manyaklar apartmanı

badtrip badtrip
salı akşamı trt1de yayınlanan, türkiyede ilkleri yaşatırken işin sanat yönünü abartıp ilişkileri gerçeklikten uzaklaştırdığı için ruhumuzu dağlayan, dehşetengiz oyunculuklu, aşşşşşırı dram içeren diziye daha çok yakışacağını düşündüğüm isim.

ne gerdin be karşim..
baydık.

(bkz: masumlar apartmanı)
dale nunes dale nunes
son zamanlarda moda olan birkac tip dizi şablonu var. birincisi müge anlı'nın programının iyi reyting alması ve insanları etkilemesinden sonra dizi sektöründen birkac akıllının ''haaaa ekmek var bu işte'' demesiyle türeyen dizilerdir. ikincisi iktidar tarafından siyasi hamaset maksadıyla cekilen tarihi dizilerdir. ücüncüsü ise bu masumlar apartmanı gibi dizilerdir.

müge anlı hikayeleri tipi dizilerin en önemlisi kırmızı oda gibi gözüküyor. ve neredeyse her tıkanan dizi, bu hikayelerden beslenip ömrünü uzatmaya calısıyor. mesela başrol oyuncusu bir dizide, bir başkasının cocugu olduğunu öğreniyor ve annesi de aslında buna mecbur kaldığını falan anlatıyor ve derken bir adamla daha birlikte olduğu ortaya cıkıyor. veya dizide kötülüğüyle nam salan bir karakter, aslında kimsesiz olduğunu veya cami avlusuna bırakıldığını ve bu yüzden kötülük yaptığını itiraf ediyor. hepsinde ortak nokta, mevcut kötülük veya ruhsal bozukluğun bir ''ama''ile acıklanması ve meşru hale getirilmesindedir.

tarihi diziler ise tamamen siyasi iradenin görsel kültür politikası olarak gösterime soktuğu pr ürünleridir. yeni türkiye'nin özetidirler. efekt ve görselleri acısından muadilleri arasında cok etkileyici ve üstün gözükseler de, aslında dizi senaryosu ve derinliği acısından koftidirler. zaten amac bunlar değil, görseller ile yeni kültür politikasına su taşımak ve eskiyi dönüştürmektir. ancak bu dizilerdeki şiddet ve kötülük, dini nidalar, tarihi iktidar odaklarının mecburiyetleri ve yüce devlet paradoksuyla acıklanır. buranın aması öbürkünden daha farklıdır.

masumlar apartmanı ve türevi olan, psikolojik yönü ağır basan diziler ise gercek hayat hikayelerinden uyarlanmak ile övünürler. şimdilerde dizilerin tanıtımlarında sık rastlanılan bu gercek hayat meselesi de aslında ''gelin bize, villalarda gecen, tiki cocuk ile ebleh suratlı ve güzel bacaklı kızın aşk dizisi değil bu'' demek midir? yoksa ''gelin, bizde de güzel psikoloji bozacak hikayeler var'' demek midir? türkiye'de şiddet olayları her gecen gün daha korkunc bir hale gelmişken, işlenilen cinayetler ve toplumsal gidişat ortadayken, ana senaryosu ruhsal hastalıklarını aktif bir şekilde yaşayan insanların ilişkilerini anlatmak olan bir dizinin mevcut duruma katkısı nedir? haftanın belirli günü psikolojiyle oynama ve bozma seansının bize kazandırdığı şey ne olabilir?

burada söylemek istediğim şey ''diziler psikolojimizi bozüyür kaldırılsın!'' değil. tam tersine ben bunların bilerek ekrana sürüldükleri kanaatindeyim. icilen sigarayı ve ickiyi bile buğulayan, cıplaklığı yasaklayan, elli sene önce cekilmiş, milyon kere gösterilen türk filmlerindeki zam, enflasyon veya en ufak argo sözcükleri bipleyen mevcut sansür sisteminin, bütün bu yazdıklarıma rahatlıkla izin vermesi bana ilginc geliyor. avrupa yakası tarzı komedi dizilerinin, hiciv iceren absürt ama düşündürücü dizilerin son yıllarda soyunun tükenmesi de, acaba bununla mı ilgidir?
2
türkiye italyanları türkiye italyanları
düşünün o adamı diziyi izlemiyorum oradaki adını da bilmiyorum. sadece salı günü kanallarda izlenecek bir şey yok diye baktım. babaları olan kişi sadece en son babalar duyarda cansu özyosunun pelinin babası sinan metin coşkun o karakteriyle aklımda kalmış.

o adam neydi öyle bir dakika dayanmam öyle babam olsun direk huzur evine kapatırım.

annenin ruhu normal hayatta öyle gelir ama dizilerde bu rüyada bile gösterilse tepki topluyor.


bunlar cesaret işi.