mayonezli levrek

kendini ahmet sanan süleyman kendini ahmet sanan süleyman
orhan veli'nin kısa oykulerinin toplandigi hoşgör köftecisi kitabında verdiği tarif.

şu yemek denilen şey de tuhaf bir şey. insanlar neler icat etmişler! düpedüz ot yemek, yahut çiğ çiğ et yemek dururken neler çıkarmışlar ortaya! balığı denizden tutacaksın. başka çeşidi olmaz, levrek olacak. ateşi yakacaksın, suyu kaynatacaksın, levreği içine atacaksın, haşlandıktan sonra çıkaracaksın, bir tabağa koyacaksın, soğutacaksın, başka bir kabın içine tavuktan çıkan yumurtayı kıracaksın, başlayacaksın çalkalamaya, yumurta hep aynı tarafa doğru çalkalanacak, bir yandan ince ince zeytinyağı dökeceksin, zeytinyağı iplik gibi dökülecek. zeytinyağının da hikayesi ayrı: zeytini daldan koparacaksın, ezeceksin, yağını alacaksın. mutlaka zeytin olacak. fındık olsa olmaz, susam olsa olmaz, pamuk olsa olmaz, zeytin. zeytinyağı iplik gibi dökülecek. yumurtayla zeytinyağı koyulaştı mı biraz, limon damlatacaksın. onun da kararı var. fazla damlatırsan kesiliverir. yumurtayla zeytinyağı kıvamını bulunca bir kaşıkla onu soğumuş levreğin üstüne gezdireceksin. oldu mu sana mayonezli levrek? kim bilir belki de olmadı. olmazsa olmasın, ahçı değilim ya!"

ma­yo­nez­li lev­re­ğin de ne hoş bir ko­ku­su var­dır! acı ce­vi­ze ben­zer. lez­zet­le ko­ku­nun bir­bi­ri­ne ben­ze­di­ği­ni de ilk de­fa dü­şü­nü­yo­rum. hem, bi­ra­der, ne­ne la­zım se­nin ma­yo­nez­li lev­rek? ona dü­şü­ne­ce­ği­ne ek­mek dü­şün­se­ne! oh, ca­nım ek­mek! sı­cak ek­mek! ta­ze ek­mek! ye­ni çı­kar­ken ne gü­zel ko­kar fı­rın­la­rın önü! fı­rın­dan ye­ni çık­mış ek­mek ne gü­zel ya­kar in­sa­nın eli­ni!