melamilik

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR
1
hafizamikaybettimhukumsuzdur
melami,kelime anlamıyla,"kınanma"demektir.melamiler kendilerini başkaları kınasın ister. kendisine iyi bir müslüman olduğunu söylemesi yerine çok çaşıltığımı söylemesin iyi bir müslüman olduğum söylenmesin ister.çünkü iyilikler ve ibadetler insanın nefsini şişirir.mesela cuma namazlarını kaçırmıyor demesinler diye her cuma farklı camiye giderlermiş.sağ elin verdiğini sol el görmeyecek sözü tam da özetliyor sanırım.
eloli
melamilik tasavvuf ehlinden horasan'da yerleşik olanların arasında yayılan bir harekettir ki ortaya çıkışı islam'da ilk devrim hareketi olarak kabul edilebilir çünkü o zamana kadar yaygınlaşan tarikatların ve tarikat ehlinin zenginleşmesi ve dünya malına tamah etmesine bir tepki hareketi olarak doğmuştur. ayrıca melamilik sadece bir sünni tarikatı olarak yorumlanamaz zira türk tasavvuf tarihi araştırmacılarının duayeni abdülbaki gölpınarlı'nın da altını çizdiği üzere kalenderilik, haydarilik ve bektaşilik gibi ortodoks olmayan (bilindiği anlamla; sünni olmayan) tarikatlar da melamilikten türemiştir. hatta son melami tarikat yine bir heterodoks yol olan ve hacı bayram veli tarafından kurulan bayramiyyedir.
arapbebek
ibadetin gizli kalması gerektiğine inanıyorlarsa takdir edilesi insanlardır. ibadetini gizlemesine de gerek yok hatta, insanın gözüne gözüne sokmuyor olması bile takdiri hak ediyor.
ben olan ben
islam'da "melamilik" nedir? ne bir "tarikat"... ne bir "cemaat" kimliği... sadece ve sadece "inanmışları" sömüren bağnaz bir despotluğa karşı... "vahdet-i vücut" değerlendirmesi...

ve çok daha önemlisi, tanrı ile kul arasına kimsenin giremeyeceğini benimsemiş, mistik bir felsefe anlayışı.

söze neden "melamilikle" girdik?

altı asır önce yaşayan nesimi'nin o sarsıcı şiirine gelebilmek için...

ne demiş?

"ben 'melami' hırkasını kendim giydim eğnime

ar ve namus şişesini taşa çaldım kime ne

gâh çıkarım gökyüzüne seyrederim âlemi

gâh inerim yeryüzüne seyreder âlem beni

gâh giderim medreseye ders okurum hak için

gâh giderim meyhaneye dem çekerim aşk için

sofular haram demişler aşkımın şarabına

ben doldurur ben içerim günah benim

kime ne

nesimi'ye sordular kim yarin ile hoş musun

hoş olayım olmayayım o yar benim kime ne"

melamiler...

tarihte ve özellikle osmanlı'nın son dönemlerinde hem tarikatlara, hem de hurafeci ve durağan dini bakış açısına sahip din adamlarına karşı mücadele içinde olmuşlar.

melamilik, tarikat ve cemaatlerden farklı olarak belli bir kişinin kurduğu ve o kişinin adıyla anılan bir grup olmak yerine...

yaratılış amacının zirvesi olan gerçek kulluğun ne olduğunu anlama ve böylece kâmil insan olma niteliğini hedeflemişler.

ağır bedeller ödemişler...

"gâh giderim medreseye ders okurum hak için

gâh giderim meyhaneye dem çekerim aşk için

sofular haram demişler aşkımın şarabına

ben doldurur ben içerim günah benim

kime ne"


melamiler...

tasavvuf derslerini aldıkları öğretmenlerine "mürşid" diyorlar...

mürşid'lerinden keramet veya doğaüstü güçlere sahip olmasını beklemiyorlar...

onlara göre mürşid sadece kapıyı gösterir, geri kalan sorumluluk öğrenciye yani müride aittir...

melamiler...

allah'ın her kişiye yakın olduğunu ve kişiyle allah arasına mürşid de dâhil kimsenin giremeyeceğini savunmuşlar.

çünkü...

mürşid ne kadar bilgin ve erdemli olursa olsun, o da diğer insanlar gibi kuldur ve kula ait niteliklerle anılması gerekir. mürşid'lerinden ders ve sohbet şeklinde tahsil ettikleri ilim ve tavsiyelerinin ötesinde bir beklentiye sahip olmadan; hidayet, şefaat, himmet, tevbe gibi isteklerin yalnız allah'a arz edilmesi gerektiğini savunmuşlar...

bu ilmin öğretmenleri de öğrencilerinden asla maddi bir karşılık talep etmemişler.

ilm-i tevhid olarak anılan bu derslerin neticesinde allah'da yok olmak manasına "fenafillâh" ve allah'la var olmak anlamına "bekabillah" mertebelerine ermeyi amaçlamışlar...

melamilere göre...

ilm-i tehvid veya ilm-i ledün, ilk insandan son allah dostuna kadar taşınacak en yüce emanet... bu yüzden bu ilmi talep edenlere karşı çok seçici davranmışlar...

ve çok daha etkileyici olan ise sayılarının artmasını değil, emaneti taşıyabilecek nitelikli insana ulaşmayı hedeflemişler...

melamiler kendileriyle allah arasındaki samimiyeti kaybetmemek ve şöhret gibi tasavvuf yolundaki salikin önüne çıkabilecek bir engeli bertaraf etmek için kılık, kıyafet ve hatta dergâh, tekke gibi belirli bir toplantı mekânı ve topluluğu gibi dönemin tarikatlarının alametlerini göstermemeye çalışmışlar, halk içerisinde kendilerini gizlemiş, hallerini sadece kendileri gibi olanlarla paylaşmışlar...

"gâh giderim medreseye ders okurum hak için

gâh giderim meyhaneye dem çekerim aşk için

sofular haram demişler aşkımın şarabına

ben doldurur ben içerim günah benim

kime ne"

bu pazar günü neden mi melamiler?

çünkü...

"tıksırınca" aşağılaması bana melamileri anımsattı...

mehmet altan
kapsul
atatürk'ün üyesi olduğu savunulan tarikatlar üstü tarikat.


`http://www.internethaber.com/megerse-ataturk-de-tarikatciymis-375371h.htm`
1
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak ücretsizdir ve yalnızca saniyeler alır. hemen üye olun:

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın