mektup

1 /
perdue perdue
msn ya da sms mesajları gibi anlık tüketilen kelimelerden uzaktır.

insan yazmadan önce düşünür, sıraya koyar, müsvette kağıt kullanır, temize çeker, olmaz bi daha çeker. güzel bir zarf olsun ister. böylece yazdığı kişi baktığında onun yazdığını anlayıp heyecanlanacaktır belki. kağıt katlanmadan önce zarfın biçimi kontrol edilir ki yanlış katlayıp bi daha bi daha bozarak mektup buruşmasın.
zarfın üzerine dolma kalemle ya da yazısını güzel gösteren bir kalemle özene bezene isim ve adres yazılır. samimiyetlerden uzaktır sayın demek ama tebessüm uyandırır böyle ciddi ciddi naif kurallara uymak insanda. en sonunda zarf kapatılmak için yalanır, ama son kez içine bakılır ve satırlarla vedalaşılır. bir de nefes üflenir içine doğru. açan ilk önce ruhun kokusunu yakalasın istenir.
postaneye gidilip memurun ellerine teslim edilirken bu mektup, okulun ilk günü çocuğunu kapıların ardında bırakan annenin öksüzlüğü gibi son kez bakılır. kayolmadan sağ salim giderse herşeye değer...bu herşeye değer! ne sarılmak, ne öpüşmek...böylesi emekli satırlar kadar dolamaz ne kalpte ne de akılda.
dragonfly dragonfly
temele annesinden mektup:

sevgili oğlum temel,
senin hızlı okuyamadığını bildiğim için bu mektubu yavaş yavaş yazıyorum.artık senin gittiğin sırada yaşadığımız evde yaşamıyoruz.baban bir gazetede insanların başına genellikle 2 kilometre civarındaki bölgelerde kaza geldiğini okumuş.o yüzden taşındık. sana yeni adresi veremiyorum çünki yeni evimizde bizden önce oturan hemşerilerimiz,taşınınca adresleri değişmesin diye kapı numarasını söküp götürmüşler.geçen hafta sadece iki kez yağmur yağdı. ilki üç gün sürdü, ikincisi ise dört gün.benden istediğin yeleği postaya verdim.ancak halan o koca düğmelerle paketin çok ağır olacağını söyledi o yüzden düğmeleri koparıp yeleğin cebine koyduk orada bulabilirsin.
sevgiler.
annen safinaz
not:sana birazda para gönderecektim ama zarfı bir kere yapıştırmış bulundum.
düzen ve kargaşa düzen ve kargaşa
en sevdiğim zülfü livaneli şarkılarından birisidir. enstrumantal olarak yedi karanfil serisinin ikincisinde de nispeten hareketli bir biçimde yorumlanmıştı ki, müziği de ayrı bir güzeldi bu haliyle.

"bir mektup üç satır yazı
gönlünün karası
tırmalamış ak kağıdı ak kağıdı
üç satır karartır mı
gönlünün karası
bir sevda bir kara sevda
gönlünün sızısı
sarmalamış dört yanını dört yanını
içinde bir deli rüzgar
gönlünün gönlünün sızısı
sarmalamış dört yanını dört yanını
bir gurbet bir acı gurbet
alnının karası
bağlamış ellerini ellerini
dilinde dostun selamı dostun selamı
bağlamış yollarını yollarını..."
ximxili ximxili
bir mektup yazsaydı bana. yıllar boyunca yazdığı o uzun mektuplardan değil, kısa bir mektup.
söylenecek ne kaldı?
söylenecek ne kaldıysa onu yazan bir mektup.
bilmediğim dillerden birinde bile olabilir.
yazsaydı.
eğer sözcüklere artık inanmıyorsa, eğer sözcüklerden kaçıyorsa, eğer sözcükler yetmiyorsa, eğer sözcükler eskimiş, yıpranmış, anlamını yitirmişse, buna inanıyorsa, bir çizgiyle de ulaşabilirdi bana. dümdüz çizilmiş bir çizgiyle, ya da eğri büğrü bir çizgiyle;bir göze, bir ağza (dudaklara), bir ele benzeyen, göğüsleri, oylukları okşamaları, dirilmeleri ve ölümleri andıran, anımsatan bir çizgiyle. yatay, dikey, eğri, düz birkaç çizgiyle. yaşamın izdüşümleri. hoyrat. bir mektup yazsaydı bana, ki yazabilirdi. ki gönderebilirdi.ki ben de, elime kalemi ve fırçayı alıp onun yazdıklarını ve yazmadıklarını resmedebilirdim.
oysa mektup yok. esin yok. hiç bir şey yok.
"bir teselli ver."
teselli yok. teselli hiç yok.yalnızca ciğerime işleyen kuzey yeli. kuşlarla.

**
jassmine jassmine
sevdiğinizin hem kokusunu hemde gözyaşlarını taşıyan özlediğinizde göğsünüze bastırp kokladığınız nostalji kaynağı
neyapmali neetmeli neyapmali neetmeli
yazı icat edildikten sonra geliştirilen en güzel haberleşme aracıdır.

uzun uzun anlatmaya gerek yoktur ayrıca. lakin anlayana, iki şiirden alıntı yapayım:

"bugün hava güzel
bugün içim içime sığmıyor,
annemden mektup aldım,
memlekette gibiyim
..." (cahit sıtkı tarancı)

"bir mektup atanın o mektubu attıktan sonraki şaşkınlığı
izlemekse bir bakıma
yol aldığını mektubunun
bakar dururum ben de ardından

sana söylüyorum yalnız
o ben ki her türlü bakışlarının tarihini
öğrendim gözleri hiç değişmeyen bir kaptandan" (edip cansever)

anlayan buradan anlar mektubun ne olduğunu. hayatında mektup yazmamış ya da almamış olanlar için yapacak birşey yok tabii. bir mektup yazıp cevabını beklesinler... o zaman anlarlar.
sorunsal sorunsal
benim eve geldiğim ilk gün sen oraya yerleşeli 6 yılı geçmişti. anne ve baba bildiğim kişiler benden önce sadece sana aitlerdi bense evin düzenini değiştiren davetsiz bir misafirdim sadece.. yıllar geçtikçe hayatındaki herseyi benimle paylaşmak zorunda kaldın artık abiydin sen nede olsa.. kabullenmen zor oldu beni hatta beni aralarda sıkıştırıp senden nefret ediyorum bile dediğin zamanlar çok oldu.. tabi dayagını da her küçük kardeş gibi yemişliğim çok var ama sen ne dersen de biliyordum aslında beni nasıl sevdiğini.. görmek için bunu açık bir şekilde beklememiz gerekti ikimizinde büyümesini..

sanırım büyüdük canım.. artık hayatı tam anlamıyla paylaşıyoruz aramızda ki tek bağ artık kan değil öyle bir sevgi bağı ve güven oluştu ki hayatımızda her ne olursa olsun bitmez..artık sadece gurur duyduğum abim değil en yakın arakadaşım geçirdiğim zor anlarda dayanağım kısacası benim herşeyim oldun..ben gerçekten çok şanslıyım kardeşin olmak seninle hayatı paylaşmak hayatla boğuşurken yanımda olduğunu bilmek çok güzel.. iyi ki varsın canım benim küçük kardeşin başının belası seni çok seviyor.. ve şunu sakın unutma ve kendini sakın suçlama beni burda sadece burda değil gözümü dünyaya açtıgım ilk andan beri en iyi şekilde karşıladın... iyi ki varsin böcüğüm...
25/02/2006
saklama kutusu saklama kutusu
bir mesajdan daha uzun; bir e-mail'den daha merakla beklenir; kokusu, türüne göre rengi olan; varlığı dokunularak anlaşılabilen; saklanıp defalarca ilk geldiği gün gibi tekrar hissedilebilecek; beklenesi, okunası, saklanası, vakte kıyıp yazılası iletişim aracıdır.
1 /