mhp

7 /
anabacı vokke anabacı vokke
o kadar da lobi faaliyetinden bihaber olmayan topluluk. mesela genelevden takıldıkları kadını çıkartıp, belli bir miktar para verirler "git kürtlerin eyleminde peğaka teğöğist diye bağır" diye. sonra da kameraya alırlar işte "fransız alman vesaire kadın bizim hainleirmizi diyemediğini diyor" diye. al sana pr çalışması... kim yer tabi? provoke edilmesi umulan kürt kitlesi bile yemez. "bacım sana kaç para veriyolarsa söyle biz daha fazlasını verelim bi sus allasen" bile demezler. o kadar siklenmez yani... ama türkün türke propogandası olarak işlevseldir.

ha bir de yemeyip içmeyip alınan sıfır mercedeslerle kürtler başta olmak üzere çeşitli muhalif grupların avrupa'daki mitinglerine ışid stili girmek de var tabi. bunun neresi propoganda diyebilirsiniz. illa ki arka koltukta hanım ve çocuk olur. insanlar çok doğal olarak hayatlarını kurtarmak için bayrak sopalarıyla arabaya vurmaya başlayınca da teröristler hedonistler hede hödöler terörereler çocuklu türk aileye saldırdı olur. arkadaş arabayla insan ezmekten hoşlanan bir psikopat olabilirsin, bu da insanlık hali yani. anlayabiliyorum, ama sonunda yakalanırsan göstericilerden tertemiz sopa yiyeceğin, belki de insanların öleceği bir yere beşikteki çocuğunu niye getiriyorsun ya? işte beşikten böyle yetiştiriyorlar... o ailenin elinde yetişten çocuktan ne bekliyordun ki sevgili dumrul? türk devleti devlet olsa o çocuğu o ailenin elinden alır zaten. ama hayır, bizde sosyal yönden gelişmiş bireyler değil aha bu şekil psikopatlar yetişmesi isteniyor demek ki... e o çocuk büyünce nice'te sokağa çıksa ne yapacak? neredesiniz orospu çocukları diye ermeni arayacak. bu budur...

bu arada bir meydana toplanıp türkün tezlerini anlatmamalarının da onların suçu olduğunu düşünmüyorum. aksine türkiye'nin tezlerini en güzel bir biçimde temsil ediyorlar. türkiye'de insanlara bu aşılanıyor. 4chan'de karşınsa çıkan ıraklı kürde "ne mutlu türküm diyene de" diyor adam, bunu da gayet olağan görüyor. demezse de öldürmesi gerektiğini düşünüyor, akabinde ve detayında ettiği küfürlerden ve sakinleşmemesinden bunu anlıyorsun. bu ülke insanlara-hatta kimi azınlık bireylere bile- bu nefreti o kadar güzel aşılıyor ki tüm bunları hayatın olağan akışı içinde yapıyorsun. hatta bu akışın dışına çıkmak özel bir çaba gerektiriyor. ki aslında biraz akıllı mantıklı düşünmek yeter ama türkiyeliyseniz yetmiyor işte...

dolayısıyla ben bu arkadaşların sokağa çıkıp, dövecek fransız aramalarına kızmıyorum. onlara beşikten itibaren bu öğretildi. bunu yapıyorlar...

bu arada ermeni meselesinde tüm türk tezlerini yahudilerin icat etmiş olması da bambaşka acıklı bir durum.
dumrul dumrul
terör eylemlerine tam gaz devam eden yapılanma...

bugün üç ayrı saldırıya imza atmışlar.

"ülkü ocakları eski başkanı ve krt'de program yapan afşin hatipoğlu, evine girerken maskeli 3 kişinin saldırısına uğradı."

https://twitter.com/TvCumhuriyet/status/1350075126512033792

"cuma namazına gitmekte olan gelecek partisi genel başkan yardımcısı selçuk özdağ'a ankara'da silahlı ve sopalı saldırı gerçekleşti."




yeniçağ ankara temsilcisi orhan uğuroğlu saldırıya uğradı:


anabacı vokke anabacı vokke
kürt sorunu olmasa kendine 50 yıldır sadık olan yüzde 3'ten fazlasını alamayacak parti. ki onların bile sadakati tartışmalı hale gelebilir o durumda...

aslında 1991'e gelindiğinde mhp de türkeş de bir nostaljiden ibaretti. aynı dönemde illegal sol örgütler bile ufak tefek sahneye çıkmaya başlamıştı ki mhp'de bu umut bile hiç gözükmüyordu. işte orada türkeş'in iyi yaptığı türk solunun çok başarılı olmaadığı, daha doğrusu farkında olmadığı bir faktör girdi devreye... politika.

bu pkk meselesine iyi tutundular. bu memlekette halkın otoriter reflekslerine, "ağam anamın üstünde yakalansa orospuluk anamdadır" damarına ooynarsanız hazır bir kitleniz hep var. hele bir de bunu örtülü ödeneklerle, emniyetten ve bakanlıklardan dostlarınızla yaparsanız... ama gene de türkeş'in politika yaparak bu avantajlarının da üstüne çıktığını görmek gerekiyor. sol'un da karşısında az olan şansını bile politika yapmadığı için kullanamadığını da...

türkeş öncelikle meselenin türkiye gündeminde artan ağırlığını gördü. ilk başarısı burada... diyebilirim ki doğu perinçek'le beraber bu ağırlığı farkeden ilk liderdir. bu ağırlık 1992-93'lerde pkk bir tür ikili iktidar durumu yakaladığında daha da arttı ve azalmış da değil... bu aynı dönem sol örgütlerin büyük çoğunluğunun meseleyi programlarının altında bir yerde kısaca ilkeler düzeyinde geçiştirdiği, eskiden savunanın kafadan "bundcu" ilan edildiği sömürge tezinin de sessiz sedasız kabul edildiği bir dönemdi. bir tane özeleştiri yazısı yazan olmadı ama herkes "sömürge kürdistan", "kahrolsun sömürgecilik" falan demeye başladı. benzer bir hamlık 12 eylül öncesinde karşı devrimci, ajan provokatör olarak nitelenen pkk konusunda da vardı. ne olduysa bu ajan provokatör pkk bi anda "kürt devrimci hareketi" olmuştu! buna dair de kimse oturup ciddi bir açıklama ve çözümleme yapmadı. eh işte bir tek yayınlarında açıkça karşı devrimci tespiti yapmayan devrimci sol gibi gruplar kıvırttı "biz pkk'ye hiç karşı devrimci demedik" diye. ama nafileydi, eskiden pkk'yi tkp'sinden hk'sine herkes karşı devrimci olarak görür; onunla bir düzeyde ilişkisi olan dy ve ksd gibileri ise bunu gizliden gizliye utanırcasına yapardı. ama taban ve kadroları nezdinde de pkk şüpheli olarak mimlenir, uzak durulurdu. zaten bu akımların da pkk ile ilgili karşı devrimci tespiti yapmaması da biraz şeytanı görüp salavat getirmemek içindi. hiç bu sürecin ciddi bir açıklamasını yapmadı baylarımız...

sonuç olarak türkiye solu 90'ların başında hala 70'lerdeki gibi gündeminin alt taraflarında bir yerde bahsediyordu kürt sorunundan. ama kürt sorunu gündemin üst sıralarına çıkıyor ve yakıcılığını arttırıyordu. 94-95'lerde meseleyi başa yazdıklarında ise geç kalmışlardı. siyasette geç kalmak kötüdür. dün "apocu çete" dediğiniz adamları dostane bir dille bile eleştiremez hale getirir sizi... ama türkeş biraz da devlet aklıyla biraz da krizdeki partisine oy devşiren politikacı kurnazlığıyla kürt sorununun yakıcılığını kavradı, daha en baştan başa yazdı. siyaset boşluk kaldırmaz, sol'un bıraktığı boşluğa türkeş çok "yırtık" bir özgüvenle girmişti... oysa cizre'deki bütün askerlerin "sarılık olduğu" 1989 yazında hayat ilk boşluğu türkiye soluna tanımıştı. ama türkiye solu bırakalım bu boşluğu değerlendirmeyi, farkedemedi bile...

türkeş girdiği sahada şunu da iyi gördü, batı'daki kitleler 1975-80 arasının tekrar yaşanmasını istemiyordu. bu yüzden türkeş'in radikal söyleminden korkuyordu. ama 75-80 arası türkie solu ve sağı arasında yaşanan "düşük yoğunluklu savaşın" bir benzerinin "vahşi dıoğu'da" yaşanmasına ses çıkartacağı yoktu. hatta oğlu askere gitmediği sürece de memnundu. öte taraftan hedef tahtasına oturttuğu türkiye solu'nun bir akıl netliğine sahip olmadığını da gördü. öncelikle karşısında ecevit gibi içindeki milliyetçi kemalist ortaya çıkmış sosyal demokratlar da vardı. ha keza çoğu shp'ye oy veren 12 eylül öncesinin anti faşist örgütlerinin kitle ilişkilerinin de kafası karışıktı. 80 öncesi kendilerine ajan ve mit'in kurduğu örgüt olarak anlatılan bir grup şimdi kendilerine bir halkın meşru siyasal temsilcisi olarak anlatılıyordu. buna dair de doyuruvcu bir açıklama yapılmıyordu. genel platformda kürt sorunu marksist çerçevede kabul edilse bile pkk'ye dair hep bir soru işareti vardı. bu da kadrolardaki netliğin kitle içinde kaybolmasına neden oluyordu. ha kaldı ki sen politika yapmıyorsan kadron net olsa kaç yazar...

işte burada türkeş çok esnek bir dönüş yaptı, mhp'nin bir kongresinde nazım'ın "dört nala uzak asya'dan" şiirini okudu. sol'un içindeki milliyetçi damara göz kırptı. tabi bu arada kanal 6 başta olmak üzere müthiş bir imaj çalışması da başladı. 80 öncesinin katil türkeş'i yerine icabında "komonistlere" bile hoşgörüyle bakan noel baba ponçikliğinde bir türkeş imajı inşa edildi. yani ben hatırlıyorum, kanal 6'da sabah akşam türkeş vardı ve sempatik bir ihtiyardı. babam adamı ne zaman görse eli ayağı titrer, küfretmeye başlardı. babamı küfrederken herhalde ilk kez orada gördüm. ben hiç anlam veremezdim.

sonrasında da "sosyalistler bizim şımarık çocuklarımız asıl tehlike bölücülük" diye bu yeni konsepti formüle etti. neyse ki metropollerde "o günler geri gelir" diye afakanlar basan chp'li orta sınıfların yüreğine su serpilmişti, güneydoğu kan gölü olsa ne olurdu! kürt bir kez daha kaderiyle başbaşa bırakılmıştı...

ama bu gene de 2015 sonrasındaki yalnızlık kadar koymadı onu söyleyeyim. köy boşaltmalardan sonra insanların hala türkiye'ye dair umutları körelmemiş ki gücü yeten batı'ya göç etti. ki bir insanın köyünden kalkıp istanbul'a gelmesi daha zordur. ama şehir savaşlarından sonra nusaybin'deki adam mardin'e göç etti. çok şeyi anlatıyor...

işte mhp'yi 1999'da tarihinin en yüksek oyuna yükselten konsept budur. varlığı da esas olarak kürt sorununa bağlıdır. konseptin kızıl elma ayağını oluşturan ulusalcılığı metin feyzioğlu gibi şaklabanlar yırtınsa da halk tabanı nezdinde yitirmişlerdir. ama kürt nefreti ayağı sağlamdır. onu da çektiğinizde yüzde 2-3 bandındadır mhp...
sychtianarch sychtianarch
bu zırtapozlar belediye meclisi oylamaları sırasında akepe ile beraber hareket ediyorlar. ulan dengesiz mahlukatlar, strateji gereği bugün berabersiniz, yarına allah kerim; ne zikime bu yüzsüz hıyarların peşinden gidiyorsunuz? en basiti halk ekmek büfelerinin yaygınlaşmasına ilişkin oylama. bok mu var hakikaten, "hayır" diyorsunuz. mansur yavaş'ından tut, imamoğlu'nda kadar akepeliler kapağı yedikçe yiyor, size ne? koşulsuz bağnas şekilde her hayırlı işe taş koymak tam anlamıyla bok yemektir. diktatörün eli kuvvetli olsu hepinize faşist terörist diye etiketleyip yargısız hapse tıkardı.

reis de geçtiğimiz hafta sözümona bunlara ayar vermeye kalktı, saadet partisi ile görüştü. hayır o size mahkum, siz o'na değilsiniz. s*o'suz denen kripto fetöcü dümbeleği de sokmuşsunuz oraya, yarın birgün başınıza bela olacak. herif bu kafayla eninde sonunda birisini öldürtecek (bu saldırılar kaçıncı oldu artık. kılıçdaroğlu'nun canına kastetmek de dahil), ileride hesabının sorulmayacağını düşünmeyin.

bu devlet işleri çok karışık işler ona buna yancılık ederek kadrolaşanın düşüşü de hızlı oluyor. yarın bir gün memed bahceli nalları dikince (ayakta zor duruyor) partidekiler ne zıkkım yiyecekler? mehepe gibi terör yapılanması da kalmayacak ortalıkta...
7 /