memleket hasreti

miçemez miçemez
söz ve müziği ahmet kaya ya ait olan şarkı .ölmünden sonra ilk çıkan albümü hoşçakalın gözüm de yer almaktadır .

giderim buralardan
giderim bir gece vakti
umurunda olmaz bilirim
ya beni sararsa
memleket hasreti

bağırsan duyamam ki
istanbul'da değilim ki
çağırsan gelemem ki
varna'da değilim ki
uzaklardayım
ben bende değilim ki
ya beni sararsa
memleket hasreti
i am spartacus i am spartacus
bu sabah uyanınca ağzıma dolanan ahmet kaya şarkısı. öyle dramatik bir şekilde de memleket hasreti falan çektiğim yoktur. doğma büyüme istanbuldayım. baba rizeli anne diyarbakırlı. ikisini de gidip görmedim. hiç merakta etmedim aslına bakarsan. ama bu şarkı bana nedense böyle memleket hasreti çekmem gerekiyormuş gibi hissettiriyor. ahmet kaya memleket hasretini ölümüne kadar çeken biridir. allah nasip ederse eylülde gidicem mezarına ve çok sevdiğim bir arkadaşımın verdiği akılla memleket toprağı dökücem mezarına. bu şarkıların gözünü seveyim yeter ki. bütün gençliğimi beraber geçirdiğim adama yapılan küçük bir jest olur gerçekleştirebilirsem. belki onun "memleket hasreti"ne küçük bir ilaç olur şuan olduğu yerde biraz rahat eder.
nando nando
ataerkil babanın bok yemesi. şayet babam iki ay daha sabretseydi şimdi alman vatandaşı ve orada yaşayan biri olabilirdim beni türkiye gibi akpnin tekelinde olan sikik bir ülkeye getirdiği için kendinden utanmalı.
genzo wakabayashi genzo wakabayashi
karaköy elektrikçiler sokağında handaki bir abi anlatıyor:

- sene 82-83 falandı. yine bu dükkanın önünde oturuyorum. içeri temiz, iyi giyimli bir adam geldi. selamın aleyküm, aleykümselam. ufak bi muhabbetten sonra handa erzincanlı biri olup olmadığını sordu. hanın hademesi vardı feramis diye, erzincanlı. onun adını verdim. sağolasın deyip gitti. merak da etmedim değil hani. sonradan aklıma düştü feramis'i çağırdım sordum, neymiş adamın derdi diye. adam amerika'dan geliyormuş. orada yaşıyormuş ailesi vs. erzincanlılarmış. adam ailesiyle amerika'ya gittikten sonra babası vefat ettiği için annesini de almış yanına. gel zaman git zaman seneler geçmiş annesinin gözleri kör olmuş. varmış 70-80 yaşına. köyünden, erzincan'dan çıkalı olmuş 30-40 sene. oğlu bir iş-ziyaret için türkiye'ye gelecekmiş. sormuş ''ana bir isteğin, dileğin var mı benden?'' diye. ''tuz'' demiş kadın. ''ölmeden kemah'ımın tuzunu bul getir bana'' demiş. adam'da o yüzden erzincanlı birini arıyormuş ki kemahtan tuz getirtsin diye, amerikaya götürecek...

bu hikayeyi üzerinden 10 sene geçmesine rağmen unutmadım, unutamadım. varın anlamını da siz çıkarın işte.

tanım: kimi zaman okyanusları aşıp da tadı insanın damağında duran, senelerce gözünde tüten tuzdur. tuz deriz ya işte tatsız, renksiz bir şey...