matrix

2 /
roketadam roketadam
üniversitede ilk tanıştığım kişi olma unvanını elinde bulunduran ve o zamandan bu zamana kadar , yoldaşım olan adamın hası ömürlük dostum.
virgo mujer virgo mujer
canımın parçası.
herkesin bir şeyi; kiminin arkadaşı, kiminin kardeşi, kiminin panpası, kiminin oğlu, kiminin başka bir şeyi.
ama benim her şeyim.
hayatıma girdiğinden beri her şeyi güzelleştiren sevdiğimdir. benimdir.
kalemşör kalemşör
bir akşam oturmuş muhabbet ediyorduk. bir süre sonra ahir zaman ve fitnelerinden bahis açıldı. ahir zaman fitnesi deyince deccal ve süfyan'dan bahsetmemek olmazdı. bunları dinlerken sevdiklerimi, kendimi ve tüm insanlığı düşündüm. hepimiz gönüllü köleler olmuştuk maalesef. insanlar yıllarca ''matrix'' ile dalga geçtiler. ancak matrix gerçeğin ta kendisi idi. insanlar zamanın çıldırtıcılığına yelken açmış açıldıkça açılıyorlar. hepimiz sabah işe git akşam eve gel. artan zamanlarda televizyon seyret, internete gir, alışveriş yap, gürültülü ortamlarda ne konuşulduğu anlaşılmadan zamanlarını öldür.
peki, ne zaman insanlığımızı hatırlayacağız?
ne zaman asıl amacımıza uygun hareket edeceğiz?
ne zaman bir kadın ya da erkek televizyon veya internet yerine eşine sevgi dolu bakışlarla bakacak?
ne zaman anneler ve babalar çalışmanın, para kazanmanın her şey olmadığını anlayıp çocukları ile vakit geçirecekler?
ne zaman bizler akrabalarımızı ve sevdiklerimizi ihmal ettiğimizi hatırlayıp onları ziyarete gideceğiz?
ve asıl önemli olan biz ne zaman rabbimize kulluk yapacağız?
ne zaman açıp da kullanma kılavuzu'muzu okuyacağız?
ve ne zaman bu matrixten kurtulmayı başaracağız.
biz maalesef bu matrixin kulu olmuşuz. bir allah'a kul olmayı kabul etmemişiz ama belki de onlarca tanrı edinmiş ve onlara kul olmuşuz. hevamızın, hevesimizin, hırsımızın, paranın, mal ve mülkün, zenginlerin, makam sahiplerinin, patronların ve bütün bunların bağlı olduğu komitelerin ve nihayetinde bu komiteyi de ortaya çıkartan şeytanın kulu kölesi olmuşuz. biz istediğimiz kadar nara atalım biz özgürüz diye. bu kafasını kuma gömmüş devekuşunun durumuna benzer ancak. insanlar olarak özgür değiliz. kapitalizmin çarkları arasında inim inim inlerken nasıl olurda özgür olduğumuzu iddia edebiliriz. hepimiz paranın kölesiyiz. onun için bütün vaktimizi harcıyoruz. ama bu zamanın içine ailemize, sevdiklerimize ve rabbimize ayırmamız gereken vakitleri de katıyoruz. onların haklarını düşünmüyoruz.
sanki aç kalmışız gibi bir telaş içindeyiz. ancak çoğumuz şunu bilmiyoruz ki allah'ın garanti ettiği birkaç şeyden birisi de rızktır. bu konuda teminat olduğu halde bizler allah'a güvenmeyerek (evet allah'a güvenmemektir bu hareketlerimizin ifade ettiği) 'ne olur ne olmaz ben kendi işimi kendim halledeyim' derken para için, mal mülk için, iyi bir sosyal sınıf için, güzel kızlarla ve yakışıklı erkeklerle birlikte vakit geçirebilmek için, pahalı mekânlarda yarım saat de olsa yer edinebilmek için, bir akşamlık giyeceğimiz bir kıyafeti alabilmek için, tüm maaşını işyerlerinde diğer cinstekileri etkilemek ve hemcinslerini kıskandırmak amacıyla harcamak için vs. sürekli çalışıyoruz.
eksimo eksimo
müthiş film. bu film bu gün çekilmiş olsaydı, o zamanlar dibimizin düştüğü o nokia telefonun yerine ne kullanılırdı acep?
2 /