masa

1 /
tembel tembel
masa… nedir bu masa? efendim masa bir adet tabla (birden çok parçadan oluşmuş olabilir) ve n adet ayaktan mürekkep (n en az 1 olup, limiti sonsuza uzanır, teorik düzlemde tabii) bir mobilyadır, eşyadır, yapıttır, plastiktir, görsel ve dokunsal bir nesnedir, zımbırtıdır, dır dır dır…

“peki nedir bu melez prensin karakter özellikleri?” diye sorduğunuzu duyar gibi oluyorum; bir defa masa sözcüğü dost ve kardeş dil italyanca’dan geçmiştir necip türkçe’mize; emperyalist fransızca’dan ise geçe geçe tabla sözcüğü geçmiştir. “eee?...” dediğinizi duyar gibi oluyorum; demeyiniz.

bir masaya “gerçek bir masa, işte masa gibi masa” denebilmesi için iki temel özelliğe sahip olması gerekmektedir. birincisi, üzerinde çalışmak, yemek yemek, kafayı koyup uyumak, sevişmek, ya da her ne fışkı yiyeceksek onun için düz bir platform sağlamasıdır. ikincisi ise bu platformun belli bir yüksekliğe sahip olmasıdır ki uygar dünyada bu yüksekliğin 72 ila 78 cm olması gerekliliği genel olarak kabul görmektedir. bir masa imal edilmesi söz konusu ise bu yükseklik mevzuuna hassas bir dikkat gösterilmesi gereklidir. aksi takdirde ortaya çıkan ürüne sehpa denir, tezgah denir, ne bileyim ben kulplu beygir denir; ama asla masa denmez. hayır efendim denmez.

masalar tablalarının biçimlerine göre dört ana kategoriye ayrılabilmektedir. genel olarak dörtgen masalar ve bunların oturma düzeni hiyerarşisinin incelikleri apayrı bir yazının konusudur; burada yerimiz kısıtlı, okurlar uykulu olduğundan (esnediğinizi duyar gibi oluyorum) girmeyeceğiz. yuvarlak masalar, şekil itibarıyla en demokratik, özgürlük, eşitlik ve kardeşliğe inanmış bünyelerin tercih ettiği masa formudur (bkz: yuvarlak masa şövalyeleri). üçgen ise geometride en dengeli form olarak kabul edilir; nitekim üçgen masalar (üç ayaklı olmaları sayesinde) hiçbir zaman tıngırdama, zangırdama, çangıldama (?) gibi arazlar çıkarmayan, en zor arazi koşullarında dahi güvenle kullanılabilen ürünlerdir. bir de şekilsiz, ya da halk arasındaki söylenişiyle amorf masalar vardır ki, postmodern “designer” masaları da, böbrek şeklinde multifonksiyonel ofis masaları da bu gruba girer. siz siz olun, masa seçerken temel geometrik biçimlerden şaşmayın.

yaa işte, günlük hayatımızın bu epik objesi üzerine kitaplar dolusu methiyeler düzmek mümkündür. ancak biz sözü tadında bırakalım ve yazımızı bir temenniyle noktalayalım; allah dostlarla bir masa başında toplanmanın zevkinden mahrum etmesin. kalın sağlıcakla efendim.
yesilcuppelipenguen yesilcuppelipenguen
bir metin altıok şiiri:

ne zaman bir masaya otursak
seninle karşıkarşıya,
masa durmadan uzuyor aramızda.
tozlu bir yol oluyor giderek
ve ben başlıyorum koşmaya.

sonra bakıyorum hiç değişmemiş,
duruyor olduğu gibi
aramızdaki cansız masa.
kestiremiyorum bir türlü
uzak mısın, yoksa yakın mı bana.

derken içimde bir korku
başlıyor mayalanmaya.
ve omuzumda bir kuzgun
o parlak siyahlığıyla
alayla bakıyor suratıma.
tazmanya canavarı tazmanya canavarı
önemli, çok önemli bir eşyadır masa. üzerinde çalışılan konuda başarılı olmada büyük katkısı vardır masanın. sevilmeyn bir masada çalışmak işkencedir. çalışmak zaten işkenceyken sevilmeyen masayla birleşen çalışma daha da büyük işkence haline gelir. ama sevilen bir masada çalışmak nefret edilen konular hakkında çalışmayı bile zaman zaman çekilebilir hale getirebilir.

masa kalorifere çok yakın koyulmamalıdır. sonra kedi gibi uykunuz gelir. ayrıca balkon kapısına vs. de çok yakın olmamalıdır. kış aylarında çalışırken götünüz donabilir. masanın üzeri çok kalabalık olmamalıdır. ayrıca tozu düzenli alınmayan masada çalışılmaz.

masa ve sandalye uyumu da önemlidir. kullanılan sandalye kolçaklı ise masaya dayanacak şekilde yaklaşmanızı engellemememlidir kolçaklar. alçak sandalye huzursuz eder. masayla bütünleşmeyi engeller. çok yüksek sandalye de boyun ağrısına neden olabilir. masayla beraber kullanılacak sandalyenin ya çok iyi ölçülmesi ya da yüksekliği vs ayarlanabilir sandalyelerden olası gerekir.

masanın sağından solundan kablolar çıkmamalı, sarkmamalıdır. ele ayağa dolanan kablo sabah sabah seda sayan kadar sevimlidir. masa üzerinde bilgisayar kullanılacaksa monitör doğru açıyla yerleştirilmelidir. klavye ve fare arasndaki mesafe izmir-ağrı arası gibi olmamalıdır. eğer ki laptop kullanılacaksa şarj aleti takıldığı zaman kaboların ortalarda görünemesini sağlayacak uygun delikler olmalıdır masanın üzerinde.

ve en önemlisi;

artık kaldı mı bilmiyorum ama masa dediğin demonte olmamalıdır! babalar gibi sağlam, bildiğin ahşap masa olmalıdır!
usuyitik usuyitik
varoluş problemini aşamamış bir masa tanırdım eskiden, birileri ona masa da masaymis ha dedi, ses etmedim. üstüne konan her şeyi büyük bir boyun eğmişlikle taşıyordu sırtında. sanki dünya taşıması gereken bir şeymiş gibi. bir gün,biri, mahrem yerlerini örten- bir masanın mahrem yeri bacaklarının arası değil, size bakan yüzüdür- kırmızı, çiçek işlemeli örtüyü kaldırdı üzerinden. masa o kadar utandı ki, tutmasam üzerindeki onca yükle birlikte yıkılacaktı. meğerse örtünün altında, yüzünde yani masanın, henüz elimiz kaleme gark olmadan önce, çizgili defterlerden taşırdığımız alfabelerle boyanmıştı ve ekmek keserken babamın bıraktığı izlerle doluydu yüzü o kadar kızardı ki, ona yüklediğimiz onca yük bir de bizim verdiğimiz zararları gördüğümüzde, tutmasam yıkılacaktı.. birileri size bunu söylemeliydi, ben söyleyeceğim, ses etmeyin sakın:
masa dedigin dört ayaklıdır sonunda..
birben birben
çok işlevli eşya. üstüne neler neler konmaz ki...

adam yaşama sevinci içinde
masaya anahtarlarını koydu
bakır kaseye çiçekleri koydu
sütünü yumurtasını koydu
pencereden gelen ışığı koydu
bisiklet sesini çıkrık sesini
ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
adam masaya
aklında olup bitenleri koydu
ne yapmak istiyordu hayatta
işte onu koydu
kimi seviyordu kimi sevmiyordu
adam masaya onları da koydu
üç kere üç dokuz ederdi
adam koydu masaya dokuzu
pencere yanındaydı gökyüzü yanında
uzandı masaya sonsuzu koydu
bir bira içmek istiyordu kaç gündür
masaya biranın dökülüşünü koydu
uykusunu koydu uyanıklığını koydu
tokluğunu açlığını koydu.
masa da masaymış ha
bana mısın demedi bu kadar yüke
bir iki sallandı durdu
adam ha babam koyuyordu...

(bkz: edip cansever)
hokus pokus hokus pokus
çalışma masasıysa üzerinde olmaması gereken her şeyi bulundurur. toplasan da daha gün geçmeden dağılır nasılsa. ozaman boşverip dağınıklığının düzeninde kendine yer açmak en kolayı.
deliyaylaa deliyaylaa
o fışkın gelişe gelişe gürgen ağacı oluyor
bıçkıcıların işi ne zaten
devirip buduyorlar
ham keresteyi bir araçla indiriyorlar pazara
bu ara çivi rende tutkal cila marangoz da gerekli tabii
yani masa yapmak gayet kolay.

metin eloğlu
1 /