metastaz

dumrul dumrul
post-fetö döneme dair çok önemli bir kitaptır. iktidardaki haydut sürüsü başımıza fetö dışında ne gibi çoraplar örüyor, işte bunu anlatan bir kitap.

göreceksiniz bu kitabın yazarları hakkında da türlü türlü kampanyalar yapılacak. "yalan söylüyorsunuzzz, dinimize saygı gösterinnn vs vs" diye bağıracaklar. belki yazarları dava edecekler.

ve nihayetinde şu an akp tarafından devlete monte edilen şu veya bu cemaat (terör örgütü) yarın tasfiye edildiğinde de "gandırıldık" demeye devam edecekler. çünkü fetö konusunda gerçekte ne olduğunu hepiniz biliyor olduğunuz halde çoğunuz akp'nin yalanlarını yemiş gibi yapmayı tercih etti.




not: tdk'ya göre metastas değil metastaz doğrudur.


metrodakikemancı metrodakikemancı
bu kelimeyi duyunca tayyip erdoğan'ın kelimeyi ilk öğrendiği günler geliyor aklıma. her konuşmasında aşağı yukarı 100-150 kere yeni kelime öğrenmiş çocukların sürekli tekrarlaması gibi gerekli gereksiz tekrarlıyordu.

"şimdi tabi bunları temizliyoruz ama metastaz yapıyor."
" sabah bi kalktım metastaz olmuş."
" gene bir gün yolda giderken metastaz gördüm"
" inanır mısın bir metastaz yapıyor."
"metastaz demiş miydim?"

şeklinde konuşmalarının muhtelif paragraflarında zikrediyordu.

açıkçası o kullanana kadar da bu kelimeden benim de haberim yoktu, ister istemez metastaz ile tayyip erdoğan özdeşleşti kafamda. hayırlara vesile olsun.
mhe mhe
ergenekon sürecinde ciddi bedeller ödemiş barış'ımızın kitabıdır.
üniversite yıllarını da bilirim, bakmayın kalem erbabı olduğuna iyi de dövüşür. kafasına alüminyum beyzbol sopası yiyip sakat kalmayan çok az insan tanıyorum.

metastaz'ı yoğunluktan ötürü, üstün körü hızlıca bir göz gezdirdim. uğur mumcu'nun "rabıta"sı ve "tarikat-ticaret-siyaset" çalışmalarının güncellenmiş hali.

yolu açık olsun. yan yana yol gidenleri iyi tanımak adına genç arkadaşlara önereceğimiz bir eser olmuş.
dumrul dumrul
mutlaka okunması gereken bir kitaptır. aşağıya sesli kitap bağlantısını koyacağım. 8,5 saat sürüyor. dinlemeyi tercih edebilirsiniz ancak dinlemek ve okumak aynı şey değil. dahası sadece dinlemeyi seçseniz bile kitabı edinin.

desteğinizi ve onayınızı göstermenin bir yolu olarak yapın bunu. yapın ki yayıncılar taze suya tirit boş işler basmaktansa gerçekleri anlatan, iyi çalışılmış eserleri yayımlamaya yönelebilsinler.

iktidar nasıl ki vasatı ve vasıfsızı ödüllendirip nitelikli olanı aşağı çekiyor, tecrit ediyor ve cezalandırıyorsa siz tam tersini yapın. niteliksiz şeyleri ödüllendirmeyin. nitelikli olanları cesaretlendirin. bu çok çok önemli. basım yayım işlerini az çok bilen biri olarak söylüyorum. yazar çizerler aç kalmamak için sabun köpüğü işler yapmak zorunda bırakılıyorlar. çünkü toplum (yani sen - ben) bunlara prim veriyor. bunlara yöneliyor. bu kitap internette 17 lira. iki bira parası. 1,5 paket sigara parası... adamlar aylarca kafa patlatmış, belge taramış. kaleme almak işin en kolay kısmı. siz de iki bira az için. şu emeği ödüllendirin.

bunları okumak, kavramak ve yaymak, mesela sandığa gidip vereceğiniz oydan çok daha büyük bir görevdir. ülkeye de sizin hayatınıza da daha çok katkı sağlayacak.


gulhane parkindaki ceviz agaci gulhane parkindaki ceviz agaci
kitabın yarısına henüz gelmedim ama şimdiden bir kamyon küfür etmişimdir.

yazılanlar çok sürpriz değil. bunun böyle olacağına dair şüpheleri barındıran çok kitap yazılmıştı geçmişte. (zaten neyin ne olacağı da belliydi. bundan sonra ne olacağı da belli) islamcıların örgütlenmesinin türkiye'yi nerelere sürükleyeceği konusunda. bu kitabı öncüllerinden ayıransa adında saklı zaten. metastaz.

bunu iki şekilde kullanmışlar. biri, fethullahçıların kendilerini diğer cemaatlere bulaştırması. diğeri ve daha önemlisi, türkiye'nin kanserinin, yani islamcılığın artık metastaz boyutuna ulaşması. yani, daha da açıkçası, cenazede giyeceğimiz şık elbiselerin siparişini şimdiden vermeliyiz. zira hastanın ölmesi kesin.
nils holgersson nils holgersson
yarısına geldim diyebilirim okuduklarım beni çok şaşırtmadı. tarikatların, kravatlı haydutların ülkeyi resmen kucağa aldığını farklı örneklerle okumak düşüncelerimde haklı olduğunu anlamama yardımcı olmasıyla birlikte yaşadığım coğrafyaya bol bol lanet okumama neden oldu.

i̇çinde bulunduğum koşulları daha iyi anlamama yardımcı olması açısından bu kitabı okuma kararı verdiğime memnun olduğumu dile getirmek isterim.
dumrul dumrul
fetö v2 0'ı anlatan kitaptır. yazarlarının libya bahanesiyle tutuklanmasının arkasında da bu kitap var elbette. herkesin çok iyi bildiği gibi fetö'nün savcı ve hakimleri de "sen bizim cemaate laf çaktın aga" diye kimseyi tutuklamadı. herkese bambaşka suçlamalar yöneltiyorlardı.

yaşanan onca şeyden sonra insan bekliyor ki birileri biraz ders almış olsun. yani en azından pişmiş kelle gibi bu teröristlerle birlikte pozlar vermesinler.

ama mesela sözde genel kurmay başkanı (özde olanı bildiğiniz gibi akp hükümetinde "savunma" bakanı) ayasofya'yı müze yapan kişinin lanetlendiği sıralarda bu teröristlerle poz vermekten çekinmiyor.

çok karmaşık bir durum yok. sen beni devlet içine yerleştirsen ben devletin kendi özgün hiyerarşisini takar mıyım takmaz mıyım? başka bir takım bağlantılar içinde hareket eder miyim etmez miyim? herhangi bir cemaat mensubu, mesela orduda üstü olarak komutanını mı görür yoksa cemaatteki abisini, şeyhini, gavsını mı? bazı şeyleri bilmek için müneccim boku yemeye gerek yok değil mi?

hadi tayyip "kandırıldım, allah ve milletimiz affetsin" deyip yine postu kurtarır. o vakit sen ne yapacaksın yaşar?

---- spoiler -----

genelkurmay başkanı yaşar güler ve nur cemaati liderlerinden hüsnü bayramoğlu ayasofya'daki cuma namazı sonrası böyle poz verdiler.

twitter.com