marksizm

1 /
easy company easy company
karl marx ve friedrich engels'in düşünceleri üzerine kurulmuş politik, ekonomik ve felsefi akım. modern komünizm ve birçok sosyalist kuram, marksizmden türemiştir.
1101001 1101001
marksizm donmuş bir dogma değil, bir eylem kılavuzudur. felsefeden ekonomi politiğe, teoriden siyasete, siyasetten örgütlenmeye, örgütlenmeden sınıf ve kitle eylemine ve sınıf mücadelesinin her cephesine olağanüstü bir devrimci devinimi taşıyan, marksizmden başkası değildir.

dogmatik olduğu yazılır, çizilir. oportünizm, marksizmde her zaman dogmatizmi görür. bunun nedeni, oportünizmin toplumun tarihsel gelişim yasalarından, sosyalizmin bu gelişim yasalarından doğan kaçınılmazlığından hiçbir şey anlamaması, işçi sınıfının gelecek perspektifi yerine "an"ın teorisini ve taktiğini üretmesidir. o, görünenle, suyun yüzeyinde olanla, an'da baskın olanla yetinir ve politikasını "an"dan üretir. felsefede olgucu, siyasette ve pratikte pragmatiktir. kendiliğindenciliğin evrensel kuralını uygular: "olan olması gerekendir!" marksizmin sınıf mücadelesinde her zaman ilkesel tutumu esas almasını, her süreci ve sorunu tarih-dönem-gelecek bağlantısı içerisinde irdelemesini ve politika ve taktiklerini sınıf mücadelesinin ileriye taşınması perspektifiyle inşa etmesini o, dogmatizm ve şablonculuk olarak değerlendirir.

marksistler, oportünizmin kendilerine yönelttiği "dogmatizm" saldırısından tarih boyunca onur duyarlar. bunu, ideolojik, siyasal, taktiksel planda çektikleri kırmızı çizgilerin bir doğrulanması sayarlar. peki ya oportünizm de marksizmin kendisini karanlıkta dahi teşhis edebildiğinin farkında mıdır?
şiirbaz şiirbaz
marks'ın temeldeki amacından biraz sapmış olsa da, hala dünyayı anlamada kullanılan önemli ideolojilerden bir tanesidir.

evet, marks kendisi bizzat "marksist değilim" demiştir. çünkü marks anladığını düşünen insanlar, genelde "sınıf kavgası" temelinden yaklaşıyorlardı. bu kavga onlara cazip geldiği için midir nedir, marks'ı işçi haklarını savunmaya çalışan bir sendikacı olarak görüyorlardı. oysa marks "estranged labor" makalesinde dediği gibi, insanla hayvanı birbirinden ayıran önemli bir özelliği yok ettiği için eleştiriyordu kapitalizmi. metalaşmaktan ve kendine yabancılaşmaktan korumak için yazıyordu. devrimleriyle ilgili öngörüsü bireyin özgürlüğüne ve "kurumlaşmasına karşı çıkması"na dayanıyordu.

bu açıdan, marks'ı belki de en iyi anlayan kişilerden birisi michel foucault'dur. her ne kadar devrinin marksistleri tarafından dışlansa da, marks'ın bu bireye yönelik düşüncelerini, antik yunan ve roma felsefesine dek götürmüş, hristiyanlıktaki ruhaniyatı da karıştırarak genel bir "benlik" kavramıyla ortaya çıkmıştır. bu noktada, iktidar mücadelesinin sadece sınıflar arası verilmediğini, bireylerin de gerek cinsellik gerek de başka şekillerde bu mücadelede tek başlarına savaşmaları gerektiğini söylemiştir.

marksizm, hala geçerliliğini korumaktadır, zira marks, yeni teknolojilerin insanları götürdüğü noktayı o günden görmüş ve modernizm denen şeyin insanları dönüştürmekte olduğuna vurgu yapmış, bu yeni teknolojiyi insanlığın yararına olan bir şeye dönüştürmekle ancak insanlık kurtuluşunu elde edecektir, diyerek "kendi kaderini tayin etme" vurgusunu yapmıştır. bugün de kapitalizm'in çok da dönüşmediğini, sadece yeni teknolojilerin artık bu konuda daha acımasız olduğunu görmekteyiz. bu nedenle de marks-foucault çizgisinde hatta habermas'a da değinerek günümüz dünyasına marksist bir paradigma altında bakabiliriz.
altruistic altruistic
bu üstad ı okuyup öğrenmenin bu kadar zor olacağını hiç düşünmemiştim.. sınav yüzünden soğumaya başladım.. umarım sınavdan sonra kitabını okumaya halim kalır..

p.s : öneri kaynaklara açığım..
balıkçı balıkçı
insanların komunizm ve sosyalizmle hep karıştırdığı bir sistematik düşünme şekli. marxism bir siyasi yapılanma ya da bir ekonomik durum değildir. isminde her ne kadar marx geçse de marx'ın düşüncelerinin çok ileriye götürülmüşü, işlenmişidir. marxism insanın hayatındaki bütün sorunlara yaklaşacağı şekli içeren bir dünya görüşüdür. yapısında dolayı da dogmatik olamaz, çünkü dogmatik olan -en basitinden- diyalektik olamaz, dolayısıyla marksist olamaz.
latent latent
"marksizm ya da ne?

marksizm günümüzü açıklıyor mu? tartışmalara daha dikkatle bakıldığında toplumsal meseleler hakkında şu ya da bu tartışmayı yürütenlerin temel meselesinin bu soru olduğu görülüyor.
marksizm güncel mi? toplumsal olayları açıklamak için geçerlilik süresi doldu mu dolmadı mı?
bu sorunun ilk bakışta kaba görünecek bir yanıtı var: işçi sınıfı var olduğu ve mücadele ettiği sürece marksizm güncel kalmaya devam edecek.
bir teorinin gücü, olayları açıklama yeteneğindedir. marksist teorinin gücü ise olayları bir de işçi sınıfı açısından açıklama yeteneğindedir.
karl marks, kapitalist üretim sürecinin analizini yaparak, sınıfların nasıl bir doku etrafında şekillendiğini açıkladı. bir tarafta sermayenin, rekabetin, kârın kökenlerini, diğer tarafta işçi sınıfının kolektif ve üretici yeteneklerinin sömürü mekanizmasının hem nesnesi hem de öznesi olduğunu kanıtladı.
yaygınlaşan basit meta üretimi üzerinde bir üretim biçimi olarak egemen olan kapitalist sistem, marks tarafından krizlere gebe, krize girmekten kurtulması mümkün olmayan bir toplumsal yapı olarak tarif edildi.
dikkatli bakanlar, marksist teorinin, kapitalizmin her krizinde bir kez daha doğrulandığını görüyor.
yine de kriz dönemlerinde akıllarına marks gelenlere bir uyarı: marksizm sadece bir kriz teorisi olarak ele alınamaz.
marks, kapitalizmi analiz eder ve bilimsel sonuçlara ulaşırken, kapitalizm öncesi üretim biçimlerinin kökenlerini ve tarihin ilerleyiş yasalarını da açığa çıkardı. tarihin motorunun sınıflar mücadelesi olduğu ve bu sınıf mücadelesinin, bir toplumsal çağ, bir üretim biçimi insanlığın gelişimi önünde topyekûn bir engel haline geldiğinde, devreye sosyal devrimler biçimiyle gireceği vurgusu, güncelliğini koruyor. üretimin toplumsal örgütlenmesiyle üretim araçları üzerindeki mülkiyet biçimi arasındaki çelişki her çağın huzursuzluğunun temel kaynağı olmaya devam ediyor.
tarihsel hareketin, krallar, kahramanlar, “tarihi figürler” tarafından değil, mülksüz sıradan insanların mülk sahiplerine karşı direnişi tarafından gerçekleştiği fikri güncelliğini koruyor.
marksizmin güncelliğini koruyan önemli bir vurgusu daha var: üretim araçlarına sahip olan egemen sınıfların, entelektüel üretim araçlarına da sahip olduğu ve egemen fikirlerin egemen sınıfların fikirleri olduğu. milliyetçilik, ırkçılık, cinsiyetçilik. her türden burjuva politikasının iki yüzlülüğü, bu üç egemen sınıf fikri ve bu fikirlerin uygulama sahalarına bakışta açığa çıkıyor. egemen sınıfın fikirleri, egemenliğini garanti altına almak isteyen bir sınıf tarafından hergün yeniden üretiliyor.
toplumun ulus devletler, milletler, ırklar ve birisi sürekli aşağılanan ve dışlanan cinsler arasında bölünmüş olması, savaşlar, devrimler, karşı devrimler, özgürlük mücadeleleri, ulusal kurtuluş hareketleri, ırkçılığa karşı örgütlenmeler, dev genel grev dalgaları, 20. yüzyıla damgasını vurdu.
burada marksizmin güncelliğini, hem çağı hem de bugünü açıklama yeteneğini göremeyenlerin önerdiklerinin ne olduğu belirsiz.
marksizmle tartışmaya çalışanlara, marksizm yerine stalinizmi, marksizm yerine kemalizmi koyarak yürütülen bir tartışmanın skolastik bir tartışma olduğunu söylemek zorundayız. marksizmin stalinizmle hiçbir akrabalığı yoktur. marksizmin mustafa kemal’le hiçbir akrabalığı yoktur.
marksizm işçilerin kurtuluşunun işçilerin kendi eseri olacağını anlatan bir teoridir özet olarak. diktatörlük figürlerinin eleştirisine, marksizmi eleştirerek başlayanlar, kendi kişisel yenilgi ve trajedilerine, marksist olduğunu düşündükleri geçmişlerine hala hak vermekten ve marksizmi ilgisi olmadığı bir davaya tanık yapmaktan başka bir anlam taşımıyor."

şenol karakaş, sosyalist işçi #362, 15 mayıs 2009
umut taciri umut taciri
yıllar geçtikçe haklılığını bize sürekli kanıtlamaktadır. aslında kapitalizm marksizmide kullanıyor onu böyle şirin güzel bir felsefe akımı gibi gösterip düzenin değişmemesi adına eline gelen çarptırmayı yapıyor nasıl desek... türkiye iş bankasının das kapitali yeniden basması buna güzel bir örnek olabilir. ama marksizm ya da marksistlerin 2009 yılında özellikle avrupadaki genel özelliği bir konferansta onu tartışmak olur mu? olmaz mı? demek ve daha sonra dağılıp güncel kapital yaşama devam etmek... ancak ülkemizde çeşitli illegal örgütler ve latin amerikadaki bazı örgütler marksizmi bir savaş stratejisi olarak benimsemiş ve bu benimse ile uğrunda mücadele etmektedir. bu da bu kapitalistlerin "terörist" demagojisi yapmasına yeterlidir! marksizmde tıpkı islam gibi eline "silah" alanlar terörist ilan edilmektedir. "fethullar gülen" tarzı bir anlayış hakim olduğunda gayet demokratik tavırlar sergiliyorsunuz bu da düzene alternatif olmanızı tümden reddediyor...
marksizmin özü kapitalist düzene alternatifdir bunu özünden koparanlar zaten düzen içerisinde varlığı rahatlıkla sürdürmekte ve demokrasi kralı olmaktadır! kral denilincede tuhaf oldu... marksizm nere! kral nere dimi?
mevlüt şekeri hüznü mevlüt şekeri hüznü
bir sürü -izm oluyor, farkediyorum...ama demem şu ki,
bir izm daha var onun iç dinamiği:

(bkz: diyalektik materyalizm)

böyle bakınız verip kaçmak gibi oluyor yalnız, işte öyle değil. diyalektik materyalizmi anlamadan marksizmi karvramak neredeyse olanak dışı. hayatta her şeyin birbiriyle ilintili olduğu, neden ve sonuç ilişkilerinin nasıl doğduğunu kavramadan koskoca ideolojiyi nasıl anlayacaksın? adam ciltlerce eser yazmış, neye ve en önemlisi "niye" dayandırmış bir şeylere sorusunun cevabını bilmezden okusan ne, okumasan ne...
1 /