mehmet demirkol

1 /
cony cony
aslen boğaziçili olan sonradan itülü olma profesör , dekan , sinirli , hırslı insan. kendisi malzeme bölümünde olduğundan dekan olduğundan beri 3 dönem gösterilen mukavemet dersi 1 döneme sıkıştırılmış malzeme dersleri de esaslı ders haline getirilmiştir. öğrencilerin pek sevmediği 2+1 ders saati uygulamasını direk 3 yapalım önerisi getirildiğinde:
-benim tepemi attırmayın 1+1+1 yaparım görürsünüz demiş ve 2003-2004 bahar döneminde uygulamaya sokmuştur. makina fakültesine abeti kazandırmada büyük çabaları geçse de abet ' in ne kadar iyi olduğu tartışılır.
cyrus the virus cyrus the virus
mehmet demirkol - milliyet
bin bir hata yaptı ali aydın. tıpkı hafta içinde portekiz - italya maçında totti'nin, yan hakem saha içindeyken kullandığı serbest vuruşta, vieri'nin faul yaparak attığı golü nizami sayması kadar büyük hatalar. peki derbide gollere yol açan kararları için aynı kesin yargıyı koymak mümkün mü? aydın'ın, galatasaray'ın attığı golde art arda verdiği devam kararları kitaplara geçecek muhteşemlikteydi. necati faul yapmıyor, cordoba topu elinden kaçırıyor. top necati'nin eline çarpıp önüne düşüyor. necati vuruşu yaptığında orhan iki beşiktaşlı oyuncuyla hizada ve topa vurmuyor. üç müthiş tespit. ama lig tv, ofsayt kamerasından görüntü alamamasına rağmen, erman toroğlu'na iyisıhhatte olsunlar, pozisyonun ofsayt olduğunu fısıldıyor.

kötü örnek
beşiktaş'ın ilk penaltısında hakeme itiraz etmeyen tek oyuncu suat. çünkü rakibi çektiğini biliyor. peki penaltı mı? bunun cevabını vicdanımızı yırtarak bulamayız. o zaman duraklamadan 'hayır' deriz. gerçek ancak şu sorularla ortaya çıkabilir: 1- suat rakibini çekti mi? bu bir faul müdür? evet ve yine evet... o zaman pozisyon penaltıdır. efendim, bu pozisyonlardan bin tane oluyormuş da hepsi çalınmıyormuş (tıpkı cem papila'nın 5 kırmızı kartına beşiktaşlıların yaptığı itirazlar gibi). o zaman o pozisyonlar için eleştirin hakemleri, bunlar için değil. çünkü kötü örnek, örnek değildir.
gelelim ikinci penaltıya. penaltıyı yorumlayan ve yok sayan değerli yorumcumuz "penaltı, penaltı gibi olmalı" adlı kendisine has kuralın devamını sahneye koyuyor. "o darbeyi alan böyle mi düşer ?". hangi fifa seminerinde öğrendiyse. halbuki pozisyonda bakılacak oyuncu yasin değil, sabri'dir. topa dokunuyor mu? hayır. hareketi rakibinin yolunu kesiyor mu? evet. darbe var mı? yine evet. o zaman penaltı. evet, zago'nun hasan'a yaptığı hareket de penaltıdır, ümit'in, cordoba'ya yaptığı ise faul ve sarı kart. ayrıca oyun içinde bu temposuzluğa bile ayak uyduramadı ali aydın. çok, ama çok formsuz. feci durumda, darmadağın. ama en azından bazı yorumcular kadar kötü niyetli değil. garip kurallar uydurmuyor, 10 kusurlu hareketi "penaltı, penaltı gibi olmalı" basitliğine indirmiyor. önemli olan da budur. iyi niyet. bu, kurallara bakarak yapılmış bir yorum. gönlümden geçenler değil. siz de kurallara bakarak tam tersi bir yorum yapabilirsiniz. ama hakem yorumcuları kurallara uygun yorum yapmıyor. yapsalar 5 hafta sonra herkesin kuralları öğreneceğini ve işsiz kalacaklarını biliyorlar. bu curcuna bundandır.

türkiye nin bana göre en iyi futbol yazarının tartışılan maç ile ilgili yorumları böyle
dipdalgası dipdalgası
bütün makina mühendisliğini pşvden ibaretmiş gibi anlatan, çok terleyen, hiç susmayan, yine de saygıyı hak eden profesör.
eğer odasına aniden girerseniz, masada ayakları, klasik müzik eşliğinde boğazı izlerken yakalayabileceğiniz tuhaf insan.
rektörlük hayali için, makina öğrencilerinin hakkını koruyamamış sorumsuz dekan.
katil sincap katil sincap
-mizah kulubü üyesi bir grup öğrenci: hocam biz diyoruz ki bu bahar şenliğindeki tüm sorumlulukları biz üstümüze alalım bir daha sizi de formalitelerle yormayalım..kem küm..
-demirkol: valla çocuklar bana göre hava hoş ama bi elinize yüzünüze bulaştırırsanız azınıza sıçarım..he bide ben sıçtımıda kalın sıçarım*..
radula radula
aşağıdaki gibi garip bi soru sorabilmiş hoca...arkadaş verdi, noktasına dokunmadan aşağıda:
"ülkenin güzide bir üniversitesinin makina mühendisliği 3. sınıf öğrencisi olduğunuzu varsayalım. başarılı bir makina mühendisi olmak en büyük amacınız ve derslerinizde de oldukça başarılısınız. programda yer alan "mm 359 imalat yöntemleri" dersini almış durumdasınız ve derse olan ilginiz üst düzeyde. yarıyıl içinde yapılan 1. vize sınavında önünde oturduğunuz ve çok samimi olduğunuz arkadaşınızın (senaryo bu ya!)* alenen kopya çektiğine şahit oldunuz. sınav sonuçları açıklandığında, derse ilgisi az olan bu arkadaşınızın sınıfın en yüksek notunu aldığını gördünüz. dersin kalan kısmında bir vize ve bir final sınavı olduğunu bildiğinize göre bundan sonra nasıl bir davranış sergilemeyi düşündüğünüzü samimi bir şekilde tartışınız.
(not: bu durumu tartışan her öğrenci bu sorudan tam not alacağı gibi, görüşlerinizin sizinle benim aramda kalacağından ve de dersteki akademik durumunuzu etkilemeyeceğinden kesinlikle emin olunuz...)"
delilah delilah
"ne bu ortalama 15 yıldır malzeme dersi veriyorum 52den yüksek ortalama hiç çıkmadı. demekki sınav seçici olmamış bir dahaki sınavın seçici olması için sorulara katkıda bulunacağım" şeklindeki yorumuyla vizeye dek ne halt edeceğim düşüncesini insanın aklına sokan sınıf ortalaması yüksek çıktı diye fırça atan, ama anlattığı harika malzeme dersiyle derse devamı yüksek tutan makina fakültesi eski dekanı. kendisi çok başarılı bir malzeme bilimcidir.
dr conners dr conners
90 dakika programında muhtemelen hıncal uluç'un kalpten gitmesine sebep olacak sevilen kalem. hele ki, 30 ocak 2006 tarihli programda fatih terim- daum tartışmasında hayatının ayarını vermiştir hıncal uluç'a. basın camiyasının ezber bozma konusunda bir numaralı isimlerindendir. herkesin kutsal saydığı yapıların gider dibine işer. herşeyin ötesinde saygımı kazanmış bir yazardır. helal olsundur.

bunun yanında konuşmalarında ne anlattığından ziyade nasıl anlattığı da beni çok etkileyen kişidir. sıklıka "böyle olacaksa biz artık hiç konuşmayalım" cümlesini kurması hasta eder beni.
salmiakki salmiakki
bugünkü milliyet gazetesindeki yazısında hıncal uluç'a patlamıştır kendisi. sonunda.. kendisi hıncal uluç'un tavırlarına epeydir kıllandığını ama sesini çıkarmadığını, lakin artık dayanamadığını belirtmiştir. sebebi ise hıncal'ın demirkol'un fenerbahçe'yle ilgili bi yorumunu farklı yerlerinden anlayıp, işine geldiği gibi değiştirerek köşesinde yazmasıdır. hıncal uluç böyle bi ayarı uzun zamandır haketmekteydi; iyi olmuştur, eline sağlıktır demirkol'un.
zoma zoma
90 dakika'dan ayrılmış, giderken de hıncal uluç'a gönderme yapmış kişi.

milliyet internet - spor milliyet online: milliyet gazetesi'nin günlük uluslarası ve yerel siyasi haberleri, son dakika haberleri, bilim teknik, sinema, müzik, kitap, sağlı... milliyet

"sezar (!)

uzatmıyorum. bir alıntıyla çekilelim, bu kutsal sahneden. saygıyla!
23 şubat 2005
sabah-hıncal'ın yeri
... pazartesi 90 dakika'yı düşündükçe kendimden utanıyorum. nasıl bir öfke.. nasıl bir sinir.. hayır.. bu hıncal değil.. ama bir yanda şeker, bir yanda yüksek tansiyon, bir yanda da tahammül edemediğim haksızlıklar olunca, kendimi kontrol edemiyorum işte.. özür dilesem ne yazar?.. gelecek pazartesi gene sinirleneceğimi biliyorum.. aslında benim bu programı bırakmam gerek.. hem seyircinin, hem benim sağlığım açısından..
brutus..."
1 /