mendilimde kan sesleri

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR
1
madbrother
"ahmet abi, güzelim, bir mendil niye kanar
diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
mendilimde kan sesleri."

uzaktan uzağa çınlanır gök, sevenleri hapseder içine...
hayat akıyor, zaman akıyor, insan akıyor, kahrolası sesim bile akıyor. bir tren istasyonunda yaşamı arayamıyoruz, bir otobüs yolculuğunda bulamıyoruz hayatın anlamını. felsefe politika, din, anne, baba, arkadaş, dost, hiçbiri merhem olamıyor ruhumuza...
yıllar öncesinin hayallerini kurarken, nedense tek bulabildiğimiz kendimiziz aslında. en sevdiğimiz bile açıp bakamıyor içimize, büyüyen çocukları hiçbirimiz anlayamıyoruz. binlerce insan ölürken, kimileri şişko boğazlarından geçirirken insan artıklarını, kargalar gözlerini oyuyor siyahların. beyazlar eğlenirken, sarı sahillerde, esmerler çalışırken bok içinde, yıldızlar parlarken geceleri, bir yoldaş bile bulamıyoruz, ahmet abi gibi...
gülemiyoruz bir halkın güldüğü gibi ve gökzüyüzüne dayayamıyoruz dirseğimizi...

kısacası, bir şiir bile yazamıyoruz zamana, umutsuzluğumu haykıramıyoruz insanlara. mesela ağlayamıyoruz bile deli gibi. ahmet abi gibi, sevemiyoruz insanları, yaşadığımız yeri, suyumuzu, ruhumuzu, topraklarımızı...
kardeş kavgasına benzemiyor bu, varolma amacınız, birilerinin ezmek haline geliyor, fikirler hepimizi kör ediyor, şarkılarımız bile düşmanlık kokuyor, bencillik kaplıyor bedenlerimizi...

bir tutsak ağaç gibi yanlış yerde büyüyoruz, çöllerde yanmak varken, ormanlarda kaybolup hırsımızı tatmin ediyoruz.
hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse...

"her yere yetişilir
hiçbir şeye geç kalınmaz ama
çocuğum bağışla
ahmet abi sen de bağışla"
kaldırımmühendisi
"her yere yetişilir
hiçbir şeye geç kalınmaz ama..."

"boynu bükük duruyorsam eğer
içimden öyle geldiği için değil
ama hiç değil..."

okudukça insanı garip eden şiirlerden, ama okunası tekrar tekrar okunası bir şiir...
morumtrak
mendilimde kan sesleri
pıt...pıt...pıt...

dudağımdan damlıyor kimi
kelimeler kan(at)ıyor dilim(i),
çok düşünmüşümdür, bundan mıdır dudakların rengi
en kanayası yer midir dudak bedendeki.

alışmamış damak kolay kanar denir hani,
fırçalanmalı sürekli,
halbuki kelimelere alışamıyor dudaklar
onlardan arınmak kanatıyor sürekli be(de)nimin içini.

gözlerimden damlıyor kimi
en çok da unutmaya içtiğim (s)anma geceleri
hani kanlanır ya gözler
işte o kanlar tek kalınca güçlenir, bedenleşir, sesleşirler,
mendilimde kan sesleri
pıt...pıt...pıt...
ne kadar uğraşsam da içime çığlıklıklarımdan daha çabuk erişirler.

gözümde kanlar
hani yeşiline karasına dokunamazlar da bir tek beyazını kaplarlar
kanlar zaten hep en temizleri boyarlar.
gözümde kanlar,
şarabımdan değil benden-senden damlalar
şarap anca seni getirir de ben kanayacağını anlar.

(yan)aklarımdan damlıyor kimi
hani jilet kesiği gibi
önce hissetmiyorum
sonra tatlı bir yanma
ardından uzun, derin bir acı,
anlayacağın onlar keskin öpüşlerin kanları.

mendilimde kan sesleri
pıt...pıt...pıt...
tam sıkıştırılamamış bir musluk gibi,
aman ha denemeyin sıkmayı
bir anda fışkırıp kan yapabilir temiz elbiselerinizi.
mor kulaklı mavi kurbağa
bu şiir adıyla beni benden alır. onu söylemeden geçemeyeceğim. mendil; çağrıştırdığı hüzün, gözyaşı. oyalı, beyaz. az biraz sandık kokar. kan; kırmızı, acı. ses; kan, mendil. mendile damlayan kanın sesi? sonunda onu duyarım ben.

izmir özgün dersane'nin türkçe dersi kadrosunda bölüm başkanlığı yapan efsane bir isim vardır: ahmet voyvoda. bu şiiri ilk defa ağzı süt kokan bir lise öğrencisiyken kendisinden duymuş idim. geçenlerde bir şey oldu, "ah güzel ahmet abim benim, insan yaşadığı yere benzer" dizeleri voyvoda'nın sesiyle çınladı kulağımda. "vay anasını, kaç yıl olmuş" dedim. şiire değil de, geçen zamana üzülüverdim. hoş, şiirde bile demiş ya "gelmiyor içimden hüzünlenmek bile/gelse de /öyle sürekli değil /bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün / o kadar çabuk / o kadar kısa / işte o kadar"

işte o kadar be ahmet abi.
alexander supertramp
kopi peys tapıyorum, bir edip cansever şiiri;

"...
her yere yetişilir
hiç bir şeye geç kalınmaz
çocuğum beni bağışla
ahmet abi sen de bagışla...

boynu bükük duruyorsam eğer
içimden böyle geldiği için değil
ama hiç değil
ah güzel ahmet abim benim
insan yaşadığı yere benzer
o yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
suyunda yüzen balığa
topragını iten çiceğe
dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine
konya'nın beyaz
antebin kırmızı düzlüğüne benzer
göğüne benzer ki gözyaşları mavidir
denizine benzer ki dalgalıdır bakışları
evlerine, sokaklarina, kosebaslarina
öylesine benzer ki
ve avlularina

(bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi)

ve sözlerine

(yani bir cep aynası alım-satımına belki)

ve bir gün birinin bir adres sormasına benzer
sorarken sorarken üzünçlü bir ev görüntüsüne
camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına
öyle bir cigara yakımına, birinin gazoz açmasına
minibüslerine, gecekondularına
hasretine, yalanına benzer

anısı işsizliktir
acısı bilincidir
bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan
gülemiyorsun ya, gülmek
bir halk gülüyorsa gülmektir

ne kadar benziyoruz türkiye'ye ahmet abi...
bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden
dirseğin iskemleye dayalı

-- bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben --

cigara paketinde yazılar resimler
resimler: cezaevleri
resimler: özlem
resimler: eskiden beri

ve bir kaşın yukarı kalkık
sevmen acele
dostluğun cabuk
bakıyorum da şimdi
o kadeh bir küfür gibi duruyor elinde...

ve zaman dediğimiz nedir ki ahmet abi
biz eskiden seninle
istasyonları dolaşırdık bir bir
o zamanlar malatya kokardı istasyonlar
nazilli kokardı

ve yağmurdan ıslandıkça edirne postası
kil gibi ince istanbul yağmurunun altında
esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen

kadının ütülü patiskalardan bir teni
upuzun boynu
kirpikleri
ve sana ahmet abi
uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki
sofranı kurardı
elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı
cezaevlerine düşsen cigaranı getirirdi
cocuklar doğururdu

ve o çocukların dünyayı düzeletecek ellerini işlerdi bir dantel gibi
o çocuklar büyüyecek
o çocuklar büyüyecek
o çocuklar...

bilmezlikten gelme ahmet abi
umudu dürt
umutsuzlugu yatıştır
diyeceğim şu ki
yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler
oysa o kadar kullanışlı ki şimdi
hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse
çocuklar, kadınlar, erkekler
trenler tıklım tıklım
trenler cepheye giden trenler gibi
işçiler
almanya yolcusu işçiler
kadınlar
kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi
ellerinde bavullar, fileler
kolonyalar, su şiseleri, paketler
onlar ki, hepsi
bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler
ah güzel ahmet abim benim
gördün mü bak
dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
ve dağılmış pazar yerlerine memleket
gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
gelse de
öyle sürekli degil
bir caz müziği gibi gelip geciyor hüzün
o kadar çabuk
o kadar kısa
işte o kadar...

ahmet abi, güzelim, bir mendil niye kanar
diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar

mendilimde kan sesleri...

..."

<<
kadının ütülü patiskalardan bir teni
upuzun boynu
kirpikleri
>>

(bkz: amadeo modigliani)
goethe nietzsche şemsiyeler girdi de sesim çıkmadı
bir "en" söylemek çok zor oluyor konu edip cansever olunca fakat sanıyorum ki en etkili şiiridir bu kendisinin. öyledir ki insan sevgisini en güzel şekilde bize sunmuştur çünkü gülemiyoruz ya, gülmek bir halk gülüyorsa gülmektir.

gurbete giden işçilere bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler demiştir , ahmet abi'ye sevmesinin acele dostluğunun çabuk olduğunu söylemiştir, söylemiştir ki o ahmet abi'siyle istasyonları dolaşmış çiseleyen yağmurun altında yürümüşlerdir.

peki bilir mi ki o hayatın bir küfür gibi elimizde durduğunu?
ayşegevrek
diş değil, tırnak değil
söze ezginin günlüğü girer; kırgınım, saçılmış bir nar gibi.
diş değil tırnak değil; o halde nar.
dürtme, üzerimde beyaz gömlek var, mendilimde ne var?
her yere yetişilir, hiçbir yere geç kalınmaz
söze murphy girer; ne kadar gereksiz yer varsa yetiş, gidemediğine hep geç kal. ( burada üzgün surat :/ ve bir yara var, yaranın imgesi yok klavyede)
ama diş değil tırnak değil; yine de niye kanar
ömrümü çürüttün retorik.
1
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın