melih pekdemir

dystopia dystopia
kendisi şu anda mersinde oturmaktadır. dev-yol'un tepesindeki isimlerden biridir. zamanında bir eylem yapan üniversite gençlerinin kendi kitabını(bkz: anne bak kral çıplak) eylem sırasında kullanmasından çok gururlandığını anlatmıştı. bunun üzerine bu kitabı sizin yaşınızdaki gençlere sosyalizmi tanıtmak için yazdım diye de eklemişti.
zapotaj zapotaj
"meğer yaptığım alıntıları kimse söylememiş, hepsini ben uydurmuşum kuralsızlığın hikayeleri" adlı kitabında şöyle demiştir:

"ancak kısacık ve küçücük mutlulukları olabilir sıradan ve sahici insanların, bunu farketmezler bile ve bunu yalnızca şairler farkedebilir belki. kısacık ve küçücük mutlulukları, sıradan ve sahici insanların, ancak şiire dökülebilir, şiir olabilir, başka türlü anlatılamaz. kısacık ve küçücük mutlulukları, sıradan ve sahici insanların, ömre bedel olur. bu bedeli hiçbir sıradışı varsıl ödeyemez; parası pulu yetmez. upuzun ve kocaman ve umutsuz mutlulukları yetmez, zira herşeyleri olan varsılların, umuda ihtiyaçları yoktur. öyleyse herşeyleri vardır varsılların yalnızca umutları yoktur. oysa hiç bir şeyleri yoktur sıradan ve sahici insanların, ancak kısacık ve küçücük mutlulukları olabilir ve upuzun ve kocaman umutları. bunu ancak feylezoflar bilir. sakallı marx buna devrim demiştir. sıradan ve sahici milyonlarca insan, bunu farkettikleri zaman, umutları devinir, devrim olur"
ontheroad ontheroad
"devrimci gençlere “faşist” yaftası takanlara, önce sureti haktan görünerek “onları dövmeyeceğiz, onları dövenleri alkışlamayacağız” deyip ardından “genç faşizmin saldırgan şiddetinin toplumun doğal ve alışılmış parçası haline gelmesinden” bahis açanlara ve utanmazca bu gençlerin “kaba kuvvete başvurduğu” iftirasını atıp hedef haline getirenlere de bir çift sözüm var:

evet, yukarıdaki gibi lafları eden ahmet altan gibi pespaye kalemler: safınız zaten belli, mümtaz’er türkönelerle, burhan kuzularla birliktesiniz. fikir mücadelesini de “lise münazarası” diye yutturmaya kalkışmaktasınız. polis copundaki faşist şiddet ile “yuh” anlamına gelen yumurta, boya filan atma eylemini aynı şiddet kategorisine koyuyorsunuz. yani “hep biz konuşalım ve alkışlanalım, konuşurken kimse yuhalamasın” istiyorsunuz.

yuh size!

şimdi şu yaşımda olmak değil de...

şimdi devgenç yaşımda olmak vardı anasını satayım..."

demiş yazar abi. iyi abi.
ontheroad ontheroad
04 temmuz 2011 tarihli birgün gazetesindeki yazısından bir parça.


'netice itibarıyla ideolojik kategoride, seçimler sayesinde yüzde 50 bir "rıza" oluşturmuş haldeler. elbette bu denklemin diğer tarafı da yüzde 50 "arıza" demektir.

peki, bu arızayı en fazla kimler çıkarır? elbette öncelikle kürtler, sonra güçleri ölçüsünde devrimciler, sosyalistler... şimdi bütün manevralar öncelikle kürtlerin devrimcileşmesini, solculaşmasını önlemek üzere yapılıyor. cengiz çandar raporu bu gözle de okunmalı. kürt meselesine kapitalizmin ve bölgenin rasyonelleri doğrultusunda bir "çözüm"; elbette bulunabilir. yeter ki kürtler de komünist olmasın! hopa;dakilerden filan uzak dursun. ya olurlarsa?

işte bunun cevabı geçenlerde cemaat kanalının hani şu her şeyi önceden bilen dizisi var ya, orada verilmişti. dizide cemaatin polis içindeki şeflerinden birisi şöyle diyordu: inançsız ve imansızların kanı da, canı da, malı da müslüman'a helaldir! (paranoyak olmak için sebep çok: tahliye edilen hizbullahçı tetikçiler firarda; işbaşındakiler elini kirletmeden, yeni faili meçhuller furyası kapıda! vay canına!)

en son taraf gazetesinde mehmet baransu çok anlamlı bir kollama, şey tehdit savurmuştu: başbakan gibi helalleşmeyeceğiz, hesap so-ra-cağız demişti, heceleyerek.

bu durumda, bizim gibilerin paradoksu şurada yatıyor: halimize şükredelim, yani şimdi afganistan'da ya da suudi arabistan'da filan sosyalist olmak da vardı. lakin devrimci halına ve halkına şükretmez ki! akp en az beş yıl daha başımızdaysa, hatırı sayılır bir kitle tabanı varsa, demek ki, ancak inatçı olan, direnen, ayakta kalan ve bu arada güç biriktiren, iğneyle kuyu kazmak demeyip kendisini ifade etmek için her fırsatı değerlendiren ve her fırsatta, her düzeyde örgütlenmeyi sürdüren kazanacak! yani bu işleri yapmakta 'yine' geç kalan kesin kaybedecek... ben demiyorum, karşıtların birliği yasası diyalektik böyle diyor. diyalektik, "arıza çıkarmaya devam" diyor.'