, ya yüce dağların tepesinde can verir, ya güneşten kavrulur, ya vahşi hayvanlara yem olur, ya ağır hastalıklarla geride kalır, ya kendisini bir eğlenceye kaptırıp kafileden ayrılır.
bu sayılan engellerin hepsi de hakikât yolundaki zulmet ve nur hicaplarıdır. bu hicaplardan sadece otuz kus geçer. bütün vadileri asarak menzil-i maksutlarına yorgun ve bitkin bir halde uzanan bu kuşlar, rastladıkları kişiye kendilerine padişah yapmak için aradıkları simurg'u sorarlar.

simurg tarafından bir görevli gelir... görevli, otuz kusun ayrı ayrı hepsine birer yazı verip okumalarını ister. yazılarda, otuz kusun yolculuk sırasında birer birer başlarına gelenler
ve bütün yaptıkları yazılıdır.

bu sırada, simurg tecelli eder...

fakat, otuz kus, tecelli edenin (!) bizzat kendileri olduğunu; yani, simurg'un mânâ bakımından otuz kuştan ibaret olduklarını görüp şaşırırlar. çünkü, kendilerini simurg olarak görmüşlerdir. kuşlar simurg, simurg da kuşlardır. bu sırada simurg'dan ses gelir:

"siz buraya otuz kus geldiniz, otuz kus göründünüz. daha fazla veya daha az gelseydiniz o kadar görünürdünüz. çünkü, burası bir aynadır!"

hâsılı, otuz kus, simurg'un kendileri olduğunu anlayınca; artik, ortada, ne yolcu kalır, ne yol, ne de kılavuz...

çünkü, hepsi bir'dir.

ayni, asıkla, maşukun askta; habible, mahbubun muhabbette; sacidle, mescudun secdede; bir olması gibi... aradan zaman geçer, "fenâda kaybolan kuşlar yeniden bekâya", yokluktan
varlığa ererler... (alıntı)"
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
satürn sakini
kelime anlamı olarak kuşların dili demektir. farçadır. simurg'un hikayesi olarak da bilinen iranlı feriddeddin attar'ın kitabıdır. islam klasiklerindendir. eserde gazali'nin 12. yüzyılda yazdığı risaletü't-tayr adlı eserden yararlanılmıştır. tasavvufumuzda önemli yer tutar...kitapta tasavvufun temel prensipleri, özellikleri, kavramları ve inanç yapısı açıklanmıştır. bunlar çeşitli sembollerle izah edilmiştir. vahdeti vucud anlayışı biraz daha sembolize bir anlatımla işlenmişir.

padişahlarını arayan kuşların serüveni konu edilir. bu arayış içerisindeki kuşlar, aralarında en bilge olan hüdhüd'a danışırlar. hüdhüd aslında bir peygamber tasviridir. hüdhüd'ün "sırtında tarikat elbisesi, başında hakikat tacı vardır". hüdhüd kuşlara, sizin padişahınız simurgtur der. bunun üzerine kuşlar kafdağının ardında simurga ulaşmak için 7 vadiyi, denizi aşmak için bir yolculuğa başlarlar. serüvenin sonunda suda simurg olarak kendi akislerini görürler..

burada bana biraz hallac-ı mansur'un "enel hak" demesi gibi geldi. çünkü anlaşıldığı üzere simurg aslında tanrı tasviridir. haliyle bir ucu muhyiddin ibn arabi'nin "vahdet-i vucud" una dokunur. simurga ulaşmak için aşılması gereken yedi vadi sırasıyla: talep, aşk, marifet, istiğna (ihtiyaçsızlık), tevhid, hayret, ve fakr ve fena dır. zira bunlar tasavvufta insanın varlığın özüne ulaşması için aşması gereken makamlardır. ali şîr nevaî, attar'ın eserine nazire olarak lisânü't-tayr eserini kaleme almıştır.

siya siyabend'in orda mısın değil misin şarkısının sözleri bu eserin hayret vadisi bölümünde geçer.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
geçer zaman
beyitlerle yazılmış alegorik bir mesnevidir.

eserde her bir kuş , bir zaafı temsil eder ve hüdhüdle karşılıklı soru cevap şeklinde konuşmaları yer alır.

ilk önce kuşlar zaaflarını beyan eder,sorularını sorar, daha sonra hüdhüd bu soruları cevaplar.


''sen o'nu onunla tanı , kendinle değil.o'na gidilecek yolun kılavuzu o'ndan gelir,akıldan gelmez.''


''her iki alemde de zerre zerre o'nu ararsan ve bulduğunu sanırsan, bildiğin hiçbir şey o değildir.çünkü o şey sadece senin tasavvurundur.''
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir

sneaker tarihinin ikonik ailesi the air max

instela
air max 1 modelinin başını çektiği nike air max ailesi, kendi kişiliğini yansıttığı birkaç kuşağa dayanıyor. her biri birbirinden farklı özellikleriyle sneaker tarihine damga vuran air max modelleri; cesur renkleri, enerjik desenleri ve görünür hava konseptinin evriminde oynadığı kilit rolleriyle öne çıkıyor. nike, 2. air max günü için geri sayıma devam ederken, geçmişe doğru zamanda yolculuk ederek air max ailesinin ikonlarını hatırlıyor.



air max 1

devrim yaratan hava taban inovasyonunu görünür hale getirerek sneaker tarihini değiştiren nike air max 1, 1987 yılında tanıtıldı. bir yastıklama sistemi olarak geliştirilen nike air, bir anda kendini ifade etmek, stilini cesurca ortaya koymak ve performans göstermek için adeta bir fırsat penceresine dönüştü. 28 yıldır evrimini sürdüren air max ailesi şimdiye kadar yüzlerce unutulmaz versiyonunu geliştirse de, her yeni modelin varlığını bir ölçüde nike air max 1'e borçlu olduğu bir gerçek?

air max'i hayata geçiren nike baş tasarımcısı tinker hatfield, "nike air, o zamanlar bir yenilik değildi. 1978 sonlarında nike air tailwind modelinde ilk kez kullanılan air taban ünitesi, köpüğün içine etkin bir biçimde gizlenmişti. bir gün, paris mimarisinin sıradışı yapıtlarından esinlenmek adına, şehri ve özellikle pompidou center'ı görmek için paris'e gittim. orada, mimarlık eğitimi almış olmamın verdiği bakış açısıyla, daha önce hiç karşılaşmadığım ters yüz edilmiş pompidou center binasında esinlenerek oregon'a geri döndüm. almış olduğum ilhamdan ortaya çıkardığım fikirleri, daha büyük air tabanlar üzerinde çalışan teknisyenlerle paylaşarak, onlarla, air taban teknolojisinin görünür hale getirebileceği ve benzeri olmayan bir ayakkabı yaratabileceği üzerine görüşmeler yaptım. o zamanlar birçok insan, bunun tuhaf bir fikir olduğunu düşünüyordu. ancak ben ve ekibim, dönemin koşu ayakkabılarından daha farklı olmak ve görünürlük mesajını iletmek amacıyla köpük tabanın orta kısmını kestik. böylece daha büyük bir air taban ünitesini açığa çıkararak, görünürlüğü artırdık. bununla birlikte ilk nike air max'te, dikkat çekici ve cesur bir renk paleti kullandık." dedi.



air max 90

durduğu zaman bile hareket halindeki bir şaheser gibi görünen nike air max 90, kendine has duruşuyla fark yaratıyor. 1990'da sahneye çıkan ayakkabı, air max ailesinin dördüncü modeli olma özelliği taşırken, öncekilerden daha büyük nike air hacmine sahip. modelde, ayağa mükemmel bir uyum sağlamak için çıkıntılı paneller kullanılırken, çeşitli bağcık seçenekleri sunuluyor. ayrıca modelin daha sonra "infrared" olarak adlandırılacak canlı kırmızı rengi, görünür havayı vurgularken, tıpkı modelin formu gibi nike air max 90'la birlikte hatırlanıyor.

kendinden sonraki yıllarda ilk formunun çeşitli kombinasyonları geliştirilse de, ilk günden itibaren popüler olan ve yeni bir 10 yılı sembolize eden nike air max 90, her zaman için en sevilen ve temel formlardan biri olmaya devam ediyor.



air max 180

nike air max 180, hatfield ile air force 1 tasarımcısı bruce kilgore'un ortak zekâsının bir ürünü olarak doğdu. iki efsanevi ismin max air ünitesini dış ve orta tabanda görünür hale getirmek ve ayakkabının 180 derecelik yastıklamasına vurgu yapmak için yola çıktığı modelde, ayakla birlikte esneyen yeni ve dinamik bir iç kılıf yer alırken, kalıplı topukla ayağa destek sağlanıyor.

modelin, kısa zamanda dünyanın her yanında tanınmaya başlanan görünür hava konsepti, air max 1'de olduğu gibi efsanevi çizerler, özel efekt ustaları ve sinema yönetmenleri tarafından yaratılan reklamlarla desteklenerek büyük bir üne kavuştu.



air max 93

nike air max 93'ün itici gücü görünürlüktü. defalarca şaşırtılmış bir kitlenin nasıl yeniden şok edileceği üzerine düşünen hatfield, topuk kısmının her zaman odak noktası olduğu bilinciyle hareket ederek en yeni eserini air max 90'ın esnek kanalları üzerine inşa etti. bu kapsamda bu yeni modelde; ayağa ve bileğe ekstra destek vermek için dinamik, uyumlu neopren iç kılıf kullanılırken, plastik süt şişelerinden ilham alınarak geliştirilen şişme kalıplı air taban ünitesi yer aldı. böylece model, görünür hava konusunda dünya çapında bilinir hale geldi.



air max 95

1995 yılında tanıtılan ve cesur formuyla öne çıkan nike air max 95, görünür air tabana ayakkabının ön bölümünde yer veren ilk ayakkabı olarak dikkat çekti. yastıklamaya yepyeni bir yaklaşım getiren bu uygulama, çift hava ünitesiyle koşuculara üstün konfor ve destek sunuyordu. siyah orta tabanlı ilk air max modeli olma özelliği taşıyan nike air max 95, bu özelliğiyle geleneksel koşu ayakkabısı tasarımlarından ciddi anlamda farklılaştı.

insan vücudundan esinlenilen bir silueti tanımlayan özellikler, air modellerinin yaygınlaşmasına yol açtı. omurgaya dayanan orta taban, tasarımın belkemiğini oluşturuyordu. modelde yer alan naylon ip delikleri kaburgayı, üst yüzeyin katmanlı panelleri ve file dokusu ise kas lifleri ile vücudu temsil ediyordu. üst kısımda koyudan açığa degrade renk kullanılarak, modelin arazi koşularında bile temiz kalması amaçlanıyordu. markanın göze çarpmayan bir şekilde kullanılması ise başka bir özellik olarak öne çıkıyordu.

nike air max 95, tasarımda dünyaya bir pencere açarak küresel bir hareket başlattı. bu kapsamda new york'tan londra ve tokyo'ya kadar her yerde yeni jenerasyonun gelecek olarak tanımlanan modeli ayağına giymek istemesi sağlandı. model, pek çok versiyonun ardından hala baş döndürmeye devam ediyor.



air max 97

ilk tam boy max air taban ünitesinin kullanıldığı model olarak bilinen nike air max 97, çığır açan bu sıra dışı inovasyonla, diğer air max modelleri arasından öne çıkmayı başardı. modelde yer alan reflektif çıkıntılar, air max 97'ye ışıkta dikkat çeken bir görünüm kazandırırken, ilham kaynağını tokyo'nun yıldırım hızındaki kurşun renkli trenlerinden alan ayakkabının, gümüş tonuyla başlayan akıcı tasarımı göze çarpıyor. bu özellikleriyle öne çıkan model, her şeyin daha maksimalist olduğu bir dönemde; müziğe, sinemaya ve modaya en uygun ayakkabı olarak, o yılları tanımlayan bir tasarım klasiği haline geldi.



air max 2003

minimize edilmiş bir üst yüzle maksimum yastıklama yaklaşımını buluşturan model olarak tanımlanan nike air max 2003'de, daha önce air max 97'de kullanılan air taban ünitesi ödünç alınırken, kalıp, üretim ve yastıklamadaki yeni gelişmeler sayesinde ayak, zemine yaklaştırılarak ilave esneklik sağlandı. daha önceki air max modellerinin cesur renkleri yerine daha pastel tonlarda sunulan air max 2003'e, 2000'li yılların başında yeni bir estetik kazandırıldı. üst yüzde atletizm ve futbol ayakkabılarında kullanılana benzer bir teijin performans malzemesi tercih edilirken, ayakkabıya hafif ve agresif bir görünüm kazandırıldı.



air max 360

orijinal air max tanıtıldıktan 20 yıl sonra, kullananı havada yürüyormuş gibi hissettirme misyonu, nike air max 360 ile gerçekleşti. nike, daha fazla hava yastıklı denge sunan yepyeni bir max air taban ünitesi geliştirerek, termo-kalıplı bir yapı sayesinde ilk kez, köpük katmanların yerine 360 derece yastıklama sistemi kullandı. modelde, orijinal air max renklerine saygı niteliğinde bir renk paleti kullanılırken, üst yüzde görülen lazer kesim degrade etkilerle, air max 95'in görünümü yeniden canlandırıldı. bir defaya mahsus üretilen sınırlı bir seride ise bu yeni taban üzerine bazı ikonik air max üst yüzleri uygulandı.



air max 2015

hem keşif, hem de bir devrim özelliği taşıyan nike air max 2015, 2013 yılında lanse edilen esnek ve ultra rahat max air yastıklamanın dinamik hareketiyle uyumlu bir üst yüzle sunuldu. performans koşu ayakkabısı olarak yaratılan model; nefes alan, hafif, teknolojik ve neredeyse kesintisiz bir file üst yüze sahip olma özelliği taşıyor. ayakkabı, nike flywire teknolojisiyle birlikte ayağı saran bir yapıya da sahip. boru tipi yastıklama yapısı ve esnek kanallarla konforlu ve enerjik bir koşu deneyimi sunan model, standardını yeniden tanımlıyor. nike logosunun ters yönde kullanımı bile alışkanlıkları değiştirirken, stilde yeni bir dönemi müjdeliyor.

http://inste.la/nikeairma...
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın