matbaa

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR CC:bu fonksiyonu kullanarak girinizi doğrudan seçmiş olduğunuz sosyal platformda da yayınlayabilirsiniz
1
eric clapton
matbaa; bir takım teknik imkanlar vasıtasıyla kitap , dergi ve benzeri yazılı eseri seri biçimde çoğaltmaya yarayan makina ve ekipmanların tamamına verilen isim.

öncelikle belirteyim ki matbanın mucidi olarak bilinen gutenberg baskı sistemini en baştan icad etmemiştir. çünkü baskı sanatının 8.yy da çin'de ortaya çıktığı biliyoruz. bu blok baskının avrupaya taşınmasından sonra guttenberg bloktaki harfleri ayırmış, daha hızlı ve daha az maliyetli baskı yöntemini keşfetmiştir(1455). ayrıca matbaanın osmanlı'ya, 1727 yılından çok önce gutenberg'den yaklaşık 33 yıl sonra -azınlıklar eliyle- girdiğini de biliyoruz. yine, avrupa'da 15. asırdan itibaren arap harfleriyle kitapların basıldığı ve bunların ithal edildiği bilinmektedir. prof.akgündüz'ün aktardığına göre ii.beyazıd zamanında 19, yavuz selim zamanında 33 kitap basılmıştır. bu kitapların üzerinde "ii. beyazıd'ın himayelerinde basılmıştır" ibaresi yer almaktadır.iii. murad, arap harfleriyle basılan geometriye dair usu'l'ül-oklidis kitabının serbestçe satılması için 996/1588 tarihli fermanla izin ve müsaade vermiştir.yani kitap basımına ve okunmasına engel bir durum yoktur, hele pozitif ilimlerde.

osmanlı kaynaklarında hattatların ayaklanmasına dair bir bilgi yok. ayrıca onbinlerce veya 90 bin hattatın yaşadığından bahsedilen istanbul’un o zamanki nüfusu zaten 500 bin civarındadır. her hattatın 5 kişilik bir aileye baktığı düşünülürse 450 bin nüfusu geçindirdikleri gibi saçma ötesi bir durum çıkar ortaya ki, bu iddiaya, hattatların şehrin ismini “hattat-istanbul” olarak değiştirilmesi önergesini divan-ı hümayun a ilettikleri gibi muhteşem kuyruk ilave etmemizde herhangi bir sakınca bulunmamaktadır!

necip fazıl’a rağmen, ulema matbaaya küfür fetvası vermiş değildir. nitekim ilk basılan kitabın başına 11 din adamının önsöz yazması ve matbaayı övmeleri bunun en çarpıcı kanıtıdır


matbaa kelimesi ayrıca ülkemizde bir medeniyet ve geri kalmışlık serüveninin de çok önemli argümanlarından biridir.

ülkemizde bir takım malumat sahipleri ısrarla matbaanın bir takım dini hassasiyetler ve irticai faaliyetler ( burası çok önemli vurguya dikkat ) neticesi ülkemize geç girdiğinden ve maalesef bu yüzden memleket insanımızın gerinin de gerisine hatta ortaçağ medeniyetinin de en gerisine düştüğünü ( ve elbette irticanın bu yüzden hortladığını ) söylerler..bu ilkokul malumatına sahip malumat sahipleri matbaa ve medeniyet arasında çok önemli bir ilişki olduğundan da bahsederler.

hatta bunların arasında egede bir üniversitede çalışan devlet memuru bir zat ;bu matbaa denen icadın bulunduğu zaman anadoluda yaşayan zavallı halkın inanılması ve hala inanmaya devam edilmesi çok akıl dışı olduğuna inandığı islam isimli dine değil de daha şık hristiyanlık dinine intisap etmiş olmaları mümkün olsaydı ; şu anda ülkemizin bütün insanlarını 1923 den bu yana tehdit eden irticanın ( burası çok önemli bizim memleketimizi anlatmaya çalışırken kullanılması gereken ilk parametre irticadır ve çok tehlikelidir; her yerdedir ve hatta vampircik diyarı bile tehdit altındadır ve hatta yöneticilerimiz uyuyor mudur ) asla olmayacağını ve memleketimizin çok uygar ama çok çok uygar bir medeniyete sahip olacağını buyurmaktadır.

matbaa memlekete geç girdiği için hala kitap okumayı sevmeyen ve çağının çok gerisinde kalan bu milletin makus kaderinin hep bu çağ dışı akımlara hayran hayran baktığını söyleyen bu malumat sahiplerine göre matbaa bizim için milattır.

ilkokul düzeyinde izan , akıl ve malumat sahibi olan zatların kutsal kitaplarının bu memleketin insanlarının hem kitap okumayıp hem de son yüzyılda neden bu kadar hamle yapıp farklılaştıklarına da akıl fikir erdirmeleri hususunda da yetersiz kaldığı söylenmektedir.

asla bilgiyi ve kitabı yadsımamakla birlikte 70 milyon insanın hep beraber bilgiyi sadece kitaptan değil de hayattan koparıp aldıkları yolundaki iddialara karşın ; malumat sahipleri bunun geçici olduğunu ve bu toplumun illa ki irticanın ( burası çok önemli ) tuzaklarına düşünmektedirler.

matbaaya aslında karşı çıkılmadığı ve hatta memleketimeza getirildiği buna rağmen el yazması kitapların varlığı ve bir nevi lobi faaliyetleri nedeniyle bir müddet sonra işlevsiz kaldığını hatta matbaa ile türkçe eserler değil ecnebi dilden kitaplar basılabildiğini bilmeyen malumat sahipleri ısrarla " ah biz isaya inanaydık; ah biz hristiyan olaydık da siz göreydiniz " isimli kitaplarını matbaalarda bastırdıkları da bilinmektedir.

yanımızda bizden fazla kitap okuyan komşu ülkelere rağmen nasıl olur da bizim kalkınabildiğimizi sorduğunuzda ise bu malumat sahipleri kurdukları cümleler için " irtica , yobazlık ; mustafa kemal atatürk " kelimelerini kurarak cevap vermekte ve kendilerine bu yobaz ve kavruk insanların soru sormasına ve sorgulamasına da tahammül etmemektedirler.

hatta devamla ; "aşk sen neredeydin ; karyolanın altına mı girdin ? " ; "aşk biraz tuzun fazla kaçmış " , " türkiyenin tek tehdidi irticadır ( burası çok önemli..irtica...çok acaip bir şeydir ..dikkat edin ) " " aşk neren ağrıyor " , " ben de yazdım " "siz de yazın " "hep beraber yazalım " "aman irticaya dikkat ( burası çok önemli irtica iğrenç bir tehlikedir )" gibi ve benzeri kitapların bol bol basılarak ve her yerde dağıtılarak hem matbaanın bulunmasına saygı hem de bu kavruk insanları - kafaları hiç çalışmadığı ve salak oldukları için - irticadan ( aman burası çok öenmli ey okuyucu ; gaflet uykusundan uyan ; geliyorlar..demedi deme) ve her türlü tehlikeden uzak tutmayı hedeflemek gerektiğine inanırlar..

buraya kadar yazdıklarımızdan sonra matbaa denen makina bize malumat sahiplerine ve bu memleketin asıl sahibi olan muhteremlere göre su gerçeği vermektedir:

-memleketin kavruk insanı maalesef hala kurtulamamıştır
-tarihimiz iğrenç sayfalarla doludur
-matbaa demek irtica demektir ; matbaaya karşı olanlar bugünün irticacılarıdır
-matbaa ekseninde bunun aksini söyleyen maalesef cahildir
-ah bu memleketin kavruk insanları keşke hristiyan olsaydı manalı bir sözdür
-kitap okuyan kazanır

hasılı kelamı prof.dr.ilber ortaylı' ya bırakmak lazım gelir diye düşünüyorum ama büyük bilim adamımız da genel -resmi laik görüşün aksine bir takım laflar etmiş ki hoca da mı mürtecidir bilemedim..ama ne olur olmaz hocadan da uzak durmak lazım gelir mazaallah irticacı olmasa da acaip konuşuyor...( aman irticacılara dikkat...)

" matbaa gelip de kafa gelişiyor, gibi bir şey düşünmek yanlış. yani bir toplum üretiyor, yazıyor, bunu çok okutuyor, çok okuyor ve talep ediyorsa burada matbaayı belirli zümreler yasaklasa bile venedik’ten basılır gelir. çünkü dışarıda matbaalar var; ama bu toplum zaten fazla okumamış. bunu itiraf edemediğimiz için kabahati yobazda arıyoruz. biz okumuyoruz kardeşim bir kere. bu da 50 senelik bir hastalık değil, 500 senelik bir hastalık.

kitap okumakla bir toplum bir yerden bir yere gelmez. son 150 yıldır orta doğu’da en çarpıcı devrimleri türkler yapmıştır. ama kitap basma, okuma, çevirme konusunda iran’dan, mısır’dan, lübnan’dan geriyiz.

* türkler aptal bir millet değildir. her toplumun kendine has özellikleri vardır. kimi iyi yemek yapar; biz o sınıfa dahiliz. kimi kavgacıdır; biz de öyleyiz. kimi teknolojiyi sever; türkler bu kategoriye girer. ama bir de müziği, felsefeyi seven; bunları konuşan toplumlar vardır; biz onlardan değiliz.

* sanılıyor ki matbaaya yobazlar engel oldu. hayır, durum ondan çok daha vahimdir, utanç vericidir. türkler okumayı sevmez. okumak yalnız kalmaktır. içine kapanmaktır. türkler yalnız kalamaz; bir araya gelip dır dır dır konuşurlar.

* avrupalılar, örneğin italyanlar, matbaadan önce elle gazete yazıp dağıtıyordu. 200 nüshayı elle çoğaltıyorlar. bizde ise bu yok. bahnameleri, ayıp şiirleri dahi çoğaltmamışız. peki ne yapılmış? toplanıyorlar; biri okuyor, diğerleri dinliyor. çoğaltma ihtiyacı duymuyorlar. devrimleri dahi işte böyle yapıyorlar. okunuyor, dinleniyor, tartışılıyor.

* türkler konuşmak yerine okumayı sevseydi, matbaa olmasa dahi kitabı dışarıda basıp getirirlerdi. ama yapmıyorlar.


prof.dr ilber ortaylı


hamis . ey okuyucu ; valla billa irticacı değilim ; evde 3 tane matbaam var...
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
bakarsinbirigelirelimdekielmayiyer
ilginç bir ortamdır, ajansta çalışanların sigara, çay, muhabbet için gittikleri mekandır. usta pek dertlidir, siyahın altını boş bırakmışsındır dert yanar. ama sen patrondan, sekterden kurtulmuş keyif yapıyorsundur, ustanın şikayetleri hiç etkilemez seni. işinin başına dönersin biraz rahatlamış şekilde. matbaadan ararlar makina boşalmış acele iş yetişmesi lazım. usta uçarak senin yanına gelir işler tersine döner bakarsın sen dert yanmaya başlamışsın. abi bu iş bu kadar uzun sürer, şu iş yetişmez. usta ile anlaşmaya çalışmanın tatlı bir yanıdır.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
1

sneaker tarihinin ikonik ailesi the air max

instela
air max 1 modelinin başını çektiği nike air max ailesi, kendi kişiliğini yansıttığı birkaç kuşağa dayanıyor. her biri birbirinden farklı özellikleriyle sneaker tarihine damga vuran air max modelleri; cesur renkleri, enerjik desenleri ve görünür hava konseptinin evriminde oynadığı kilit rolleriyle öne çıkıyor. nike, 2. air max günü için geri sayıma devam ederken, geçmişe doğru zamanda yolculuk ederek air max ailesinin ikonlarını hatırlıyor.



air max 1

devrim yaratan hava taban inovasyonunu görünür hale getirerek sneaker tarihini değiştiren nike air max 1, 1987 yılında tanıtıldı. bir yastıklama sistemi olarak geliştirilen nike air, bir anda kendini ifade etmek, stilini cesurca ortaya koymak ve performans göstermek için adeta bir fırsat penceresine dönüştü. 28 yıldır evrimini sürdüren air max ailesi şimdiye kadar yüzlerce unutulmaz versiyonunu geliştirse de, her yeni modelin varlığını bir ölçüde nike air max 1'e borçlu olduğu bir gerçek?

air max'i hayata geçiren nike baş tasarımcısı tinker hatfield, "nike air, o zamanlar bir yenilik değildi. 1978 sonlarında nike air tailwind modelinde ilk kez kullanılan air taban ünitesi, köpüğün içine etkin bir biçimde gizlenmişti. bir gün, paris mimarisinin sıradışı yapıtlarından esinlenmek adına, şehri ve özellikle pompidou center'ı görmek için paris'e gittim. orada, mimarlık eğitimi almış olmamın verdiği bakış açısıyla, daha önce hiç karşılaşmadığım ters yüz edilmiş pompidou center binasında esinlenerek oregon'a geri döndüm. almış olduğum ilhamdan ortaya çıkardığım fikirleri, daha büyük air tabanlar üzerinde çalışan teknisyenlerle paylaşarak, onlarla, air taban teknolojisinin görünür hale getirebileceği ve benzeri olmayan bir ayakkabı yaratabileceği üzerine görüşmeler yaptım. o zamanlar birçok insan, bunun tuhaf bir fikir olduğunu düşünüyordu. ancak ben ve ekibim, dönemin koşu ayakkabılarından daha farklı olmak ve görünürlük mesajını iletmek amacıyla köpük tabanın orta kısmını kestik. böylece daha büyük bir air taban ünitesini açığa çıkararak, görünürlüğü artırdık. bununla birlikte ilk nike air max'te, dikkat çekici ve cesur bir renk paleti kullandık." dedi.



air max 90

durduğu zaman bile hareket halindeki bir şaheser gibi görünen nike air max 90, kendine has duruşuyla fark yaratıyor. 1990'da sahneye çıkan ayakkabı, air max ailesinin dördüncü modeli olma özelliği taşırken, öncekilerden daha büyük nike air hacmine sahip. modelde, ayağa mükemmel bir uyum sağlamak için çıkıntılı paneller kullanılırken, çeşitli bağcık seçenekleri sunuluyor. ayrıca modelin daha sonra "infrared" olarak adlandırılacak canlı kırmızı rengi, görünür havayı vurgularken, tıpkı modelin formu gibi nike air max 90'la birlikte hatırlanıyor.

kendinden sonraki yıllarda ilk formunun çeşitli kombinasyonları geliştirilse de, ilk günden itibaren popüler olan ve yeni bir 10 yılı sembolize eden nike air max 90, her zaman için en sevilen ve temel formlardan biri olmaya devam ediyor.



air max 180

nike air max 180, hatfield ile air force 1 tasarımcısı bruce kilgore'un ortak zekâsının bir ürünü olarak doğdu. iki efsanevi ismin max air ünitesini dış ve orta tabanda görünür hale getirmek ve ayakkabının 180 derecelik yastıklamasına vurgu yapmak için yola çıktığı modelde, ayakla birlikte esneyen yeni ve dinamik bir iç kılıf yer alırken, kalıplı topukla ayağa destek sağlanıyor.

modelin, kısa zamanda dünyanın her yanında tanınmaya başlanan görünür hava konsepti, air max 1'de olduğu gibi efsanevi çizerler, özel efekt ustaları ve sinema yönetmenleri tarafından yaratılan reklamlarla desteklenerek büyük bir üne kavuştu.



air max 93

nike air max 93'ün itici gücü görünürlüktü. defalarca şaşırtılmış bir kitlenin nasıl yeniden şok edileceği üzerine düşünen hatfield, topuk kısmının her zaman odak noktası olduğu bilinciyle hareket ederek en yeni eserini air max 90'ın esnek kanalları üzerine inşa etti. bu kapsamda bu yeni modelde; ayağa ve bileğe ekstra destek vermek için dinamik, uyumlu neopren iç kılıf kullanılırken, plastik süt şişelerinden ilham alınarak geliştirilen şişme kalıplı air taban ünitesi yer aldı. böylece model, görünür hava konusunda dünya çapında bilinir hale geldi.



air max 95

1995 yılında tanıtılan ve cesur formuyla öne çıkan nike air max 95, görünür air tabana ayakkabının ön bölümünde yer veren ilk ayakkabı olarak dikkat çekti. yastıklamaya yepyeni bir yaklaşım getiren bu uygulama, çift hava ünitesiyle koşuculara üstün konfor ve destek sunuyordu. siyah orta tabanlı ilk air max modeli olma özelliği taşıyan nike air max 95, bu özelliğiyle geleneksel koşu ayakkabısı tasarımlarından ciddi anlamda farklılaştı.

insan vücudundan esinlenilen bir silueti tanımlayan özellikler, air modellerinin yaygınlaşmasına yol açtı. omurgaya dayanan orta taban, tasarımın belkemiğini oluşturuyordu. modelde yer alan naylon ip delikleri kaburgayı, üst yüzeyin katmanlı panelleri ve file dokusu ise kas lifleri ile vücudu temsil ediyordu. üst kısımda koyudan açığa degrade renk kullanılarak, modelin arazi koşularında bile temiz kalması amaçlanıyordu. markanın göze çarpmayan bir şekilde kullanılması ise başka bir özellik olarak öne çıkıyordu.

nike air max 95, tasarımda dünyaya bir pencere açarak küresel bir hareket başlattı. bu kapsamda new york'tan londra ve tokyo'ya kadar her yerde yeni jenerasyonun gelecek olarak tanımlanan modeli ayağına giymek istemesi sağlandı. model, pek çok versiyonun ardından hala baş döndürmeye devam ediyor.



air max 97

ilk tam boy max air taban ünitesinin kullanıldığı model olarak bilinen nike air max 97, çığır açan bu sıra dışı inovasyonla, diğer air max modelleri arasından öne çıkmayı başardı. modelde yer alan reflektif çıkıntılar, air max 97'ye ışıkta dikkat çeken bir görünüm kazandırırken, ilham kaynağını tokyo'nun yıldırım hızındaki kurşun renkli trenlerinden alan ayakkabının, gümüş tonuyla başlayan akıcı tasarımı göze çarpıyor. bu özellikleriyle öne çıkan model, her şeyin daha maksimalist olduğu bir dönemde; müziğe, sinemaya ve modaya en uygun ayakkabı olarak, o yılları tanımlayan bir tasarım klasiği haline geldi.



air max 2003

minimize edilmiş bir üst yüzle maksimum yastıklama yaklaşımını buluşturan model olarak tanımlanan nike air max 2003'de, daha önce air max 97'de kullanılan air taban ünitesi ödünç alınırken, kalıp, üretim ve yastıklamadaki yeni gelişmeler sayesinde ayak, zemine yaklaştırılarak ilave esneklik sağlandı. daha önceki air max modellerinin cesur renkleri yerine daha pastel tonlarda sunulan air max 2003'e, 2000'li yılların başında yeni bir estetik kazandırıldı. üst yüzde atletizm ve futbol ayakkabılarında kullanılana benzer bir teijin performans malzemesi tercih edilirken, ayakkabıya hafif ve agresif bir görünüm kazandırıldı.



air max 360

orijinal air max tanıtıldıktan 20 yıl sonra, kullananı havada yürüyormuş gibi hissettirme misyonu, nike air max 360 ile gerçekleşti. nike, daha fazla hava yastıklı denge sunan yepyeni bir max air taban ünitesi geliştirerek, termo-kalıplı bir yapı sayesinde ilk kez, köpük katmanların yerine 360 derece yastıklama sistemi kullandı. modelde, orijinal air max renklerine saygı niteliğinde bir renk paleti kullanılırken, üst yüzde görülen lazer kesim degrade etkilerle, air max 95'in görünümü yeniden canlandırıldı. bir defaya mahsus üretilen sınırlı bir seride ise bu yeni taban üzerine bazı ikonik air max üst yüzleri uygulandı.



air max 2015

hem keşif, hem de bir devrim özelliği taşıyan nike air max 2015, 2013 yılında lanse edilen esnek ve ultra rahat max air yastıklamanın dinamik hareketiyle uyumlu bir üst yüzle sunuldu. performans koşu ayakkabısı olarak yaratılan model; nefes alan, hafif, teknolojik ve neredeyse kesintisiz bir file üst yüze sahip olma özelliği taşıyor. ayakkabı, nike flywire teknolojisiyle birlikte ayağı saran bir yapıya da sahip. boru tipi yastıklama yapısı ve esnek kanallarla konforlu ve enerjik bir koşu deneyimi sunan model, standardını yeniden tanımlıyor. nike logosunun ters yönde kullanımı bile alışkanlıkları değiştirirken, stilde yeni bir dönemi müjdeliyor.

http://inste.la/nikeairma...
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın