meksika

1 /
azureel azureel
eric cartman bu memleketin topraklarına ayak basar basmaz ilk olarak burnunu tutmuştur. öğretmeni sebebini sorduğunda cevabı kısa ve nettir: "it smells like ass". bir çizgi filmden alıntıda bile, amerikalıların güney komşularına bakışı belli oluyor. genel kanı her ne kadar olumsuz olsa da sempatik geliyorlar gözüme, hayırdır inşallah.
sycrone one sycrone one
amerikalıların ellerini kollarını sallayarak girebildikleri, lakin kendi vatandaşları amerika'ya gitmek istediklerinde türlü sorunlar çıkarılan amerika'nın sınırdaşı, tekilasıyla ünlü ülke. özellikle güney sınırına yakın amerikalılar alışveriş falan için sıkça ziyaret ederler. yemeği ucuz, sigarası ucuz, içkisi ucuz. lakin yakındıkları tek nokta güvensiz bir ülke olmasıdır. zira bir turist'in polisi veya doktoru bulması oldukça zormuş. buradaki gibi 155'i çevirince polis çıkmıyor denmekte(oradaki numarayı bulamadım, sorry). ne kadarı doğrudur bilemiyorum.

bu kadar amerika gibi devasa ekonomiye sahip bir ülkeye yakın olmalarına karşın, amerika'nın en çok ticaret yaptığı ikinci ülke sıfatlarını binlerce kilometre ötedeki çin'e kaptırmışlardır. tipik bir kaplumbağa - tavşan hikayesi...

(bkz: burrito)
dünyayı kurtaran adam dünyayı kurtaran adam
los angeles'a araba ile 3 saat uzaklıkta olmasına rağmen, abd ile karşılaştırınca son derece güvensiz olan ülke. ülkede insan kaçırma, şantaj ve fidye gibi olaylar en çok işlenen suçlar olduğu için turist ve yerel bağlantısı olmayan tüccarlar için çok tehlikeli bir bölgedir. ülkede bulunan birçok sıradan aracın bile zırhlı olması bunun en büyük kanıtlarından biridir.
soyut soyut
kinyas ve kayra nın abidjan dan sonra kaçtıkları ülke. bir çuval para, sıtmalı bir deniz yolculuğu, kaptanın ayarladığı pasaportlarla deniz kıyısında şirin bir ev tutarlar. hikayelerini yazacak hakan ile rakı paylaşırlar. evlerinin içi ise bol tecavüz ve kan kokusuna sahiptir. romanda meksika, kanunsuzlar için ideal bir ülke imajı çizer.
1 /