memleket

1 /
denizabeth denizabeth
bu aralar sık sık andığım karadenizimin bir ili.

bir de köyümüz var bizim. merkezde oturuyor ananemler ama köyümüz bağımız bahçemiz de var. elma, armut, kiraz, vişne, dut ağaçlarımız.. 16-17 yaşına kadar merkezden köye gitmeyi istemezdim hiç. 'istanbul'da doğdum büyüdüm orada yürümeyi bile beceremem' triplerinden sıyrıldığım an anladım büyüdüğümü.

annem hep derdi lan: ''memleket bu, değerini bil seneler sonra çok ararsın, çok gelmek istersin de imkânın olmaz. bizim zorla getirdiğimiz şu bataklık yerlere gelmek için can atarsın ama hayat koşuşturmacasında olursun'' ah anne ulan bi kez de haksız çık, bi kez de annem demişti demeyim!

velhasıl başka bir şey memleket. yeniden dönsem 10 yaşıma, o ağaçtan o ağaca atlasam. geceleri dere kenarında 'burda cin var mı acaba lan?' diye tırssam. ananemin hikayeleriyle uykuya dalsam.

tek derdim sadece trt 1 i gösteren karıncalı köy televizyonu olsa...
bandh bandh
özlenmemesi imkansız olan yer. rol yapmadan kendin gibi olduğun, en ufak ayrıntılarını bile bildiğin, insanı geçmişe ve güzelliğe iten, nostaljik, huzurlu ve samimi mekan.
dissident dissident
istenendir. cahit sıtkı tarancı "memleket isterim" demiş. sözleri de yazalım tam olsun.

memleket isterim
gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

memleket isterim
ne başta dert ne gönülde hasret olsun;
kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

memleket isterim
ne zengin fakir ne sen ben farkı olsun;
kış günü herkesin evi barkı olsun.

memleket isterim
yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
olursa bir şikayet ölümden olsun.
peynir gemisinin kaptanı peynir gemisinin kaptanı
doğuda çalıştığımı geçen girilerde de belirtmiştim daha önceleri. doğunun bazı yerleri çok garip, giden bilir. mesela en yakın yerleşim birimine kilometrelerce uzakta bir mezraa, veya kışın -3 derecenin üzerine neredeyse hiç çıkmayan bir yerleşim birimi oluyor. ama oradaki insanlar memleketim diyor başka birşey demiyor yine de. belki gurbette oluyor şartlardan dolayı ama yine memeleket hep seviliyor.

insan memleketini niye sever peki? bence özüne döndüğünden. topraktan yaratılan insan yaratıldığı toprağına dönünce farbrika ayarlarına geri dönüyor, sıfırlanıyor, huzur buluyor. aynı şekilde kimi insanları hayatımızda hiç görmememize rağmen sanki daha önce kendisini tanıyormuş gibi severiz. rivayet odur ki bu kişilerle alem i ervahta daha önce görüştüğümüzdendir bu.

benzer şekilde eski dostlar da insanı kendine döndürür. zaten dost odur ki kişi yolundan sapmaya meylettiğinde onu alır tekrar yoluna sokar.

konu dağıldı biliyorum ama az önce arkasından dualar okuduğum dostlarımın anısına bugün bu yazıyı yazmak istedim. allah insana allah'a yaklaştıran dostlardan nasip etsin.
3400 3400
memleket, genel anlamda. aslında vatan.

evlatlara ne anlatmalıyım bu yaşımda diye düşünüyorum. duygusu olabilir ama sapına kadar gerçekçi olmalı. tarih kitaplarını okuyarak ve gezinerek geliyorum. satır satır gezdiğim yerler var. ordu, samsun, diyarbakır, urfa, manisa, izmir, ankara, çankırı. misal çankırı'nın ovacık, çerkeşi, onlarında ötesinde bir vadinin ağzında kurulmuş, 14 haneli bir koyüne kadar. balıkesir'in ùcralarına kadar, kütahya misal. sakarya, afyon. muğla zaten satır satır. ormanlarına kadar inceden girdim.bir kaza geçirmiş, yoldan arabayla uçuruma düşmüş kanlar icinde bir evladı kurtardım, ben olmasan o yollarda motosikletimde o evladın sesini duyan olmazdı, o kadar yani, mumculara filan girmişliğim var. dağlarına ovalara. trakya, keşan, saroz körfezi. dikili, bademli, ayvalık. aydın. düzce. çok yer.

bir kere, güzel insanların memleketidir burası. köylerine git, mutlaka bağrına basarlar. toroslarına git, yemeğine ortak ederler. bir de cesurdurlar. sofralarında bir çay demler sana, yer sofrasında kuruya kaşık sallarsın. dunyanın hiçbir yerinde bu muamele yoktur. böyle saflık yoktur. ama bir yanlışında çizerler. onlara yalan söyleme sakın. okumamış olanlar, nazımın dediği gibi, kendiliğinden bilenlerdir. bu söylediklerimi bir yere not edin, asla abartı değildir. anadolu, halen saf ve bakirdir, aslında. bakma onların kamyonetlerinin asortik olduğuna. kireç badanalı evlerin, yer sofralarının ınsanlarıdır onlar. somunu bölerler.

bu memleketin bir tahammül edemediği aslında yalan dolandır. onları kandıran zübüklerdir. bir türlü hep inanmak isterler. töreleri vardır. saf. inançları vardır temiz. siyaseten kandırılmışları vardır, bir türlü kabul etmek istemezler misal, aslında nedeni, insanı sevmemek durumuna bir türlü düşmek istemezler. bundan hep uzak dururlar. tereddütleri bundandır.

bir gerçekte şudur, geri bıraktırılmışlardır. eğitimleri bundan düşüktür. aslında çalışkandırlar. çalışmayı sevmeyenleri vardır.

ne yaparsanız yapın ama sevin. bu toprakların ınsanlarını sevin. vaktiniz oldukça onlara misafir olmayın onlarla olun.

bu vatanı sevin, neden mi? şu anda daha doğmamış olanlar bile, bu topraklara, bu sulara, bu ormanlara doğacaklar. havasına doğacaklar. akarsularına.

asla ve kat'a bu vatana alçakları uğratmayın sakın. kimin alçak kimin değil, kimin satılık kimin değil, kimin yalancı kimin değil olduğunu yine sizlere anlatacak olan yine bu topraklardır. gözlere bakın, içi gülenlere bakın. hayatta sadece hesabını verebilenlere inanın.

çam kokularına koşun hep. denizlere koşun. dağlara. bereketli topraklara. bilin ki, bir kısrak başı olan bu vatan, ecdadımızdır.

bir not buldum 1860 tarihli, eski türkçe yazılmış. okutturdum. önemli idi belli. yaldızlı yazılmış, çerçeve içinde.


oğul diye başlıyor. bu topraklara biz tutunduk, horasan'dan geleli. bastık aldık. birleştirmede bereket bulduk, bölmekte nifak. sularını sevdik, toprağını, havasını sevdik, insan ki toprağına benzer, biz burayı sevdik, buraya benzedik. dirlik olsun istedik. birlik istedik. toroslara konduk, göçer iken. akdenizi gördük. bundan ötürü. burada kalmaz isek, maveraünnehirden geldik. bozkırlara döneriz olmaz. denizden geldik, denizlere gideriz. bundan ötürü. sözünün eri ol oğul, adamın hası budur. kimseye eğilme, kula kulluk olmak değil. bir söz için öl, dönme. dönmek olmak değil. toprak atandır, vazgeçmek değil.


söylemek istediğim budur. bundan ötürü.
1 /