meursault

1 /
mistir loba loba mistir loba loba
yabancıdır.herkese her şeye karşı yabancıdır.kendine bile yabancıdır.

---------spoiler----------

o kadar yabancıdır ki annesinin cesedinin yanında morg görevlisi ile birlikte içki içip sohbet etmiştir.

---------spoiler----------
aytok aytok
"anam ölmüş bugün. belki de dün, bilmiyorum"

camus'un kendi sorduğu meşhur "insan nasıl olur da hayatın bu denli saçmalığına rağmen intihar etmez" sorusuna cevap vermek için yazdığı yabancı romanının kahramanı. fakat kendisi için hiçbir şeyin önemi olmayan, (anenesinin ölümü, birini hiçbir sebep yokken öldürmek gibi...) idama bile mahkum olmasına "farketmez" (hepsi bir) diyen meursault idamı yaklaşırken yaşama bağlanır. ve böylece camus meursault üzerinden bilinen varoluşçu teze yani "hayat saçmadır fakat ölüm onu anlamlı kılarak insanı saçma olanı yaşamaya mahkum eder"e bağlanır.
günah duygusu gibi bir şey günah duygusu gibi bir şey
yazgı'nın musa'sından farklıdır, meursault idama mahkum edildikten sonra, koğuşunda gökyüzünü izlerken ölümü istemediğini bir iç monolog şeklinde anlatır; musa içinse müebbet yemek, idam edilmek yahut özgür olmak birbirinden farksız olan şeylerdir. ikisi de hiç bir şeyi sikine takmaz ama musa daha bir umursamaz daha bir karizmadır sanki, meursault'dan uyarlanan bir karakter olmasına rağmen.

tabi roman ve sinemanın eşit şartlarda karşılaştırılamayacağının üstüne bir de zeki demirkubuz ve albert camu'nün nihilizm anlayışlarındaki ufak farkları eklememe rağmen yine de musa'yı daha nihilist buluyorum.
tembel tembel
biraz daha entelektüel olsa ve kendi içine bakmaya biraz daha hevesli, çalışmak için okulu bırakmak yerine tıp tahsil etmiş olsa, cezayir'de bir hücre yerine oran'da şehir surları içinde kısılmış olsa, pekala gerçek bir kahraman, bir bernard rieux olabilirdi.

yapma ideallere olan ilgisizliği, hazır normlara olan uyumsuzluğu, gözüyle görüp eliyle tutabildiğine, yaşama olan bağlılığıyla, modern insanın her türlü gereksiz ve riyakarca çıkıntısını ustaca törpülemiş bir karakterdir. onun yabancılığını bir nevi nihilizm gibi görme hatasına düşmemek gerekir. fıldır fıldır etrafını inceleyen nesnel gözüyle, yok olma durumunda kalıncaya kadar bunları araştırma zahmetine girmemiş de olsa, belli değer yargılarıyla yaşayan, eğilip bükülmez bir karakter.

dört sorudan üçüne "farketmez" diye yanıt verişi umursamazlıktan çok bu hayatta sorulagelen soruların genel yanlışlığından kaynaklanır.
spacetusubozulanadamındramı spacetusubozulanadamındramı
sanıldığı kadar yaşama sevincine "donuk" gözlerle bakan biri değildir,
en azından kendisi gibi büyük karakter raskolnikov'u ortak noktada
buluşturan detayı gözönüne alırsak;
ikisi de ölümle "karşılaşan" birinin,o anın hemen ertesinde,hatta,
daha olayın içinden başlayarak yaşam "sevincini" duymaya başlayacağını..
bunun böyle olması gerektiğini biliyorlardı.
spacetusubozulanadamındramı spacetusubozulanadamındramı
camus, yarattığı karakteri böyle anlatıyor:

"kitabımdaki başkahraman hüküm giymiştir; çünkü o oyunu oynamamaktadır... (o) yalan söylemeyi reddeder... (ve) bu nedenle de "yabancı"yı kahramanlık yapmadan doğrular için ölmeyi kabul eden bir adamın hikayesi olarak okumak yanlış olmayacaktır. ayrıca, gene paradoksal olarak karakterimde hak ettiğimiz tek mesih'i çizmeye çalıştığımı söyleyebilirim"
1 /