mehmet şevket eygi

1 /
tubs tubs
22 kasım 2007 tarihli milli gazetede yayınlanmış olan yazısı ile kendisini bir kez daha ortaya koymuş şahsiyet. 1969 kanlı pazarının tetikleyicilerinden olan kişilik, anlaşılan o günlere bir özlem duymaktadır. lakin herşey bir yana o kan fışkıran yazılarında altına sığındığı müslümanlığı iyi kavrayamamış olduğunu düşünmekteyim. zira müslümanlık, kin, yalan, iftira barındırmaz bünyesinde, ölüye saygı ister, ölen kim olursa olsun. vatan sevgisini öğütler müslümanlık, hainliği değil. işte trajikomik yazısı;



* haber 5 internet sitesi “bu ülke bu kadar yalanla nasıl ayakta duruyor?” başlıklı yazımı yayınlamış, onu okuyan bir vatandaş da şöyle bir yorum göndermiş:

“sayın eygi... yazınızın bazı kısımları güzeldi takat deniz gezmiş yalanları derken ne kasdediyorsunuz?.. bugün denizlere çok ihtiyacımız var biz de öyle olabilseydik şu an abd, ab uşaklığını yapıyor olmayacaktık.” (tuğçe ersoy)

deniz gezmiş konusunda ülkemizde fikir ve görüş birliği yoktur. bir kısım kimseler onu göklere çıkartırken, bir kısmı da yerin yedi kat dibine indiriyor. bendeniz müslüman bir türkiyeli olarak deniz gezmiş hakkında şu kanaatlere sahibim. çok açık ve seçik olması ve kolay anlaşılması için maddeler halinde yazıyorum:

1. o marksist-leninist bir terörist veya savaşçıdır. ben bir müslüman olarak marksizm-leninizmin doğru, hak, iyi bir ideoloji olduğunu kabul edemem. a priori, materyalist ve ateist bir dünya görüşüdür; a posteriori, bu ideolojinin dünyada yaptığı tahribat ortadadır, 80-100 milyon insanın ölmesine sebebiyet vermiştir. bir yığın faciaya, sefalete, zulme, baskıya yol açmıştır.

2. deniz gezmiş ve arkadaşları türkiye’deki bozuk düzeni silah kullanarak, terör metoduyla devirip yerine daha bozuk kızıl bir düzen getirmek istiyordu.

3. çin-hindi ülkelerinden kamboçya’da pol pot ve arkadaşları çete savaşları ile ülkeyi ele geçirdiler. sonunda büyük bir facia oldu, halkın üçte ikisini katlettiler. hem de korkunç bir şekilde. bu kadar adamı öldürmeye kurşun yetişmediği için kazmalarla öldürdüler. arzu edenler internetten binlerce hatta milyonlarca kaynağa müracaat edebilir. hangi ülkede marksist bir düzen kurulmuşsa arkasından az veya çok katliam yapılmıştır,

4. deniz gezmiş ve arkadaşları türkiye’nin idaresini ellerine geçirebilmiş olsaydılar, müslümanlara büyük baskı yapacakları belliydi. çünkü, marksist-leninist sistemde “din, halkın afyonudur”.

5. amerikan güdüm ve vesayetindeki “demokrasimsi” rejimlerde halk yumurta tavukları gibi beslenir ve sömürülür. marksist sistemde ise “et tavukçuluğu” baskındır. 1960’lı, 70’li yıllarda müslümanlar “ehven-i şerreyn” (iki kötüden daha hafif olanını) kerhen (istemeyerek) seçmek zorunda kalmışlardır.

6. deniz gezmiş ve arkadaşları israil’in istanbul konsolosu elrom’u kaçırmışlar ve kıtır kıtır keserek öldürmüşlerdir.

7. suçları sadece bu cinayetten ibaret değildir. soygunlar, gasplar, silahlı çatışmalar...

8. birtakım solcu atatürkçüler deniz gezmiş ve arkadaşlarını demokrat, vatansever, idealist “fidancıklar” olarak gösteriyor. realitede ise onlar masum fidancıklar değil, dehşetli zehirli dikenlere sahip çalılardır. gezmiş ve arkadaşları neyi yıkmak istiyorlardı? kemalizm’i yıkmak istiyorlardı. bir insan hem samimi kemalist, hem deniz gezmiş hayranı olabilir mi?

9. deniz gezmiş asıldı. asılmalı mıydı? bunun tartışmasını tarihçiler, hukukçular, büyük düşünürler yapabilir. asılmadan önce sarıklı bir hoca getirmişler, görüşmeyi kabul etmemiş. 1925’ten sonra türkiye’de inançlarından, fikirlerinden, görüş ve tenkitlerinden dolayı hayli insan idam edilmiştir. deniz gezmiş’in asılmasına hayıflananlar, her nedense müslüman hocaların, şeyhlerin, vatandaşların asılmasına pek üzülmüş görünmüyorlar... solcuların, canı can da müslümanların patlıcan mı?

10. sovyetler birliği dağıldıktan sonra onun uydusu olan hiçbir ülke ve devlet marksist rejimi devam ettirmedi. faraza deniz gezmiş ve ekibi türkiye’yi ele geçirmiş olsalardı, sovyetler birliği’nin çöküşünden sonra bizdeki marksist rejim de çökecekti. (marksizm’de ısrar eden küba ve benzeri birkaç marjinal ülke istisnadır...)

birilerinin göklere çıkardığı, öbürlerinin cehennemin en dibine indirdiği deniz gezmiş hakkında insaflı, adil, ciddi eserler yazılmalıdır. o söylenildiği gibi bir aziz midir, yoksa şeytan mıdır?

gezmiş ve arkadaşları amerikan emperyalizmine karşıymışlar. sadece bu iddia, onların aklanıp paklanmasına yeter mi?

fikirlerin ve görüşlerin çatışmasından hakikat şimşekleri çakar... gezmiş ve arkadaşları konusunda tv’lerde açıkoturumlar tertiplensin, şarlatanlık, demagoji, hokkabazlık yapılmasın, doğru bilgilerin, belgelerin ışığında konuşulsun ve isabetli hükümler/yargılar verilsin... asla peşin fikirli olunmasın.

benim, bir müslüman olarak deniz gezmiş’i beğenmem, desteklemem, ona sempati duymam mümkün ve muhtemel bir iş değildir. dinimi ve kimliğimi inkâr etmiş olurum.

ateist, marksist, materyalist kimseler onu beğenebilirler.

doğru olan nedir? ben mi haklıyım, onlar mı? işte bu, iki tarafın gerekçelerinden anlaşılır. gerekçesiz yermeler, mahkûm etmeler; övmeler, baş tacı etmeler kıymetsizdir.
deniz ve arkadaşları türkiye’ye hâkim olsalardı iyi mi, olurdu, kötü mü? bu sorunun doğru cevabını bulabilirsek mesele halledilmiş olur.
şiirbaz şiirbaz
çok tanımam etmem de son zamanlarda ahmet hakan'ın ve dahi bazı medya kurumlarının amerikancı ilan etmesiyle birlikte yaftalanan şahsiyet.

insanların en temel hislerinden birisidir, kategorize etmek. numaralandırmak. bir yere koymak. yoksa rahat edemez kimse. bu adam da sadece adamdır demek istemez. genç siviller çıktı mesela, isyancıyız dediler, üslubumuz farklı dediler, akp'ci dendi. şu anda liberal ekonomiyi ve hükümet politikalarını azıcık destekleyen herkes de akp'ci konumunda.

mehmet şevket eygi de, dünyanın iki kutuplu olduğu bir dönemden (soğuk savaş) ve o dönemde yapılması gereken bir seçimden bahsetmiş. ehven-i şer demiş amerikaya. yine de amerikancı itham ediliyor. bilmiyorum nasıl bir motivasyonu var ama yazılarında göründüğü kadarıyla amerikancılığı pek kalmamış şu anda. eskidendi o, modunda.

deniz gezmiş ile ilgili görüşlerine gelince. ahmet hakan gibi popülist bir adam çıkıp da, "beni deniz gezmiş'lerin yanına yazın" dediğinde vıcık vıcık bir yalan kokusu aldım ortamda. ahmet hakan'dan nefret ettim bir an. mehmet şevket eygi, komünizm'le islam'ın çatıştığını, bu noktada da komünizmi destekleyemeyeceğini söylemiş. herkesin herkesten nefret etme hakkı mahfuzdur. sevmeyebilir. fikirlerini benimsemeyebilir. bu nedenle de amerikancı olmak durumunda kalmaması lazım bence.

yine de kendisini çok iyi tanımadığım için, iyi bir şey demeyeceğim. sadece bakışı biraz daha objektife kaydırmak istiyorum.
redrumurder redrumurder
--spoiler--

"başı kesilen kızın ailesi suçludur"

istanbul emniyet müdürü'ne ve polise verip veriştiriyorlar. başı kesilen münevver'in katili bulunmadı diye. emniyet müdürü bir gazeteciye, münevver'in ailesi kızlarını niçin takip etmedi, hayatının daha derli toplu olması için niçin vazifesini yapmadı mealinde bir söz söylemiş. bu yüzden de çatıyorlar. doğrusu bu çatışmayı çok ayıpladım. mengen'in bir köyünden gencecik turfa bir kız istanbul'a geliyor. kısa zamanda kabak çiçeği gibi açılıp saçılıyor. resimlerini görmüşsünüzdür; askısız, göğüsten dekolte bir elbise ile sevgilisi ile fotoğraf çektirmiş. sonunda feci ve hunhar bir cinayete kurban gidiyor, başı testere ile kesiliyor, bedeni bir gitar kutusuna konulup çöpe atılıyor... kızları için yanıp yakınan, dövünen aileye "yavrunuzu niçin takip etmediniz, onunla niçin ilgilenmediniz, ona niçin çeki düzen vermediniz" demek suç mudur, ayıp mıdır?

--spoiler--

http://www.milligazete.com.tr/makale/basi-kesilen-kizin-ailesi-sucludur-124469.htm

* aaah be ah! küfür yasağına lanet ediyorum işte durumlarda. neyin ayarını vereceksin ki böyle birisine.
sözlük yazarı bunu yazsa "ironi yapıyor" aklınca der ve geçerim. ama bu ...... nun geçmişi ve yazdıkları belli. i
roni yapmıyor yani .......

noktalı yerleri siz doldurun.
......................................... .................................. .............................. ................................... ..........................
8yaşındaysanızveaşıksanızhayatgerçektençokgüzel 8yaşındaysanızveaşıksanızhayatgerçektençokgüzel
gün geçmiyor ki bir insandan daha nefret etmeyelim... münevver karabulut hakkındaki düşüncelerini kendi ağzından duyduktan sonra insanların ne derece sığ olabileceğinden ziyade, nasıl derler, bir insanın ailesini derin üzüntüye boğan bir ölümün ardından kişinin ölümünü cinsiyete göre değerlendiren bir varlık kendisi. azalarak bitsinler tek dileğim.
demiş ki insan görünümlü sığ yaratık:
"mengenli köylü kızı istanbul'a geldikten sonra kabak çiçeği gibi açılmış, kendisine bir sevgili bulmuş sonra başı bi yerde vücudu bi yerde bulunmuş."
olayda 3 facia olduğunu, bir facianın da "köy kızı iken aşırı şekilde açılıp saçılıp serbestleşmesi" olduğunu söylüyor. ben bu adama uçarım. kafasında köy kızı diye bir imaj belirlemiş olmakla kalmamış açılıp saçılmasının yahut açık giyinmesinin veyahut çıplak gezmesinin ve en önemlisinin de serbestleşmesini nasıl olur da facia olarak tanımlayabilir bu ve bunun gibiler. faciayı da geçtim, bu düşüncedeki insan ya da benzeri varlıklar, kadınların yüzyıllardır süregelen bir ezilmişlik, bir baskı, bir pislik olarak görmediklerinde içlerindeki huzursuzluk tavan yapıyor olsa gerek. ailenin acısına acı katmakla kalmıyorlar, götlerinden uydurdukları kadınlara özgü namus kavramlarını kadınların hayatlarını zehir ederek anlamlı kılan insanlardan nefret ediyorum. bütün bu olaylara sessiz kalan kadınlardan hemcinslerimden nefret ediyorum. namus=kadın olarak görenlerden nefret ediyorum. namus kelimesinden nefret ediyorum. erkeklerin yaptığında normal görülen tüm şeylerin kadınlar yaptığında anormal görülmesinden nefret ediyorum. herşeyin -insanlar- için olduğu untulmamalı. aileler yıpratılmamalı. değerlere saygı duyulmalı. insanlar düşünebilmeyi öğrenmeli. empati kurmayı da. yazık.

`http://www.sacitaslan.com/v2/p/habervideo.php?id=8973`
imperius imperius
münevver karabulut için;
"mengenli köylü kızı istanbul'a geldikten sonra kabak çiçeği gibi açılmış. kendisine bir sevgili bulmuş. sonra başı bir yerde, vücudu başka bir yerde bulunmuş. hafif bir kız."

demiş zat-ı mukaddesleri. bu bakış açısından ötürü kendisini çok takdir ettim. hatta kalbimin en nadide kısmında anlatamayacağım ölçüde yer edindi. ben böyle aklı evvel insan türlerini çok severim. çünkü onlar bu toplum içinde yer aldıkları andan itibaren insanları kandırma ve yaftalama konusunda azımsanamayacak ölçüde bir yetenek geliştirmişlerdir. hiçbir şeye kanmayacağını iddia edenler bile bir süre sonra bu aklı evvellerin bakış açılarının esiri haline gelebilir.

ben de "bu tarz aklı evveller başı kesilerek çöpe atılan bu masum kızın cesedi üzerinden nasıl arsızca açıklama yapacaklar acaba" diye meraktan delirme safhasında idim ki; eygi birden belirip, geç kalmayan bir yapısı olduğunu ortaya koydu. burada türk basınına ve bu adamı televizyona çıkartıp bundan herhangi bir "nitelikli" bilgi almaya çalışan insanlara saygılarımı ifade etmem gerek. pek müstesna kişilikler onlar da. nasıl bir "hafiflik" yapmış kız da böyle cüretle konuşuyoruz? eyginin bakış açısına göre; öğrenmiş olduk ki birisinin kafasını kesmek değilmiş suç olan, asıl önemli olan onun akşam hava kararınca evde olup olmamasıymış. içimdeki şeytan ayağa kalktı şimdi. azdı resmen azdı. yani ben eygi yi ve açıklamalarını "hafif" bulduğum için kendi demecini de referans alarak akşam sokakta yakaladığımda boğazını kesebilecek miyim? böyle bir hakkım var mı yani?

bunlarla da yetinmeyip canlı yayına bağlanmaya çalışan babaya tavrına hiç değinemeyeceğim. kelime bulamadım nitelendirmek için. o an bedene erişmiş bir şeytan gördüğümü düşünüyorum.

eygi şeytan yardımcın olsun. ama çok nadir de olsa empati kurabilen, insan hakkı, kul hakkı allah nedir diye düşünebilen bir insan olmaya çalış. çok mu zor?
imperius imperius
bugünki yazısından alıntılıyorum*

"ülkemizde cemaat okulları, üniversiteleri, hayır kurumları bulunmaktadır. meselâ:

robert college amerikan evangelist misyonerlerinin okuludur.

istanbul'daki notre dame de sion fransız katolik okuludur.(1)

sabataycı cemaatin veya lobinin de okulları ve üniversiteleri vardır. bunu inkâr etmek "biz atatürk okulları ve üniversiteleriyiz" demek gerçeği değiştirmez ki...

heybeliada'daki rum ortodoks ruhban okulu'nda da baş köşede atatürk resmi vardı. atatürk resmî var diye o okul atatürkçü mü olur?

atatürk resmi olmayan bir tek imam-hatip okulu, ilahiyat fakültesi gösterebilir misiniz?"(2)

(1) "ülkemizde cemaat okulları bulunmaktadır" diyor, nedense listede en önemlilerden gülen cemaatinin adı yok. ne salağım bu adamdan dürüst gazetecilik anlayışı mı bekliyorum ben. sadece iki okul örnek gösterebilmiş -onlar da doğru mu bilinmez- düşman cemaatlerine(!). o kadarcık da gülen cemaati yerine başka bir amerikan projesinin kölesi olmaya çalışanlar olsun değil mi?


(2)kendi kendini çürüten adam. "bir okulda atatürk resmi var diye o okul atatürkçü mü olur" diye sorduktan sonra, atatürk resmi olmayan bir tek imam hatip okulu gösterebilir misiniz demiş.

"of, nasıl yazıyorsun eygi. başındaki külah gözlerini kapatıyor da okuyamıyor musun ne yazdığını" yazdıklarını anlamıyorum. şimdi sana soruyorum kendi sorduğun o güzel sorunu "atatürk resmi koymakla imam hatipler atatürkçü mü oldular"?

bir de yazıda galatasaray liselilerin birbirini tutmasından desteklemesinden rahatsız olduğunu söylemiş, kadrolaşmadan rahatsız olmuyorsundur sen şimdi. tüm kadrolaşma galatasaray liselilerin birbirini tutmasından sayın okuyucu. eygi, senin baktığın pencereye de, sana da, anlayışına da sağlamından sövmek istiyorum. kağıt ziyanı yaratıyorsun.

* sabataycı okullar ve üniversiteler - m. şevket eygi m. şevket eygi / milli gazete ülkemizde cemaat okulları, üniversiteleri, hayır kurumları bulunmaktadır. meselâ: robert college amerikan evangelist ... habervaktim
aalborg aalborg
norveç'e islamiyeti yaymaya çağıran yazar. şimdi bu tek hücreli arkadaşımız önce norveç'i,
"dünyevî işleri yolunda. zenginlik ve refah var. adalet ve güvenlik var. alabildiğine hürriyet var. halkı çok medenî ve kabiliyetli..." olarak tanımlıyor ki en azından hakkını teslim ediyor. sonrada, aslında doğru yol bu değil gelin islam'a uygun yaşayın diyor. tabi bu yazıda yazmasada, norveç halkı işi gücü bırakacak islam hukukuna göre bir düzenede geçecek. nasıl yayılacağınıda maddeler halinde yazmış sevgili zeka küpümüz. lan bunlar hakikaten hangi boyuttalar anlamak mümkün değil. bu arada islam norveçe girer ama güzellikle değil kanla, ölümle, zorbalıkla olur. yazının linkinide veremde tam olsun bari.

ümmet ve norveç - m. şevket eygi m. şevket eygi / vahdet gazetesi bütün insanlık resulullah'ın (salat ve selam olsun ona) ümmetidir. iman ve tasdik edenlerin topluluğu ümmet-i icâb... habervaktim
betterthanwords betterthanwords
6. filo geldiğinde, askerleri karaya çıkartmak istemeyen yurtsever gençlerin karşısına, sabah ezanlarıyla kandırılmış "dinci" kitleyi koyan ve bunun sonucunda 2 kişinin ölümüne sebebiyet veren amerika'dan maaş alan insandır..

yurttaşı yurttaşa kırdırmıştır..

amerikan askerleri genelev ararken sapık değil, onları engellemek isteyen öğrenciler sapıktır ona göre..
harici gazelhan harici gazelhan
milli gazetede ki 23/05/2011 tarihli yazısından alıntı.

diyor ki mehmet şevket eygi;

halk uyarılmalı, eğitilmeli, bilgilendirilmelidir

bir fetret devrinde yaşıyoruz. milyonlarca müslüman doğru dürüst ilmihalini bilmiyor. toplumda korkunç ahlak fesadı ve zaafları görülüyor. cahillik ve gaflet çok yaygın. böyle karanlık bir devirde ne yapmak lazımdır?

(1) müslümanları gaflet uykusundan uyandırmak lazımdır.

(2) halka, öğrenilmesi farz olan ilmihal bilgilerini öğretmek lazımdır. bu ilim olmadan islam'ı hayata tatbik etmek mümkün olmaz.

(3) ideolojik tevhid-i tedrisat ile aklı karışmış ve sersemletilmiş halkı tevhidi tedrisatla aydınlatmak gerektir.

(4) halkın itikadını tashih etmek gerektir.

(5) halkı, dünya vazifelerini ihmal etmeden ahirete, ebedi hayata yönlendirmek gerektir.

(6) din ile hayatın birbirinden ayrılması ve kopması manasına gelen sekülerleşme felaketini durdurmak gerektir.

(7) türkiye çapında beş vakit namazı cemaatle kılma kampanyası açılmalıdır.

(8) lüks, israf, sefahat beyinsizliği ile etkili şekilde mücadele edilmelidir.

(9) dini hizmet ve faaliyetleri dejenere eden, müslüman halkı kaz gibi yolup inek gibi sağan din sömürücüleriyle mücadele etmek gerektir.

(10) dini hizmet ve faaliyetlerin geri zekalılar ve yetersizler tarafından mıncıklanmasına son verilmelidir. islami hizmetler ümmet'in en akıllı, en kültürlü, en ahlaklı ve faziletli, en bilge, en namuslu, en temiz, en becerikli, en başarılı, en iş bilir zümresine verilmelidir.

(11) müslüman halka ümmet şuuru aşılanmalı, zararlı hizip ve fırka asabiyetleriyle, sekter zihniyetle mücadele edilmelidir.

(12) dini hizmet ve faaliyetlerden meşreb taassubu kaldırılmalıdır.

(13) müslümanların başına ehil bir imam, emir seçilmeli ve halkın ona biat ve itaat etmesi sağlanmalıdır.

(14) ümmet içinde üniter bir hiyerarşi kurulmalıdır.

not:okuyan bilir ben sürekli "bi tık kaldı" filan der dururum ya!..
meğer müslümanların, "islam'ın hakimiyetini tesis etmek için" yapacağı ne çok iş varmış.

raatladım sanki.az kenara kayın lan! ben de uyuyacaam...
1 /