menekşe

1 /
subuo subuo
küçük bir saksıda büyütülesi, tüylü yaprakları olan, güneşi sevmeyen, ılık ortamda bulunması, iki günde bir sulanması gereken çiçek..moru daha bir makbuldur..
erc erc
halkalıya giden banliyö trenlerinin floryadan sonra uğradıkları, marmara deniziyle küçükçekmece gölünün birleştiği yerdeki semtimiz. belediyenin bu yıl halka açtığı plajının yanısıra, balıkçılar ve lokanta - gazino tarzı içkili mekanlarıyla bir kumkapı profili çizmektedir. göl ile denizin birleştiği ince, etrafı yeşilliklerle çevrili, ve hafif balçıklı suyu olan bir boğaz vardır ki bu semtimizde, balıkçı tekneleri için doğal bir sığınma limanı gibidir, doğal bir güzelliktir.
şiirbaz şiirbaz
çocukluğumun en önemli figürlerinden birisidir.

babası çiçekçi olan çocuklar bilirler, doksanlı yılların en çok sevilen bitkisi menekşedir. bu nedenle de aşağı yukarı her evde, envai renkte menekşe yetiştirilirdi. balkonunun bir kısmına toprak döktürüp, orada ufak bir bahçe havası veren bile vardı.

en çok mor menekşeyi severdi teyzeler. bizim dükkana gelir ve menekşe için "stil" alabilir miyim derlerdi. stil olarak bir yaprak alınır ve toprağa dikilirdi. eğer tutarsa, bir yapraktan yeni bir menekşe çıkardı. tabi, çiçek açana kadar beklemek gerekli.

bizim evde 10'a yakın menekşe vardı ve pek çoğunun yaprakları gün be gün azalırdı. zira, komşular hep stil almak için gelirdi bize. sonunda annem dayanamadı ve menekşeleri dükkana gönderdi. o zamandan beridir, kaktüs gibi bambu gibi bitkiler besliyoruz ki komşular dadanmasın...

şimdi menekşenin yerini bambu almıştır bir de. (bkz: bambu) kendimizden başka bir canlıya vakit ayıramadığımızı çok da güzel özetliyor bu değişim. menekşeler her gün su ister, ilgi ister... oysa bambu'lar sadece su ile beslenirler ve evin bir kenarında uzunca bir süre bakılmadan durabilirler.
heidi heidi
baharda çok az bir süreliğine bahçelerde papatya misali çıkardı çocukken, sokaklarda küçük demetler halinde satarlardı hatta, böylesi bir koku kazınmıştır burnuma, böylesi bir renk güzelliği bir de...
marantz marantz
1990 lara kadar çok güzel bir plajı olan villalara inat teneke damlı gecekonduları ,incir ağaçları, patika yolları, küçük bakkalı, köpekleri ,kedileri olan floryadan sonra ki istayonun adıdır, iç göç ve nüfus artışı, ambarlıda bekleyen gemilerin atıkları deniz kirliği derken ibb nin son yıllarda taş yığarak plaj hayatına ebedi son verdiği deniz kenarı, şimdilerde arabasını denize doğru parkedip bira içen otomobillerin uğrak yeri.

çocukluğumun en güzel yazlık mekanıdır çok yakın bir akrabamın ikamet adresidir, çocukken bakırköyden trene binip kaçıp kaçıp gittiğim efsane mekan, incir ağaçlarıyla kapanmış evler asma altı çardaklar tren düdükleriyle şenlenirdi ortalık. yolum düşmesede hala oradan geçer sırtlarından denize bakar eski gecekondumuzu görür çocukluğumu hayal eder geçer giderim. istanbulda denizin kokusu sadece o istasyonda tüter burnuma, 80 lerde plajında çekilmiş siyah beyaz fotoğrafım bile vardır
1 /